{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi   35. Hukuk Dairesi     Esas-Karar No: 2024/1 - 2025/302<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2024/1 <br>KARAR NO\t: 2025/302<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/10/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/730 Esas 2023/1080 Karar<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t<br><br>DAVALILAR\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 06/03/2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 06/03/2025<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı  vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile  anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;\t<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekil dava dilekçesinde; davalı sigorta şirketi nezdinde  Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalanmış, ... ait ... plakalı aracın ...'nin sevk ve idaresinde iken 05.04.2021 tarihinde Ankara Etimesgut Süvari Şehit Hasan Öztürk Caddesi 1682. caddesinde, müvekkili yaya ...’na çarpması sonucu, müvekkili ...'nun geçici ve sürekli malul kalacak derece ağır yaralandığını, eksik inceleme sonucu hatalı olarak düzenlenen kaza tespit tutanağında müvekkilin de kusurlu olduğu tespit edilmişse de tespit edilen kusur değerlendirmesini kabul etmediklerini, kaza sebebiyle müvekkili yaya ...’na çarpan sigorta kapmasında bulunan araç sürücüsü ...'nin tam kusurlu olup, müvekkilinin kusursuz olduğunu, müvekkilinin söz konusu kaza nedeniyle darbe alması neticesinde ağır yaralandığını ve vücudunun ağır zarar gördüğünü, oluşan zararlar sebebiyle müvekkilinin uzun süre ıstırap çektiğini,  artık eski sağlığına kavuşmasının mümkün olmadığını, hayatı boyunca bu sakatlığın kahrını çekeceğini, müvekkilinin kaza sonucunda en azından %100 iş göremez halde olduğu geçici iş göremezlik süresince bakıma muhtaç hale geldiğini, müvekkilinin yaşı, mesleği, geliri ve tüm diğer faktörler birlikte değerlendirildiğinde davalı sigorta şirketinin limit dahilinde zararın tümünden sorumlu olacağını belirterek, fazlaya ilişkin talep ve ek dava açma hakları  saklı kalmak kaydı ile, müvekkilinin geçirdiği trafik kazası sonucu yaralanması sebebiyle maddi zararın tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere şimdilik asgari 1.584,00-TL (müvekkilin uğramış olduğu sürekli iş göremezlik zararı için 100,00-TL, geçici iş göremezlik zararı için 100,00-TL, bakıcı gideri zararı için 100,00-TL ve adli tıp rapor ücreti 1.284,00-TL olmak üzere) maddi tazminat bedelinin (HMK 107. maddesi gereği belirsiz alacak davasındaki geçici talepler) temerrüt tarihi olan 05/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte diğer kusurlu kişilerin kusurlarına düşen sorumluluk dahil olmak üzere limit sınırları içerisinde 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 61, 2918 sayılı KTK’nın 88/1. ve Türk Borçlar Kanunu’nun 163. maddeleri gereği teselsül hükümleri uyarınca tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 100.000,00-TL manevi tazminat bedelinin kusurlu kişilerin kusurlarına düşen sorumluluk dahil olmak üzere 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 61, 2918 sayılı KTK’nın 88/1 ve Türk Borçlar Kanunun 163/1 maddeleri gereği, haksız fiilin meydana geldiği  tarihten itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı ... Sigorta Şirketi  vekili cevap dilekçesinde;  kazaya karıştığı belirtilen, ... plakalı aracın, 20/02/2021 - 20/02/2022  tarihleri arasında geçerli olmak üzere    1062949520  numarası ile, müvekkil şirkete Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, söz konusu poliçede teminat limiti kişi başına 430.000-TL olduğunu, poliçe teminat limitlerinin belirtilmesinin  davayı kabul anlamına gelmediğini, müvekkili sigorta şirketinin, üçüncü kişilerin uğramış olduğu bedeni zararlardan, sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve işletenin veya işletenin eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında maddi tazminat ile sorumlu tutulabileceğini, müvekkili şirketin, üçüncü kişilerin uğramış olduğu bedeni zararlardan doğan maddi tazminat sorumluluğunun, sigortalının kusurlu olması halinde teminat limit dahilinde söz konusu olduğunu, diğer bir anlatım ile sigortalı aracın sürücüsünün kusuru yoksa, işletene ve dolayısıyla sigortacıya düşen bir sorumluluk da olmadığını, dosyada öncelikle kusur tespiti yapılması gerektiğini, davacı tarafın trafik kazası sebebi ile meydana gelmiş bir maluliyetinin olup olmadığının ve varsa oranının belirlenmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı, tedavi, bakıcı gideri tazminatı taleplerinin poliçe kapsamında olmadığını, zorunlu mali mesuliyet sigortası genel şartları uyarınca dolaylı zararlar nedeniyle yöneltilecek tazminat taleplerinin sigorta kapsamı dışında olduğunu, faizin hatalı talep edildiğini, müvekkili sigorta şirketinin temerrüde düşmediğini bildirerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili cevap dilekçesinde;  kusur durumunun tespiti gerektiğini,  ceza yargılamasında verilen kararların hukuk ve zararın tazmini davalarında bağlayıcılığı bulunmadığını,  Ankara Batı 1. Asliye Ceza Mahkemesi 2021/13506 Esas sayılı dosyada verilen kararın işbu davada bağlayıcılığı bulunmadığından itiraz ettiklerini, müvekkilinin tam ve tek kusurlu gösterilmesini de kabul etmediklerini,  yeniden kusur tespiti talep ettiklerini, bununla birlikte, olayın gerçekleşme anında müvekkilinin aracında bulunan ... ve ...'nin olayın gerçekleşme şeklini açıkça gördüklerini,  olayın gerçekleşme anında, davacının, olayın gerçekleşme yerinden 15 metre ilerisinde yaya geçidi olmasına ve bu yaya geçidinin bulunduğuna dair tabela olmasına rağmen, yaya geçidini kullanmadığını, aynı zamanda olay anında, ceza yargılamasında da beyan ettikleri  üzere, davacının, aracın geldiği yönü kontrol etmeden yola çıktığını, yola çıktığı yerin bir kavşak olduğunu,  kontrolsüz kavşaklarda,  araçların sağını solunu ve önünü kontrol etmesi  gerektiği kularının yayalar için de geçerli olduğunu,  kaldı ki, somut olayda, yaya, yola çıktıktan sonra, yaya ile beraber yola çıkan diğer yayanın aracın geldiğini ve durma mesafesinden daha yakın olduklarını anlar anlamaz, kaldırıma tekrar çıktığını, davacının ise, halen aracın geldiğinden habersiz, karşıya geçme iradesi ile hareket ettiğini, davacı yayanın dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, müvekkilinin aracında da zararlar oluştuğunu,  bu zararları talep etme haklarını  saklı tuttuklarını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDiğer davalı ... tarafından dosyaya cevap dilekçesi sunulmamıştır.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, ceza dosyasının incelenmesinde, sürücü sanık ... hakkında adli para cezasına hükmedildiği, alınan kusur raporuna göre sürücü ...'in asli düzeyde, yaya ...'nin tali düzeyde kusurlu olduğunun belirlendiği , Mahkemece alınan 15/02/2023 tanzim tarihli kusur raporunda, sürücü ...'in %75 oranında, yaya ...'nin %25 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği,  kusur belirlemesinin kural ihlallerine uygun ceza dosyasındaki tespitle uyumlu olduğu anlaşılmakla raporun  hükme esas alındığı, davacı hakkında düzenlenen maluliyet raporunda, kaza tarihinde yürürlükte bulunan  “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” hükümlerine göre davacının kazaya bağlı bedensel engel oranının %8 olduğu, sürekli olduğu ve sekel halini aldığını, kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun tedavi süresince bakıcı ihtiyacı süresinin 1 ay olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 3 (üç) aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği, dava devam ederken davacı tarafın  10/11/2022 tarihli dilekçesiyle davalı sigorta şirketi ile maddi tazminat yönünden sulh olduklarını beyan ederek maddi tazminat taleplerinden feragat ettiği,  davacı vekilinin 23/03/2023 tarihli celsedeki beyanı gözetilerek yapılan 15.000,00TL ödemenin hangi alacak kalemine ilişkin olduğunun davalı sigorta şirketinden sorulduğu,  ancak yazışmalara rağmen cevap alınamadığı,  davalı sigorta şirketince 128.000,00TL maddi tazminat talebi yönünden sulh olunduktan sonra 15.000,00TL ödeme yapılmış olması gözetilerek yapılan ödemenin manevi tazminat teminatı kapsamında yapıldığının kabul edildiği,  davacıya manevi tazminat takdir edilirken bu tutar gözetilerek manevi tazminat takdir edildiği gerekçesiyle; \"DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, 1-Davacının maddi tazminat talepli davasının FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,  2-Davacının manevi tazminta talepli davasının KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, takdiren 15.000,00TL manevi tazminatın olay tarihi olan 05/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine\" karar verilmiştir.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı\t\t...  vekili istinaf dilekçesinde,  maddi tazminat alacağının davalı sigorta şirketi tarafından ödenmesi ile konusuz kalan davanın \"feragat nedeniyle reddine\" hükmedilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığını,   ilk derece mahkemesi kararında \"... Dava devam ederken davacı yan 10.11.2022 tarihli dilekçesiyle davalı sigorta şirketi ile maddi tazminat yönünden sulh olduklarını beyan ederek maddi tazminat taleplerinden feragat etmiştir. Davacı vekilinin vekaletnamesinin incelenmesinde feragate ilişkin özel yetkisinin bulunduğu görülmüştür. Bu doğrultuda davacı yanın maddi tazminat talepli davasının feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir\" denilmek suretiyle maddi tazminat talebi yönünden davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiğini,  \"Davalılar ... ve ...'ın kendilerini vekil ile temsil ettirdikleri görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT madde 13/2 uyarınca 1.584,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine,\" hükmedildiğini,  feragat talebinin hatalı nitelendirilmesi nedeniyle bu talebe bağlanan usul ve yasaya aykırı hukuki sonuca ve bu sonuç dolayısıyla davalılar ... ve ... lehine hükmedilen karşı yan vekalet ücretine itiraz ederek maddi tazminat talebi yönünden verilen  kararın kaldırılmasını talep ettiklerini, ilk derece mahkemesindeki ön inceleme duruşması öncesinde davalı Sigorta Şirketi ile İbraname/Sulh Anlaşması imzalanmış olup bahsi geçen İbraname/Sulh Anlaşmasının 10.11.2022 tarihli beyan dilekçesi  ekinde mahkemenin bilgisine sunulduğunu, ilgili beyan dilekçesinde manevi tazminat ve ferilerine ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla maddi tazminat yönünden davadan feragat ettiklerinin  ve taraflar olarak karşı vekalet yahut yargılama gideri talebi olmadığının  açıkça belirtildiğini, bunun üzerine ilk derece mahkemesi tarafından, feragat nedeniyle davanın reddi yönünde hüküm kurulmuşsa da bu kararda hukuka uyarlık  bulunmadığını, zira burada maddi tazminat taleplerinden bir feragat söz konusu olmayıp bu talebin davalı Sigorta Şirketince karşılanması sonucu müvekkilin alacağına kavuşması nedeniyle yapılan bir feragat mevcut olduğunu, diğer bir ifadeyle müvekkilin maddi tazminat alacağının yargılama sürerken tahsil edildiği,  bu alacak kalemi yönünden bir karar verilmesi gereği kalmadığını, bu nedenle, maddi tazminat talebi yönünden \"davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığı\" yönünde hüküm kurulması gerekirken, hatalı şekilde \"davanın feragat nedeniyle reddine\" hükmeden kararın kaldırılması gerektiğini, konusuz kalan davada davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin  usul ve yasaya aykırı olduğunu, \t ilk derece Mahkemesi tarafından feragat beyanının  yanlış yorumlanması sonucu maddi tazminat talepleri yönünden \"davanın feragat nedeniyle reddine\" şeklinde hüküm kurulmakla kalmayıp, davalılardan ... ve ... lehine yürürlükte bulunan AAÜT madde 13/2 uyarınca 1.584,00 TL vekalet ücretine de hükmedildiğini, oysa ki 6100 sayılı HMK'nın \"Esastan Sonuçlanmayan Davada Yargılama Gideri\" başlıklı 331. maddesinin birinci fıkrasında; \"Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder\" düzenlemesi mevcut olup,  davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin  usul ve yasaya aykırı olduğunu,  maddi tazminat talebi yönünden davalılardan ... ve ... lehine yürürlükte bulunan AAÜT madde 13/2 uyarınca hükmedilen 1.584,00 TL vekalet ücretinin  kaldırılmasını talep ettiklerini,  hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğunu, davalılara ait araç ticari nitelikte olmasına rağmen kabul edilen manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek müvekkile ödenmesine karar verilmesinin  de hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE\t<br>\tMahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda; <br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemidir.<br>\tHükmedilen manevi tazminat miktarına ilişkin olarak, manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir. Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır (HGK 23/06/2004, 13/291-370). Zira TMK'nın 4.maddesindeki Kanunun hakime takdir yetkisi tanıdığı hallerde hakimin, hukuka ve hakkaniyete göre tazminata hükmetmesi gerektiğini öngörmektedir. Belirtilen bu hususlar,   maluliyet durumu, tarafların kusur oranı  ile olay tarihi ve tarafların sosyal ve  ekonomik durumları nazara alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarının da hakkaniyete uygun olduğu anlaşılmıştır.\t<br>\tAracın hususi araç olması nedeniyle yasal faize hükmedilmesi yerindedir. <br>\tVekalet ücretine ilişkin olarak, ödeme nedeniyle feragat halinde, hakkın özünden feragat söz konusu olmayıp, davacı alacağına yargılama sırasında kavuştuğu için feragat etmiş olup, esasen davanın konusuz kaldığı gözetilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin dava açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre belirlenmesi gerekmekte olup  (Yargıtay 17. (kapatılan) Hukuk Dairesi 2020/481 E. 2021/89 K. sayılı ilamı), davalılar ... ve ... lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğine ilişkin istinaf sebebi yerindedir.<br>\tAçıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca  kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve  vekalet ücreti yönünden hükmün düzeltilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\tI-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen, 19/10/2023 tarihli,   2022/730 Esas 2023/1080 Karar<br> sayılı kararın kaldırılmasına,<br>\t HMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca esas hakkında yeniden karar verilmesine, buna göre;<br>\tDAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE,<br>\t1-Davacının maddi tazminat talepli davasının FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, <br>\t2-Davacının manevi tazminta talepli davasının KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, takdiren 15.000,00TL manevi tazminatın olay tarihi olan 05/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, <br>\t3-Maddi tazminat davası yönünden;<br>\ta-Alınması gereken 269,85TL karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70TL harcın mahsubu ile bakiye 189,15TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, <br>\t   Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 1.295,59 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>\tb-Davalılar ... ve ... lehine dava açıldığı andaki haklılık durumu gözetilerek vekalet ücreti takdirine yer olmadığına <br>\tc--Davalı sigorta vekilinin yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi bulunmadığından bu hususlarda karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t4-Manevi tazminat davası yönünden;<br>\ta-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 1.024,65TL karar ve ilam harcının, davalılar ... ve ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\tb-Davacının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi madde 13/2 gereğince kabul olunan tutar üzerinden takdir ve hesap edilen davacı  için 15.000,00TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya ödenmesine,<br>\tc-Davalılar ... ve ...'ın kendilerini  vekil ile temsil ettirdikleri  görülmekle, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 10/2 maddesi gereğince reddedilen miktara göre hesap edilen 15.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan  alınarak bu  davalılara  ödenmesine, <br>\t5-Davacı tarafından sarf edilen 166,50TL tebligat ve posta gideri ile 1.200,00TL bilirkişi ücreti ile 1.260,00TL adli tıp muayene ücreti olmak üzere toplam 2.626,50TL yargılama giderinden davanın kabul oranına göre hesap edilen 387,83TL'nin davalılar ... ve ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine, artan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,<br>\t İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN<br>\tII-İstinaf talebi kabul edilen davacıdan alınan istinaf karar harcının isteği halinde davacıya iadesine, <br>\tIII-İstinaf talebi kabul edilen davacı tarafından istinaf başvurusu nedeniyle yapılan 253,00-TL istinaf yargılama giderinin  davalılar ... ve ...'den alınarak davacıya verilmesine, <br>\tIV-HMK'nın 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>\tV-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 06/03/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t<br>\t<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye<br>Katip <br> <br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ce60f5cef6dbaf79","SID":"3258f8bb030b2548"}}