{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/335 <br>KARAR NO: 2025/341<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 04/07/2024<br>NUMARASI: 2024/99 Esas - 2024/642 Karar<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/03/2025 <br>Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı... -... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin dava konusu Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ... esas  sayılı icra dosyasına konu edilen 30/04/2019 tarihli 200.000-TL ve Küçükçekmece ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra dosyasına dayanak 31/05/2019 tarihli 184.594,12-TL bedelli iki adet çekin keşidecisi olduğunu, bu çeklerin dava dışı lehtar  ... Ltd. Şti. firması adına düzenleyerek ... kargo ile gönderildiği sırada kargo  taşımasında çalındığını, çeklerdeki lehtara ait olduğu görülen ilk ciroların sahte olduğunu, bu sebeple imzaların istiklali ilkesi gereğince çekin kambiyo vasfını yitirdiğini ve davalıların kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, davaya konu icra takiplerinin dayanağını teşkil eden her iki çekten dolayı müvekkilinin davalıya  borçlu olmadığının tespitine ve davalı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı ... vekili; müvekkilinin her iki çeki de yaptığı ticaret kapsamında ciro ile teslim aldığını ve iyiniyetli hamil olduğunu, imzaların istiklali prensibi nedeniyle kambiyo senedindeki imza sahibinin imzasından sorumlu olduğunu ve mücerretlik ilkesi gereği hırsızlık dahil hiç bir def'inin ileri sürülemeyeceğini belirterek, davanın reddine, davacının %20'den az olmayacak oranda tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir. Dava dilekçesi diğer davalılara TK'nın 35. maddesine göre tebliğ edilmiş ancak davalılar davaya cevap vermemiş duruşmalara katılmamıştır.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; ilk olarak verilen davanın kabulüne ilişkin karar Dairemizin  2021/1173 esas, 2023/1962 karar sayılı ilamı ile çeklerin kargoda çalınması vakıasıyla ilgili olarak ceza soruşturma dosyalarının getirtilip incelenmesi ve ceza  soruşturmasında yapılan tespitlerde dikkate alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden karar kaldırılmıştır. Kaldırma kararı sonrası mahkemece \"Davacının davaya konu olan çeklerin kargoda çalındığından şikayetçi olduğu ve ifadesi alınan kargo görevlisinin bunu doğruladığı, davacı ile sonraki cirantalar arasında ticari ilişki olmadığı, davalı ...'ın da çekleri iktisap ettiği ticari ilişkinin de gerçek olmadığı yönünde bilirkişinin kanaat bildirdiği, UYAP entegrasyon ekranında yapılan inceleme ve dosyaya arasına alınan iş bu kayıtlar uyarınca davalı ...'a ait benzer mahiyette çok sayıda hukuk ve gerekse ceza davalarının olduğu, dosyada mübrez Bakırköy 2. ATM ve 3. ATM dosyalarındaki taraflar ile iş bu dosyadaki tarafların da aynı olduğu, davaya konu çeklerdeki silsilenin de aynı olduğu, dolayısıyla kargoda çalınan çeklerin aynı yöntem ile davalı ...'ın eline geçtiği, sadece davacısının farklı olduğu, soruşturma dosyasında yapılan tespitler neticesinde  dava konusu çeklerin usulsüz işlemler neticesinde cirolandığı, gerçek bir ticari ilişkinin söz konusu olmadığı ve ... tarafından da \"çek kırma\" işinin meslek hale getirildiği anlaşılmakla davalının çekleri  iktisabında davacı zararına hareket ettiği belirlenmekle davanın kabulüne, kötüniyetli takip nedeniyle davalı aleyhine %20 oranda tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili;Savcılık soruşturması sonuçlanmadan aleyhte hüküm verilmesinin hukuka aykırı olduğunu  müvekkilin iyi niyetli hamil olduğu, çeki iktisabında ağır kusur ve ihmali bulunmadığından , davalı müvekkilin kötü niyetli olduğu ve çeki iktisabında ağır kusurlu olduğu davacı tarafından kesin delil ile ispatlanması gerektiği, Yargıtay HGK nın 19.06.1996 tarih, 1996/11-354/502 e-k sayılı ilamında “davacının hamile karşı dava konusu iddiasını ileri sürebilmesi için kendisinin kötü niyetli olduğunu ispatlamak zorundadır. Kıymetli evraka ilişkin hükümler bu yolda olduğu gibi, MK nın 903. maddesi de aynı ilkeyi benimsemiş bulunmaktadır.” şeklinde karar verildiğini gerekçede müvekkilin çok sayıda benzer dosyası olduğu, ayni ciro silsileleri olduğu, sadece davacıların farklı olduğu gibi durumlara değinildiği, müvekkil zaten belirtildiği üzere mağdur durumda olduğu kanıtlandığı, dosyaların akıbetlerine bakılsa idi müvekkil ifadelerinde mağdur olduğunu belirttiği ve birden fazlaca kez zincirleme olarak farklı çekler son ciranta ... Çiçekçilik şirketi yetkilisi tarafından verildiğini beyan ettiğini,UYAP entegrasyonundan müvekkilin davaların çıkarılarak karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, iki adet çekin kargoda çalındığından ve lehtarın cirosunun sahte olduğundan bahisle söz konusu çeklere dayanılarak başlatılan icra takipleri ve çeklerden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. TTK'nın 818/1,(c) maddesi yollamasıyla çekler hakkında da uygulanacak 677. maddesinde  düzenlenen \"imzaların istiklali (bağımsızlığı)\" ilkesine göre, senet lehtarının veya diğer cirantaların ciro imzasının sahte olması hali, diğer imza sahiplerinin ve özellikle senedin asıl borçlusu olan keşidecinin senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Zincirleme ve birbirine bağlı, lehtardan hamile tam ve düzenli yani kesintisiz cirolar hak sahipliğine karine sayılır. Cirolar arasındaki zincirleme bağlılığın gözlenmesi sadece dış görünüm bakımından yapılır. Başka bir anlatımla, ciro zincirinin muntazam bir şekilde birbirini takip edip etmediğini incelerken dış görünüşü incelemek yeterli olup, cirantalardan birinin imzasının sahte olması veya temsilci sıfatıyla senedi imzalayan şahsın imza yetkisinden yoksun olması ciro zincirini etkilemez. Öte yandan TTK'nın 687/1. maddesi “Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğer ki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.” hükmünü haizdir. Bu hükme göre şahsî def’îlerin kural olarak hamile karşı ileri sürülmesi söz konusu değildir. Ancak hamil poliçeyi devralırken bile bile borçlunun zararına hareket ederse, bu durumda şahsî def’îler hamile karşı da ileri sürülebilecektir. Aynı Kanunun 818/1(e) maddesi uyarınca, anılan hüküm çekler hakkında da geçerlidir. Bakırköy C Başsavcılığının  2020/14885 Sor sayılı  Soruşturma evrakına 13/02/2020 tarih ve 2020/948 Karar sayısı ile Birleştirme Kararı verilerek evrakın 2019/57731 Sor sayılı evrakı ile birleştirildiği, 2019/64116 soruşturma sayılı evrakın 24/02/2021 tarih ve 2021/879 karar sayısı ile 2018/130732 Sor sayılı evrak ile birleştirildiği, 2018/13073, 2019/104935, 2019/84695, 2019/119590,  2019/93759 sor sayılı evraklarda soruşturmaların devam ettiği,  2019/96521 Sor sayılı evrakın 02/06/2021 tarih ve 2020/5355 Karar sayısı ile Yetkisizlik Kararı verilerek İstanbul Anadolu C Başsavcılığına  gönderildiği,Anadolu C Başsavcılığının  2019/91312 Soruşturma sırasına kaydının yapıldığı, 2019/79498 Soruşturma sayılı soruşturma evrakına 23/07/2020 tarih ve 2020/8015 Karar sayısı ile yetkisizlik kararı verilerek İstanbul Küçükçekmece C Başsavcılığına gönderildiği,burada 2020/33850 Soruşturma sırasına kaydının yapıldığı bildirilmekle aradan geçen zamana  göre  soruşturmada verilen yetkisizlik, birleştirme kararları bulunan tahkikatın sonuçlanmadığı , olaya çok sayıda kişinin dahil olması ve soruşturmalarınn bitirilmesinde yaşanan güçlükler nedeniyle davacının haklarının korunması gerektiği, soruşturma neticesinin beklenmesi yargılamaya katkısı olmayacağından  davalı vekilinin bu yöne ilişkin  istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Olay tarihinde meydana gelen  kargo hırsızlığı olayında Türkiye'nin çeşitli yerlerinde ikamet eden birbirleriyle ilişkisi olmayan  çok sayıda  keşideci şirketlere ait çok sayıda çeklerin çalındığı hususu sabittir.Bu çeklerin (davalı ... soruşturma sırasında 40,45 adet  olduğunu beyan etmiştir.) elde ki  bu dosyadaki davalı şirketlere ait ciro silsilesiyle davalı ...'a geçtiği ,ciranta şirketlere veya yetkililere   ulaşılamadığı,sadece Doğuses şirketi yetkilisinin şirketin kendisinin olmadığı ekonomik zorluk nedeniyle,şirketi para karşılığı üzerine aldığını ,kendisinin hiç çek imzalamadığını ,diğer ortağın yapmış olabileceğini ifade ettiği ,soruşturmaların halen sürdüğü anlaşılmaktadır.Soruşturma evrak  içeriklerine göre davalı ...'a  çok sayıda  çekin yetkililerine ulaşılamayan aynı ciro silsilesi ile davalıya kadar ulaşması  ve çeklerin tümünün davalı tarafından icra takibine konu edilmesi davalının bile bile borçlu zararına hareket ettiğinden öte organize bir durumu işaret etmekte olup ;çalıntı tüm çeklerin aynı kişide çıkması davalının veya ilişkide bulunduğu kişilerin  doğrudan hırsızlık olayı ile ilgisine işaret etmektedir.Davalının iyiniyetli hamil iddiası dinlenebilir değildir.Aynı olayda çekleri çalınan başkaca şirketlerin de aynı davalılara açtığı davaların Bakırköy 2. ATM ve 3. ATM lerinde görülmekte olduğu belirlenmiştir. Soruşturma dosyasında yapılan tespitler neticesinde dava konusu çeklerin hırsızlık sonucunda çalınarak sonuçda davalı eline geçtiği ; gerçek bir ticari ortaya konulmadığı gibi zaten gerçek bir alacak borç bulunmadığı açık seçik belli olduğunundan her iki çek bakımından davacı davalı şirketlere  borçlu bulunmadığının kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle  ;davacının çekler  nedeniyle davalılara  borcu olmadığının kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamış,istinaf nedenleri yerinde olmayan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 26.271,62-TL istinaf karar harcından yatırılan 6.568‬-TL harcın mahsubu ile kalan ‬19.703,62‬-TL harcın davalı ...'dan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 752,80-TL istinaf yargı giderinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 05/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"415391ad7ebc4497","SID":"0efbc0380ecf1397"}}