{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/124 - 2025/391<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/124 <br>KARAR NO\t: 2025/391<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t                          MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 24/11/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/122 E.  -  2022/375 K.<br><br>DAVACI<br>VEKİLLERİ<br>DAVALI\t:<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/11/2022 Tarih ve 2022/122 Esas - 2022/375 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br>  <br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkilinin 165780 ve 2016/20147 \"...\" asıl unsurlu ve \"...\" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı gerçek kişinin “şekil+... ...” ibareli başvurusuna yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa  “...” ibaresinin gıda sektöründe davacı ile özdeşleştiğini ve tanınmış hale geldiğini, bu tanınmışlığın davalı ... tarafından da kabul yine davacının “...” ibaresini ticaret unvanında da çok uzun yıllardır kullandığını, dava konusu başvuruda müvekkilinin 165780 ve 2016/20147 sayılı markalarının asli unsuru olan \"...\" ibaresinin aynen yer aldığını, davacının “...” ibareli markalarının 01-45. sınıflar arasında pek çok emtia için, “...”li markalarının da 30. sınıfa giren emtialar için tescilli olduğunu, dolayısıyla taraf markalarının aynı/aynı tür emtialarda kullanılacaklarını, davalı şahsın davacının tanınmış markalarının ününden haksız bir biçimde faydalanmak amacıyla “...” esas unsurlu markayı tescil ettirmek istemesinin davalının kötü niyetinin açık bir tezahürü olduğunu ileri sürerek, ... YİDK’ın 25/02/2022 tarih ve 2022-M-1817 sayılı kararının iptaline, dava konusu başvurunun tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br> Diğer davalı vekili,  davacının “...” ve “...” ibareli markalarıyla dava konusu edilen markanın benzemediğini, davalının dava konusu edilen markayı kendi isminin “...” olması nedeniyle tercih ettiğini ve ekine de “...” ve “...” kelime öbeğini ekleyerek orijinal bir marka yarattığını, davacının davasına mesnet aldığı markaları tescilli oldukları mal ve hizmetlerde kullanmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markalarında “...” ibaresi ortak olarak kullanılmış ise de, davalının markasında kullanılmış olan diğer kelime öbeği/slogan ve renk/şekil unsurların, markaları genel görünümleri itibariyle yeterli bir derece farklılaştırdığı, markaları da geçen kelimelerin/kelime öbeklerinin okunuşlarının ve kavramsal açıdan zihinde oluşturdukları algıların da farklı olduğu, yaygın olarak kullanılan bir bayan ismi olması nedeniyle markasal hüviyette ayırt ediciliği zaten düşük olan “...” ibaresinin markasal hüviyette ciddi ve yoğun kullanım neticesinde davacı adına ayırt edicilik ve korunması gereken ekonomik bir değer kazanmış olduğu hususlarının davacı tarafından ispatlanamadığı, yani somut olaydaki markaların, yerleşik içtihatlarda bahsi geçen “iltibasın yapılacak küçük bir değişiklikle bertaraf edilebileceği...” durumu ile örtüştüğü; davacının “...”li markalarını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının dava konusu edilen “... ...” ibarelerini de ihtiva eden karma markasıyla karşılaştığında bu markaları “benzer bulması ve karıştırması” ihtimalinin bulunmadığı, markalardaki farklılıkların, seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesi nispeten düşük de olsa, ilgili tüketicilerin bu markalar altında sunulan ve aynı/benzer/türdeş emtialar oldukları tespit edilen gıda ile ilintili mal ve hizmetlerin aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesini ve karıştırma/yanılma ihtimalini bertaraf ettiği, tüketicilerin iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayacakları, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu düşünmeyecekleri, tanınmışlığa ilişkin olarak sadece “...”lı ve kısmen de “...”li markalarına ilişkin belge ve deliller sunduğu; halbuki davacı taraf, somut uyuşmazlıkta, markalar arasında ortak olan “...” ibaresinden kaynaklanan “benzerlik” iddialarına dayandırdığı, davacının \"...\" ibareli markalarının tanımışlığını ispatlayamadığı gibi tarafların marka işaretleri benzer olmadığından SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların bulunmadığı, davacının SMK'nın 6/3 ve 6/6 maddelerine dayalı iddialarının da yerinde olmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunun ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili,  dava konusu başvuru ile müvekkilinin \"...\" asıl unsurlu markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik bulunduğu, dava konusu başvurunun müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, ayırca dava konusu başvurunun müvekkilinin tanınmış \"...\" asıl unsurlu markası ile de benzer olduğunu, SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların gerçekleştiğini, SMK'nın 6/3 ve 6/6 maddesi şartlarının da bulunduğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\t Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, bir bütün olarak dava konusu  “şekil+... ...” ibareli başvuru ile  davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira markalarda ortak olarak yer alan \"...\" ibaresinin ülkemizde yaygın kullanılan bir isim olduğu, ayırt ediciliğinin zayıf bulunduğu, buna göre   dava konusu başvuruya bir bütün olarak yeterli ayırt ediciliğin sağlandığının kabulü gerektiği, diğer taraftan davacının dava dilekçesinde dayandığı \"...\" asıl unsurlu markaları ile dava konusu başvuru arasında benzerlik bulunmadığının da açık olduğu, tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının bulunmadığı, davacının SMK' nın 6/3, 6/6 ve 6/9 maddelerine dayalı iddialarının da ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 21/02/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/03/2025    <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f56d2c1b7709598e","SID":"56b35febe72ac387"}}