{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/50 <br>KARAR NO: 2025/323<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/11/2024<br>NUMARASI: 2024/356 Esas - 2024/759 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin Kazakistan vatandaşı olduğunu, 2007 yılından beri ülkeye gelip gittiğini, 2021 yılı Mart ayında İstanbul'a geldiğinde davalı ...'in giyim mağazasına uğradığını,  davalının İstanbul'da fabrikalarının olduğunu, sipariş verilmesi halinde her türlü giyim eşyasını isteği göre yapıp teslim ettiklerini söylediğini, müvekkilinin borçluya inanarak tekvando sporu için eşofman takımı ve pantolon yaptırmaya karar verdiğini, 19/07/2021 tarihinde aralarında bir sözleşme yaptıklarını ve el yazısıyla kaleme alınan sözleşmeye göre davalı ...'in müvekkili tarafından sipariş verilen 540 adet eşofman takımı ve 78 adet pantolon siparişi alındığını, müvekkili tarafından kapora ödemesi yapıldığını, müvekkili davacının sipariş verdiği ürünlerin tüm parasını davalıya gönderdiğini, ancak davalının teslim zamanı geldiğinde az miktarda ürün gönderdiğini, gönderdiği ürünlerin de hiçbir şekilde sipariş verilen ürünlerle uyuşmadığını beyanla davanın kabulüne, İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibindeki itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı  davaya cevap  vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece;yapılan araştırmalarda davacı ve davalı gerçek kişilerin tacir olmadığının anlaşıldığı, şirket ortağı veya müdürü olmasının davalıya tacir vasfını kazandırmayacağı, salt ürün sayısının fazla alınmasının uyuşmazlığa ticari vasıf kazandırmayacağı ve davanın nispi ticari dava olarak kabul edilemeyeceği anlaşıldığından davaya bakmakla Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; müvekkilinin 2021 yılı Mart ayında İstanbul'a geldiğinde davalı ...'in müvekkili birkaç tane giyim atölyesine götürerek buraların kendisine ait olduğunu söylediğini, müvekkilinin, davalı/borçluya inanarak  tekvando sporu için eşofman takımı ve pantolon yaptırmaya karar verdiğini, bu kapsamda 19.07.2021 tarihinde aralarında el yazısıyla yaptıkları sözleşmeye göre davalı/borçlu ..., müvekkil tarafından sipariş verilen 540 adet eşofman takımı ve 78 adet pantolon siparişi aldığını, davalı tarafın bu alışverişin her aşamasında bir tacir gibi davrandığını,mahkemece salt ürün sayısının fazla olmasının uyuşmazlığa ticari vasıf kazandırmayacağını ve davanın nispi ticari dava olarak kabul edilemeyeceğine kanaat getirmiş olsa da siparişin sayısının da tacir olmayan biri tarafından temin edilemeyeceğinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini, mahkemece salt ticaret sicilinde kaydı bulunmaması nedeni ile davalının tacir sayılmamasının hatalı olduğunu, davalı taraf müvekkile karşı bir tacir gibi hareket etmiş olup sonuçlarına da tacir gibi katlanması gerektiğini, bunun yanında davalı ile müvekkil arasındaki satış sözleşmesi de tacirin yaptığı işlerin ticari iş sayılması karinesi doğrultusunda davalının tacir sıfatına haiz olduğu kabul edilmesi gerektiğini , ticari iş niteliğinde olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılarak dava dosyasının asliye ticaret mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Davanın konusu; davacı tarafından davalıdan satın alınan  malların ayıplı ve eksik çıkması nedeniyle 2021 yılında gönderilen  8.226-USD'nin iadesi için başlatılan icra takibine vaki itirazın  iptali istemine  ilişkindir. Satım sözleşmesi TTK'da düzenlenmediğinden elde ki davanın ticari dava olarak kabulü için davanın her iki yanının tacir sıfatını haiz olması ve işlemin ticari işletmeleri ile ilgili olması gerekir.  VUK'nın 177 maddesi  uyarınca 2021 yılı bakımından \"Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı 300.000 lirayı veya satışlarının tutarı 420.000 lirayı aşanlar; (1)’de yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşıp da bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatı 150.000 lirayı aşanlar; (1) ve (2)’de yazılı, işlerin birlikte yapılması halinde 2’de yazılı iş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı 300.000 lirayı aşanlar\"ın birinci sınıf tacir olduğu düzenlenmiştir. İlk derece mahkemesince, İstanbul Ticaret Sicilinden yapılan araştırmada davalının tacir kaydı olmadığı bildirilmiştir. Ne var ki davalının ticaret sicilinde kaydı bulunması tacir sayılması için tek ölçü değildir. Vergi Usul kanunu 177. maddesi uyarınca aldığı malları olduğu gibi satanların satış ve alış tutarı  420.000-TL'yi aştığında bilanço esasına göre defter tutacakları düzenlenmiştir.  Tarafların tacir kaydı bulunmamakla birlikte; satıma konu ürünlere ödenen bedel toplamının alış tutarı -satış tutarının altında  8.226-USD (takip tarihinde ki kur = (165.000-TL) olduğu, her iki tarafın birinci sınıf tacir sayılmasını gerektiren ölçütlerin mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. Davalının şirket yetkilisi bulunduğu anlaşılmakta ise de tacir sıfatı bulunmadığından verilen görevsizlik kararına yönelik istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle; davanın her iki yanının tacir sıfatını haiz olmadığı, miktar itibariyle bilanço esasına göre defter tutma hadlerinde olmayan bir alım-satım söz konusu olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin karara yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiş istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile kalan 187,8‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 03/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"38e372a0e13f2a67","SID":"6faaf08ffbb02ed6"}}