{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/219 <br>KARAR NO\t: 2025/452<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: ... (...)<br>ÜYE                                           : ...  (...)<br>ÜYE                                           : ... (...)<br>KATİP                                        : ... (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 18/10/2022<br>NUMARASI\t: ... Esas, ... Karar<br><br>DAVACI\t: ... - T.C.Kimlik No:...  <br>\t...<br>VEKİLLERİ\t: Av. ...  <br>DAVALI\t: ... - <br>VEKİLİ\t: Av. ... -  <br>DAVA\t: Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br><br>KARAR TARİHİ\t: 25/02/2025<br><br>GEREKÇELİ KARARIN <br>YAZILDIĞI TARİH \t: 25/02/2025<br><br>....Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/10/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  02/11/2019 tarihinde dava dışı sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... araç ile seyir halinde iken dur levhasını dikkate almadan kontrolsüz bir şekilde kavşağa giriş yaptığı sırada müvekkil ...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosiklete sürtmesi sonucu müvekkilin direksiyon hakimiyetini kaybederek park halindeki ... plaka sayılı otomobile arkadan çarpması neticesinde yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, bu trafik kazası neticesinde motosiklet sürücüsü olan müvekkil ... ciddi mahiyette kalıcı ve geçici maluliyete duçar olduğunu, haksız fiil nedeniyle fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 750,00 TL kalıcı iş göremezlik ve 250,00 TL geçici iş göremezlik olmak üzere toplam 1.000,00 TL maddi tazminatın 02/11/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazmin ve tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, dosyanın yetkili İstanbul Anadolu mahkemelerine gönderilmesi gerektiğini,  davacı tarafından müvekkilleri şirkete sunulan 09/07/2020 tarihli Silifke devlet Hastanesi raporuna göre davacının kalıcı maluliyeti oluşmadığını, kazaya karışan plakalı araç müvekkil şirket nezdinde ZMSS ile sigortalı olduğunu, müvekkil şirketin sorumluluğu poliçe teminatı ile sınırlı olup bedeni zarar halinde maddi tazminat talepleri şahıs başına sınırlı poliçe teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, müvekkilinin hiçbir geçici iş göremezlik tazminat talebinden poliçe gereği sorumlu olmadığını, müvekkil şirket sigortalı araç sürücüsü kazanın oluşumunda kusursuz olduğunu, temerrüt tarihinden itibaren yasal faizin işletilmesi gerektiğini, müvekkil şirket hakkında açılan davanın dava şartlığı yokluğundan reddine, esasa girilmesi halinde davanın esastan reddine, sorumluluğun azami poliçe teminatı ile sorumlu tutulmasına, birlikte kusur durumları gözetilerek varsa bu hususlarda resen indirim yapılmasına, SGK nezdinde alınmış bir ödeme olup olmadığının sorgulanmasına, davanın reddine karar verilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, davanın kabulü ile; 750,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının dava tarihi olan 24/03/2021 tarihinden itibaren, 110.522,55 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının ıslah tarihi olan 28/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 250,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının dava tarihi olan 24/03/2021 tarihinden itibaren, 8.250,41 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının ıslah tarihi olan 28/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili; aktüerya hesaplamasına esas alınan yöntemin kabulünün mümkün olmadığını, hesaplamanın TRH 2010 hayat tablosu ve prograsif rant yöntemine göre yapıldığını, ancak Trafik Sigortası Genel Şartları gereği hesaplamada daha önce de itirazlarını sundukları üzere %1,8 teknik faiz yönteminin kullanılması gerektiğini, davacının kaza tarihinde işsiz olduğunu beyan etmesine rağmen hesaplamaya asgari ücretin üzerinde bir oranın esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin hiçbir geçici iş göremezlik talebinden poliçe gereği sorumlu olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br><br>Dava, meydana gelen yaralamalı trafik kazası sonucu açılmış olan maddi tazminat davasıdır.<br>Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>Davalı vekilinin hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;<br> Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/9757 Esas ve 2021/3262 karar sayılı kararları, 2021/3173 Esas ve 2944 Karar  sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında  davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda PMF  yaşam tablosu ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile davacının zararının belirlendiği anlaşılmaktadır.<br>Davacının yapılan araştırmada iş makinesi operatörü olduğu, bilirkişice değişen tutarlarda ücret aldığından aylık ortalama kazancı dikkate alınarak hesaplama yapıldığı anlaşılmakla gelire yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. <br>Geçici iş göremezlik tazminat yönünden yapılan istinaf incelemesinde;<br> Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü kararı dikkate alındığında davacının zararının belirlenmesinde 01/06/2015 günlü ZMSS genel şartlarının tümü ile dikkate alınamayacağı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle davacının geçici iş görmezlik zararının davacının gerçek zararı niteliğinde olduğu, dolayısıyla davalı ... tarafından davacının uğramış olduğu bu zararın karşılanması gerektiği, zararın teminat kapmasında olduğu anlaşıldığından bu miktar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.  (Aynı yönde  Yargıtay  17. Hukuk Dairesinin 2019/6271  esas ve  2020/8104 karar sayılı 03/12/2020 günlü kararı) <br>HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;<br>İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, faiz başlangıç tarihinin tüm tazminat için aynı temerrüt tarihi olmasına rağmen ıslah edilen kısma ıslah tarihinden faiz uygulanması hatalı ise de, bu yönlü davacı istinafı olmadığından davanın kabulüne karar verilmiş olmasında, dosya kapsamı, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 8.181,69\tTL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 2.045,50 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 6.136,19 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, <br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br><br>Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri beş yüz kırk dört bin (544.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından (119.775,96 TL) miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy çokluğu ile karar verildi.25/02/2025<br>\t\t\t\t<br> ...       ...        ...     ...<br> Başkan ...           Üye ...                    Üye ...                          Katip  ...<br>¸e-imzalıdır        ¸e-imzalıdır                 ¸e-imzalıdır                      ¸e-imzalıdır<br>  (KARŞI OY)<br> <br> <br>                                                       KARŞI OY GEREKÇESİ<br><br>Dairemizin sayın çoğunluğu tarafından iş bu dosyada temyiz kesinlik sınırınını 6100 sayılı HMK'nın 362. Maddesi ve aynı yasanın Ek 1/2 maddesi gereğince 544.000,00TL olduğu kabul edilerek buna göre Dairemizin kararının kesin olduğu belirtilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin 30/01/2025 günlü resmi Gazetede yayınlanan 2023/182 esas 2024/203 sayılı 04/12/2024 günlü kararı ile 6100 Sayılı HMK'nın 24/11/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanunun 44. Maddesi ile eklenen ek 1. Maddesinin 2 numaralı  fıkrasında yer alan \"...341 inci, 362 nci ve  369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır.\" hükmündeki \" 341 inci, 362 nci ve\" ibarelerinin Anayasanın 13 ve 36 maddelerine aykırı olduğu gerekçesi ile iptaline karar verilmiştir. Söz konusu kanun maddesindeki \"362.\" ibaresinin iptaline karar verilmiş olması nedeni ile artık 6100 sayılı yasanın 362. Maddesinde yer alan Bölge Adliye Mahkemelerince verilen kararların temyiz sınırını belirleyen parasal sınırlara ilişkin olarak Bölge Adiye Mahkemesince hüküm verildiği tarihteki miktarın uygulanması olanaklı değildir. Zira temyiz sınırına ilişkin olarak Blge Adliye Adliye Mahkemesinin \" karar tarihindeki\" miktara göre temyiz sınırının belirlenmesine ilişkin hükmün Anayasa'nın 13 ve 36. Maddelerine aykırı olduğu Anayasa mahkemesince tespit edilmiş ve bu tespite ilişkin karar Resmi Gazetede yayınlanmıştır. <br><br>Dolayısı ile artık Anayasa'ya aykırı olduğu tespit edilen bir kanunun hükmüne göre temyiz kesinlik sınırının belirlenmesi olanaklı değildir. <br>Türk Anayasal sisteminde, \"Devlete güven\" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler.<br>Her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararının resmi Gazetede yayınlanmasından 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ise de <br>T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).<br>Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında; “Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, \"Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.\" yolundaki 153. maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.<br> Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında ve yine 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır. <br>Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br>            Bu nedenlerle eldeki dosyada dosyamız davalısı tarafından ilk derece Mahkemesinin 18/10/2022 günlü kararına karşı istinaf yasa yoluna başvuru yapılmış olup  bu/ tarihteki Temyiz sınırı olan 107.090,00 TL miktarı esas alınarak dairemizce verilen kararın temyize tabi olduğu kanaatinde olduğumdan dairemizin kararının kesin olduğu yönündeki karar katılmadığımdan dairemiz kararına bu yönü ile karşı oy kullanmaktayım. <br><br>\t\t\t\t\t...<br>\t\t\t\t\t BAŞKAN ...<br>                                                                                                        ¸e-imzalıdır<br>                  İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3b8f4d88d143de22","SID":"ea42168816f5a926"}}