{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2025/495 <br>KARAR NO: 2025/518<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2024/738 E<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 20/02/2025<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili ihtiyati haciz talepli dilekçesinde özetle; Davalıya ait ... plaka sayılı aracın 06/03/2024 tarihinde tek taraflı trafik kazası yaptığını, kaza nedeni le aracın ön kısımlarının hasar gördüğünü, aracın ... Şirketi tarafından kaskolu olduğunu, aracın yapımı için davalı yan ile müvekkili firma ile görüştüğü ve aracın onarımın müvekkiline ait serviste yapılması hususunda anlaşıldığını, kazadan dolayı kasko şirketine hasar ihbarında bulunulduğunu ve hasar dosyası açıldığını, akabinde sigorta şirketi ile davalı taraf arasında mutabakatname düzenlendiğini, KDV dahil 116.640,00-TL bedelli yapılması konusunda anlaşıldığını ve tüm onarımların eksiksiz bir şekilde yapıldığını, davalıya ait aracın trafik kazası sonrasında kaza tespit tutanağı tutulmadığı için kasko şirketi tarafından hasar ödemesinin yapılamayacağından dolayı onarımdan kaynaklı işçilik ve parça malzemelerinin ödenmesi talep edildiğini, davalı yanın ödemeye yanaşmadığından dolayı Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... takip sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı yanın itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına,  yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşme ve yargılamanın uzun sürmesi halinde davanın semeresiz kalmaması adına , davalı yanın menkul , gayri menkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz kararı verilmesini  talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesince \" ..Kusur ve hasar durumu ile alacağın varlık ve miktarının ancak yargılama ile ortaya çıkacağı, dava dilekçesinde , davalı yanın bedellerin fazla yazıldığı iddiası bulunduğunun ifade edildiği, rayiç bedellerin yargılama ile belirleneceği..\" gerekçeleriyle  ihtiyati haciz talebinin reddine  karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf başvurusunda özetle; davalının takipteki  borca itiraz dilekçesinde; \"kasko şirketinin polis tutanağı olmadığı için  ödeme yapmadığını, alacaklının kasko firması ödeme yapacağı için parça fiyatlarının fazla yazıldığını\" iddia ettiğini, kasko firması tarafından ödeme yapılmadığını bir nevi ikrar etmiş olması ve parça fiyatları ile işçilik masraflarının kasko firmasının atamış olduğu eksper tarafından belirlenmesi, davalının kendi imzasının olduğu belgede ise aracın onarımında kullanılan parçalar ve yapılan işçiliklerin bilgisi dahilinde olduğunu belirtmesi nedeniyle ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararının hukuka aykırılık teşkil ettiğini,  ara karar içeriğinde; davalı yanın bedellerin fazla yazıldığı iddiası bulunduğunun ifade edildiği, rayiç bedellerin yargılama ile belirleneceği belirtilmiş olup gerek dava dilekçesi içeriğinde gerekse de aracın hasarlı aksamlarına ilişkin parça ve işçilik fiyatlarının eksper tarafından belirlenmesi ve davalının \"KDV dahil 116,640,00 Türk Lirası bedelle aracın yapılmasını\" kabul etmesi nedeniyle davalının yargılamayı sürüncemede bırakmak için öne sürdüğü iddialar gerçeği yansıtmadığını, İİK 257. vd. maddeleri gereğince ihtiyati hacize karar verebilmek için alacağın muaccel olup olmadığının önem taşıdığını, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için davacının alacağını yaklaşık olarak ispat etmesinin yeterli olduğunu, davalının kasko şirketi tarafından ödeme yapılmadığını belirtmesi, dava dilekçelerinin ekinde bulunan bilgi ve belgelerde ise davalının ıslak imzalı beyanları aracın hasar onarımında kullanılan parçaların bilgisi dahilinde olduğunun belirtmesi de nazara alındığında  ihtiyati haciz için geçerli olan yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğini, ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. Dava, araç tamir bedeli olarak düzenlenen faturanın ödenmemesi üzerine  başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile   ihtiyati haciz talebine ilişkindir.İstinafa gelen uyuşmazlık ise, ihtiyati haciz kararının kaldırılması koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K). Yaklaşık ispat konusunda, ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. İİK'nın 258/1. maddesinin ikinci cümlesinde \"Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebebi hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur.\" şeklinde yapılan düzenleme ile alacaklının ihtiyati haciz talep edebilmesi ve ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı ve istenebilir olduğunun tam ve kesin olarak ispat edilmesi gerekliliği aranmamış olmakla birlikte bu konuda mahkemeye kanaat getirecek delillerin sunulması gerektiği kabul edilmiştir. Borçlu tarafından kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati hacze karşı İİK'nın 265/1. maddesine uyarınca, ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzurunda yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edilebilir. İİK'nın 265/3. Maddesinde ise, Mahkemenin, gösterilen sebeplere hasren tetkikat yaparak itirazı kabul veya reddedeceği, düzenlenmiştir. Salt fatura düzenlenmesi fatura içeriği malın teslim edildiği/hizmetin verildiğinin ispatı için yeterli olmayıp, bir alacağın varlığının  başka  delillerle  alacaklı tarafından kanıtlanması gerekir. Somut olayda, ihtiyati haciz talep eden davacı tarafından aleyhine ihtiyati haciz istenen davalı aleyhine eser sözleşmesinden kaynaklı fatura alacağının  tahsili istemine ilişkin talepte düzenlenen faturanın hizmetin verildiğini kanıtlamaya tek başına yeterli olmadığı, alacak ve miktarını yargılamayı gerektirdiği anlaşılmaktadır. Davacı, davalı-borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlandığını ya da kaçtığını ve yahut da alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunduğunu ispata yarar iddia ve delil de sunmadığı anlaşılmaktadır. Dosyanın bulunduğu aşama itibariyle İİK 257. vd maddeleri gereği ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı gözetilerek talebin reddine karar verilmesi isabetlidir. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin değerlendirilmesi bakımından yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.20/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8a752365909cc9b4","SID":"8e375dc8c996fae8"}}