{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/89 - 2025/403<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2023/89 <br>KARAR NO\t: 2025/403<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                            \t    K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 06/10/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/80 E.  -  2022/320 K.<br><br>DAVA KONUSUNU <br>DEVRALAN DAVACI<br>VEKİLLERİ<br>DAVA KONUSUNU <br>DEVREDEN DAVACI<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/10/2022 Tarih ve 2022/80 Esas - 2022/320 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2018/44441, 2018/77761, 2018/77764, 2019/68328 sayılı \"...\", \"...\", \"... ...\", \"...\" ibareli markalarının sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki \"...\" ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2020/169933 kod numarasını alan başvurunun ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa  müvekkilinin “...” markası ile “...” şeklindeki başvurusunun tüketiciler nezdinde karıştırılabilecek düzeyde benzer olduğunu, müvekkilinin ayrıca “... ...”, “...” markalarının da bulunduğunu,  taraf markalarının birbirlerinin serisi gibi görülebilecek düzeyde benzer olduklarını, müvekkilinin özellikle “... ...” markası ile dava konusu markanın neredeyse aynı olduklarını, markaların emtia kapsamlarının aynı olduğunu, davalının markasını kötüniyetle oluşturduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 2022-M-1401 sayılı kararının iptali ile dava konusu 2020/169933 başvuru numaralı \"...\" ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tDiğer davalı cevap vermemiştir.  <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu başvurunun 2020/169933 başvuru numaralı \"...\" ibaresinden oluştuğu, kapsamında 39. Sınıftaki; \"Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri. Tekne barındırma hizmetleri. Boru hattı ile taşıma hizmetleri. Elektrik dağıtım hizmetleri. Su temin hizmetleri. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri. Çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri, atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri.\" hizmetlerin bulunduğu, itiraza dayanak markanın ise 2018/44441, 2018/77761, 2018/77764, 2019/68328 sayılı \"...\", \"...\", \"... ...\", \"...\" ibarelerinden  meydana geldiği ve koruma kapsamında 39. Sınıftaki  mal ve hizmetlerin yer aldığı, başvuru kapsamında yer alan hizmetler ile birebir aynı hizmetleri kapsadıkları, başvuru standart karekterle yazılmış \"...\" ibaresinden oluşurken, itiraza dayanak markanın standart karekterle yazılı \"...\", \"...\", \"... ...\", \"...\" ibarelerinden oluştuğu, davacı yanın \"...+ şekil\" ve \"... ...+ şekil\" şeklindeki markaları ile dava konusu “...” ibaresini ihtiva eden dava konusu markalarda “...” ibaresinin ortak olduğu, hatta davacı yanın 2018/77764 sayılı markasının bütün olarak “...” ve “...” kelimerini taşıdığı,  sözcük ve şekil unsurlarından oluşan markalarda, tüketici algısında sözcük unsurunun daha ön planda olmasının temelinde, tüketicinin, mal veya hizmet ile işaret arasındaki ilişkiyi tanımlarken,  figüratif unsurları açıklamak yerine doğrudan sözcük unsuru ile markayı ifade etme eğilimi yer aldığı, tüketici uyuşmazlık konusu 39. sınıftaki hizmetlerden yararlanırken, yararlandığı dava konusu markayı sadece “...” şeklinde tanımlayacağı, davacı yanın markaları açısından ise tecrübe edilen markaların üçüncü kişilere aktarımının “...” ya da “... ...” şeklinde olacağı, her ne kadar davacı markalarında “...” söz öbeği bir bütün olarak algılanmakta ve bir bütün olarak somut bir anlam ifade etmekte bu anlamında “...” ibaresinin bağımsız olarak sahip olduğu kavramsal karşılıktan uzaklaşmadığı, kaldı ki davacı yanın özellikle \"... ...\" şeklindeki markasında, dava konusu markayı oluşturan “...” ibarelerinin bütün olarak yer alıyor oluşu da gözetildiğinde, taraf markaları arasındaki benzerlik halinin çok daha üst düzeye çıktığı, hal böyleyken dava konusu marka ile davacı yanın 2018/44441 sayılı \"...+ şekil\" ve 2018/77764 sayılı \"...+... markaları arasında iltibas ihtimalinin mevcut olduğu, somut olayda, davalı tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmamakla ve markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına  ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından, davalı şirketin kötü niyetli olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, YİDK'nın 2022-M-1407 sayılı kararının iptaline, 2020/169933 sayılı markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, \"...\" ile başlayan 571 ve içinde \"...\" kelimesi geçen 1581 marka başvurusu veya tescili bulunduğunu, son derece jenerik ve günlük bir kelime olan \"...\" üzerinde hak iddia etmenin Kanun'un özüyle tezat teşkil ettiğini,  iki marka arasında ortak olan \"...\" kelimesi dışında herhangi bir benzerlik de bulunmadığını, davacının ilk bilirkişi raporuna itiraz etmiş olup, ikinci bilirkişi raporuyla istediği sonucu elde etmeye çalıştığını, iki ayrı bilirkişinin verdiği raporların farklılığının da aslında bu konuda kesin bir neticeye varmanın zor olduğunu gösterdiğini ileri sürerek yerel mahkemenin 2022/320 sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br>Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, SMK m. 6/1 hükmü kapsamında ret koşullarının oluşmadığını, benzer unsurun “...” ibaresi olduğunu, markalar arasında başkaca benzerlik bulunmadığını, “...” ibaresinin günlük hayatta sıklıkla kullanılan bir kelime olduğunu, davacı tarafından yaratılmış, fantezi bir ibare olmadığını, ayırt edici niteliğinin doğuştan düşük olduğunu, dava konusu markada “...” ibaresinin kullanıldığını, “...” ibaresine vurgu yapılmadığını, “şekil” eklenmesi ile markaya yeterli ayırt ediciliği katıldığını ve davacı markasından uzaklaşılmış olmasına rağmen Mahkemece davaya konu marka başvurusu ile 2018/44441 sayılı ve 2018/77764 sayılı markaları arasında karıştırılma iltibas ihtimali bulunduğu yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.    <br> <br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamına göre, davalının başvurusunun 2020/169933 numaralı \"...\" ibaresinden oluştuğu, kapsamında 39. Sınıftaki; \"Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri. Tekne barındırma hizmetleri. Boru hattı ile taşıma hizmetleri. Elektrik dağıtım hizmetleri. Su temin hizmetleri. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri. Çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri, atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri.\" hizmetlerin bulunduğu, davacının bu başvuruya itiraz ettiği, itiraza dayanak markanın ise, 2018/44441, 2018/77761, 2018/77764, 2019/68328 sayılı \"...\", \"...\", \"... ...\", \"...\" ibarelerinden  meydana geldiği ve koruma kapsamında 39. Sınıftaki  mal ve hizmetlerin yer aldığı, davacının itirazının reddedildiği, anılan kararın davacıya tebliğ edilmesi üzerine bu davanın açıldığı, mahkemece dava konusu marka ile davacı yanın 2018/44441 sayılı \"...+ şekil\" ve 2018/77764 sayılı \"...+... markaları arasında iltibas ihtimalinin mevcut olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verildiği, iş bu kararın davalılarca istinaf edildiği, buna göre istinaf incelemesine esas taraflar arasındaki uyuşmazlığın, dava konusu marka ile davacı yanın 2018/44441 sayılı \"...+ şekil\" ve 2018/77764 sayılı \"...+... markaları arasında iltibas ihtimalinin mevcut olup olmadığına ilişkin bulunduğu anlaşılmaktadır. <br>\tSomut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Bu durumda önemli olan, halkın işaretler arasında herhangi bir şekilde herhangi bir nedenle bağlantı kurma ihtimali olup, buradaki \"ihtimal\" kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelimedir ve şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ile bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir (Yargıtay HGK, 15/11/2013 Tarih, 2013/11-202, 2013/1587). Diğer taraftan, karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde markanın ayırt edicilik gücünün de dikkate alınması gerekmektedir. Ayırt ediciliği zayıf olan markalar bakımından karıştırılma ihtimalinin mevcudiyeti daha az olacaktır Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul, Eylül 2018, s.247).  <br>\tAçıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davalının başvurusuna konu biçim, renk ve düzenleme tarzı itibariyle özgün niteliği bulunan \"...\" ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet gösterdiği, 2018/44441 sayılı \"...+ şekil\" ve 2018/77764 sayılı \"...+...\" markaları arasında, markaların biçim, renk ve düzenleme tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira dava konusu başvuruda, esas unsurun bir bütün olarak ... ibaresi olduğu, davacının mesnet markalarının da ... olarak algılandığı, “...” kelimesinin Türkçe, günlük hayatta kullanılan “Sıkıntı çekmeden, yorulmadan yapılabilen, emeksiz, zahmetsiz, güç(II) ve zor karşıtı” anlamlarına gelen bir sıfat olduğunun belirlenmiş olmasına göre, bu anlamı itibariyle ayırt ediciliğinin düşük bulunduğu, buna göre uyuşmazlık konusu mallar yönünden tescili istenen dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, diğer yandan markaların bir bütün olarak düzenleme biçimlerinin, biçimlendirme, renklendirme, kaligrafi ve yönlendirme itibariyle tamamen farklı olduğu, markaların bir bütün olarak korunabileceği, karşılaştırma sırasında işaretlerin parçalara ayrılarak incelenmesinin ve iltibasın bulunup bulunmadığının bir parçaya bağlı olarak yapılmasının mümkün bulunmadığı, iltibas incelemesinin sadece işaretlere bakılarak değil, onların kapsamında bulunan ürünler ile onların niteliğini gözeterek ve her ikisinin birbirine etkisi nazara alınarak yapılmasının gerektiği, ortalama tüketicilerin davalının başvurusuna konu işareti davacının itirazına mesnet markaları ile ilişkilendirmeyeceği, markalar arasında belirgin biçimde farklılık bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürün ve hizmetler için ayırdığı satın alım süresi içinde, başvuru konusu markayı gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacının itirazına mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, yapılan değerlendirmede tarafların markalarının benzer olmadığı ve iltibas riski taşımadığı kanaatine varılmıştır. Bu itibarla somut olayda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin somut olaya uygulanabilme şartları bulunmadığı için mahkemenin aksi yöndeki gerekçesi doğru bulunmamıştır. <br>\tSonuç olarak, ilk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan nedenlerle  dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında benzerlik bulunmadığından, 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesindeki koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile, Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/10/2022 Tarih ve 2022/80 Esas - 2022/320 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA;<br>\t2-Davanın REDDİNE,<br>\t3-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 615,40.TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70.TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70.TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>\t5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,\t<br>\t6-Davalı Şirket tarafından istinaf aşamasında yapılan 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 66,00-TL dosya masrafı adı altında yapılan toplam 286,7‬0-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı Şirkete verilmesine, bakiyesinin davalı Şirket üzerinde bırakılmasına,<br>\t7-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalı ... verilmesine, bakiyesinin davalı ... üzerinde bırakılmasına,<br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t9-Davalılar tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı yatırılan 80,70'er.TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılara ayrı ayrı iadesine,<br>\t10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 21/02/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/03/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"709928ada4669941","SID":"356d19a0ccbf940d"}}