{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/477 - 2025/569<br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t               T.C.<br>ADANA<br>\t BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>   3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/477<br>KARAR NO\t: 2025/569<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: <br>ÜYE\t: <br>ÜYE\t: <br>KATİP\t:  <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: .... Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI\t: ... Esas, ... Karar<br><br>DAVACILAR\t: 1- ... -   - Velayeten ... ... (...)  <br>\t2- ... ... ( ...) -   -  <br>VEKİLİ\t: Av. <br>DAVALI\t: Türkiye Sigorta Anonim Şirketi - (Eski ünvan ... Sigorta A.Ş.) <br>VEKİLLERİ\t: Av. <br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 06.03.2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 06.03.2025<br><br><br>.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 01.11.2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:<br>DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 15.01.2011 tarihinde tek taraflı kaza meydana geldiğini ve yolcu konumunda olan müvekkilleri ... (çocuk) ve ... ... (veli) kazada yaralandığını, meydana gelen kazada, ... plakalı aracın sürücü ...'ün 2918 sayılı KTK'nin 52/1-a maddesine göre asli ve tam kusurlu olduğu tespit edildiğini ve kaza nedeniyle müvekkilleri ... ve ... ...'un ağır bir şekilde yaralandığını bu nedenle ... için şimdilik 50,00 TL olmak üzere zararın kapsamı belli olduktan sonra miktarı açıklanacak sürekli iş gücü tazminatının, ... ... için şimdilik 50,00 TL olmak üzere zararın kapsamı belli olduktan sonra miktarı açıklanacak geçici iş göremezlik tazminatının davalı ... Sigorta A.Ş'den tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>ISLAH : Davacılar vekili 07.07.2022 dilekçesi ile dava değerini ... ... yönünden 226,59 TL'ye, ... yönünden 199.773,41 TL'ye ıslah etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, sigorta şirketine  usulüne uygun başvuru yapılmadığından davanın usulden reddinin gerektiğini, Adli Tıp Kurumundan kusur raporu alınmasını talep ettiklerini, hatır taşıması indiriminin yapılması gerektiğini, belirsiz alacak davasıyla bu davanın açılmasında hukuki menfaat bulunmadığını, uygulanması gereken faiz türünün dava tarihinden itibaren yasal faizin olması gerektiğini, geçici iş göremezlik ve tedavi masraflarının teminat dışı olduğunu beyanla davanın reddini ve yargılama giderleri ve avukatlık ücretinden sorumlu tutulmamayı talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davanın ... ... yönünden; Geçici iş göremezlik tazminatı talebi yönünden kabulü ile 226,59 TL tazminatın 13/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davanın ... yönünden; kalıcı iş göremezlik tazminatı talebi yönünden kabulü ile 199.773,41 TL tazminatın 13/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği görüldü.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı ... ... (...) vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; yargılama sürecinde ATK 2. İhtisas Kurulundan alınan maluliyet raporunda müvekkilinin kalıcı maluliyetinin olmadığı ve geçici iş göremezlik süresinin bulunduğu belirtilmiş ise de heyetin belirlediği maluliyet oranı ve iyileşme sürecinin hayatın olağan akışına aykırı olup hakkaniyet ilkesi ile bağdaşmadığından işbu raporu kabul etmediklerine dair itiraz dilekçesi sunduklarını ancak yerel mahkemece itirazlarının değerlendirilmediğini, müvekkili ... ...'un birçok yerinde ciddi derecede yaralanmasının söz konusu olduğunu beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.<br>Karara karşı davalı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece kusura ilişkin itirazlarının giderilmediğini, davacı tarafın kazanın üzerinden 7,5 yıl geçtikten sonra ve sadece davacı ... ...'a ait adli muayene formu ve diğer davacıya ait hiçbir hastane evrağı olmadan yapılan başvuruyu geçerli sayan ve usulden red kararı vermeyen mahkeme kararının yasa ve yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, dava öncesi taraflarına usulüne uygun bir başvuru olmadığından temerrütten ve davanın açılmasına sebebiyet verdiklerinden söz edilemeyeceğini bu nedenle eldeki davanın  dava konusu kaza nedeniyle davacı tarafın uğradığı kalıcı maluliyetinin bulunup bulunmadığı ve kalıcı maluliyeti varsa zarar miktarının tespiti davası olarak  görülebileceğini, davanın  açılmasına sebebiyet vermemelerine rağmen haklarında yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmeden yerel mahkeme kararının kaldırılmasının gerektiğini beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br> Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3 ve 55. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi tazminat davasıdır.<br>İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>Hükmü, davacı ... ... (...) vekili ve davalı vekili istinaf etmiştir.<br>Davalı vekilinin dava açılmadan evvel, davalı şirketi 2918 sayılı KTK 97. md.si gereği usulüne uygun bir başvuruda bulunulmadığına ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde; <br>Davacıların dava dilekçesinin dilekçesi ekinde 30.05.2018 gününde kaza tespit tutanağı, davacılara ait TC kimlik Numarası ve Kimlik fotokopisi, kaza yapan araca ait ekspertiz raporu, araca ait ruhsat bilgisi, kaza tarihini de kapsar şekilde davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenen   ZMMS poliçe örneği, nüfus kayıt örnekleri, muayene tutunakları ve başvuran davacının vekiline ait vekaletname ile gününde başvuru yapmış olduğu, bu başvuruya rağmen davalı sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı görülmüştür. <br> Buna göre başvuran davacıların, dava açmadan evvel önce gerekli evraklar ile zararın karşılanması için 2918 sayılı KTK 97. md.si gereği usulüne uygun şekilde başvuru yaptığı bu başvurunun davalı sigorta şirketi tarafında kabul edildiği hatta davalı sigorta şirketi tarafından başvurulan evraklar üzerinde inceleme yapıldığı anlaşılmakla, davacıların başvuran tarafından usulüne uygun bir şekilde başvuru yapılmadığına ilişkin istinaf başvurusu kabul edilmemiştir.<br>Davalı vekilinin hükme esas alınan kusur raporuna ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde;  <br>Somut olayda, dava dışı sürücü ..., 15.01.2011 günü saat 11.10 sıralarında, sevk ve idaresindeki ... plakalı ... kamyonet ile Zonguldak-Bartın Devlet Karayolu üzerinde, Zonguldak istikametinden, Bartın istikametine seyir halinde iken, kaza mahalline geldiğinde önüne siyah bir kedinin çıkmasıyla, çarpmamak için panik yaparak sola ve sağa ani manevra yapmasıyla hızının da etkisiyle dreksiyon hakimiyetini kaybedip, sağa manevra yaptığı sırada fren tertibatına da başvurmasıyla, sağ taraftan yoldan çıkıp devrilmesiyle, araç içinde yolcu konumunda bulunan dava konusu davacı ... ... ve dört yaşındaki kucağındaki davacı ... ile diğer dört yolcu ve sürücünün yaralandıkları, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir.<br>\t2918 sayılı KTK'nun 52/b maddesi ile KTK'nuna bağlı yönetmeliğin 101/b maddesinde belirtilen “Sürücüler, aracının teknik özelliği, hava, yol ve trafik durumuna göre araçlarının hızlarını azaltmak zorundadırlar.” kuralını ihlal ettiği, şehir içindeki bu karayolunda, zeminin de ıslak olduğunu göz önüne alarak, aracının hızını azaltması gerekirken yeterince azaltmayarak seyri sırasında, yol üzerinde kediyi görmesiyle de panik yaparak, kediye çarpmamak için ani manevra yapmasıyla, hızının ve zeminin ıslak olmasının da etkisiyle, ani manevra yapmasıyla direksiyon hakimiyetini kaybederek sağ taraftan yoldan çıkması ve devrilmesiyle meydana gelen bu kazada, kazanın meydana gelmesine %100 oranında kusurlu olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.<br>\tDavacı ... ... vekilinin hükme esas alınan maluliyet raporuna ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde; <br>\tBilindiği üzere Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. <br>Buna göre 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş düzenlenmiş sağlık kurulu raporu alınması gerekmektedir. <br>  Mahkemesinde hükme esas alınan 10.07.2020 tarihli ATK ilgili dairesinin maluliyet raporunun, kaza tarihi olan 15.01.20211 tarihinde yürürlükte bulunan 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine düzenlendiği ve kaza ile oluşan yaralanma arasında illiyet bağı kurulacak şekilde davacının iş bu kaza nedeni bir maluliyetinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur. <br>HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;<br>İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın yazılı şekilde karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davacı ... ... (...) vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davacı ... ... (...) vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince davacı ... ... (...)'den alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 179,90 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 435,50 TL harcın davacı ... ... (...)'den tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>3-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması 13.662,00 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 3.415,50 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 10.246,50 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin, tarafların üzerinde bırakılmasına,<br>5-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, <br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>7-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade, harç iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br><br>Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri beş yüz kırk dört bin (544.000,00 TL) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy çokluğu ile karar verildi. 06.03.2025<br><br>   <br>      Başkan                Üye                   Üye                      Katip  <br>    ¸e-imzalıdır             ¸e-imzalıdır              ¸e-imzalıdır                 ¸e-imzalıdır            <br>    (Karşı Oy)                                                                                                          <br><br><br>KARŞI OY GEREKÇESİ<br><br>Dairemizin sayın çoğunluğu tarafından iş bu dosyada temyiz kesinlik sınırının 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi ve aynı yasanın Ek 1/2 maddesi gereğince 544.000,00 TL olduğu kabul edilerek buna göre Dairemizin kararının kesin olduğu belirtilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin 30/01/2025 günlü resmi Gazetede yayınlanan 2023/182 esas 2024/203 sayılı 04/12/2024 günlü kararı ile 6100 Sayılı HMK'nın 24/11/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanunun 44. maddesi ile eklenen ek 1. maddesinin 2 numaralı  fıkrasında yer alan \"...341 inci, 362 nci ve  369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır.\" hükmündeki \" 341 inci, 362 nci ve\" ibarelerinin Anayasanın 13 ve 36 maddelerine aykırı olduğu gerekçesi ile iptaline karar verilmiştir. Söz konusu kanun maddesindeki \"362.\" ibaresinin iptaline karar verilmiş olması nedeni ile artık 6100 sayılı yasanın 362. maddesinde yer alan Bölge Adliye Mahkemelerince verilen kararların temyiz sınırını belirleyen parasal sınırlara ilişkin olarak  Bölge Adiye Mahkemesince hüküm verildiği tarihteki miktarın uygulanması olanaklı değildir. Zira temyiz sınırına ilişkin olarak Blge Adliye Adliye Mahkemesinin \" karar tarihindeki\" miktara göre temyiz sınırının belirlenmesine ilişkin hükmün Anayasa'nın 13 ve 36. maddelerine aykırı olduğu Anayasa mahkemesince tespit edilmiş ve bu tespite ilişkin karar Resmi Gazetede yayınlanmıştır. <br>Dolayısı ile artık Anayasa'ya aykırı olduğu tespit edilen bir kanunun hükmüne göre temyiz kesinlik sınırının belirlenmesi olanaklı değildir. <br>Türk Anayasal sisteminde, \"Devlete güven\" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler.<br>Her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararının resmi Gazetede yayınlanmasından 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ise de;<br>T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).<br>Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında; “Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, \"Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.\" yolundaki 153. maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.<br> Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında ve yine 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır. <br>Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br>            Bu nedenlerle eldeki dosyada dosyamız davacı ... ... (...) vekili ve davalı vekili tarafından ilk derece Mahkemesinin 01.11.2022 günlü kararına karşı istinaf yasa yoluna başvuru yapılmış olup  bu tarihteki temyiz sınırı olan 107.090,00 TL miktarı esas alınarak dairemizce verilen kararın temyize tabi olduğu kanaatinde olduğumdan dairemizin kararının kesin olduğu yönündeki karar katılmadığımdan dairemiz kararına bu yönü ile karşı oy kullanmaktayım. <br><br>\t\t\t\t                      <br>\t\t\t\t\tBAŞKAN  <br>                                                                                                                           (Karşı oy)<br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t \t\t ¸e-imzalıdır     <br>  İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ac51043ae9d71896","SID":"7024010527294993"}}