{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/2894 <br>KARAR NO: 2025/658<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/11/2023<br>NUMARASI: 2020/557 E - 2023/884 K<br>Birleşen İstanbul 11.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/665 esas sayılı dosyasında; <br>DAVANIN KONUSU: Alacak<br>KARAR TARİHİ: 06/03/2025<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl davada davacı vekili; davalı şirketin müvekkili ile olan ticari nitelikteki elektrik tedarik sözleşmesini Covid-19 pandemi sürecinde ortaya çıkan mücbir sebepleri dikkate almadan feshettiğini, davalının müvekkili ve bağlı ortaklıklarına sunduğu hizmetleri haksız, hukuka aykırı ve kötüniyetli olarak sona erdirdiğini ve müvekkilinin zarara uğramasına neden olduğunu, hakkaniyet ve yasa gereği müvekkilinin uğradığı zararların davalıdan tazmini ve tahsili gerektiğini, davalı yanın nakde çevirme koşulları oluşmadığı halde müvekkili tarafından sözleşme ilişkisi nedeniyle kendisine verilen teminat mektuplarını haksız olarak nakde çevirdiğini, bu nedenle de müvekkilinin zarara uğradığını belirterek, öncelikle davalı şirketin malvarlıkları üzerine tedbir konulmasına, ayrıca müvekkili şirket nezdinde oluşan ve oluşacak zararların fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00-TL.'sinin davalı şirketten tahsiline  karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın davasını kısmi dava olarak ikame etmesinde hukuki yarar bulunmadığından davanın usulden reddini, müvekkili ile imzaladığı sözleşmede düzenlenen yükümlülükleri yerine getirmediğini, davacı tarafın sözleşmede düzenlenen hakkını kötü niyetli ve tek taraflı şekilde hukuka aykırı olarak kullanmasının kabul edilemez olduğunu, davacı tarafın kötü niyetli ve haksız talepleri ile sözleşmenin feshine yol açtığını, dilekçede ayrıntılı olarak açıklanan tüm nedenlerle davanın reddini  talep etmiştir. Birleşen dosyada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 05/12/2019 tarihli Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi'nin imzalandığını, bu sözleşme kapsamında davalı şirkete son derece avantajlı fiyatlarla elektrik tedarik edilen davalının ciddi bir kazanç elde etmesini sağladıklarını, ancak davalının hukuka ve sözleşme hükümlerine aykırı davranışları nedeniyle sözleşmenin feshedilmek zorunda kalındığını, bu nedenle müvekkili şirketin ciddi miktarda zarara uğradığını ve maddi kayıplar yaşadığını, ayrıca başka ticari faaliyetlerinin de bozulduğunu, davalının müvekkili şirkete olan borçlarını ödemediğini, davacının başlatılan icra takibine haksız ve kötü niyetli bir şekilde itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini belirterek, davalı borçlunun İstanbul ... İcra Dairesi'nin (MTS) ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen dosyada davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle taraflar arasında İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/557 Esas sayılı dosyasında görülen alacak davasının halen derdest olduğunu, usul ekonomisi bakımından huzurdaki dava ile İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/557 Esas sayılı dosyasında görülen davaların birleştirilerek yargılamaya daha önce davada devam edilmesi gerektiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümlerine göre belirtilen teminat mektubunun nakde çevrilmesi için gerekli koşulların somut olayda oluşmadığını, karşı tarafın sözleşmeyi haksız ve hukuka aykırı bir şekilde mücbir sebep halinin varlığını rağmen kötüniyetli bir şekilde feshettiğini, müvekkiline izafe edilecek herhangi bir kusurun bulunmadığını ve dilekçesinde ileri sürülün diğer gerekçelerle davacının ikame ettiği itirazın iptali davasının esastan reddine, davacı aleyhine %20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Mahkeme,\"Asıl dava yönünden; her ne kadar pandeminin eldeki sözleşmenin tarafları ve icrası yönünden mücbir sebep teşkil ettiğinde şüphe yok ise de ve bu durumda sözleşmenin askıya alınması mümkün ise de askıya alma halinin sözleşmenin taraflarına eşit şekilde tatbiki gerekir. Bu nedenle davacının elektrik enerjisini tüketmeye devam edip bedelini ödemeyi askıya almasına imkan bulunmamaktadır. Bu yüzden bu yöndeki talebin davalı tarafından kabul edilmeyip davacının portföyden çıkarılması nedeniyle davacının uğradığı bir zarar var ise dahi bunda davalıya atfedilebilir bir kusur bulunmadığından asıl davanın reddi gerektiği, birleşen dava yönünden; varlığı taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayan 05/12/2019 tarihli protokolün 5.maddesi uyarınca ..., sözleşmeyi haklı olarak feshettiği takdirde birleşen davalının fesih bedeli ödeme borcu doğacaktır. Yeri gelmişken belirtmek gerekir ki, birleşen davalı tarafından 17/04/2020 tarihinde yapılan portföyden çıkarma bildiriminin, niteliği itibari ile fesih işlemi olduğunda duraksama yoktur. Her ne kadar birleşen davalı tarafından 29/03/2020 tarihinde gönderilen e-postada vadesi gelmiş ve gelecek borçların ödenemeyeceği bildirilmiş ise de bunun sebebinin pandemi koşulları olduğu, pandemi nedeniyle ödeme yapılamasından ötürü protokoldeki ceza koşulunun uygulanmasının hakkaniyete aykırı olacağı anlaşılmakla, birleşen davanın da reddi  ile, davacının icra takibini kötüniyetli olarak başlattığına dair delil bulunmadığından davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddi \"gerektiği gerekçesi ile; \"Asıl Davada; 1-Davanın REDDİNE, Birleşen İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/665 E Sayılı Dosyasında; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine\" karar vermiştir. Kararı asıl dava yönünden asıl dosya davacısı,kötüniyet tazminatı yönünden asıl dosya davalı vekili istinaf etmiştir. Asıl dosya davacı vekili istinaf dilekçesinde;kararda yasal gerekçe oluşturulmadığını,denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulduğunu,asıl davada mahkemece asıl dosya davalısına kusur izafe edilemeyeceğinden hüküm kurulduğunu,ancak yerel mahkeme tarafından, birleşen dava ile ilgili olarak verilen gerekçede \"birleşen davalı tarafından 17/04/2020 tarihinde yapılan portföyden çıkarma bildiriminin, niteliği itibari ile fesih işlemi olduğunda duraksama yoktur.\"  şeklinde belirtildiği,bu noktada da, yerel mahkemece, davalı ... tarafından yapılan işlemin fesih işlemi olduğunun  açıkça tespit edildiğini,davalının açıkça mevzuata aykırı fesih işlemi yaptığını, 08.09.2021 tarihli bilirkişi raporu ile açık tespitlere itibar edilmediğini,yine bilirkişi raporunda karşı tarafın cezai şart hakkının bulunmadığı ve asıl dosyada davacının temerrüde düşürülmediğinin tespit edildiğini,portföyden çıkarma tarihinde asıl dosya davacısının temerrüde düşmediğini,sözleşmenin feshi nedeni ile söz konusu fiyat avantajı ortadan kalkmış ve mecburen tedarik şirketinin fiyatları üzerinden en azından mayıs 2020 dönemi için elektrik tedariği sağlanması durumunun  ortaya çıktığını,EPDK ve EPİAS’a yazılacak yazılarla görevli tedarik şirketi fiyatlarının sorulması ve mevcut sözleşme ile karşılaştırılması neticesinde davacının  zararının boyutunun  ortaya çıkacağını,bu müzekkerelerin yazılmasını talep ettiklerini,teminat mektuplarının paraya çevrilmesi yönünden işlemin uygunluğunun da araştırılması gerektiğini,asıl davada davacının haksız olarak portföyden çıkartıldığını,deliller toplanmadan eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek asıl davanın kabulüne karar verilmesi için  asıl davadaki kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Asıl dosya davalı vekili istinaf dilekçesinde; asıl davanın reddi ile asıl dosya davacısı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiş, bu konuda aynı taraflara ilişkin Dairemizin emsal  kararını  bildirmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Asıl davada,  abone olan davacının feshedilen sözleşme gereğince oluşan zararların tazmini ,birleşen dava ise, tedarikçi olan davacı tarafından davalı aleyhine cezai şarta dair  faturaya dayalı alacağın tahsiline yönelik yapılan takibe karşı itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talep edilmiştir. Taraflarca imzalanmış olan Sözleşme Madde 3'de “Taraflarının Yükümlülükleri”nin:“... Ek-1'de kimlik ve sayaç bilgileri, varsa ek sayaç bilgileri belirtilmiş tüketim tesis(ler)inin tüketeceği aktif elektrik enerjisini sözleşme süresi boyunca, ... portföyünde kalınan sürelerde sağlamakla, Abone ise ... tarafından kendisi için sağlanan işbu elektrik enerjisini yalnız kendi gereksinimlerini karşılamak amacıyla satın alıp kullanmakla, ... tarafından kendisine düzenlenecek olan faturaları sözleşmede düzenlenen şartlar ile ödemekle yükümlüdür...” şeklinde belirtilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin “Mücbir Sebepler” başlıklı 12'inci maddesinin: “Taraflar'ın patlama, yangın, nükleer radyasyon veya sızıntı, fırtına, deprem, sel, sair doğal afetler,salgın hastalıklar, ilan edilmiş harp, ihtilal, halk hareketleri, ayaklanma, isyan, sabotaj, terör hareketleri, ...'in bağlı olduğu grup şirketlerinin sahip olduğu enerji santrallerinin bağlı olduğu veya Abonenin enerji aldığı şebekede yaşanan arızalar, bakım onarım çalışmaları, grev ve diğer çalışan veya işçi eylemleri ve benzer sair haller dahil, yine bu haller ile münhasır olmaksızın, Elektrik Piyasası Lisans Yönetmel Yükümlülüklerin ertelenmesi, askıya alınması ve kaldırılması başlıklı 35. Maddesi uyarınca mücbir sebepler veya taraflar'ın kontrolü dışında gelişen hallerde tarafların yükümlülükleri, bu durumun devamı süresince askıya alınmış sayılır. Taraflar kasıt ve ağır ihmalleri olmaksızın işbu sebeplerden karşı tarafa verdikleri zarardan sorumlu tutulamazlar.. işbu mücbir sebep halinin devam edeceğinin kesin olarak anlaşılması halinde taraflar sözleşmeyi tazminatsız feshetme hakkına haizdir.” şeklinde düzenleme içerdiği görülmektedir. Somut olayda uyuşmazlık ,Covid 19 salgınının  sözleşmedeki düzenleme uyarınca  mücbir sebep sayılıp  sayılmayacağı ,buna göre sözleşmenin 12. maddesindeki düzenlemenin uygulanması gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır. Covid 19 salgınının Dünya sağlık Örgütü tarafından pandemi olduğu kabul ve ilan edilmiştir. Bu sebeple sözleşmedeki düzenleme uyarınca  \"salgın hastalıklar\" ın   bir mücbir sebep olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple , taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 12. maddesi uyarınca,  sözleşmenin  askıya alınması durumu sözkonusu olabilecektir. Ancak ,dosyadaki bilgi ve belgelere göre ,davalı ... İthalat Ve İhracat A.Ş tarafından ,davacı şirkete  elektrik enerjisi vermeye devam edilmiş,elektrik enerjisi kesilmemiş, böylece sözleşmede 12. maddedeki düzenleme gereğince sözleşmenin askıya alınması imkanı mevcut iken,sözleşmenin fiilen askıya alınmamış olduğu anlaşılmıştır.Bu durumda ,taraflarca imzalanan Sözleşmenin 3. maddesi uyarınca  “Taraflarının Yükümlülükleri”nin devam ettiğinin kabulü gerekmektedir. O halde ,davacı şirketin de sözleşme ile yükümlendiği fatura ödeme borcunu yerine getirmesi gereklidir. Fakat ,son ödeme tarihi  Nisan 2020 olan ve henüz ödenmemiş olan vadesi dolmuş Mart ayı faturasının asıl davacısı tarafından  ödenmeyerek,sözleşmede belirlenen yükümlülüğüne aykırı davrandığı anlaşılmıştır. Bu nedenle asıl davada karşı tarafa yüklenecek kusur tespit edilemediğinden,asıl davaya ilişkin davanın reddine ilişkin mahkemenin kararı  usul ve hukuka uygun bulunmuştur. Ayrıca asıl davada kötüniyet tazminatı koşulları da oluşmadığından,asıl dosya davalısının  buna dair istinaf talebi de yerinde görülmemiştir. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince istinaf konu asıl davada verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre asıl dosya davacısı ve asıl dosya davalısının  istinaf başvurusunun  HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca  reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Asıl dosya davacısı ve asıl dosya davalısının istinaf başvurularının HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı reddine, Asıl dosya davacısı ...'dan alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin asıl dosya davacısı ...'dan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,) Asıl dosya davalısı ... Elektrik'den alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin asıl dosya davalısı ... Elektrik'den alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,) İstinaf yargılama giderlerinin istinaf edenler üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edenlere ilk derece mahkemesince iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 361.madde uyarınca  gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 06/03/2025 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"df575c22fd486f16","SID":"3692d4a654e69d97"}}