{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2025/545 <br>KARAR NO: 2025/586<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/02/2024<br>NUMARASI: 2023/658 E - 2024/130 K<br>DAVANIN KONUSU: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 27/02/2025<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait şirket ile davalı kurum arasında ... no'lu abonelik sözleşmesinin bulunduğunu, davalı kurum tarafından müvekkilinin kaçak elektrik kullandığı gerekçesiyle kaçak tahakkuku yapılarak İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosya ile icra takibi başlatılarak kaçak elektrik bedeli, gecikme faizi ve bunun KDV'si olmak üzere müvekkilden toplam 106.827,13 TL talep edildiğini, müvekkilinin muhtara yapılan tebligatlardan haberdar olmaması sebebiyle takibin kesinleştiğini, davalı tarafından müvekkiline ait aracın sattırılması sonucu davalı tarafa ödeme yapılmak zorunda kalındığını, Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin kaçak elektrik tüketimi ile ilgili 13. maddesinin Gerçek veya tüzel kişilerin; Dağıtım sistemine veya sayaçlara veya ölçü sistemine ya da tesisata müdahale ederek, tüketimin doğru tespit edilmesini engellemek suretiyle, eksik veya hatalı ölçüm yapılması veya hiç ölçülmeden veya yasal şekilde tesis edilmiş sayaçtan geçirilmeden mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi tüketmesi, Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişinin ilgili mevzuata uygun olarak kestiği elektrik enerjisini, yükümlülüklerini yerine getirmeden dağıtım lisansı sahibi tüzel kişinin izni dışında açması, kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak kabul edilir, yönetmelik maddesinde kaçak kullanımın tespitinde doğru bulgu ve belgenin bulunması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesi gerektiğinin belirtildiğini, davalı kurum tarafından yeterli inceleme yapılmadan müvekkili hakkında kaçak tutanağı tutularak tahakkuk yapıldığını, müvekkilin kaçak elektrik kullanmadığını, bu hususun müvekkile ait sayacın incelenmesiyle ortaya çıkacağını, açıklanan sebeplerle davalı kurum tarafından haksız bir şekilde tahakkuk ettirilen kaçak elektrik borcunun bulunmadığının tespiti ile icra tehdidi altında haksız olarak ödenmek zorunda kalınan bedelin tahsil tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte müvekkile geri ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, davacının adresinde bulunan işyerinde müvekkili kurumun görevlileri tarafından 21.02.2019 tarihinde yapılan denetimde ... no'lu tüketim noktasında müvekkiline kayıtlı ... no'lu ... marka sayaç harici kofradan gizli hat çekilerek kaçak elektrik kullanıldığının tespit edildiğini, bu tespit neticesinde ... no'lu kaçak tutanağının düzenlendiğini, tutanağa istinaden 72.149,98 TL. kaçak elektrik faturası ve 31.814,66 TL.'lik ek tüketim faturasının tanzim edildiğini, davacı tarafın İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına halen 150.307,69 TL dağıtım borcunun bulunduğunu, davacı tarafın haksız bir şekilde takibi sürüncemede bırakma kastı ile İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına davacı tarafından yapılan haksız itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından 30/03/2022 tarih ve 2019/682 E - 2022/231 K sayılı kararıyla, davanın KISMEN KABULÜ ile davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takibe konu 106.827,13-TL borcun 85.984,25-TL bedelinden sorumlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 56.991,50-TL bedelin 07/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı davacı ve davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dairemizce yapılan istinaf incelemesi sonunda 14/09/2023 tarih ve 2022/2456 E- 2023/2494 K sayılı kararımızla \" Tutanak tarihinde yürürlükte olan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğine göre kaçak kullanım ve hesaplama yöntemleri ise 42. Vd maddelerin düzenlenmiştir. Hükme esas bilirkişi raporunda Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin kaçak kullanım ile ilgili 26. vd maddelerinin uygulandığı görülmektedir. O halde mahkemece; kaçak kullanım tarihinde yürürlükte bulunan tarife uyarınca kaçak kullanım miktarının tespiti amacıyla, önceki bilirkişi dışında oluşturulacak konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi heyetinden denetime elverişli yeni bir bilirkişi raporu alınarak, davalı şirketin davacı taraftan isteyebileceği gerçek alacak miktarının duraksamasız belirlenmesi ve hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, davalının bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde bu hususu  dile getirdiği halde itirazlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ile karar verilmesi doğru bulunmamıştır.\" gerekçeleriyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma kararı sonrası ilk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda \"... Davalının İstanbul ... İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında başlatmış olduğu takip incelendiğinde, davalının 103.964,64 TL asıl alacak, 2.425,84 TL faiz ve 436,65 TL vergi olmak üzere 106.827,13 TL üzerinden icra takibi yaptığı anlaşılmış, dosyamızda İstinaf kaldırma kararından sonra alınan bilirkişi heyeti raporunda, davacının kayıp kaçak bedelinden dolayı sorumlu olduğu miktarın 72.149,97 TL olduğunun rapor edilmesi karşısında, davacının aleyhine yapılan icra takibinde 34.677,16‬ TL'lik bedelden sorumlu olmadığı anlaşılmış ve bu bedel yönünden mahkememizce davacının sorumlu olmadığının tespitine karar verilmiş, davacının 07/01/2020 tarihinde yapmış olduğu, 56.991,50 TL'lik kısmın ise davacının mahkememizce aldırılan bilirkişi raporuyla sorumlu olduğu borç miktarı olan 72.149,97 TL'den daha az olması sebebiyle davalıdan alınarak davacıya istirdatı gerekecek fazla ödeme bulunmadığından reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \" gerekçeleriyle 1-Davanın KISMEN KABULÜ, Davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına konu 106.827,13-TL borcun 34.677,16-TL bedelinden sorumlu olmadığının tespitine, 2-Davacının 07/01/2020 tarihinde ödemiş olduğu 56.991,50-TL'lik kısmın istirdatı yönünden davanın reddine, karar verilmiştir. Karara karşı davacı ve katılma yoluyla davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; müvekkilinin kaçak elektrik kullanması söz konusu olmadığını, sayacın incelenmesi halinde durumun ortaya çıkacağını, hükme esas alınan bilirkişi raporu usulen ve hukuken hüküm kurmaya elverişli olmadığını, bilirkişinin davacının kaçak elektrik kullandığını belirterek hukuki yorum yaptığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili katılma yoluyla yaptığı istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; davacı tarafından kaçak tespit tutanağında tespiti yapılan maddi olgunun aksi ve bu nedenle kaçak kullanım bedelinden sorumlu olunmadığını ispatlar somut delil sunulmadığını, kararın gerekçesiz olduğunu, arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediğini,  müvekkili şirket tarafından yapılan tespit ve tahakkuklarda herhangi bir hata bulunmadığını, davacının ne kadar süreden beri kaçak elektrik kullandığı dosya kapsamına sunulmuş tüketim ekstreleri ile ispatlandığını, ek tahakkuk için hesaplama yapılmamasının hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava, kaçak elektrik tahakkukuna dayalı menfi tespit talebine ilişkindir. Arabuluculuk dava şartı önünden dairemiz kaldırma kararında belirtildiği üzere, Menfi tespit davası 6100 sayılı HMK’nın  106. Maddesinde hüküm altına alınmış olup bunun yanında İİK 72. maddesinde icra hukuku açısından özel bir menfi tespit davası türüne yer verilmiştir. HMK 106. Maddesinde ;\" tespit davası yoluyla, mahkemeden bir  hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun  yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilebilir.\" 2004 sayılı İİK’nun 72. maddesinde  “ Borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.” denilmiştir. TTK’nın 5/A maddesi “Bu kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari da- valardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan  alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması  dava şartıdır.” hükümlerini içermektedir. 05/04/2023 tarih 32154  sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan  Orman kanunu  ve bazı kanunlarda  değişiklik yapılmasına  dair 7442 sayılı Kanunun 31.maddesinde \"6102 sayılı  kanunun 5/A  maddesinin 1.fıkrasında  yer alan \"paranın ödenmesi, alacak ve tazminat  talepleri hakkında \" ibaresi  \"para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında \" şeklinde  değiştirilmiş, Aynı yasanın geçici 1.maddesinde \"bu maddeyi ihdas eden kanunla 6102 sayılı kanunun 5/A maddesinin 1. fıkrası  ve 7036 sayılı  kanunun 3. Maddesinin 1. fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hüküm 01/09/2023 tarihinde ve sonrasında  açılacak davalar hakkında uygulanır\" denilmiştir. Netice itibariyle, eldeki davanın açıldığı tarih itibariyle menfi tespit davalarının zorunlu arabuluculuğa tabi olduğuna dair yasal bir düzenleme de bulunmadığından  TTK 5/A maddesi kapsamında yer alan arabuluculuğa ilişkin dava şartı aranmayacaktır. Esasa ilişkin olarak ise; Somut olayda, davalı şirket görevlileri tarafından 21.01.2019 tarihlinde yapılan kontrolde  1 adet 12,5 kW gücünde kompresörün, 1 adet 12,5 kW gücünde pres makinası ve 1 adet 2,2 kW gücünde kurutma amaçlı fanın sayaç harici kaçak (gizli) hatla kullanıldığını tespit ederek tutanak düzenlendiği,  kaçak hatta bağlı olan cihazların toplam kurulu gücünün 27,2 kW olduğu, sözü edilen cihazların kofreden sayaç harici bağlanmak suretiyle tüketimleri kaydedilmeden çalıştırıldığını tespit edildiği, tutanağa istinaden davacı adına 25.07.2018 - 21.01.2019 tarihleri arası kaçak hat nedeniyle 2x90-180 gün karşılığı 180 gün x 27,2 kW x (2x7) h/gün - 68.544kWh tüketim için kaçak tahakkuku yapıldığı ve 180 gün için ek tahakkuk bedeli de 31.814,66 TL. Hesaplandığı anlaşılmaktadır. Kaldırma kararı sonrası alınan bilirkişi raporunda bilirkişiler...k raporlarında \" ...kaçak başlangıç tarihinin tespit edilmediği, kaçak elektrik kullanma süreleri hesabında, yönetmeliğin öngördüğü maksimum süreler alınarak hesaplama yapıldığı sayaç bilgi dökümünden aşağıdaki tabloda 16.06.2015 tarihinden 26.08.2018 tarihine kadar incelemede; günlük ortalama tüketimlerin 56 KWh ile 318 kWh arasında değiştiği, demand bakıldığında 20,5 kW ile 42,9 kW arasında değiştiği yaklaşık ortalama 33 kW olduğu görülmüştür. Bilirkişi raporlarında işyerinde yapılan keşiflerde, tutanakta belirtilen 27,2 kW ayrı hat çekilerek beslenen yükler dışında 1 adet daha pres makinesi (12.5 KW) olduğu, işyeri sözleşmesinde kurulu gücün 8,35 kw belirtildiği görülmüştür. Harici hattan beslenen tüm cihazlar devrede iken 27,2 kW güç çekileceği, 42,9 kW demand değeri göz önüne alındığında, Harici hat kaçak kullanım çekilen güç dışında, 42,9-27,2= 15,7 kW daha kurulu güç olduğu görülmektedir. ..Ancak, günlük tüketim miktarları ve demand değerleri incelendiğinde kaçak başlangıcı olarak tespit edilebilecek kesin bir nokta olmadığı görülmektedir. Sayaç bilgi dökümü incelendiğinde, demand değerleri ve günlük tüketim değerlerinin zaman zaman yükseldiği, zaman zaman düştüğü görülmektedir. Günlük tüketimin 150 kW altında olduğu zamanlarda, bu düşüşün kaçak kullanım nedeniyle olabileceği gibi, sezon değişimleri veya üretim kapasite değişimleri nedeniyle de olması mümkündür. Yukarıda açıklanan nedenlerle ve yönetmelik 45-1-b) maddesine göre; Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken ayrı bir hat çekmek suretiyle dağıtım sistemine müdahale ederek sayaçtan geçirilmeksizin elektrik enerjisi tüketilmesi durumunda 180 günlük ayrı hattan beslene tüm cihazların toplam gücü hesaplanarak günlük çalışma saatine göre hesaplanması yönetmeliğe uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Yönetmeliğin 45. Maddesinde; tüketicinin kaçak elektrik enerjisi kullanım başlangıç tarihinin doğru bulgu ve belgelerle tespit edilmesi halinde, kaçak tüketime ek olarak birinci fıkranın belirlenen başlangıç tarihinden itibaren, doğru bulgu ve belgelerle tespit edilmiş kaçak elektrik enerjisi kullanımı başlangıç tarihine kadar geriye dönük normal tüketim hesabı yapılacağı belirtilmiştir. Ancak, kaçak kullanım başlangıç tarihinin kesin olarak tespit edilememesi nedeniyle Ek Tüketim hesaplanamayacağı görülmektedir. 21.01.2019 tutanak tarihinden geriye doğru 180 günlük Kaçak Kullanım hesaplanması: 25.07.2018 tarihinden 21.01.2019 tarihine kadar Toplam — 72.149,97 TL olarak hesaplanmıştır.  - Yönetmeliğin 45. Maddesinde; Ayrı bir hat çekilerek kaçak elektrik kullanımı tespit edilmesi durumunda, tüketicinin kaçak elektrik enerjisi kullanım başlangıç tarihinin doğru bulgu ve belgelerle tespit edilmesi halinde, kaçak tüketime ek olarak birinci fıkranın belirlenen başlangıç tarihinden itibaren, doğru bulgu ve belgelerle tespit edilmiş kaçak elektrik enerjisi kullanımı başlangıç tarihine kadar, geriye dönük normal tüketim hesabı yapılacağı belirtilmiş; Ancak, kaçak kullanım başlangıç tarihinin kesin olarak tespit edilememesi nedeniyle Ek Tüketim(Normal Tüketim) hesaplanmamıştır.\" şeklinde görüş bildirilmiştir. Buna göre yapılan tespit ile tüketim endeksine göre davacının ikili anlaşma mevcut iken ayrı hat çekmek suretiyle kaçak kullanım yapmış olduğu, hükme esas bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaların tutanak tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre yapıldığı ve yönetmelik hükümlerine atıfta bulunulmuş olduğu anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204.  maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; \"İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar. \" Özel hukuk tüzel kişisi olan şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları  da aynı yöndedir.). Davalı dağıtım şirketi tarafından yönetmelik hükümleri gereği kaçak başlangıç tarihinin doğru bulgu ve belgelerle ispatlanamadığı, menfi tespit davasında ispat yükünün alacaklı olduğunu ileri süren davalı üzerinde olduğu gözetildiğinde mahkemece taraf ve mahkeme denetimine elverişli  rapor esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetlidir. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacının ve davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının ve davalının istinaf başvurularının HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı reddine, Davacıdan alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili vergi dairesine yazılmasına, Davalıdan alınması gereken 2.368,79 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan  1.895,99 TL harcın mahsubu ile bakiye 472,8‬0 TL'nin istinaf eden davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf edenler üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.27/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0bb7099728ce2fa5","SID":"9cd9ec601804a4e3"}}