{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1484 <br>KARAR NO:2025/100<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:13/04/2021<br>NUMARASI:2016/1085 Esas -  2021/437 Karar<br>DAVA:Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/02/2025<br>Taraflar arasındaki Tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle davacının 12/11/2014 tarihli ... İstanbul uçuşunda bagajının kayıp olduğunu, 16/06/2015 tarihli noter ihtarı ile Beyoğlu 57. Noteri aracılığı ile kayıp bagaj içeriği eşyaların bedelinin ödenmesi talep edildiği, ... sayılı dosyası ile takibe girişildiğini, soyut ve haksız itirazı ile takibin durdurulduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edildiğini, davanın kabulü ile olayan meydana geldiği 12/11/2014 tarihinden itibaren 5.000,00 TL' nin talepname koşullarına uygun faiz ile ödenmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; olaya 1999 Montreal konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerektiği, ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmediği, davalının edimi olan bagaj taşımasını tam ve eksiksiz tamamlayarak Pekin'den bagajı İstanbul'a taşıdığı, kayıp bagaj tutanağının bagaj kaybını kesin olarak ortaya koymadığı, maddi tazminat talebinin haksız ve mesnetsiz olduğu ve fahiş olduğu, bagaj içeriğini davacının fatura ve sair belgeler ile ortaya koyması gerektiği, davacının haklı oduğu varsayımında davalının sorumluluğunun bagaj kaybı için 1.131 SDR ile sınırlı olduğu, gerçek zararın bu miktarı aşmaması halinde gerçek zararın tazmin edilebileceği, faiz talebinin ancak karar tarihinden itibaren olabileceği, olay tarihinden faiz talebinin somut olaya uymadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...fuar için gelen yolcunun bu miktar bagaj kıymetinin olabileceğinin değerlendirildiği, ancak davacının ticari fuar katılımına uygun taşıma organize etmediği, yük bildirimi yapmadığı ve kıymete göre taşımayı bildirmediği, davacının zararı ne kadar olursa olsun davalının ağır kusur kasıt veya pervasızlık mertebesinde kusuru sabit olmadığından davalının sorumluluğunun dava tarihi esas alındığında 1.131 SDR karşılığı 4.588,81 TL tazminat ile sınırlı olması gerektiği, dava tarihinden itibaren talep gibi faiz hususunun mahkememiz takdirinde olduğu, davacının sari talepleri mahkeme masrafları ve benzeri taleplerinin mahkememizin takdirine ait olduğu sonucuna varıldığı belirtilmiştir. Dava dilekçesi, cevap dilekçeleri, taraf beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Tüm dosya kapasımına göre; davacının taşımaya verdiğini iddia ettiği emtianın gerçekten taşımaya verildiği, ancak kargo içeriğinin sabit olmadığı, standart gönderi olarak 32 kg emtia şeklinde taşımaya verilen kargonun değerinin ne olduğu, içeriği ve konusunun belirsiz kargo olduğu, davacının taşımaya verdiği emtia için sevk irsaliyesi düzenleyerek emtianın ne olduğunu göstermesi gerektiği, davacının bu yükümlülüğü yerine getirmediği, bu sebeple davalının TTK m.886 gereği tam tazminden sorumlu tutulamayacağı; 1999 Montreal Konvansiyanu hükümleri ve dosya kapsamında davacının ancak (28.12.2015 tarihindeki kur itibariyle 1 SDR = 4,0573 hesabı ile 1.131 SDR x 4.0573 TL=) 4.588,81 TL tazminat talep edebileceğinin, sonuç olarak davacının talep edebileceği tazminat tutarının 4.588,81 TL olduğu sonucuna varılarak bu tutar üzerinden maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, 4.588,81 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine \" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yolculuk sonunda, uçağa teslim ettiği bu eşyalarını uçaktan geri alamadığını, müvekkili tarafından davalıya Beyoğlu ... Noterliği aracılığı ile 16.06.2015 tarihli ... yevmiye no’lu ihtarname keşide edildiğini  ve kaybolan eşyalarının bedelinin ödenmesi ihtar edildiğini, bunun üzerine davalı hakkında ... sayılı dosyası ile alacağın tahsili zımnında icra takibine geçilmiş, davalıya ilamsız icra takibine ilişkin ödeme emri gönderildiğini , davalının soyut ve haksız itirazları neticesinde takibin durduğunu, davalının dosyaya sunduğu ekran görüntüsünün, müvekkilin bagajı ile ilgisi olmayan, delil niteliği bulunmayan, her zaman düzlenebilir nitelikte bir kayıt olduğunu, taşıma akdine konu eşyaları teslim alan, ancak iade zamanı teslim etmeyen davalının kusuru ortada iken tam ve gerçek zararın tespit edilmediği  mahkeme nihai kararının hukuka aykırı olduğunu, davalının  Montreal Sözleşmesi’ nin 22 vd. maddeleri uyarınca 1 adet bagaj kaybolduğu için azami olarak ...’yi aşmayacak tutarda sorumlu olacağını ileriye sürdüğünü ancak davalı için öngörülen sınırlı sorumluluk düzenlemesi, her koşulda uygulanabilecek bir düzenleme olmayıp, söz konusu sözleşmenin 25. Maddesinde davalının “dikkatsizlikten daha öte tedbirsizliğe, ihtiyatsızlığa varan cesaretle, pervasızca bir tutum ve davranış sergilediği” durumlarda gerçek zarar tutarını herhangi bir üst limit olmaksızın karşılamak zorunda olduğunun belirtildiğini, dosyaya sunulan fuar katılım davetiyesi ve faturalardan, müvekkilinin fuara getireceği özel deri ceket numunelerini bu bagaj içerisinde taşıdığını, bu çerçevede evvela malının zarar görmesi başta olmak üzere ticari ve manevi olarak birçok zarara uğradığını, mahkemece kaybolan eşyaların belgelendirilmediğinden bahsettiğini, bu kanaatin dosya kapsamına uygun olmayıp, eksik inceleme ile nihai karar oluşturulduğunu gösterdiğini, somut olayda müvekkilin gerçek zararının dosyaya sunulan faturalar ve belgelerde dikkate alınarak uzman bilirkişi incelemesi tespiti ve talep artırım konusunda taraflarına süre verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile nihai karar oluşturulmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin kaybolan ürünleri... tarafından alındığı bilgisinin... tarafından verildiğini, müvekkili tarafından 07.10.2017 tarihinde yapıldığının öğrenildiğini ve bu sebeple müzekkere yazıldığını, dava dışı ...’in müvekkilin dava konusu ürünlerini aldığı müvekkiline verilen resmi kurum cevabıyla sabit olduğu halde bu hususun gözetilmeksizin oluşturulan mahkeme nihai kararının hukuka aykırı olduğunu, Ticaret Bakanlığına yazılan müzekkere cevabında 2017 yılında ...’e satışı yapılan bir takım kürk vs. ile ilgili evraklar gönderildiğini, iş bu kapsamda müvekkilin bavulu içerisinde yer alan 17 Adet çok değerli vizon kürk, ...marka ürünler, 2 adet ... marka kot pantolon, 3 adet ... marka gömlek, 1 adet ... Marka sırt çantasının değerinin belirlenmesi için bilirkişi raporu alınmasının talep edildiğini ancak dosya kapsamına uygun olmayan rapor tanzim edildiğini, davalı, her ne kadar ithalata uygunluk belgesi gerektiğinden bahsetmişse de, somut olayda ... mevcut olduğundan, ithalata uygunluk belgesine gerek bulunmadığını, üstelik ithalata başlamak için önce mal ibrazı gerektiğini, müvekkilinin malı kayıp olduğundan, ithalata uygunluk belgesi alma imkanı da olmadığını, müvekkilinin malı fuarda sergileyemediği için, fuarı başarısız geçmiş, müşteri ve kazanç kaybı yaşadığını, Çin’de ... karnesini 12 ay içinde kapatamadığından fatura bedelinin % 8’i kadar ceza ödediğini, davalının savunmalarını kabul anlamına gelmemekle birlikte mallar bagaj bandında kalmış olsa bile, davalı taraf yolcunun bagajını koruma altına alma ve onu teslimle yükümlü olduğunu, kendi uhdesinde kalan bagajdaki malları satan davalı tarafın, müvekkili zarar ederken, kendisi haksız kazanç elde ettiğini, taşıma hukukundan kaynaklanan sorumluluğunu ifa etmeyen davalı taraf, malların bedelini ve müvekkilinin gerçek zararını müvekkiline ödemekle yükümlü olduğu halde bu hususun gözetilmediğini, hükme dayanak bilirkişi raporuna yönelik haklı ve hukuka uygun itirazları  gözetilmeksizin karar verildiğini, davalının sorumluluk hesabının valiz başı standart bir ücret olarak değil, gerçek zarar hesabı olarak yapılması gerektiğini, somut olayda davalının ağır kusurunun varlığının ortada olduğunu,  davalının savunmasında ilk zamanlar bagajı teslim ettiğini belirtmişken, daha sonra ürünlerin kaçak mal olduğunu belirttiğini, davalının savunmalarındaki tutarsızlık, davalının, müvekkilimize iftira atmış olması, davalının kaçak mal iddiası ile ilgili dosyaya bir delil sunamaması, malların 2017 yılında davalı tarafından...’e satılması, davalının ağır kusurlu olduğunu açıkça göstermekte iken bu hususlar gözetilmeksizin nihai karar oluşturulmasının hukuka aykırı olduğunu, valiz başına ücret tespiti uygulaması olmaksızın dosyaya sundukları  fatura ve ihtarnamede gözetilerek gerçek zararın tespiti için ek rapor alınması talepleri haklı ve hukuka uygunken bu talepleri kabul edilmeksizin nihai karar oluşturulmasının hukuka aykırı olduğunu beyanla usul ve yasaya aykırı mahkeme nihai kararının müvekkili lehine kaldırılmasına, müvekkilinin gerçek zararının tespiti için dosyanın bilirkişiye tevdiine, akabinde talep artırım dilekçesi sunmak üzere taraflarına süre verilmesine, davanın kabulüne, fazlaya ilişkin hakların  saklı tutulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 1999 tarihli Montreal Sözleşmesi’nin 31.madde 2. fıkrasına göre, “Hasar durumunda, teslim almaya yetkili şahıs hasarın fark edilmesinden sonra derhal ve en geç kontrol edilmiş bagajlar durumunda alınan tarihten itibaren yedi (7) gün içerisinde ....taşıyıcıya şikayette bulunmalıdır.” 31.madde 3.fıkrasına göre, “ Her şikayet, yazılı olmalı ve sözü edilen süreler içerisinde verilmeli ya da gönderilmelidir. ” hükümlerinin mevcut olduğunu,dava konusu olayda davacı bagajının kaybolduğunu iddia etmektedir. Montreal Sözleşmesi’ne göre hasar fark edildikten sonra derhal ve en geç alınan tarihten itibaren (7) yedi gün içerisinde taşıyıcıya yazılı bir şekilde bildirilmesi gerektiğini ancak davacının bagajın kaybolduğuna ilişkin ihbarı yazılı bir şekilde ve 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde yapmadığını,  dava konusu bagajın ortaklıklarınca Pekin  İstanbul arasında taşındığını  ve bagaj bandına verilmiş olup, bu hususun ekran çıktısı ile de sabit olduğunu ancak  davacının bagaj bandından bagajını teslim almadığını, bu nedenle, davacının sorumluluğu bulunup maddi tazminat ödemekle yükümlü tutulamayacaklarını,  eksik inceleme ile mahkemece hüküm tesis olunduğundan, kararın bu açıdan da usulen istinafı gerektiğini, Montreal Konvansiyonu’nun “Beraat” başlığını taşıyan 20. maddesine göre; “Taşıyıcının, hasarın tazminat talep eden kişinin veya kendisinin haklarını aldığı kişinin, kusuru ya da başka bir yanlış fiili ya da ihmali neticesinde oluştuğunu ya da buna bir katkısı olduğunu kanıtlaması durumunda, taşıyıcı hasara neden olan ya da katkısı bulunan bu tür kusurun, ya da yanlış fiilin ya da ihmalin kapsamı doğrultusunda hak talep eden kişiye karşı sorumluluklarından kısmen ya da tamamen temize çıkacaktır.” Mahkemenin gerekçeli kararında bu savunmalara yer verilmemesi ve dolayısıyla eksik inceleme ile karar verilmesinin usulden istinafı gerektirdiğini, kabul anlamına gelmemekle beraber, bir an için davacının iddialarında haklı olduğu düşünülse dahi müvekkili ortaklığın sorumluluğunun sınırlı olduğunu ancak bu sınırın her halukarda ödenmesi gerekli fiks bir meblağ olmadığını, mahkemece direkt sınıra hükmolunmasının da istinaf nedeni olduğunu, Montreal Sözleşmesi’nin 22/2. Maddesine göre; söz konusu olayda tazminata hükmedilecek olsa dahi 1 adet bagaj kaybolduğu için en fazla ...’ye hükmedilebileceğini, davacı tarafın bu sınırlı sorumluluk limitleri içinde kalmak kaydıyla ancak ispat ettiği ölçüdeki gerçek zararını talep edebileceğini, davacının öncelikle kaybolduğu iddia olunan bagajının içinde olan eşyasını ispatla yükümlü olup bunların ispatı halinde sadece ...’lik sınırı aşmamak kaydıyla tazminata hükmedilebileceğini, davacı tarafından istenebilecek faiz miktarının sınırı aşamayacağını, sınırı aşmamak kaydıyla, davacı tarafından ancak karar tarihinden itibaren faiz talep olunabileceğini, davacı tarafından geriye dönük olarak zararın meydana geldiği tarihinden itibaren faiz talep olunamayacağını, davacı tarafından istenecek faizin toplam miktarının ise Konvansiyon’da öngörülen sınırı aşamayacağını beyanla  Bakırköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1085 E., 2021/437 K. ve 13/04/2021 tarihli kararının kaldırılması ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin de davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, hava taşıması sırasında bagajın kaybolması nedeniyle uğranılan maddi  zararın tahsili istemine ilişkindir.Öncelikle davalı vekilinin istinaf istemi yönünden kararın kesin olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 341/2. Maddesine göre, 2021 yılı için miktar ve değeri 5.880 TL'yi geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Davada kabul edilen miktar 4.588,81 TL 'dir. Davalı vekilince istinaf incelemesine konu edilen kabul kararı, karar tarihi itibarı ile HMK'nun 341/2. maddesinde düzenlenen kesinlik sınırının altında olup,  kesin niteliktedir. Davalı yönünden bu karara karşı HMK'nın 341/2.maddesi uyarınca istinaf kanun yoluna başvurulamayacağı gözetildiğinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiş ve bu nedenle davalı tarafın istinaf sebepleri incelenmemiştir. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının kaybolan bagajı nedeniyle davalının gerçek zarardan sorumlu olup olmadığı noktasındadır.Türkiye bakımından 26.03.2011 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 28.05.1999 tarihli Havayolu İle Uluslararası Taşımacılığa İlişkin Belirli Kuralları Birleştirilmesine Dair Montreal Sözleşmesi'nin 1. Maddesine göre sözleşmeye taraf devletler arasındaki taşımalarda Montreal Sözleşmesi uygulanır. Davaya konu taşımanın yapıldığı ülkeler anılan sözleşmeye taraf olup, uyuşmazlığa 1999 tarihli Montreal Sözleşmesi uygulanacaktır.Montreal Sözleşmesi'nin 17/2. maddesine göre, taşıyıcı, kontrol edilmiş bagajın tahrip olması ya da kaybolması ya da bagaja zarar gelmesi durumunda uğranmış hasara karşı sadece, bagajın tahrip olmasına ya da kaybolmasına ya da bagaja zarar gelmesine neden olan olayın hava aracı içinde ya da kontrol edilmiş bagajın taşıyıcının sorumluluğu altında bulunduğu bir esnada meydana gelmiş olması halinde sorumludur. Sözleşmenin 22/2. maddesine göre bagaj taşımacılığında, kontrol edilmiş bagajın taşıyıcının sorumluğuna verildiği anda yolcu bagajın ulaşacağı yerde teslimi ile ilgili özel bir fayda beyanında bulunmadığı ve durumun gerektirmesi halinde ilave bir ödeme yapmadığı müddetçe, taşıyıcının bagajın tahrip olması, kaybolması ya da bagaja hasar gelmesi halinde her yolcu için sorumluluğu 1131 özel çekme hakkı (...) ile sınırlıdır. Diğer durumda, yolcu, ödenecek toplamın, varıştaki teslimatta sağlayacağı gerçek faydadan fazla olduğunu ispatlamadığı müddetçe taşıyıcı, beyan edilen toplamı aşmayan bir miktar ödemekle sorumludur. Sözleşmenin 22/5.maddesine göre zararın taşıyıcı, taşıyıcının adamları veya temsilcilerinin  zarar vermek kastıyla veya zarar oluşmasının kuvvetle muhtemel olduğunun bilinciyle pervasız bir şekilde gerçekleştirilen icrai veya ihmali bir hareketinden kaynaklandığı ispat edilirse ve böyle bir icrai ya da ihmali hareketin taşıyıcının adamları ve temsilcileri tarafından gerçekleştirilmesi halinde ayrıca söz  konusu adam ve temsilcilerin görev sınırları içerisinde hareket ettikleri de ispatlanırsa, bu maddenin yukarıda bulunan ikinci fıkra hükümleri uygulanmaz. Somut olayda davalının, uçuş sonrasında bagajın teslim edildiğine dair ekran görüntüsü dışında bir delili mevcut olmayıp, anılan ekran görüntüsü tek başına teslim olgusunu ispata elverişli olmadığından mahkemenin davacıya ait bagajın uçuş sonrasında teslim edilmediğinin kabulü yerindedir. Davacı tarafça, bagaj kaybının Montreal Sözleşmesi'nin 22/5.maddesinde belirtilen davalı havayolu taşımacısı olan şirketin veya çalışanlarının kasten veya pervasızca bir davranışı sonucu gerçekleştiğinin ispatlanmamış  olmasına göre davalı, sınırlı sorumluluk esasına göre sorumludur. Bu nedenle davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi  yerinde görülmemiştir. Eldeki uyuşmazlıkta davacıya ait bagajın teslim edilmediği ihtilafsız ise de dosya kapsama göre Ticaret Bakanlığı'ndan gönderilen CD içeriğinde yer alan dava dışı...’e yapılan satışa konu ürünlerin, davacının bagajında olduğunu bildirdiği eşyalarla bir ilgisinin bulunduğu ispatlanmamıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının valizde bulunduğunu ileri sürdüğü listeye göre fuarda teşhir etmek üzere Çin'den getirilen 17 adet bayan vizon kürkün birim fiyatının 1.846 USD, 2 adet ... markalı kot pantolonun 160 USD, 3 adet A... markalı gömleğin 450 TL, 1 adet ... markalı sırt çantasının 50 USD  olmasının kadri maruf olduğu, bu eşyaların 32 kg bagajla yolculukta fuar katılımı için gelen bir tacirin valizinde bulunmasının  uygun olduğu, davacının iddia ettiği zararın 14.945 USD ve 450 TL olduğu  belirtilmiş olup, Montreal Sözleşmesi'nin 22/2.maddesi gereği davalının sorumluluğu, dava tarihi itibariyle... karşılığı 4.588,81 TL olarak hesaplanmıştır.Davacı, davalı havayolu şirketine bagaj için daha yüksek bir değer belirtmediği gibi  davacının ilave taşıma ücreti ödemediği de anlaşılmaktadır. Bu durumda davalının sorumluluğu, Montreal Sözleşmesi'nin  22/2. bu maddesindeki üst sınıra tabidir. Buna göre mahkemece davacı yararına tazminat üst sınırı olan ... karşılığı 4.588,81 TL'ye hükmedilmesinde isabetsizlik yoktur. Davacı vekilince talep artırım konusunda süre verilmediği yönünde istinaf isteminde bulunulmuş ise de sınırlı sorumluluk ilkesi gereği bilirkişi tarafından hesaplanan miktarın dava dilekçesinde talep edilen miktardan az olduğu gözetildiğinde HMK'nın 107/2.maddesinin uygulanmamış  olması sonuca etkili değildir.Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda  davanın kabulüne karar verilen miktar itibariyle hüküm tarihinde geçerli olan istinaf sınırını geçmeyen bu karara karşı HMK'nın 341/2.maddesi uyarınca istinaf kanun yoluna başvurulamayacağından davalı vekilinin istinaf dilekçesinin usulden reddine, ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davalı vekilinin istinaf dilekçesinin HMK'nın 346/1. maddeleri uyarınca USULDEN  REDDİNE,2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve istinaf karar harcının istemi halinde davalıya iadesine,4-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,5-Davacı ve davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 05/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9a6bd9cdf4b82cf5","SID":"f0c071e81ccccd3e"}}