{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1482 Esas<br>KARAR NO: 2025/264<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 22/04/2021<br>NUMARASI: 2019/375 Esas, 2021/341 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Rücuen Tazminat)<br>KARAR TARİHİ: 20/02/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili nezdinde sağlık sigortası güvencesi kapsamında bulunan sigortalı ...'in 28/05/2018 tarihinde boynundaki kitle sebebiyle tedavi gördüğünü ve masraflarının müvekkili tarafından karşılandığını, sigortalının aynı süre için davalı nezdinde de sigortalı olduğunu, ancak davalı tarafından müvekkiline tedavi masraflarına yönelik bir ödeme yapılmadığını, huzurdaki davaya konu olayda davalının TTK'nun 1467. maddesinin (a) fıkrası kapsamında çifte sigortaya muvafakat ettiğini, bu nedenle tamamı müvekkili tarafından karşılanan tedavi masraflarının her iki sigortacı tarafından sigorta edilen bedel oranında karşılanması gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL tazminatın ödeme tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 26/01/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davalarını 19.349,86 TL daha arttırarak toplam 24.349,86 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; TTK'nun 1467. maddesinin (a) bendi uyarınca sigortacı şirketlerinin onayı bulunmadığından dava konusu uyuşmazlıkta müşterek sigorta hükümlerinin uygulanamayacağını, müşterek sigorta olsa bile TTK'nun 1466/2 maddesi gereğince sigorta sözleşmesinde yazılı olarak müteselsil sorumluluk esası kabul edilmediğinden kendi payından fazla ödeme yapmış olsa dahi davacının rücu hakkının bulunmadığını, bir an için sorumluluk halinin söz konusu olduğu varsayıldığında da müvekkilinin düzenlediği poliçe şartlarının, poliçe limitlerinin ve katılım paylarının nazara alınması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile takas-mahsup haklarını saklı tuttuklarını, ayrıca temerrüt koşulları oluşmadığından ancak dava tarihinden itibaren faiz istenebileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; eldeki davada sigortalanan rizikolar aynı ise de, sigortaların başlangıç ve bitiş zamanları faklı olduğundan müşterek sigortadan bahsetme imkanının bulunmadığı, sigorta sürelerinin kesişmesi ve aynı menfaatin iki sigorta şirketi tarafından sigortalanması nedeniyle çifte sigortanın bulunduğu, TTK'nun 1467. maddesinin (a) bendinde belirtilen sigortacıların onay vermesi, (b) bendinde belirtilen sigorta ettirenin haklarını ikinci sigortacıya devretmesi durumları gerçekleşmediğinden ve (c) bendinde belirtildiği gibi önceki sigortacının ödemediği zarar bulunmadığından davacı tarafından yapılan sigortanın çifte sigorta olması nedeniyle geçersiz olduğu ve davacının yaptığı ödemenin geçersiz poliçeye dayanması nedeniyle hatır ödemesi olduğu ve ödediği bedelin bir kısmını veya tamamını davalıdan talep edemeyeceği gerekçelerine istinaden davanın reddine  karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; hesap bilirkişisinden alınan raporun hükme esas alınamayacağını, sigorta uzmanları tarafından oluşturulacak bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekirken eksik ve hatalı inceleme ile karar verildiğini, dava konusu giderlerin doğmasına sebebiyet veren tedavi 28/05/2018 tarihinde gerçekleştiğinden söz konusu menfaatin belirtilen tarihte her iki sigortacı tarafından da –kesişen/örtüşen süreler için- teminat altına alındığını, Sağlık Sigortası Genel Şartlarının 12. maddesi uyarınca, tedavi masraflarının birden fazla sigortacı tarafından temin edilmiş olunması halinde bu masraflar sigortacılar arasında teminatları oranında paylaşılacağından davalının, müvekkili tarafından karşılanan tedavi masraflarından teminatı oranında sorumlu olduğunu, müşterek sigorta hükümlerinin değil çifte sigorta hükümlerinin uygulanması gerektiği düşünülse dahi kanun hükümleri dikkate alınmaksızın davalı şirketin poliçesinin sırf sonraki tarihli olması nedeniyle geçersiz sayılacağına ilişkin tespitlerin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, başka davalarda  alınan bilirkişi raporlarında  müvekkilinin rücu hakkının bulunduğuna dair görüş bildirildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, davacı sigortacının sigortalısı için ödediği tedavi giderinin davalı sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. Uyuşmazlık; dava dışı sigortalının davacı ve davalı tarafından düzenlenmiş sağlık sigortası bulunması karşısında, davacının, sigortalısı için ödediği tedavi giderinden davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ve varsa miktarı noktasında toplanmaktadır. Dosya kapsamından, sigorta ettirenin ... olduğu ... Sağlık Sigorta Poliçesi ile sigortalı ...'in davacı sigorta şirketi nezdinde 01/01/2018-01/01/2019 tarihleri arasında sigortalandığı, öte yandan dava dışı sigortalı/sigorta ettiren ...'in  aynı zamanda 16/12/2017-16/12/2018 tarihleri arasında ... Modüler Sağlık Sigortası Poliçesi ile davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalandığı anlaşılmıştır. Mahkemece uyuşmazlık ile ilgili bilirkişi raporu alınmıştır. 6102 sayılı TTK'nun 1519. maddesi gereği, zarar sigortalarına ilişkin hükümler sağlık sigortalarına uygulanabileceğinden TTK'nun 1466. ve 1467. maddelerinin somut olayda uygulanması gerekmektedir. TTK'nun 1466/1 fıkrası; \"Bir menfaat birden çok sigortacı tarafından aynı zamanda, aynı süreler için ve aynı rizikolara karşı sigorta edilmişse, yapılan birden çok sigorta sözleşmesinin hepsi, ancak sigorta olunan menfaatin değerine kadar geçerli sayılır. Bu takdirde sigortacılardan her biri, sigorta bedellerinin toplamına göre, sigorta ettiği bedel oranında sorumlu olur\" hükmünü içermektedir. Müşterek sigortanın önemli bir özelliği sigortacıların birlikte hareket etmesidir. Zira TTK'nun 1466/1 maddesinde geçen \"aynı zamanda\" ifadesi bu hususa işaret etmektedir. Bu bağlamda sigortacıların müşterek hareket etmek suretiyle rizikoyu birlikte taşıma niyetlerinin müşterek sigortanın varlığı için şart olduğu ifade edilmiştir. (Sigorta Hukuku, M. Barış Günay, 2. Baskı, sh 171).Somut olayda, davacının ödediğini belirttiği 48.699,72 TL dava dışı sigortalısının ameliyatına ilişkindir. Buna göre davalı tarafından düzenlenen poliçede yatarak tedaviler ve ameliyatlar bakımından, yurtiçi anlaşmalı kurumlar yönünden limitsiz % 100 ödemeli, yurtiçi anlaşma harici kurumlar yönünden brüt 25.000,00 TL tutarlı %60 ödemeli teminat limiti verildiği görülmüştür. Davacı tarafından düzenlenen poliçede ise, poliçenin, katılım sertifikası üstünde yazılı olanların dışında başka teminatı kapsamadığı belirtilmiş ise de bu yönde bir belgenin sunulmadığı, sadece 15/04/2019 tarihli \"tazminat ödeme emri\" başlıklı belgede, teminatın (ameliyat) yıllık limit grubuna dahil olmadığının, katılım payının %0 ve limitsiz olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır.Bu durumda yapılan açıklamalar uyarınca, tarafların rizikoyu beraber taşıma niyetleri olmadan sağlık poliçeleri düzenledikleri ve her iki poliçenin vadeleri gözetildiğinde müşterek sigorta şartlarının bulunmadığı anlaşılmakla birlikte ayrıca davacı nezdinde düzenlenen poliçenin teminatlarının kapsamı ve limitleri bu yönde bir belge sunulmadığı için bu yönde bir değerlendirme yapılamamış olup somut olayda müşterek sigorta koşullarının bulunmadığı değerlendirilmiştir. Öte yandan TTK'nun 1467. maddesinde ise çifte sigorta düzenlenmiştir. Anılan maddenin ilk fıkrasının ilk cümlesine göre, değerinin tamamı sigorta olunan bir menfaat, sonradan aynı veya farklı kişiler tarafından, aynı rizikolara karşı, aynı süreler için sigorta ettirilemez. Çifte sigortanın geçersiz kabul edilmesinin nedeni sebebsiz zenginleşme yasağıdır.  Eldeki davada, davacı sigortacı tarafından sigortalının aynı menfaati aynı rizikolara karşı sigorta ettirilmiş olup sonradan yapılan sigorta çifte sigorta olması nedeniyle geçersizdir. Çifte sigortanın geçerli olabilmesi için anılan maddede belirtilen diğer koşullar da somut olayda bulunmamaktadır. Buna göre uyuşmazlıkta müşterek sigorta şartları bulunmayıp davacı sigortacı nezdinde yapılan sigortanın ise çifte sigorta olması nedeniyle geçersiz olduğu anlaşıldığından Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Ayrıca davacı vekili, bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını ve  sigorta uzmanları tarafından oluşturulacak bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini ileri sürmüş ise de, esasen hukuki olan ve hukuki görüş olarak ileri sürülen bilirkişi raporu ile mahkemelerin bağlı olmadığı ve değerlendirmenin mahkeme tarafından yapılmasının asıl olduğu dikkate alındığında bu yöndeki talebi yerinde görülmemiştir.  Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/375 Esas, 2021/341 Karar sayılı ve 22/04/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan  davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.20/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fcd9db3a4a33a35d","SID":"752901bc4c6620e3"}}