{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/2047 <br>KARAR NO: 2025/176<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 07.06.2021<br>NUMARASI: 2019/602 Esas -2021/562 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından çeşitli tarihlerde sipariş edilen kuru yemiş emtiasının eksiksiz ve ayıpsız şekilde ve faturaları ile birlikte müvekkilince davalıya teslim edildiği, davalının herhangi bir itirazda bulunmadığını ve  buna rağmen cari hesap borcunun ödenmediğini alacağın tahsili amacıyla Küçükçemece ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyaya dosyada başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili ile davacı arasındaki ticaretin hacmine göre talep edilen miktarın ödenmeyerek piyasadan çekilme iddiasının doğru olmadığını, müvekkilinin davacıya borçlu olmadığını, davacının teslim ettiği emtianın ayıplı olduğunu, davacı tarafından müvekkile gönderilen kabak çekirdeği emtiasının bir kısmının son kullanım tarihinin bir ay kaldığı, bir kısmının ise piyasada elek altı olarak adlandırılan ayıplı ürünlerden olduğunu, bunun üzerine şirket yetkilileri ve muhasebecisi ile görüşüldüğü, ayıp bildiriminin sözlü olarak davacıya iletildiğini, davacı şirket yetkililerinin de ayıp olgusunu kabul ederek, elek altı emtianın sehven  gönderildiğini bildirdiklerini, ayıp ihbarının şekle tabi olmadığını, ayıplı ürün nedeniyle takip başlatılmasının kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesi istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"... Taraflar arasındaki ilişki ticari satımdır.Ticari satımlarda muayene ve ihbar külfeti TTK 25/3. maddede düzenlenmiştir. Bu hükme göre, 'Emtianın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde keyfiyeti satıcıya bildirmeye mecburdur. Açıkça belli değilse alıcı emtiayı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye ve bu muayene neticesinde emtianın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını muhafaza için keyfiyeti bu müddet içinde satıcıya bildirmeye mecburdur.' Ancak ayıp ihbarının bu süre içinde satıcıya ulaşması şart değildir. Bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcı haklarını korumuş olur. TTK 25/3. maddede gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde Borçlar Kanunun 198. maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir. Borçlar Kanunun 198/3. maddesinde ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde bildirimin derhal yapılması aksi halde alıcı malı ayıp ile beraber kabul edilmiş sayılacağının bilindiği ,6102 sayılı Türk Ticaret  Kanunu'nda tacirler arasındaki ihbar ve ihtarların ne şekilde yapılacağı  18/3. maddesinde düzenlenmiş ve Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır hükmü uyarınca taraflar  arasındaki ticari satım ilişkisi kapsamında davalı yan satın aldığı ürünleri kanunun öngördüğü sürede muayene edip usulüne uygun davacı tarafa ayıp ihbarında bulunmadığı anlaşılmakla davalının ayıp iddiası yerinde olmadığından davacının takip tarihi itibari ile davalıdan  11.037,91 TL  alacaklı olduğu anlaşılmakla... \" gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının Küçükçekmece ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasına yönelik itirazının 10.605,00 TL asıl alacak üzerinden iptaline ve takibin devamına, 10.605,00 TL üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, karar  verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  Davacı tarafından satılan 10.605,00 TL değerindeki kabak çekirdeği emtiasının ayıplı olduğunu, emtianın bir kısmının son kullanma tarihinin bitmesine birkaç gün kaldığını, kalın kısmının ise kaliteli olan üründen elenen ürünler olduğunu, ayıplı teslim nedeniyle müvekkilince derhal ayıp ihbarında bulunulduğunu, ardından da iade faturası düzenlenerek davacı şirkete gönderildiğini, ancak davacı şirketin ayıplı ürünleri teslim almadığını, iade alınmayan ürünlerin diğer ürünlere zarar vermemesi için imha edildiğini, Mahkemece deliller incelenmeden bilirkişinin hatalı raporunun esas alınarak karar verildiğini, gerekçeli kararda sadece raporun sonuç kısmının dikkate alınması ile müvekkilinin hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, bilirkişinin de sadece fatura ve BA- BS formlarından hareketle müvekkilinin borçlu olduğunu belirlediğini, oysa müvekkilinin süresinde e fatura ile iade faturası düzenleyerek iade işlemi yaptığını, faturanın davacı tarafından kabul edilerek iki kez iade edilmemek suretiyle müvekkilinin borçlu gösterilmeye çalışıldığını, elektronik sistem üzerinden gönderilip iade edilen ve bu işlem bir çok kez tekrarlanmasına rağmen müvekkilinin borçlu çıkarılmasının hatalı olduğunu, müvekkilinin TTK'nın 18. maddesine uygun şekilde davacıyı temerrüde düşürdüğünü, dayanılan tanık delili, mail, whatsapp görüşmeleri ve ayıplı kabak çekirdekleri fotoğraflarına ilişkin delillerin irdelenmeden karar verilerek adil yargılama hakkının ihlal edildiğini, Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2016/4822 Esas,2017/3569 Karar ve 24.10.2017 tarihli kararı ile ayıp ihbarının her türlü delil ile ispatlanabileceğinin kabul edildiğini, TTK'nın 18. maddesindeki düzenlemenin şekil şartı olmayıp ispat kolaylığı sağladığını, ayıbın belirlenmesi üzerine mail ve whatsapp aracılığı ile davacı şirketle iletişime geçildiğini ve yapılan görüşmeler sonucu davacı şirket yetkilisinin 15.01.2019 tarihinde göndermiş olduğu e-mailde ayıbı ikrar ettiğini, davacının hiç bir aşamada ürünleri sağlam olarak teslim ettiğini ileri sürmediğini, şahsi defi niteliğinde olan ayıp ihbarının ileri sürülmeden dikkate alınamayacağını, davacının da ürünün ayıplı olduğunu bilmesi nedeniyle ürünün eksiksiz ve sağlam olduğunu ileri sürmediğini, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, ancak davacının sattığı emtiada ayıp bulunduğunun müvekkilince tespit edilerek davalıya bildirilmesi ve iade faturası düzenlenmesi nedeniyle davacının alacaklı olmadığını, teslim edilen ürünlerin kullanım amacına uygun olmaması ve iade alınmaması nedeniyle imha edilmesinin yasaya uygun olduğunu, sadece hesap bilirkişinin görevlendirilmesinin eksik olduğunu, uyuşmazlığın niteliği gereği gıda ve hukuk bilirkişisi de atanması gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.  İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Tacir olan taraflar arasında satım ilişkisi bulunmakta olup  uyuşmazlığın TTK'nın 23. maddesi ile TBK'nın satım sözleşmesini düzenleyen hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir. TTK'nın 23/1-c maddesinde ayıplı mal hakkında alıcıya ihbar yükümlülüğü getirilmiş olup alıcı muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeden ayıp nedeniyle satıcıdan mal bedeli ve zarar gideriminde  bulunamaz. Davacı alıcı, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır. TTK'nın 23/1-c maddesinde, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı, malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya inceletmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbar etmekle yükümlüdür. Ayıp olağan bir muayene ile meydana çıkarılamayacak, kullanma sonucunda ortaya çıkan bir ayıp ise TBK'nın 223/2 maddesinin tatbik olunması gereklidir (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 08/06/2022 tarihli, 2020/8002 E. 2022/4625 K., 04/11/2020 tarihli ve 2020/3279 E., 2020/4723 K. sayılı ilâmı ilamı ile Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 04/12/2018 tarih ve 2018/270 E., 20218/6287 K. Sayılı ilamı). TBK'nın 223/2. maddesi ise '' Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.'' hükmünü içermektedir. Ayrıca TTK'nın 23/1-c maddesinde ayıplı mal hakkında alıcıya ihbar yükümlülüğü getirilmiş olup alıcı muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeden ayıp nedeniyle satıcıdan mal bedeli talebinde  bulunulamaz. Davacı alıcı, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin  23.11.2015 tarihli ve 2015/5982 Esas, 2015/15327 Karar  sayılı ilamı). Buradaki yazılılık koşulu ispata ilişkindir.  Taraflar arasındaki satım sözleşmesi ilişkisinde emtianın alıcıya teslim edildiği sabittir. Uyuşmazlık, teslim edilen emtiada ayıp bulunup bulunmadığı ile varsa süresinde ihbar edilip edilmediğine ilişkindir. Davalı tarafından istinaf başvurusunda sözü edilen 15.01.2019 tarihli elektronik postada, açıkça belirtilmiş bir ayıp bulunmamaktadır. Delil listesine ekli yazışmalardan da süresinde yapılmış bir ayıp ihbarı bulunmadığı görülmektedir. Dava dilekçesinde, ürünün eksiksiz teslim edildiği belirtilmiş ve bedelinin tahsili istenmiştir. Davacı ürününü sağlam ve eksiksiz teslim ettiğini belirterek satım bedelini istediğinden mahkemece ileri sürülmemiş bir hususun dikkate alınarak yargılama yapıldığından söz edilemez. Ayıp ihbarının süresinde yapılmaması karşısında mahkemece, tarafların alacağın miktarının belirlenmesi için bilirkişi görevlendirilmesi yeterli olup, hakimlik mesleğinin gerektirdiği bilgi ile çözülmesi mümkün olan ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığına ilişkin hukuki konuda bilirkişi incelemesi yapılması yerindedir. Ayıp ihbarının süresinde yapılmaması karşısında ürünün niteliğinin gıda mühendisi aracılığı ile incelenmesine gerek bulunmamaktadır. Davalının ticari defterlerinde inceleme yapılarak düzenlenen bilirkişi raporuna göre, davalının takip miktarınca borçlu olduğu, faturaların süresinde alınarak davalının ticari defterlerine işlendiği, süresinde faturaya itiraz edilmediği, süresinden sonra düzenlenen fiyat farkı faturasına itibar edilemeyeceği, takip tarihi itibariyle davacının alacaklı olduğu ve satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın likit olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun  HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine,  2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 543,13 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy çokluğuyla ve kesin olarak karar verildi. 06.02.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d442e362fa61dcf3","SID":"7cdd4fb6a7610c7b"}}