{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM<br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2025/165 <br>KARAR NO: 2025/300<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/04/2021<br>NUMARASI: 2020/139 Esas -  2021/320 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/02/2025<br>Taraflar arasında görülen menfi tespit istemli davada; ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemizce yapılan istinaf incelemesi sonucunda verilen kararın, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 28/11/2024 gün ve 2023/6847 Esas - 2024/8462 Karar sayılı ilamı ile bozulması üzerine, HMK'nın 373/3.maddesi hükmü gereğince duruşmalı olarak yapılan inceleme sonucunda dosya incelendi gereği düşünüldü;<br>K A R A R Davacı vekili dava açan dilekçesinde; davalı kurumun gönderdiği 22/02/2017 tarih ve ... icra takip kart nolu, ... takip kart nolu, ... sayılı, 84.446.308,80-TL bedelli ödeme emrindeki borcu kabul etmediklerini, müvekkilinin davalı kuruma böyle bir borcunun olmadığını, davaya konu alacağın gerçek borçlusunun ... Sigorta A.Ş olduğunu, borçlunun 31/10/2014 tarihinde yapılandırma konusundaki başvurusunu, davalı kurumun söz konusu alacağın amme alacağı niteliğinde olmadığı gerekçesiyle reddettiğini, buna rağmen aynı alacak için Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında takip yapmasının tam bir çelişki olduğunu, bu borcun oluşumunda yönetim kurulu üyelerinin kusurunun bulunması gerektiğinin VUK'un 10.maddesi ve AATUHK'nın 35. maddesi ile öngörüldüğünü, ödemenin gerçekleştirilmemesinin tek nedeninin tamamen ve yalnızca sermaye yetersizliğinden kaynaklanmış olduğunu belirterek, davalı kurum tarafından müvekkiline gönderilmiş olan ödeme emri nedeniyle davalı kuruma borçlu olmadıklarının tespitine, ödeme emrinin iptaline karar verilmesini, talep ve dava etmiştir. Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum tarafından ... Sigorta A.Ş. hakkında 6183 sayılı yasaya göre başlatılan  ve sonrasında şirket yönetim kurulu üyeleri hakkında devam eden  takibe konu alacakların amme alacağı niteliğinde olduğunu, dava konusu alacağın yapılandırılması talebinin müvekkili kurum tarafından red gerekçesinin, dava konusu alacağın amme alacağı niteliğinde olmamasından değil, yapılandırma yasası kapsamında sınırlı olarak sayılan alacaklardan olmaması olduğunu, müvekkili kurumun borcunu tahsil etmek amacıyla hem ... Sigorta A.Ş.'ye hem de şirket yönetim kurulu üyelerine ödeme emri gönderdiğini, 5510 sayılı yasa'nın 88.maddesinin 20. fıkrası gereğince kanunda belirtilen sürelerde ödenmeyen borç için  tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcilerinin müvekkili kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"davalı kurumun 22/02/2017 tarih ve ... icra takip kart nolu, ... takip kart nolu, ... sayılı, 84.446.308,80-TL bedelli, 6183 sayılı kanuna dayalı ödeme emrine konu ettiği alacağının 5510 sayılı kanundan doğan bir kamu alacağı olmadığı, 2918 sayılı kanunun 98. maddesine dayalı özel sigortacılık faaliyetinden doğan prim alacağı olduğu, bu nedenle bu alacağın tahsilinde 5510 sayılı kanunun 88/16 fıkrası atfı ile 6183 sayılı kanuna göre takip yapılamayacağı, yine aynı gerekçe ile dava dışı ... Şigorta A. Ş.'nin yönetim kurulu üyesi olan davacının 5510 sayılı kanunun 88/20 fıkrası uyarınca bu alacak nedeniyle müteselsil sorumluluğunun bulunmadığı\" gerekçesi ile;a-Davacı tarafça açılan davanın kabulüne, b-Davacının; davalı kurum tarafından gönderilen 22/02/2017 tarih ve ... icra takip kart nolu, ... takip kart nolu, ... sayılı, 84.446.308,80-TL bedelli ödeme emri nedeniyle davalı kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, ilk derece mahkemesinin kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde 2021/1222 esas, 2023/342 karar sayılı ve 23/02/2023 tarihli karar ile; \"...dosyadaki bilgi ve belgelere göre kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, yönetim kurulu üyesi olan davacının 2918 sayılı KTK'nın 98/2.maddesinde düzenlenen dava dışı sigorta şirketinin aktarması gereken prim borcundan, 5510  sayılı  kanunun  88.  maddesi ile 6183 sayılı kanunun mükerrer 35. maddesinden doğan müteselsil sorumluluğu bulunmamasına göre, davalı vekilinin bu hususlara ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir. Ancak, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesinde değişiklik yapan 5904 sayılı yasanın 35. maddesi “6183 sayılı yasanın uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir” hükmünü içermektedir. Bu durumda mahkemece davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru bulunmadığı\" gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kararının HMK'nın 353/1-b/2.maddesi hükmü gereğince kaldırılarak hatalı uygulamanın düzeltilmesine karar verilmiş, Dairemizin bu kararına karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz yasa yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 2023/6847 Esas - 2024/8462 Karar sayılı ilamı ile;  \"2918 sayılı Kanun’un, 6111 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesiyle değiştirilen  98. maddesiyle, trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, trafik kazalarına sağlık teminatı sağlayan zorunlu sigortalarda; sigorta şirketlerince yazılan primlerin ve ...nca tahsil edilen katkı paylarının % 15’ini aşmamak üzere, münhasıran bu teminatın karşılığı olarak Hazine Müsteşarlığınca sigortacılık ilkeleri çerçevesinde maktu veya nispi olarak belirlenen tutarın tamamının sigorta şirketleri ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14 üncü maddesinde düzenlenen durumlar için ... tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarılacağı, bu madde çerçevesinde sigorta şirketleri ve ... tarafından ödenecek meblağın süresinde ödenmemesi halinde ise 5510 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasının uygulanacağı düzenlenmiştir. Anılan Yasa hükmüyle atıf yapılan 5510 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasında ise Sosyal Güvenlik Kurumu'nun prim ve diğer alacaklarının süresinde ödenmemesi halinde hangi oranda gecikme cezası ve gecikme zammı uygulanacağı ve bunların usul ve yöntemleri düzenleme altına alınmıştır. 6183 sayılı Kanun'un 1 inci maddesiyle, devletin ve kamu kurumlarının hangi tür asli ve feri alacaklarının amme alacağı olduğu belirtilmiş, aynı Kanun'un 2 inci maddesinde ise muhtelif kanunlarda 6183 sayılı Kanun'a göre tahsil edileceği bildirilen her çeşit alacaklar hakkında da 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir. 5510 sayılı Kanun'un  88 inci maddesinin on altıncı fıkrasında, Kurum'un süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Kanun'un 51 inci, 102 nci ve 106 ncı maddeleri hariç, diğer maddelerinin uygulanacağı düzenleme altına alınmış olup on sekizinci fıkrasında ise Kurumun 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen prim ve diğer alacaklarının amme alacağı niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Anılan Yasa hükümleri karşısında SGK'nın prim ve diğer alacakların amme alacağı niteliğinde olduğu ve bunların tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı hususlarında duraksama bulunmamaktadır. SGK'nın 2918 sayılı Kanun'un 98 inci maddesinin ikinci fıkrasından doğan alacağının, amme alacağı niteliğinde olup olmadığına gelince, 2918 sayılı Kanun'un 98 inci maddesinin birinci fıkrasında,  trafik kazalarından kaynaklanan sağlık giderlerinin, genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde SGK tarafından karşılanacağı belirtilmiştir. Anılan Yasa hükmünün ikinci fıkrayla yapılan düzenlemenin amacı ise SGK'ya birinci fıkradaki giderlerin karşılanması amacıyla kaynak oluşturmaktır. Buna göre, sigorta şirketlerince aktarılan prim payları, SGK tarafından, genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde trafik kazası sebebiyle meydana gelen sağlık giderlerin karşılanmasında kullanılacaktır. Hal böyle olunca primlerden Sosyal Güvenlik Kurumu' na aktarılması gereken tutarın kamu alacağı niteliğinde kabul edilmesi gerekmektedir. Zira, 5510 sayılı Kanun'un 1 inci maddesinde belirtildiği üzere Kanun'un amacı sosyal sigortalar ile genel sağlık sigortası bakımından kişileri güvence kapsamına almak; bu sigortalardan yararlanacak kişileri ve sağlanacak hakları, bu haklardan yararlanma şartları ile karşılanma yöntemlerini belirlemektir. 5502 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinde Kurumun gelirlerinin primler, para cezaları vs. diğer gelirler olduğu belirtilmiş ve dolayısıyla bir sınır koyulmamıştır. Bu durum karşısında 2918 sayılı Kanun kapsamında zorunlu trafik sigortası primlerinden Sosyal Güvenlik Kurumu'na aktarılması gereken miktar sağlık sigortası  primi kapsamında olup Sosyal Güvenlik Kurumu gelirlerindendir. Bu nedenle SGK tarafından sigorta şirketlerinden 2918 sayılı Kanun'un 98 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince tahsil edilecek olan prim payları esasen genel sağlık sigortasına ilişkindir. Bu hale  göre, SGK'nın anılan Yasa hükmünden doğan alacağının amme alacağı niteliğinde olduğunun kabulü gerekmekte olup aksi yöndeki gerekçede isabet bulunmamaktadır. Davacı yönetim kurulu üyesinin sorumluluğuna gelince 6183 sayılı Kanun'un \"Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu\" başlığını taşıyan Mükerrer 35 inci maddesinde, tüzel kişilerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının tüzel kişinin kanuni temsilcilerinin mal varlığından 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği belirtilmiş, 5510 sayılı Kanun'un 88 inci maddesinin yirminci fıkrasıyla ise Kurum'un sigorta primleri ve diğer alacaklarının haklı bir sebep olmaksızın süresinde ödenmemesi halinde tüzel kişiliği haiz  işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkililerinin, görevleri ile ilgili olarak Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı düzenlenme altına alınmıştır. 6102 sayılı Kanun'un 557 inci maddesiyle, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu bakımından farklılaştırılmış teselsül ilkesi benimsenmiş ise de bu ilke, yönetim kurulu üyelerinin şirketin ticari faaliyetleri kapsamında  özel hukuka ilişkin olarak yapmış oldukları iş ve işlemlere ilişkin olup kamu hukuku kapsamında değerlendirilmez. Somut olayda, 2918 sayılı Kanun'un 98 inci maddesiyle getirilen prim aktarma yükümlülüğü, kamu menfaati gözetilerek  kanunen getirilen bir yükümlülük olup her bir yönetim kurulu üyesi bu primlerin aktarılmasından müştereken ve müteselsilen sorumludur. Nitekim somut olaya uygulanması gereken 5510 sayılı Kanun'un 88 inci maddesinin yirminci fıkrasında da bu husus açıkça belirtilmiştir. Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince, davacı Kurum'un davaya konu alacağının amme alacağı olduğu ve  davacı yönetim kurulu üyesinin, görev yaptığı dönemde 2918 sayılı Kanun'un 98 inci maddesi gereğince aktarılması gereken prim paylarınından şirketle birlikte müteselsilen sorumlu olduğu kabul edilip bu dönemde aktarılması gerekirken aktarılmayan prim payının miktarı  da belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı olduğu şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı\"  gerekçesiyle, Dairemizin yukarıda özetlenen kararının bozulmasına karar verilmiş, dosyanın Dairemize iade edilmesi üzerine HMK'nın 373.maddesi gereğince duruşma açılarak taraflara Yargıtay bozma ilamı ekli, duruşma günü ve saatini bildirir meşruhatlı duruşma davetiyesi gönderilmiş, tarafların avukatlarının katılımıyla icra olunan duruşmada davacı vekili, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 2023/6847 esas, 2024/8462 karar sayılı ve 28/11/2024 tarihli bozma ilamına katılmadıklarını, önceki kararda ısrar edilmesi gerektiğini beyan etmiş, davalının avukatı ise, Yargıtay bozma ilamına uyulması gerektiğini savunmuştur.Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 2023/6847 esas, 2024/8462 karar sayılı ve 28/11/2024 tarihli ilamı, Dairemizin 2021/1222 esas, 2023/342 karar sayılı ve 23/02/2023 tarihli kararı, ilk derece mahkemesinin kararı ve toplanan tüm deliller ile duruşmaya katılan taraf vekillerinin beyanları göz önüne alınarak yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda, Öncelikle ve hemen belirtilmelidir ki, aşağıda açıklanacak sebeplerle ve Dairemizin önceki kararında işaret edilen yasal gerekçelerle, Dairemizin, bozma ilamına konu önceki kararında ısrar edilmesi gerektiği sonucuna ve vicdani kanaatine varılmıştır. Uyuşmazlık ve dava, 2918 sayılı Trafik Kanunu'nun 98.maddesi uyarınca trafik kazalarına sağlık teminatı sağlayan zorunlu sigorta şirketlerince Sosyal Güvenlik Kurumu'na prim aktarımı yapılmaması halinde sigorta şirketlerinin kanuni temsilcilerinin sigorta primi borcundan 6183 sayılı yasanın mükerrer 35.maddesi uyarınca şahsi malvarlıkları ile sorumlu olup olmayacakları ve davalı tarafından gönderilen ödeme emri nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, Eldeki davada davacı, ... Sigorta A.Ş yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle özel sigorta primlerinin davalı SGK'ya ödenmemesi nedeniyle kendisine gönderilen prim borcunun tahsili istemli ödeme emri nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. 2918 sayılı Kanun'da sayılan alacakların kamu alacağı niteliğinde olup olmadığı ve 6183 sayılı Kanun'un uygulanıp uygulanmayacağı hususunda; Yargıtay 11.Hukuk Dairesi ile Dairemiz arasında görüş ayrılığı oluşmuştur. Bilindiği üzere; 13.02.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak 25.2.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile 2918 sayılı KTK'nın 98.maddesinde yapılan değişiklikle 1.fıkrasında \"Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın SGK tarafından karşılanacağı...\" hükmüne yer verilmiş; Aynı maddenin 2. fıkrasında \"Trafik kazalarına sağlık teminatı sağlayan zorunlu sigortalarda; sigorta şirketlerince yazılan primlerin ve ...nca tahsil edilen katkı paylarının % 15’ini aşmamak üzere, münhasıran bu teminatın karşılığı olarak Hazine Müsteşarlığınca sigortacılık ilkeleri çerçevesinde maktu veya nispi olarak belirlenen tutarın tamamı sigorta şirketleri ve 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 14.maddesinde düzenlenen durumlar için ... tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarılır. Söz konusu tutar, ilgili sigorta şirketleri için sigortacılık ilkelerine göre ayrı ayrı belirlenebilir. \"  Aynı maddenin 3. fıkrasında ise \"Bu madde çerçevesinde sigorta şirketleri ve ... tarafından ödenecek meblağın süresinde ödenmemesi halinde 31.5.2006 tarihli ve 5510 sayılı Kanun'un 89.maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.\" hükmüne yer verilmiştir. Ne var ki bu hüküm, kurum alacağında gecikme cezasının nasıl ve hangi oranda alacağına ilişkin olup, alacağın amme alacağı olduğuna ve 6183 sayılı Kanun'un uygulanacağına yasal dayanak oluşturmamaktadır. 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile 2918 sayılı KTK'nın 98.maddesinde yapılan  düzenleme ile kanunun yürürlük tarihinden sonra ve önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanması amaçlanmıştır. SGK  için oluşacak maddi yük ise  sigorta şirketlerince yazılan primlerin ve ...nca tahsil edilen katkı paylarının Kuruma aktarılması ile sağlanacaktır. Buradaki prim borcu, sigorta şirketi ile sigortalı kişi arasında imzalanan  sözleşme niteliğindeki sigorta poliçelerinde yazılı olan ve sigortalı tarafından ödenen bedeldir. Sigorta şirketleri ve ... tarafından ödenecek meblağın süresinde ödenmemesi halinde 31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Kanunun 89. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Kuruma zorla tahsil yetkisi verilmiştir.  5510  sayılı  Kanunun  88.  maddesinde (ve 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35.  maddesinde) ise SKK'nın  5510 sayılı Kanun'dan doğan prim alacağına ilişkin olarak düzenleme getirilmiş olup buna göre aynı Kanun'un 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalıları çalıştıran işverenlerin prim borcunu ödememesi halinde işveren konumundaki kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli  kamu  görevlileri ile  tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkililerinin müteselsil sorumluluğu düzenlenmiştir. Somut olaya, 2918 sayılı Kanun'da sayılan alacakların kamu alacağı niteliğinde olup olmadığı ve 6183 sayılı Kanun'un uygulanıp uygulanmayacağı açısından da bakmak gerekecektir. 6183 sayılı Kanun'un 1.maddesinde Kanunun uygulama alanının bulunduğu kurumlar sayılmıştır. Davalı SGK, bu kurumlar arasında değildir. SGK’nın söz konusu alacağı 6183 sayılı Kanun'un 1.maddesindeki kamu alacağı tarifine de girmemektedir. SGK, 2918 sayılı Trafik Kanunu'nun 98.maddesinden kaynaklanan alacaklarını genel hükümlere göre takip yapması gerekmektedir. 2918 sayılı Kanun'da hangi hallerde 6183 sayılı Kanun'a göre takip yapılacağı tek tek sayılmıştır. 35.maddesinde, araçların muayene için ödenmesi gereken Hazine payını süresinde ödemeyen ya da eksik ödeyen yetki verilen gerçek veya tüzel kişilerden, söz konusu tutarlar 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre ilgili vergi dairesince tahsil edileceği; 14.maddesinde, süresinde ödenmeyen para cezaları için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun Hükümleri uygulanacağı düzenlenmiştir. Bunun gibi, 5510 sayılı Kanun'da da hangi alacakların 6183 sayılı Kanun'a göre takip edileceği tek tek sayılmıştır. Sonuç olarak; Sosyal Güvenlik Kurumu'na prim aktarımı yapılmaması halinde SGK’nın sigorta şirketlerine ve güvence hesabına 6183 sayılı Kanun'a göre takip yapmasını mümkün kılan düzenleme bulunmaması nedeniyle 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35.maddesinde düzenlenen sigorta şirketlerinin kanuni temsilcilerinin sorumluluğu da doğmayacaktır. Mükerrer 35.maddede düzenlenen kanuni temsilcilerin sorumluluğu, sıralı sorumluluk olması yanında şirketlerinin borcunun kamu borcu niteliğinde olması gerekmektedir. 5510 sayılı Kanun'da Sosyal Güvenlik Kurumu'nun alacaklarının takibi düzenlenmiş ise de tamamı kamusal nitelik taşımamaktadır. Örneğin, iş kazası ve meslek hastalığına dayanan rücu alacakları genel hükümlere göre takip yapılmaktadır. Kurum alacağının kaynağı 2918 sayılı Kanun'un 98/2.maddesidir. Kurum alacağı 5510 sayılı Kanun'da düzenlenen sosyal sigorta primi değil özel sigorta şirketleri tarafından sözleşme ile tahsil edilen primlerdir. Sigorta şirketlerinin sigorta ettirenlerden sözleşme kapsamında aldıkları sigorta primlerinin kaynağı özel sigorta ilişkisi olup kamusal nitelik taşımamaktadır. Bu nedenle sigorta şirketlerinin sağlık teminatının SGK’ya devri nedeniyle kanuni temsilcilerinin SGK’ya prim aktarım borcu nedeniyle şahsi malvarlıkları ile sorumlu tutulması kanuni düzenlemelere uygun düşmemekte olup, aksini kabule yasal olanakta bulunmamaktadır. (-bkz..Yargıtay 3.Hukuk Dairesi'nin 2023/2435 esas, 2024/1297 karar sayılı ve 22/04/2024 tarihli, aynı olaya ilişkin ilamı-) Tüm bu hususlar göz önüne alındığında, yüksek Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin bozma ilamında açıklanan hususlar benimsenmemiş olup, Dairemizin önceki kararında ısrar edilmesi gerektiği sonucuna ve vicdani kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, (1)Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/6847 Esas - 2024/8462 Karar sayılı ve 28/11/2024 tarihli kararı karşısında, Dairemizce daha önce verilen 2021/1222 Esas - 2023/342 Karar sayılı ve 23/02/2023 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, bu kararda ısrar edilmesine,  (2)Davacı tarafça açılan davanın kabulüne, davacının; davalı kurum tarafından gönderilen 22/02/2017 tarih ve ... icra takip kart nolu, ... takip kart nolu, ... sayılı, 84.446.308,80-TL bedelli ödeme emri nedeniyle davalı kuruma borçlu olmadığının tespitine, (3)Davalı Kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacı tarafından yatırılan 31,40-TL peşin harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, (4)Davacı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 9.200,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, (5)Davacı tarafından yapılan ve 31,40-TL başvurma harcı, 4,60-TL vekâlet harcı ile 337,97-TL tebligat, müzekkere ve posta masrafından ibaret toplam 373,97-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, (6)6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince, davacı ve davalı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,Yapılan açık yargılamada davacı vekili ve davalı vekilinin katılımı ile temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c4e4f8bc391aef89","SID":"75dedcfe2a09617f"}}