{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1503 Esas<br>KARAR NO:2025/279<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ:22/06/2021<br>NUMARASI:2017/1255 Esas, 2021/645 Karar<br>DAVA:İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:20/02/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin davalının belediyeden aldığı içme suyu işi ihalesinde bir süre kepçesini çalıştırdığını, çalışmanın karşılığı olarak 26.12.2016 tarih ve 4.536,00 TL tutarında fatura ile 28.12.2016 tarih ve 12.932,84 TL tutarında fatura düzenlediğini, davalının faturalara itiraz etmeyerek maliyeye bildirdiğini, ancak alacağın ödenmemesi üzerine İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında takip başlattıklarını, davalının takibe haksız itirazı üzerine takibin durdurulduğunu ileri sürerek davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına, davalının asıl alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:Davalı vekili cevabında;  müvekkilinin borcunu ödemediği iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, müvekkili şirketin defter ve belgeleri incelendiğinde bu durumun ortaya çıkacağını, davacının icra inkar tazminatı talebinin de reddi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; takibe konu faturaların davalı şirket kayıtlarında yer aldığı ve davacı defter ve kayıtlarına göre davacının bu faturalar nedeniyle davalıdan alacaklı bulunduğu, davalı şirketin defterlerine göre ise davacı tarafın davalı şirkete 34.910,60 TL borçlu göründüğü, ancak davalının faturaları hizmet alımı olarak vergi dairesine bildirdikten yaklaşık üç ay sonra iade faturaları düzenlemesi, 18.500,00 TL bedelli çek ödemesine ilişkin belgenin davalı tarafından sunulamaması, yine davalı şirket kayıtlarında gerek ... hesabından ... hesabına ve gerekse... hesabından davacı hesabına yapılan ödeme kayıtlarının faturaya ilişkin yapıldığının anlaşılamaması karşısında davacı defterlerindeki kayıtlara üstünlük tanındığı, davacının iddialarını ispatladığı, davalının borcu olmadığı ve borcun ödendiği savunmalarının usulüne uygun deliller ile ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının takibe itirazının iptaline, alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; kepçenin kiralanmasından kaynaklanan alacak talebine ilişkin uyuşmazlıkta Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğunu, müvekkilinin delil kabiliyetine haiz ticari defterlerinin dikkate alınmadığını, müvekkilinin ticari defter ve kayıtlarına göre, düzenlenen iade faturaları ve davacıya yapılan ödemeler nedeniyle davacıdan alacaklı olduklarını, iade faturalarının usulsüz olduğu yönündeki kararın isabetsiz olduğunu, ... adına yapılan 7.500,00 TL ödemenin, davalının kendi isteği ile bu şahsa yapıldığını belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Dava, fatura alacağının tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.Dosya kapsamından; davacının ... sayılı takip dosyasında iki adet faturaya dayalı olarak toplam  17.468,84 TL alacağın tahsili için davalı hakkında takip başlattığı, davalının yasal süresinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, itirazın iptali ve takibin devamı için eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Mahkemece, davalının düzenlediği iade faturalarının geçerli olmadığı, davalı kayıtlarında yer alan ödemelerin ise faturaya ilişkin olup olmadığının belli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekili hükmü istinaf etmiştir.İstinaf konusu edilen uyuşmazlık; davada görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olup olmadığı, davacının takip konusu faturalar nedeniyle alacaklı olup olmadığı, alacak varsa borcun ödenip ödenmediği hususlarında toplanmaktadır.1-Davacının kepçesini sürücülü olarak davalı şirkete tahsis ettiği ileri sürülmesine göre, taraflar arasındaki sözleşme kira sözleşmesi değil, hizmet alımı sözleşmesi niteliğindedir. Bu nedenle davalının davada Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu yönünde istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.2-Davalı taraf, ticari defter ve kayıtlarına göre davacıya borcu bulunmadığını savunmuştur.İlk derece mahkemesinde alınan bilirkişi raporlarında; davacının defterlerinin kanuna uygun tutulduğu, takip konusu faturaların davacı defterlerine kayıtlı olduğu, davacı defterlerine göre davacının 26.12.2016 tarih ve 4.536,00 TL  ve 28.12.2016 tarih ve 12.932,84 TL tutarında faturalar nedeniyle davalıdan 17.468,81 TL alacaklı bulunduğu; davalının delil vasfında olan defterlerinden takip konusu faturaların işlendiği, ancak davalının faturaları kabul ettikten üç ay sonra iade faturaları düzenlediği, ayrıca davalının defterlerine göre dava dışı şahsa gönderilen 7.500,00 TL ödemenin davacı tarafa borç kaydedildiği, yine 18.500,00 TL çeke dayalı 10.000,00 TL'nin çek ödemesi açıklaması ile davacı taraf ile ilgili hesaba kaydedildiği belirtilmiştir.Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır.TTK'nın 21/2 fıkrası \"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.\" hükmünü düzenlemektedir. Ticari işletmesi ile ilgili bir faturayı alan tacir, faturaya aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde itirazda bulunmazsa o fatura münderacatını aynen kabul etmiş sayılır.YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir.Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK’nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili HMK ‘nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. (Yargıtay15.HD'nin 2017/1445 Esas, 2018/1438 Karar sayılı kararı) Somut davada, davalı takip konusu faturaları teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydettiğinden faturalara konu hizmeti aldığının kabulü gerekir. Davalı faturaları kabul ettikten sonra söz konusu faturalara ilişkin iade faturaları düzenlemişse de, davacının kabul etmediği ve davalının tek taraflı düzenlediği iade faturaları, davalının iddiasını ispata yeterli değildir.Diğer taraftan borcun ödendiğine dair savunmanın da davalı tarafından ispatı gerekir. Tek başına  davalı defterlerinde yer alan ödemeye dair kayıtlar, borcun ödendiğini ispata elverişli olmayıp, yemin teklif edilen davacı borcun ödenmediğine dair yeminli beyanda bulunmuştur. Bu durumda davalının borcun ödendiğine dair savunmasını ispatlayamadığı anlaşıldığından, mahkemece davalının takibe itirazının iptaline karar verilmesi yerindedir.Açıklanan nedenler ile, ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1255 Esas, 2021/645 Karar sayılı ve  22/06/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin olarak yatırılan 299,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 316,10‬ TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.20/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c634e5c70d01730e","SID":"551cff778130709b"}}