{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2022/1660 <br>KARAR NO: 2025/352<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 18/01/2022<br>NUMARASI: 2021/284 Esas - 2022/28 Karar<br>DAVA: Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 26/02/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;    <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait ... plakalı aracını davalı sigorta şirketinden 04/06/2020-04/06/2021tarihleri arasında geçerli olmak üzere  kasko poliçesi ile sigortaladığını, müvekkili tarafından arkadaşı İsmail Keserci’nin ailesiyle birlikte memlekete gidecek olması dolayasıyla aracını vermesi üzerine 09/08/2020 tarihinde İsmail Keserci’nin sevk ve idaresinde iken Sinop ilinde fındık tarlasından döndüğü esnada yolun bozuk olması, taş toprak yolun kaygan zemin yaratması dolayısıyla aracın frenlerinin tutmaması ve bir anda boşalması sebebiyle aracını durduramadığını, el frenine rağmen  hızının yükseldiğini ve yan yatarak durduğunu, ...’nin olay anında yapılan ölçümlere göre 0,11 promil alkollü çıktığını, davalıya yapılan başvuruda aracı kullanan kişinin alkollü olması sebebiyle red cevabı verildiğini,  0,11 promil alkolün kazada herhangi bir etkisinin olmadığını, kazanın frenlerinin arızalanması ve yolun bozuk olması sebebiyle gerçekleştiğini, kazanın alkolün etkisi ile gerçekleşmediğinden zararın tazmini gerekli olduğunu  şimdilik 1.000 TL araçta meydana gelen hasar bedelinin, yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesinde belirlenecek araç bedelinin ıslah edilme hakkı saklı kalmak kaydı ile kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tazminine karar verilmesini talep  etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğunu  davacının davasını kısmi dava olarak açmasında hukuki bir yararın bulunmadığını, davalı taleplerinin sürücünün yasal sınırın üzerinde alkollü olması dolayısıyla mevzuat gereği teminat dışı kaldığını, resmi belge niteliğinde bulunan tutanakta kaza saati 15:00 olarak yer aldığını, sürücü aynı gün saat 19.45 te erfelek ilçe devlet hastanesinde yaptırmış olduğunu, alkol muaneyesinde %11 promil alkollü olduğunun tespit edildiğini, kaza saati ile alkol muayenesi arasında en az 4 saat 5 dakika bulunduğunu, wınmark faktörü uyarınca hesaplama yapıldığında sürücünün kaza saatinde en az %73 promil alkollü olduğunu, davaya konu kazaya salt sigortalı sürücünün alkollü olmasnıdan kaynaklandığı kazanan oluş şeklinin tek taarflı takla atmak olarak gerçekleşmesinden de açıkca anlaşıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davanın kabulüne, 1.000,00 TL tazminatın 25/08/2020 tarihinden, ıslah edilen 25.196,00 TL tazminatın ıslah tarihi olan 19.11.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan alınarak davacıya ödenmesine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... Sigorta A.Ş. vekili  istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Huzurdaki  davada tüketici mahkemeleri görevli olduğundan dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmiş olmasının usulen hatalı olduğunu, dava dilekçesi tarafımıza tebliğ edilmemiş olup, verilen kararın kaldırılması gerektiğini, bu nedenle dava konusunu, talebi, delilleri görüp değerlendirmeden davaya yanıt verebilmemiz mümkün olamadığını, yapılan Uyap kontrolü neticesnde huzurdaki davadan haberdar olunduğunu, anılan usuli eksiklik tamamlanmaksızın esasa geçilerek hüküm tesisine gidilmesinin hatalı olduğunu, davaya konu araç hasarı, kara araçları kasko sigortası genel şartlarının A.5.5. maddesinde yazılı bulunan teminat dışında kalan zararlar kapsamında olduğunu, nitekim davaya konu kazaya salt sigortalı sürücünün alkollü olmasından kaynaklandığı kazanın oluş şeklinin tek taraflı takla atmak olarak gerçekleşmesinden de açıkça anlaşıldığını, davacının \"dava dilekçesinde öne sürmediği\" değer kaybı taleplerini de ıslah dilekçesi ile talep etmesi ve davacının davasını genişletmesine muvafakati bulunmamasına ve taraflar arasındaki mün'akid kasko sigorta poliçesinde \"değer kaybı teminatı\" da bulunmamasına karşın, yerel mahkeme tarafından tüm talepler bakımından davanın kabulüne karar verilmesi açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasındaki  sigorta poliçesi incelendiğinde, değer kaybı teminatının bulunmadığı, ihbar yükümlülüğünün iyiniyet kurallarına aykırı kullanılması halinde, davacı sigorta ettirenin, münferit olayda, kazanın poliçe teminatı kapsamında ve sigorta himayesi içinde bulunduğunu ispat etmesi gerekirken ispat etmemiş olduğunu, raporda tespit olunan hasar miktarı da hatalı, fahiş ve sigortalının sebepsiz yere zenginleşmesine sebebiyet verecek nitelikte olmakla yerel mahkeme tarafından hesap bakımından hatalı olan ve itirazlarını karşılamayan rapora itibar ederek hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu edilen kazadan önce de hasarlarının bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, müvekkil şirketin bu zararı ödemekle sorumlu tutulması hakkaniyet ilkeleriyle de bağdaşmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. HMK'nın 1.maddesine göre göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. HMK'nın 114/1-c bendi ile mahkemenin görevli olması dava şartı olarak kabul edilmiş olup 115/1. maddesine göre de mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK' nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3.maddesinin k bendinde tüketici; Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi, l bendinde de tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak tanımlanmıştır. Yine aynı Kanun'un 73. maddesinde  tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiştir. Somut uyuşmazlıkta davalı sigorta şirketi ile sigortacısı olan davacı  arasında ... plakalı kamyonet için  Kasko Sigorta Poliçesi imzalanmıştır. Davalı tacir olmakla birlikte davacı gerçek kişi olup sigorta sözleşmesine konu araçta ticari vasıfta olmadığı kullanım  şekli özel olduğunun poliçede belirtildiği, açılan dava TTK'nın 4/1. maddesinde açıklandığı şekilde ticari dava niteliğinde değildir. Davacı gerçek kişi, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3.maddesinin k bendi kapsamında tüketici olduğundan ihtilafın çözümünde Tüketici Mahkemesi görevlidir. Bu nedenlerle davanın Tüketici Mahkemesinde görülmesi için görevsizlik kararı verilmesi gerekirken bu husus göz ardı edilerek davanın esası hakkında yargılama yapılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan  mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a/3.  gereğince kaldırılmasına  karar verilmiş;  Daire kararının kapsam ve şekline göre  davalı vekilinin görev dışındaki diğer istinaf itirazları bu aşamada incelenme konusu yapılmamıştır.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/3. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılarak yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0f805b49b14a42a9","SID":"96173a4f4b529255"}}