{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1338 <br>KARAR NO: 2025/149<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/12/2019<br>NUMARASI: 2016/855 Esas - 2019/980 Karar<br>DAVA: Alacak <br>Dairemizce verilen kararın Yargıtay 11. H.D tarafından bozulması üzerine yapılan duruşma sonunda dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;\t<br>DAVA: Davacı vekili; davacının davalı bankadan 28/04/2011 tarihinde 3.250.000-USD kredi çektiğini, müteakip çektiği krediyi erken ödeme yaparak kapattığını, davalı banka tarafından ilk aylarda Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu (KKDF) için kesintiler yapılmadığını, bankalar ve finansman şirketlerince gerçek kişilere ticari amaçla kullandırılan diğer kredilerde KKDF kesintisi yapılamayacağının açıkça belirtilmesine rağmen davalı banka tarafından müvekkilinden KKDF kesintisi yapıldığını, yine müvekkilinden dosya masrafı adı altında da kesintiler yapıldığını, davacıdan haksız şekilde virman suretiyle tahsil edilen KKDF ve dosya masraflarının miktarlarının tam olarak tespiti ve iadesi için davalı bankaya başvurulduğunu, ancak sonuç alınamadığını, bunun üzerine davalı bankaya ihtarname keşide edildiğini, davalı bankanın cevabi ihtarnamesi ile talebin reddedildiğini, davacının kullandığı kredi nedeniyle yapılan kesintilerin haksız ve hukuki dayanağının bulunmadığını belirterek haksız olarak tahsil edilen KKDF kesintisine karşılık şimdilik 500-USD'nin ve dosya masrafına karşılık şimdilik 500-USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek kamu bankalarınca 1 yıl vadeli USD mevduatına uygulanan en yüksek mevduat faizi oranı ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 31/08/2018 tarihinde sunduğu ıslah dilekçesi ile KKDF kesintisi nedeniyle talebini 46.337-USD'ye yükseltmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili; sözleşmelerde kredinin erken kapatılması halinde alınacak ücretlerin açık ve anlaşılabilir şekilde yer aldığını, tacir olan ve basiretli davranma yükümlülüğü altında olan davacının sözleşmeleri özgür iradesiyle imzaladığını, yine kredinin erken kapatılması nedeniyle ve sözleşme gereğince tahakkuk edecek kesintilerin yapılması yönündeki talimatını da imzalayarak bankaya tevdi ettiğini, 28/04/2011 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin 2.09 maddesinde kredinin erken ödemeyle kapatılması halinde banka tarafından davacıdan yapılacak tahsilatların açıkça düzenlendiğini, davacının ayrıca imzasıyla onayladığı kendi el yazısı ile kesintilerin yapılması talimatı verdiğini, yine kredi sözleşmelerinin eki ve ayrılmaz parçası niteliğindeki sözleşmede yapılacak tahsilatların açıkça yer aldığını ve davacının imzalayarak ve kabul ederek taahhütte bulunduğunu, tacir olan müvekkilinin sağladığı krediler nedeniyle sözleşmelerle kararlaştırılan kesintileri yapmaya hakkının olduğunu, KKDF kesintisinin davalı hesaplarına giren bir bedel olmadığını, maliyeye yatırılmak üzere yasa gereği yapılan bir kesinti olduğunu, bu alacak nedeniyle davalıya husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; davacının kredi kullandırılması ve dosya masrafı ile diğer masrafların hesaptan tahsil edilmesi hususunda bankaya yazılı talimat verdiği, yanlar arasındaki sözleşme hükümlerine göre dosya masrafı dahil olmak üzere kredi sebebiyle yapılacak tahsilatların sözleşmede açıkça yer aldığı göz önüne alındığında davalının dosya masrafı tahsilatının dayanağının bulunduğu, bilirkişi raporlarında etraflıca açıklandığı üzere, tahsil edilmiş ücretin diğer emsal müşterilere kullandırılan kredilere uygulanan ücretlerle uyumlu olduğu, ortalamanın altında tahsilat yapılması nedeniyle makul olduğu, davacının dosya masrafını talep etmesinde haksız olduğu, bunun dışında kanuni düzenleme kapsamında bankaların hesapladıkları KKDF kesintilerini bağlı bulundukları vergi dairesine izleyen ayın 15. günü akşamına kadar bildirecekleri ve aynı süre içinde ödeyecekleri, genel bütçeye gelir kaydedilmek üzere hesaplarına intikal ettirilen kesintilerin tahakkuk ve tahsilinin Maliye Bakanlığınca vergi gelirlerine ilişkin yetkileri kapsamında takip edileceği hükme bağlanmakla finans kuruluşlarının krediler üzerinden yaptığı KKDF kesintisinin bankaya ait olmayıp Maliye Bakanlığı bünyesindeki fona ait olduğu, davacının kullandığı kredi sebebi ile hesaplanıp davalı ... tarafından ilgili vergi dairesine ödendiği anlaşılan KKDF kesintilerinin iadesi için davalıya husumet yöneltilmeyeceği, davacının bu istemi için Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının özelgesiyle belirlendiği gibi, KKDF kesintisi yapan davalı bankanın kurumlar vergisi yönünden bağlı olduğu vergi dairesine gerekli evraklarla müracaat etmesi gerektiği gerekçesiyle dosya masrafına yönelik talep bakımından esastan, KKDF kesintisi ile ilgili talep bakımından ise davalının pasif husumet ehliyeti bulunmaması nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinden haksız şekilde tahsil edilen KKDF ile ilgili Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 06/06/2012 ve 29/01/2014 tarihli özelgelerinin bulunduğunu, KKDF kesintisinden muaf olabilmek için İTO üyelik belgesi ile vergi levhasının yeterli görüldüğünü, gerçek kişilere ticari amaçla kullanılmak kaydıyla menkul alım ve satımı için kullandırılan kredilerin tüketici kredisi kapsamına girmediğini, bu nedenle Bakanlar Kurulu kararı gereğince kesintiye tabi tutulamayacağını, mevzuat gereği kesinti yapılmaması gerekirken kesinti yapan bankanın müvekkilini zarara uğratması nedeniyle müvekkiline karşı bizzat sorumlu olduğunu, dosya kapsamında davalının bahsi geçen tutarı vergi dairesine ödediğine ilişkin hiç bir dekont ya da kaydın sunulmadığını, kaldı ki davalı tarafından 46.337-USD kesinti yapıldığı halde aynı gün TL'ye çevrilerek 81.831,14-TL KKDF cezası kesildiğini, davalının vergi dairesine ödeme yapmış olması halinde 81.831,14-TL üzerinden ödeme yapılabileceğini ve vergi dairesinden ancak bu miktarı iade alabileceklerini, oysa davalı bankanın USD üzerinden kesinti yaptığını, güncel kur dikkate alınarak hesaplama yapılması ve aradaki farkın ödenmesi halinde dahi müvekkilinin davalıdan 192.484,04-TL alacaklı olacağını, mahkemece bu hususların tartışılmadığını, taraflar arasındaki krediye ilişkin ödeme planında da KKDF kesintisi yapılmayacağının açıkça belirtildiğini, müvekkilinin yükümlülüklerine aykırı davranması halinde KKDF ödemeyi kabul ettiğini, ancak müvekkilinin yükümlülüklerine aykırı hiç bir davranışının bulunmadığını, yine müvekkilinin daha önce kullandığı kredinin de erken ödeme ile kapatıldığını, ancak hiç bir şekilde KKDF kesintisi yapılmadığını, 35.000-USD lik dosya masrafı kesintisinin 28/04/2011 tarihli dava konusu krediye ilişkin olmadığını, dosya masrafının 22/07/2008 tarihinde kullanılan 2.000.000-USD bedelli kredi için alındığını, ayrıca tahsil edilen 35.000-USD nin fahiş olduğunu, bankaca kredi için hiç bir işlem yapmadığını, Yargıtay kararlarının da aynı yönde olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE VE SÜREÇ: Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde  2020/440 Esas, 2022/1782 karar sayılı 15/12/2022 tarihli karar ile; \"...Davalı banka tarafından davalıya 28/04/2011 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında aynı tarihte 3.264.000-USD kredi kullandırıldığı ve ödeme planında KKDF tutarının % 0 olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Davacı gerçek kişi olup Gelir İdaresi Başkanlığından gelen yazı cevabında davalının, gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olduğu ve ikinci sınıf tüccar olarak işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu belirtilmiştir. Davalı banka, bahsi geçen kredinin tacir sıfatıyla davacıya taşınmaz alımı için kullandırıldığını, KKDF kesintisi yapılmaması için, krediyi kullanacak basit usulde vergiye tabi kişilerin ilgili bankaya, vergi levhası ile odaya kayıt belgesini ibraz etmeleri ve taşınmaz veya ticari araç gibi iktisadi kıymetlerin ticari faaliyette kullanılacağına dair yazılı beyanda bulunması gerektiği halde ve  davacıya bu konuda süre verildiği halde davacının krediye konu taşınmazı işletme defterine işletmemesi ve üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle yasa gereğince geçmişe dönük KKDF kesintisi yapıldığını belirtmektedir. Buna karşılık davacı tarafça bahsi geçen kredinin ve kredi ile elde edilen iktisadi kıymetlerin ticari ve mesleki amaçla kullanıldığına ilişkin bir delil ibraz edilmemiştir. Davacıya kullandırılan ve süresinden önce kapatılan kredinin davacının ticari faaliyetlerinde kullanıldığına ilişkin ispatlayıcı bilgi ve belge bulunmadığından davacı KKDF istisnasından yararlanması gerektiğini ispatlayamamıştır. Bu nedenle davalı banka tarafından KKDF kesintisi yapılması mevzuat gereği olup davacı haklılığını ispatlayamadığından KKDF kesintisine ilişkin talep yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.  ... / ... taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 2.08 maddesinde dosya masrafı, komisyon, vergi vs. gibi kalemlerin müşteriden tahsil edileceği düzenlenmiş olup davacı bankaya sunduğu dilekçesi ile 35.000-USD komisyon ve dosya masrafı tahsil edilmesine muvafakat etmiştir. Davacı bahsi geçen dosya masrafı kesintisi talimatının 28/04/2011 tarihinde imzalanan kredi sözleşmesinden değil, bu tarihte kapatılan 22/07/2008 tarihinde kullanılan kredi sözleşmesi nedeniyle verildiğini iddia etmektedir. Davacı, 28/04/2011 tarihli dilekçesi ile ... nolu taksitli kredinin kapatılarak komisyon ve masrafların hesabından tahsilini talep etmiştir. Bunun dışında davacı, davalı bankadan sonradan kullandığı 28/04/2011 tarihli kredi ile ilgili ... nolu hesabına 3.264.000-USD 60 ay vadeli kredi kullandırılarak 35.000-USD komisyon ve dosya masrafının tahsilini talep ettiğine göre davacının muvafakatinin 28/04/2011 tarihinde kullandığı 3.264.000-USD kredi için verildiğini kabul etmek gerekmektedir. Bu durumda davacıdan alınan komisyon ve dosya masrafı adı altında alınan bedelin taraflar arasında maktu olarak karşılıklı irade ile kararlaştırılan bir bedel olduğu, dolayısıyla iadesinin istenemeyeceği anlaşıldığından davacı vekilinin bu alacak kalemi yönünden aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; KKDF kesintisi talebi yönünden davanın pasif husumet nedeniyle usulden reddi doğru olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından yerinde olmayan davanın reddine karar verilmiştir.\" Kararın temyizi üzerine Yargıtay 11.HD'nin 2023/1064 esas, 2024/4477 Karar sayılı 29/05/2024 tarihli ilamı ile; \"1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Gerçek kişi olan kredi borçlusunun KKDF istisnasından yararlanabilmesi için kredinin ticari ve mesleki amaçla kullanılması gereklidir. Bu kapsamda 12.05.1988 tarihli 88/12944 sayılı Bakanlar Kurulu kararına ilişkin KKDF Hakkında 6 Sıra Nolu Tebliğin 2 nci maddesinde; bankalar ve finansman şirketlerince kullandırılan tüketici kredileri üzerinden (gerçek kişilere ticari amaçla kullanılmamak kaydıyla kullandırılan krediler) % 15 oranında, diğer krediler üzerinden ise % 0 oranında KKDF kesintisi yapılacağı düzenlenmiştir. Somut olayda taraflar arasındaki kredi ticari nitelikte olup, ödeme planında da KKDF %0 olarak belirlenmiştir. Yukarıda bahsi geçen ilgili tebliğe göre, ticari krediler KKDF istisnasındadır. O halde davalının, erken ödeme nedeniyle geriye dönük KKDF tahsili doğru olmayıp, davacının bu kaleme yönelik istirdat talebi yerindedir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.\" denilerek kararımız bozulmuştur. <br>DİRENME GEREKÇESİ: Dosya masrafı ve KKDF kesintilerin istirdatı istemi ile açılan davada, ilk derece mahkemesinin dosya masrafına yönelik talebin esastan, KKDF kesintisine yönelik talep bakımından pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine ilişkin karar Dairemizce kaldırılarak her iki talep bakımından davanın esastan reddine dair verilen kararın, temyiz incelemesi sonucunda davacının KKDF kesintisine ilişkin istirdat talebinin yerinde olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Davacı tarafından davalı bankadan kullanılan 28/04/2011 tarihli kredinin 46.337-USD KKDF ödenmek suretiyle 06/03/2013 tarihinde süresinde önce kapatıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece KKDF kesintisi yönünden davalının pasif husumeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; davacının kullandığı kredi ile ilgili KKDF kesintisine yönelik vergi dairesince veya diğer merciler tarafından doğrudan yapılan bir tahakkuk bulunmamaktadır. Bahsi geçen kesinti doğrudan banka tarafından hesaplanarak davacıdan alınmıştır. Davacı, muafiyet nedeniyle kendisinden KKDF kesintisi yapılamayacağını iddia etmekte olup davacının muhatabı kendisinden kesintiyi yapan davalı banka olduğundan davalının pasif husumet ehliyetine sahip olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemece davanın pasif husumet ehliyeti nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Bakanlar Kurulu'nun 07/06/1988 tarihli 88/12944 sayılı kararı ile Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu ihdas edilmiş olup; anılan düzenlemede bankalar, özel finans kurumları ve finansman şirketlerinin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nca yayımlanacak tebliğlerde belirtilen esaslara göre tahakkuk ettirdikleri fon kesintileri ile vadeli ithalatta tahsil ettikleri fon kesintilerini tahakkuk veya tahsilatı izleyen ayın 15 inci günü akşamına kadar Fon'a yatırmak zorunda oldukları, fon kesintilerinin yatırılmasından, kredi kullanan, krediyi kullandıran veya kullanılmasına aracılık eden ve vadeli ithalatta tahsilatı yapan bankalar, özel finans kurumları, finansman şirketleri ve gümrük idarelerinin sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Bunun dışında KKDF kesintisi istisnalarına ilişkin düzenlemeler Bakanlar Kurulu kararlarında yer almaktadır. TCMB tarafından yayımlanan tebliğlerde de KKDF kesintisi istisnalarına yer verilmiştir. Anılan düzenlemelere göre KKDF kesintisi, banka açısından gelir kalemi olmayıp tahsil edilen tutarlar Maliye Bakanlığı'na aktarılmaktadır. Bu nedenle başta kesintiye tabi tutulmasa bile sonradan kesintiye tabi hale gelen krediler nedeniyle fon kesintisi yapılacağını kabul etmek gerekir. Çünkü, bu konuda kredi kullandırılan kuruluşlara takip etme yükümlülüğü verilmiş olup, müeyyide uygulanması sonucu doğan fon kesintilerinin ilgili banka tarafından cezai faizi ile birlikte yatırılacağı belirtilmiştir (KKDF Hakkında 6 Sıra Nolu Tebliğ). Taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin Döviz kredisine ilişkin 8.01 maddesinde müşterinin, gerek Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu, gerekse dış ve iç işlemler ile ilgili hususları düzenleyen ve/veya düzenlenecek olan her türlü yasa, kararname, yönetmelik, tebliğ, mevzuat vs. hükümleri uyarınca müşteri tarafından yerine getirilmesi gerekli bilcümle yükümlülüğü, bankanın hiç bir ihtar ve uyarısına gerek kalmadan yerine getireceği, bu hususa uyulmamasından doğan sorumluluğun müşteriye ait olacağı kararlaştırılmıştır. Yine davalıya kullandırılan kredi ile ilgili ödeme planında davacının KKDF muafiyetinden yararlandırıldığı anlaşılmakta ise de kur artışları ile ilgili KKDF ve BSMV yükümlülüklerinin müşteri tarafından karşılanacağı belirtilmiştir.  12/05/1988 tarihli 88/12944 sayılı Bakanlar Kurulu kararına ilişkin KKDF Hakkında 6 Sıra Nolu Tebliğin 2. Maddesinde, bankalar ve finansman şirketlerince kullandırılan tüketici kredileri üzerinden (gerçek kişilere ticari amaçla kullanılmamak kaydıyla kullandırılan krediler) % 15 oranında, diğer krediler üzerinden ise % 0 oranında KKDF kesintisi yapılacağı düzenlenmiştir. Düzenlemelerden anlaşıldığı üzere, gerçek kişi olan kredi borçlusunun KKDF istisnasından yararlanabilmesi, kredinin ticari ve mesleki amaçla kullanılmasına bağlıdır. Kredinin kapatıldığı tarihten sonra olsa da konunun açıklığa kavuşturulması adına Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 09/01/2014 tarihli 70903105-165.01.03(143)-10181 sayılı özelgesinde  \"... basit usulde vergiye tabi kişilerin vergi mükellefiyeti bulunmayan gerçek kişilerden satın alacakları gayrimenkul veya ticari araç gibi iktisadi kıymetler için kullanacakları krediler üzerinden KKDF kesintisi yapılmaması için; krediyi kullanacak basit usulde vergiye tabi kişilerin ilgili bankaya, vergi levhası ile oda kayıt belgesini ibraz etmeleri ve gayrimenkul veya ticari araç gibi iktisadi kıymetlerin ticari faaliyette kullanılacağına dair yazılı beyanda bulunmaları gerekmektedir...\" şeklinde açıklamaya yer verilmiştir. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, KKDF istisnasından yararlanılabilmesi için kredinin veya kredi ile elde edilecek iktisadi kıymetlerin iktisadi faaliyetlerde kullanılması zorunludur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30/09/2021 tarih 2017/3-1978 E. 2021/1119 K. sayılı içtihadında da \"...Konut kredilerinin BSMV ve KKDF den istisna tutulmasının sebebi, konut gereksinimini sağlarken yaşadığı finansman sıkıntısını kredi kullanarak gidermek isteyen tüketiciye yansıtılacak kredi maliyetinin düşürülmesi ve buna bağlı olarak inşaat sektörünün teşvik edilmesidir. Bu nedenle, istisnadan yararlanan kredi ile kanunun aradığı “konut edinme amacı” arasındaki bağ devam etmelidir. Davacı tüketici konut kredisi ile finansal ihtiyacını karşılarken söz konusu muafiyetler ve uzun vadeye yayılmış daha düşük faiz sayesinde lehine koşullardan istifade etmiş ancak konutu kredi borcunu kapatmadan satarak kredi ile sağlamak istediği amacı konut edinmeden, nakdi finansmana çevirmiştir. Bu hâlde bankanın devam eden sözleşme ilişkisinde oluşan bu yeni durum çerçevesinde doğan KKDF ve BSMV yükümlülüklerini dâhil eden yeni bir ödeme planı oluşturarak tüketiciye yansıtmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Aksi yönde bir kabul söz konusu muafiyetlerin getiriliş amacına aykırı şekilde tüketicinin kamu aleyhine haksız zenginleşmesine sebep olacaktır...\" denilmek suretiyle KKDF istisnasından yararlanan kredi ile KKDF istisnanın getirilişindeki amaç arasındaki bağın devam etmesi gerektiğine, aksi yönde bir kabulün, söz konusu muafiyetlerin getiriliş amacına aykırı şekilde haksız zenginleşmeye sebep olacağına işaret edilmiştir. Davalı banka tarafından davalıya 28/04/2011 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında aynı tarihte 3.264.000-USD kredi kullandırıldığı ve ödeme planında KKDF tutarının % 0 olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Davacı gerçek kişi olup Gelir İdaresi Başkanlığından gelen yazı cevabında davalının, gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olduğu ve ikinci sınıf tüccar olarak işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu belirtilmiştir. Davalı banka, bahsi geçen kredinin tacir sıfatıyla davacıya taşınmaz alımı için kullandırıldığını, KKDF kesintisi yapılmaması için, krediyi kullanacak basit usulde vergiye tabi kişilerin ilgili bankaya, vergi levhası ile odaya kayıt belgesini ibraz etmeleri ve taşınmaz veya ticari araç gibi iktisadi kıymetlerin ticari faaliyette kullanılacağına dair yazılı beyanda bulunması gerektiği ve davacıya bu konuda süre verildiği halde davacının krediye konu taşınmazı işletme defterine işletmemesi ve üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle yasa gereğince geçmişe dönük KKDF kesintisi yapıldığını belirtmektedir. Her ne kadar ödeme planında KKDF % 0 olarak gösterilmiş ise de davacı tarafça bahsi geçen kredinin ve kredi ile elde edilen iktisadi kıymetlerin ticari ve mesleki amaçla kullanıldığına ilişkin bir delil ibraz edilmemiştir. Davacıya kullandırılan ve süresinden önce kapatılan kredinin davacının ticari faaliyetlerinde kullanıldığına ilişkin ispatlayıcı bilgi ve belge bulunmadığından davacı KKDF istisnasından yararlanması gerektiğini ispatlayamamıştır. Bu nedenle davalı banka tarafından KKDF kesintisi yapılması mevzuat gereği olup davacı haklılığını ispatlayamadığından KKDF kesintisine ilişkin talep yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden bozma ilamına uyulmamış, direnme kararı verilerek davanın reddine dair yeniden karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:  Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/12/2019 Tarih 2016/855 Esas 2019/980 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; \"Yerinde olmayan davanın reddine\" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ; \"Alınması gereken 615,40-TL harcın, davacı tarafından yatırılan 50,20-TL peşin harç ve 5.031,24‬-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 5.081,44-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 4.466,04‬-TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,  Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalı  tarafından yapılan 101,50-TL yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Davalı vekili için takdir olunan 2.725-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak  davalıya  ödenmesine,  Karar kesinleştiğinde talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine\" Davacı  tarafından yatırılan 54,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde  iadesine, Davacı tarafından yapılan istinaf ve temyiz giderinin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından istinaf ve temyiz aşamasında yapılan 187-TL yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Duruşmalı yapılan inceleme neticesinde davacının yokluğunda, davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde HMK'nin 361/1 maddesi gereği Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 05/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"19094cb7e64e462c","SID":"712fc395111cf4d2"}}