{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/2095 <br>KARAR NO: 2025/177<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 22.09.2020<br>NUMARASI: 2019/202 Esas - 2020/461 Karar <br>DAVA: İtirazın iptali ve alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki satım sözleşmesinde konu emtianın davalıya teslim edilmesine rağmen satım alacağının ihtara rağmen ödenmediğini, 29.663,96 TL alacağın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, müvekkilinin takip sonrasında 3.019,67 TL alacağı oluştuğunu ve takip konusu alacak ile birlikte toplam 32.683,63 TL cari hesap alacağı bulunduğunu ileri sürerek, davalının takibe yönelik kısmi itirazının iptaline, takibin  icra takibi sonrası oluşan 3.019,67 TL alacağın da eklenerek devamına, %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirdiğini, teslim edilen emtia bedelinin ödendiğini, talep edilen faizin yerinde olmadığını, ödenmemiş borç bulunmadığını, alacağın likit olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Somut olay bakımından ise; davalı tarafça düzenlenen 9 adet faturanın davalı yanın ticari defterlerine kayıt edildiği, karşılığında ödemede bulunulmadığı, davalı kayıtlarına göre davacının toplam 32.683,63 TL alacağının bulunduğu, davalı tarafça dava konusu faturaya itiraz edildiğine ilişkin olarak herhangi bir delilin dosyaya ibraz edilmediği, bu hali ile davalı tarafça faturaya süresinde itiraz edildiğinin kanıtlanamadığı, anılan Yargıtay içtihadında da belirtildiği üzere; davalının dava konusu faturayı ticari defterlerine kayıt etmesinin fatura konusu hizmetin verildiğine karine teşkil ettiği, bu hali ile taraflar arasında akdi ilişkinin kurulduğu, davacının fatura konusu hizmeti davalı tarafa verdiğinin kabulünün gerektiği, davalı tarafça takibe ve davaya konu borcun ödendiğine ilişkin herhangi bir delilin de ibraz edilmediği, davacı yanın takip tarihi itibari ile oluşan cari hesap alacağının 29.663,96 TL olduğu, takipten sonra oluşan alacak miktarının 3.019,67 TL olduğu kanaatine varılmıştır. Her ne kadar davacı tarafça, takip tarihinden sonra oluşan 3.019,67 TL alacağın takibe eklenmesi talep edilmiş ise de, belirtilen alacağın takibe eklenmesi yönünde hüküm oluşturulmasının usulen mümkün olmadığı, ancak hukuki nitelendirmenin mahkememize ait olduğu, davacının iş bu talebinin alacak istemi olarak kabulünün gerektiği kanaatine varılmıştır. Davacı tarafça takibe konu işlemiş faiz alacağı dava konusu edilmediğinden bu hususta herhangi bir inceleme yapılmamıştır. Tarafların tacir olduğu, taraflar arasında yapılan işin ticari iş olduğu anlaşılmakla; icra takibi ile talep edilen avans faizinin yerinde olduğu kanaatine varılmıştır. Takibe konu alacağın miktarı kesin ve belirli olduğu gibi hesaplanması bir tespit yapılmasını gerektirmediğinden davalının haksız itirazı nedeniyle alacaklının alacağına geç kavuşmasına neden olduğu kanaatine varılmıştır. Dosya kapsamından tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda açıklandığı üzere Yasa ve Yargıtay İçtihatları gereğince ayrıntılı, detaylı inceleme yapılmış olup,...\" gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin 29.663,93 TL alacağa değişen oranlarda avans faizi uygulanarak takipteki diğer koşullarla devamına, 3.019,67 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 29.663,93 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece dosyaya sunulan yazılı deliller incelenmeden, bilhassa itirazın iptali davasının takip hukuku içerisinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlı dava türlerinden olduğu göz ardı edilerek, bahsi geçen 3.019,67 TL'nin de dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verildiğini, Davacının herhangi bir alacağı bulunmadığını, davacının defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığının bilirkişi raporu ile belirlendiğini, davacının ticari defterlerine delil olarak dayanması nedeniyle, defterlerinin usulüne uygun şekilde düzenlenmesi gerektiğini, müvekkilinin defterlerinin ise usulüne uygun şekilde düzenlendiğini, mahkemece müvekkili defterleri ile davacının defterlerinin birbirinden farklı olduğu hususunun gözden kaçırılarak karar verildiğini, icra takibinden sonra davacıya yapılan ödemenin dikkate alınmadığını, likit olmayan alacak nedeniyle icra inkar tazminatı verilemeyeceğini, bilirkişi raporu ile bağlı kalınmayarak yeni bir bilirkişiden rapor alınarak karar verilmesi gerektiğini, takip dışındaki faturaların da tahsiline karar verilmesinin davanın niteliğine aykırı olduğunu,  Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali ve alacak istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacının Bursa ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlattığı takibe yönelik yetki itirazı üzerine, itirazın kabul edilerek dosyanın yetkili icra dairesine gönderildiği, ödeme emri ile 29.663,96 TL asıl alacak, 47,54 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 29.711,50 TL cari hesap alacağının tahsilinin talep edildiği, belirli bir faturadan kaynaklanan alacağın talep edilmediği, açık hesap şeklinde işleyen ticari ilişkideki takip tarihinde oluşan alacağın istendiği görülmüştür. Ödeme emrinin davalıya 26.02.2019 tarihinde tebliği üzerine davalı tarafça 22.02.2019 tarihinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki satım sözleşmesi ilişkisi bulunduğu sabit olup, davalı teslim edilen emtia bedelini ödediğini savunmaktadır. Mahkemece tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş ve mali müşavir bilirkişi tarafından  19.08.2020 tarihli rapor sunulmuştur. Bilirkişi raporunun incelenmesinde taraf defterlerinin usulüne uygun şekilde düzenlendiği, davacı defterlerine göre 9 adet fatura için 32.683,63 TL alacak bulunduğu, ticari ilişkisinin 02.08.2018 tarihinde sona erdiği, davalı defterlerinde de aynı faturaların kayıtlı olduğu, 9 adet fatura karşılığı 32.683,63 TL borç bulunduğu belirtilmiştir. Bilirkişi raporunda, 02.08.2018 tarihli ... nolu 3.019,67 TL bedelli faturanın takibe konu edilmediği, takip tarihi itibariyle 29.663,96 TL alacak bulunduğu anlaşılmıştır. Dava dilekçesinde takip sonrası 3.019,67 TL alacak oluştuğu iddia edilerek talepte bulunulmuştur. Mahkemece bu talep alacak iddiası olarak değerlendirilmiş ve taraf defterleri ile belirlenen alacağın tahsiline karar verilmesinde yasaya aykırı bir yön görülmemiştir. Davacı, davalıya satıp teslim ettiği emtia karşılığı düzenlenen takip ve dava konusu fatura alacağının ödenmediğini ileri sürmüştür. Davalı ise davacı ile ticari ilişkisi bulunduğunu, satılan emtia bedelinin ödendiğini ve ödenmemiş borcu bulunmadığını savunmuştur. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, taraf defterlerinin borç alacak konusunda mutabık olduğu ve satım konusu 9 adet faturanın her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olduğu belirlenmiştir. Satım faturasının davacı tarafından düzenlenerek emtia ile birlikte davalıya teslim edildiği, davalının tebliğ aldığı faturaya süresinde itiraz etmeyerek ticari defterlerine kayıt ettiği ve süresinde emtianın teslimine yönelik itirazda bulunmadığı açıktır. Davalının defterlerinde kayıtlı olan fatura içeriği emtiayı teslim aldığı kabul edilmelidir. Zira fatura malı temsil ettiğinden, mal ile birlikte davalıya gönderilmiştir. Bu nedenle ayrıca  teslime ilişkin başka bir belgenin varlığına gerek bulunmamaktadır. Ticari defterlerde kayıtlı olan bir faturaya konu emtianın teslim alınmadığına ilişkin savunmaya ilişkin somut bir delil bulunmamaktadır. Davalı da esasen emtianın teslim alındığını kabul etmiş, ancak borcun ödendiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesince davalı defterlerinde yapılan incelemede ödemeye ilişkin herhangi bir delile rastlanmadığı gibi istinaf başvurusunda da soyut ödeme beyanı dışında, ödemeye ilişkin bir dekont veya makbuz sunulmamıştır. Ödeme bir itiraz olup yargılamanın her aşamasında dikkate alınabilir. Emtianın teslimi kanıtlandığına göre HMK'nın 190 ve TMK'nın 6. maddesi uyarınca ödeme olgusunun davalı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Ancak satım bedelinin ödendiğine ilişkin somut bir kanıt veya belge sunulmamıştır. Mahkemece yapılan inceleme ve alınan bilirkişi raporu yeterli olup davalının ticari defterlerinde kayıtlı olan bir borç için başka bir inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır. İtirazın iptaline konu alacak satım faturalarından kaynaklanmakta olup, davalının defterlerinde kayıtlı olan fatura borcunun likit ve hesaplanabilir olduğu anlaşıldığından, itirazın iptaline karar verilen miktar üzerinden icra inkar tazminatına karar verilmesi yerinde olduğundan, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine,  2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 1.677,00 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 06.02.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f849614885ee79ca","SID":"33c51e9f5698f292"}}