{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: .... <br>KARAR NO\t: ....<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/04/2024<br>NUMARASI\t\t: ....... Esas ....... Karar<br>ASIL DAVADA <br>DAVACI\t: .......<br>VEKİLİ\t: Av. ...  <br>DAVALI\t: ...  <br>DAVA\t\t: Menfi Tespit <br>Birleşen Konya....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... E. ....... K. sayılı dosyası <br>DAVACI\t: ....... <br>VEKİLİ\t: Av. ...  <br><br>DAVALILAR\t: 1- ...  <br>VEKİLİ\t\t: Av. ...  <br>\t\t\t: 2- ...   <br>\t\t\t: 3- ...  <br>DAVA\t\t: Alacak<br>Birleşen Konya....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... E. ....... K. sayılı dosyası <br>DAVACI\t: ....... <br>VEKİLİ\t: Av. ... <br>DAVALILAR\t: 1- ...  <br>VEKİLİ\t\t: Av. ...  <br>\t\t\t: 2- ...<br>DAVA\t\t: Menfi Tespit<br>Birleşen Konya....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... E. ....... K. sayılı dosyası <br>DAVACI\t: .......  <br>VEKİLİ\t: Av. ... <br>DAVALI\t: ...  <br>VEKİLİ\t: Av. ... <br>DAVA\t: Menfi Tespit<br>Birleşen Konya....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... E. ....... K. sayılı dosyası <br><br>DAVACI\t: ....... <br>VEKİLİ\t: Av. ...  <br>DAVALILAR: 1- ... <br>VEKİLİ\t: Av. ...  <br>\t\t: 2- ...  <br>\t\t: 3- ...  <br>DAVA\t: İtirazın İptali<br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 18/02/2025<br>YAZIM  TARİHİ\t: 25/02/2025<br>Davacı-birleşen dosyalar davacısı tarafından davalı-birleşen dosyalar davalıları aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit ve itirazın iptali davalarında 17/04/2024 tarihinde tesis edilen karara karşı, tarafların istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;<br>DAVA: Asıl dosyada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili kooperatifin önceki  yönetim kurulu üyesi olduğunu, 22/04/2012 tarihinde yapılan olağan genel kurulda kooperatif bilançosunun ibra edilmediğini, 01/07/2012 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulda da davalının yeni yönetime seçilmeyerek yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiğini, davalı tarafından  kooperatif yönetiminde iken diğer yönetim kurulu üyeleriyle anlaşarak hile ile ve görevi kötüye kullanmak suretiyle 03.03.2011 tanzim, 30.11.2011 vade tarihli  100.000,00 TL ve 30.09.2011 tanzim ve 30.12.2011 120.000,00 TL bedelli iki adet senet düzenlettiğini ve sözkonusu  senetlere dayalı olarak  Konya.... İcra Müdürlüğünün ....... esas sayılı dosyası ile müvekkili kooperatif aleyhine icra takibi başlattığını,  takibe konu senetlerin hileli ve sahte olarak hazırlandığını, tanzim ve vade tarihleri her ne kadar geçmiş tarihli olarak yazılı ise de oluşturulduğu tarihin davalının yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiği tarihten sonra olduğunu, senetlerin sahte ve geçersiz olduğunu, kooperatifin 04/04/2012 tarihinde yapılan genel kurul toplantısı için hazırlanan bilançoda da bu senetlerin ve senetlere konu borcun olmadığını, senetlerin tanzim tarihi itibariyle kooperatif kayıtlarında da olmadığını, davalı ve diğer arkadaşlarının ibra edilmeyerek hesap tetkik komisyonuna inceleme için havale edildikten sonra usulsüz olarak böyle bir iş yaptıklarını, davalının yapmış olduğu bu usulsüz işlemin kanunlara göre de suç teşkil ettiğini, kooperatif kayıtlarına göre de senede konu böyle bir borç durumunun olmadığını, davalının cebinden ödediğini iddia ettiği paralara yönelikte ne muhasebe kayıtlarında ne de  ödemeye ilişkin herhangi bir belge ve kayıt bulunmadığını, davalı hakkında yapmış olduğu bu usulsüz işlemle ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, 22/05/2012 tarih ve 13 sayılı karar ile kooperatif üyesi davalının kayınpederi olan .......'a ait dairenin kooperatifin borcu için taşerona devredildiği, sonrasında da ....... yerine davalının alacaklı hale getirildiğini, ancak alınan bu kararın davalının yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiği tarihten sonra alındığını ve geçersiz bir karar olduğunu, alınan bu kararın usulsüz bir işlem olduğunun açık olduğunu, ayrıca bu kararın Kooperatifler Kanunu gereği yasaklanmış bir işlem olduğunu beyanla sahtecilik iddiaları gereği de tedbir kararı verilerek senetlere konu icra takibinin durdurulmasına, müvekkili kooperatifin Konya.... İcra Müdürlüğünün ....... esas sayılı senetlere konu borcunun olmadığının tespitine ve takibin iptaline, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep  etmiştir. <br>CEVAP: Davalı cevap dilekçesinde özetle; davacı kooperatiften alacağı bulunduğunu, davacı kooperatif vekili Av. ... tarafından hazırlanan ve kooperatif başkanının imzasını taşıyan 29.01.2013 tarihli belgede davacı kooperatifin kendisine borçlu olduğunu kabul ettiğini, davacının borcunu ödememek amacıyla kötüniyetle dava açtığını savunarak  davanın reddini talep etmiştir.<br>Birleşen Konya....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... Esas sayılı dava dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; mahkemenin ana dava dosyasındaki beyanlarını tekrarla davalıların eski yönetici olduklarını, kooperatiften %10 takip ücreti (huzur hakkı) aldıklarını, bu haklarını alabilmek için geçmiş tarihli bonolar düzenleyerek kooperatifi borçlandırdıklarını, bonolar hakkında Konya.... İcra Müdürlüğünün ....... Esas sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını, Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ....... esas sayılı dosyasında bonolardan dolayı menfi tespit davası açıldığını, davalıların kooperatiften takip ücreti adı altında %10 ücret almaları ve ücretle kooperatifin işini takip etmelerinin yasaklandığını, yaptıkları bu işlemin kooperatif yöneticileri ile kooperatif arasında akit yapma yasağı gereği butlanla malül olduğunu, müvekkili kooperatifin tapularını ferdileşmesi ve üyeler adına tapu çıkarılması için noterden kura çekildiğini, ancak davalıların kendilerine ve yakınlarına ait dairelerin tapularını çıkardıklarını, kongrelerde muhalefet eden diğer üyelerin tapularının kooperatif üzerinde kaldığını, kooperatifin inşaatının 7 yıldan fazla sürdüğünü ve davalıların yaptıkları işlemlerin usule, yasaya ve inşaat yapımındaki teamüllere aykırı olduğunu, açıklanan nedenlerle davalıların kooperatife verdiği zararlar ve fazladan aldıkları %10 takip ücreti için 50.000,00 TL paranın dava tarihi itibariyle yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAPLAR: Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; 22/04/2012 tarihli genel kurulda bilançoların ibra edilmediği iddiasının doğru olmadığını, yönetimde bulunduğu dönemde yönetim olarak her türlü finansmanı gerek kendi ceplerinden ödeme yaparak gerekse de ödeme yapılacak yerlerle iletişim kurularak sağlandığını, yönetimde bulunduğu dönemde yaptıkları işlemlerle ilgili kooperatifi hiçbir zaman zarara uğratmadığını, kooperatifi ayakta tutarak devam etmesini sağladığını, kooperatifin menfaatlerini koruduğunu, %10 huzur hakkı adı altında tahsilat yaptıkları iddiasının mahkemeyi yanıltmaya yönelik olduğunu,  bu iddiayı kabul etmediğini, kooperatifin Kölete İnşaat firmasına birikmiş borçlarından dolayı kooperatife ait dairenin bu firma sahibi .......'a verildiğini, akit yapma yasağına aykırı bir işlem yapmadığını, 2011 yılının Haziran ayında kooperatifin bitirildiğini, borcu olmayan ve borcunu kapatan üyelerin tapularını alarak dairelerini teslim aldığını, borcu bulunan ve ödemeyen bazı üyelerin de tapularını alamadığını, yapılan tüm işlemlerin hukuka, ahlaka ve teamüllere uygun olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.<br> Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; 22/04/2012 tarihli genel kurulda bilançoların ibra edilmediği iddiasının doğru olmadığını, yönetimde bulunduğu dönemde yönetim olarak her türlü finansmanı gerek kendi ceplerinden ödeme yaparak gerekse de ödeme yapılacak yerlerle iletişim kurularak sağlandığını, yönetimde bulunduğu dönemde yaptıkları işlemlerle ilgili kooperatifi hiçbir zaman zarara uğratmadığını, kooperatifi ayakta tutarak devam etmesini sağladığını, kooperatif menfaatlerini koruduğunu, %10 huzur hakkı adı altında tahsilat yaptıkları iddiasının mahkemeyi yanıltmaya yönelik olduğunu,  bu iddiayı kabul etmediğini, kooperatifin Kölete İnşaat firmasına birikmiş borçlarından dolayı kooperatife ait dairenin bu firma sahibi .......'a verildiğini, akit yapma yasağına aykırı bir işlem yapmadığını, 2011 yılının Haziran ayında kooperatifin bitirildiğini, borcu olmayan ve borcunu kapatan üyelerin tapularını alarak dairelerini teslim aldığını, borcu bulunan ve ödemeyen bazı üyelerin de tapularını alamadığını, yapılan tüm işlemlerin hukuka, ahlaka ve teamüllere uygun olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir. <br> Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; 22/04/2012 tarihli genel kurulda bilançoların ibra edilmediği iddiasının doğru olmadığını, yönetimde bulunduğu dönemde yönetim olarak her türlü finansmanı gerek kendi ceplerinden ödeme yaparak gerekse de ödeme yapılacak yerlerle iletişim kurularak sağlandığını, yönetimde bulunduğu dönemde yaptıkları işlemlerle ilgili kooperatifi hiçbir zaman zarara uğratmadığını, kooperatifi ayakta tutarak devam etmesini sağladığını, kooperatifin menfaatlerini koruduğunu, %10 huzur hakkı adı altında tahsilat yaptıkları iddiasının mahkemeyi yanıltmaya yönelik olduğunu,  bu iddiayı kabul etmediğini, kooperatifin Kölete İnşaat firmasına birikmiş borçlarından dolayı kooperatife ait dairenin bu firma sahibi .......'a verildiğini, akit yapma yasağına aykırı bir işlem yapmadığını, 2011 yılının Haziran ayında kooperatifin bitirildiğini, borcu olmayan ve borcunu kapatan üyelerin tapularını alarak dairelerini teslim aldığını, borcu bulunan ve ödemeyen bazı üyelerin de tapularını alamadığını, yapılan tüm işlemlerin hukuka, ahlaka ve teamüllere uygun olduğunu beyanla açılan davanın reddini talep etmiştir. <br>Birleşen Konya....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... Esas sayılı dava dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ...'ün davacı kooperatifin önceki başkanının babası olduğunu, davalıların icra takibine konu ettiği senedin altında imzası bulunan önceki yönetim kurulu üyelerinin Nisan 2012 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısına sundukları 31/12/2011 tarihli bilançoda tanzim tarihi 30/03/2011 olan takibe konu bononun kooperatifin borcu olarak görünmediğini, müvekkili kooperatifin takip konusu bono alacaklısı ... ile borç ve alacak doğuracak herhangi bir ticari ilişkisinin olmadığını, diğer davalının da ...'e yardımcı olmak için hamili olmadığı halde TTK'nun hükümlerine aykırı olarak sahte senedi icraya koyduğunu belirterek, Konya.... İcra Müdürlüğünün ....... esas sayılı dosyasında takibe konulan senet nedeniyle davacı kooperatifin davalılara borçlu olmadığının tespitine, davalıların %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAPLAR: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının asılsız olup hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bono metninde \"bedeli nakten ahzolunmuştur\" ibaresinin buluduğunu, senedin tanzim nedeninin verilen nakit borç olduğunu, davanın reddine karar verilmesini ve ihtiyati tedbir kararının davanın icra takibinden sonra açılmış olması sebebiyle kaldırılmasını, %60 nispetinde kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacı iddialarını kendi elinde bulunan çelişkili belgelere dayandırdığını, davacıyla olan ilişkisinin ticari olmadığını, oğlunun kooperatif yönetiminde olduğu zamanlar kooperatifin para sıkıntısına düştüğünü, bu sebeple yardımcı olmak istediğini, 9.200 Euro ve 4.500 Dolar nakit emanet para verdiğini, kooperatifin kendisine 4.500,00 Doları ödediğini, kendisinden eski senetleri alarak yeni 9.600 Euro bedelli senet düzenleyerek verdiklerini, kendisinin yazılı bono senedine dayandığını, davacının dayandığı defter ve kayıtlardan kendisinin haberi olmadığını, kooperatifin kayıtlarına ne şekilde işlem yapıldığını bilmediğini ve bu delilleri kabul etmediğini, oğlunun kooperatif yönetiminde olduğu için yardımda bulunduğunu, aksi halde kooperatife yardımda bulunma sebebinin bulunmadığını belirterek haksız ve mesnetsiz davanın reddini talep etmiştir. <br>Birleşen Konya....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... Esas sayılı dava dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, müvekkili aleyhine Konya.... İcra Müdürlüğünün ....... Esas sayılı dosyasında icra takibine konu ettiği 20/07/2011 tanzim 30/11/2011 vade tarihli 112.000,00 TL bedelli bononun müvekkili kooperatif eski yöneticilerinin suiistimali ürünü olduğunu, bu konuda Konya Cumhuriyet Başsavcılığının ....... soruşturma sayılı dosyası üzerinden soruşturma yapılmakta olduğundan bahisle  öncelikle sahtecilik iddiaları gereği de tedbir kararı verilerek bonoya konu icra takibinin durdurulmasına, icra takibine konu olan bonodan dolayı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, haksız icra takibi sebebiyle %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.   <br>CEVAP: Davalı ... cevap dilekçesinde özetle;  Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ....... Esas sayılı dosyası üzerinden benzer/bağlantılı davanın görülmekte olduğunu, iki dosya arasındaki bağlantı nedeniyle işbu dava dosyasının sözü geçen dosya ile birleştirilmesi gerektiğini, iddiaların yersiz olduğunu beyanla iş bu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Birleşen Konya....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... Esas sayılı dava dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların müvekkili kooperatifin eski yöneticileri olduklarını, 22/04/2014 tarihli genel kurul toplantısında davalıların ibra edilmediklerini, 01/07/2012 tarihli genel kurul toplantısında da yönetim kurulu üyeliklerine son verildiğini, hesap tetkik komisyonu oluşturularak davalıların ibra edilmeyen bilanço ve hesaplarının incelemeye alındığını, davalıların muhasebe kayıt ve belgelerini hukuki dayanağı olmaksızın müvekkiline teslim etmediklerini, kooperatif kayıtlarında gözüken ancak kasada olmayan 5.424,91 TL'nin davalılardan tahsili için Konya.... İcra Müdürlüğünün ....... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalılarca bu takibe haksız ve kötüniyetli olarak itiraz edildiğini beyanla davalıların itirazlarının iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAPLAR: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin tüm defter ve belgeleri kooperatife teslim ettiğini, müvekkilinin kooperatifin ve bir kısım aidat ödemeyen üyelerin borçlarını ve ödemelerini finanse ettiğini, müvekkilinin bir kısım üyelerden tahsil etmediği halde tahsil etmiş gibi göstererek tahsil edilmeyen aidatları kooperatif kayıtlarına geçtiğini, kooperatif üyeleri arasındaki sızlanmayı önlemek için böyle yaptığını, Konya Ticaret Mahkemelerinde ve Konya.... Ağır Ceza Mahkemesinde benzer iddialara dayalı davalar olduğunu, tüm davalar incelendiğinde savunmalarının gerçek olduğunun ortaya çıkacağını beyanla müvekkili hakkındaki davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalılar ... ve ... cevap dilekçesinde özetle; davacı kooperatifin 1987 yılında kurulduğunu, 2004 yılından sonra yönetime seçildiklerini ve kooperatifin canlandığını, davalı ...' ın tüm işleri takip ettiğini, bir kısım üyelerden tahsilatlar yapılmadığı halde yapılmış gibi gösterildiğini, bir kısım kooperatif borçlarının kendileri tarafından ödendiğini, tüm defterlerin ve belgelerin yeni yönetime teslim edildiklerinden bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"Ana dava ve birleşen Mahkememiz ....... Esas sayılı davası; davacı kooperatifin keşidecisi, davalı kooperatif yöneticilerinin ise lehtarı olduğu bonolar ve bu bonolar sebebiyle başlatılan icra takipleri sebebiyle borçlu olunmadığının tespiti davasıdır. Davacı vekili söz konusu dosyalarda, eski kooperatif yöneticisi olan davalıların kendilerini kooperatiften alacaklı göstermek maksadıyla yöneticisi oldukları döneme ilişkin kooperatif namına sahte bono düzenlediklerini ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunmuştur. Davalı kooperatif yetkilileri ise toplanan aidatlar yeterli gelmediğinden kendileri bizzat masrafları katlandıkları için bahse konu bonoların düzenlendiğini ve gerçekten de kooperatiften alacaklı olduklarını beyanla davanın reddini savunmuştur.<br>Kooperatifler Kanununun 59/6. Maddesi: \"Yönetim kurulu üyeleri ve kooperatif personeli ortaklık işlemleri dışında kendisi veya başkası namına, bizzat veya dolaylı olarak kooperatifle kooperatif konusuna giren bir ticari muamele yapamaz.\" hükmünü içermektedir.<br>İddia, savunma, kooperatif genel kurul kararları, bilirkişi raporu, kooperatif anasözleşmesi, ceza mahkemesinin kararı ve tüm dosya kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde;<br>1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 59/6 maddesi gereği yöneticiler kooperatifle alacak borç ilişkisine giremez. Davalı kooperatif yöneticilerine yasa ile getirilen bu yasağa istisna getirir nitelikte kooperatif ana sözleşmesinde herhangi bir düzenleme ve kooperatifi bağlayacak usulüne uygun olarak alınmış bir genel kurul kararı bulunmamaktadır. Bununla birlikte alınan borç paralar karşılığında kooperatif adına davalı yöneticilere bono düzenlenerek verildiğine dair kooperatif defterlerinde herhangi bir kayıt da bulunmamaktadır. Davalı lehtarlar ve diğer bir kısım kooperatif yöneticileri haklarında açılan ceza davasında, görev yaptıkları dönemde kooperatif yönetimince tutulması gereken yasal defter ve belgeleri usulüne uygun olarak tutmadıkları, kayıt ve belgelerin denetime elverişli  olmadığı, Kooperatifler Kanununa aykırı biçimde kooperatifle alacak  ve borç ilişkisi içerisine girdikleri ve bu eylemleri nedeniyle kooperatif üyelerinin mağdur oldukları gerekçeleriyle görevi kötüye kullanma suçunu işledikleri sonucuna varılarak bu suçtan mahkumiyetlerine karar verilmiştir. Hal böyle olmakla davalı kooperatif yöneticilerinin yasada düzenlenen işlem yasağına aykırı olarak yönetici oldukları dönemi kapsar şekilde düzenledikleri bonolar sebebiyle davacı kooperatiften bir alacaklarının olmadığı kanaatine varılarak ana dava ve birleşen Mahkememiz ....... Esas sayılı dava dosyası yönünden davanın reddi gerekmiştir. Her ne kadar dosyaya 29/01/2013 tarihli anlaşma başlıklı belge sunularak davacı kooperatifin davalı eski yöneticilerden borçlu olduğunu kabul ettiği ileri sürülmüş ise de, söz konusu belgenin davacı kooperatifi bağlayıcı nitelikte olmadığı anlaşılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.03.2008 tarih 2008/19-267 E., 2008/252 K. Sayılı kararı ile Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 23.01.2014 tarih 2013/15507 E., 2014/1846 K. Sayılı kararları da bu yöndedir.<br>Birleşen  Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ....... Esas sayılı davası; davacı kooperatifin keşidecisi, davalı ...'ün lehtarı, davalı .......'nun ise hamili ve takip alacaklısı olduğu bono ve bu bono sebebiyle başlatılan icra takibinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti davasıdır. Davacı vekili söz konusu dosyada, davalı lehtar ...'ün, davalı kooperatifin bir dönem yöneticisi olan ...'ün babası olduğunu, eski kooperatif yöneticisinin kendisini kooperatiften alacaklı göstermek maksadıyla babası aracılığıyla yöneticisi olduğu döneme ilişkin kooperatif namına sahte bono düzenlediğini ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunmuştur. Davalılar ise kooperatifle bir ilgilerinin bulunmadığını, kooperatife verilen borç sebebiyle bono düzenlendiğini, gerçekten de kooperatiften alacaklı olduklarını beyanla davanın reddini savunmuştur.<br>Davacı kooperatifin eksi yöneticileriyle birlikte davalı ... hakkında açılan ceza davasında, davalı ...'ün kooperatifi temsil yetkisinin olmadığı, kooperatif yöneticileriyle birlikte hareket ettiğini veya onlara yardımda bulunduğunu ispatlar nitelikte delil elde edilemediğinden tarafına isnat edilen sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından beraatine karar verildiği görülmüştür. <br>6102 Sayılı Kanunun 687/1. maddesinde; \"Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.\" hükmü düzenlenmiştir.<br>Belirtilen kanun hükmü uyarınca davaya konu bononun sebepten mücerret borç evrakı niteliğinde bulunması karşısında, davalı .......'nun bonoyu kötü niyetle ya da ağır kusurla iktisap ettiğinin davacı tarafından ispatlanması gerekmektedir.  Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre hamil ile lehtar arasında ticari ilişkinin bulunmaması kötüniyetli iktisap olgusunun ispatı için yeterli değildir. Zira davalı ....... bonoda bulunan ciro silsilesi nedeniyle yetkili hamil olup, bonoların edinme sebebini ispatlama yükü altında değildir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2012/3668 E. 2013/3689 K.)<br>Kesinleşen ceza mahkemesi kararı ve davacının kötü niyetle iktisap olgusunu ispatlayamaması sebebiyle birleşen  Konya (kapatılan)..... Asliye Ticaret Mahkemesinin ....... Esas sayılı davasının reddi gerekmiştir. <br>Dava konusu icra takibinin tedbiren durdurulduğu ve böylece İİK 72. Maddesinde belirtilen şartların oluştuğu anlaşılmakla davacı aleyhine kötü niyet tazminata hükmedilmesi de gerekmiştir. <br>Birleşen Mahkememiz ....... esas sayılı  davası ve birleşen Mahkememiz ....... esas sayılı  davası; Davalı kooperatif yöneticilerinin kooperatif kayıtlarında var olan ancak yeni yönetime devredilmeyen paraları uhdelerinde tutmak ve ayrıca yönetici oldukları dönemde kooperatiften takip ücreti almak suretiyle davacı kooperatifi zarara uğrattıkları iddiasıyla alacak davasıdır. <br>Davalı kooperatif yöneticileri hakkında açılan ceza davasında, \"yöneticilerin kooperatif kayıt ve belgelerini düzenli tutmamaları sebebiyle zimmetlerine para geçirip geçirmediklerinin kesin olarak tespit edilemediği, bunun fiilen de mümkün olmadığı\" şeklinde belirtilen gerekçe ile zimmet suçundan davalı yöneticiler hakkında beraat kararı verildiği görülmüştür. <br>Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 23/09/2019 tarih 2018/4270 esas 2019/5670 karar sayılı kararı ile; \"...Dava, 6762 sayılı Yasa’nın 341. maddesi uyarınca, davalı eski yöneticiler, denetçinin davacı şirketi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır. Davacı, şirket kasasındaki mevcut açığın fiili olarak şirket kasasına ödenmemekle birlikte ödenmiş gibi gösterilen apel ödemelerinden kaynaklandığını ileri sürmüştür. ....... Grubu şirketlerinden olan .......  A.Ş.'ye TMSF tarafından el konulması sırasında eski yöneticiler ile TMSF tarafından atanan yöneticiler arasında fiili kasa sayım tutanağı, devir tutanağı gibi bir belge düzenlenmemiş, kasa açığı bulunduğuna dair belirleme TMSF tarafından yapılan denetleme raporu ile ileri sürülmüştür. Kasa günlük olarak tutulduğundan geriye dönük olarak kasa açığının hangi tarihte oluştuğunun tespiti gerekmekte olup, zarar ile sorumlular arasındaki illiyet bağının da kurulması gerekirken, kasa açığının el koyma anında mevcut olduğu hususu tespit edilememiş ve davalılar ile zarar arasında illiyet bağı kurulamamış olduğundan mevcut kasa açığından davalıların sorumlu tutulamayacağı gözetilmeksizin, mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış...\" şeklinde karar verilmiştir .<br>Yukarıda yer verilen Yargıtay içtihadında belirtildiği üzere kasa açığı olarak  eski yöneticilerden tahsili gereken paranın davalıların yönetim kurulu üyeliği yaptığı dönemde gerçekleştiğinin ve meydana gelen zarar ile davalıların eylemleri arasında uygun illiyet bağı bulunduğunun kanıtlanması ve bununla birlikte davacı tarafça  kasa açığının ne zaman, ne şekilde ve hangi tutarda olduğuna dair şüpheye mahal bırakmayacak delilerin sunulması gerekmektedir. Davalıların yönetim yetkilerinin sona erdiği tarihte kasa açığı bulunduğunun açık ve tereddütsüz olarak ispat edilememesi karşısında birleşen mahkememiz ....... esas sayılı davanın reddi gerekmiştir. <br>Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 07/12/2015 tarih 2015/3147 esas 2015/7952 karar sayılı ilamı ile;\"...1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 56/son maddesinde, “Genel kurulca belirlenen aylık ücret, huzur hakkı, risturn ve yolluk dışında hiçbir ad altında başkaca ödeme yapılamaz” hükmüne yer verilmiş olup, bu hüküm başkaca ödeme yapma yasağı ile ilgilidir. Yoksa, huzur hakkı ya da aylık ücretin genel kurulca mutlaka karar altına alınması, karar alınmamışsa yöneticinin bu alacakları hak edemeyeceği anlamına gelen bir hüküm değildir. Davacı kooperatif anasözleşmesinin 49/1. maddesinde, yönetim kurulu başkan ve üyeleri için aylık ücret veya katılacakları her bir toplantı için  huzur hakkı ödeneceği, ancak bunun miktar ve şekline genel kurulda karar verileceği hüküm altına alınmıştır. Önemli olan, davalının ücret istemediğine yönelik bir iradesinin bulunup bulunmadığıdır. Böyle bir iradesi bulunmadıkça, Anayasa’ya göre angaryanın yasak olduğu ve huzur hakkının verilen bir emeğin karşılığı olduğu, davalı yöneticinin alacağının doğduğunun ilke olarak kabulü ve genel kurullarda kararlaştırılmamış olsa bile, toplantı başına huzur hakkı olarak münasip bir ücretin kooperatifin başka yöneticileri ile ilgili uygulaması da gözetilerek, belirlenip ödenmesi gerekir.  Davalının yöneticilik yaptığı döneme ilişkin huzur hakkı alacağı ile ilgili genel kurul kararlarının mevcut olduğu,  davalının huzur hakkı alacağından vazgeçtiği yönünde bir beyanı olmadığı gibi aksi yönde bir genel kurul kararı da bulunmadığı anlaşılmıştır.<br>Bu açıklamalara ve dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir...\" şeklinde karar verilmiştir. <br>Dosya kapsamında düzenlenen bilirkişi raporu ve ceza dava dosyasının içeriği dikkate alındığında davalılara takip ücreti adı altında bir ödeme yapıldığına ilişkin kooperatif defter ve kayıtlarında herhangi bir bilgi bulunmadığı, yukarıda yer verilen Yargıtay içtihadında belirtildiği üzere genel kurulca karar alınmasa dahi davalılara huzur hakkı ödenmesinin gerektiği, davalıların huzur hakkından feragatlerine yönelik olarak bir dilekçe ve beyanlarının bulunmadığı bu itibarla ispatlanamayan davanın reddinin gerektiği sonucuna varılarak birleşen mahkememiz ....... esas sayılı davasının reddi gerekmiştir.<br>1-Mahkememiz ....... Esas sayılı kök dava dosyası yönünden; <br>a) Davanın kabulü ile, davacının Konya.... İcra Müdürlüğünün ....... esas, (2019/1771 yeni esas) sayılı dosyasında takibe konu edilen 03/03/2011 tanzim 30/11/2011 vade tarihli 100.000,00TL bedelli ve 30/09/2011 tanzim, 30/12/2011 vade tarihli 120.00,00TL bedelli bonolar sebebiyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, yasal şartları oluşmadığından davalı aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına, <br>2-Birleşen Mahkememiz ....... Esas sayılı dava dosyası yönünden;<br>a) Davanın reddine, <br>3-Birleşen (kapatılan) Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ....... Esas sayılı dava dosyası yönünden; <br>a) Davanın reddine, <br>b) Dava konusu icra takibi tedbiren durdurulduğundan takip tarihindeki döviz kuru (2,3902TL) üzerinden hesaplanan %20 oranındaki 4.589,18TL tazminatın davacıdan alınarak davalı ... Topçu'ya verilmesine, <br>4-Birleşen Mahkememiz ....... Esas sayılı dava dosyası yönünden; <br>a) Davanın kabulü ile, Davacının dava konusu Konya.... İcra Müdürlüğünün ....... esas sayılı icra takibinden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, <br>b)Yasal şartları oluşmadığından davalı aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına, <br>5-Birleşen Mahkememiz ....... Esas sayılı dava dosyası yönünden; <br>a) Davanın reddine, yasal şartları oluşmadığından davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına\" şeklinde  karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:  Asıl ve birleşen davalarda davacı kooperatif vekili istinaf dilekçesinde özetle;  birleşen ....... esas sayılı dosyası yönünden  verilen kararın eksik inceleme sonucu verildiğini, davalıların kooperatiften yaptıkları iş ile ilgili olarak usulsüz olarak huzur hakkı adı altında para aldıklarını, bu hususta kooperatif kayıtlarında yeterli inceleme yapılmadığını, davalıların kooperatiften aldıkları paraların kooperatif muhasebe kayıtlarında mevcut olduğunu, davalılar her ne kadar bunu inkar etmiş iseler de bu hususta kayıtların mevcut olduğunu, davalıların görevi kötüye kullandıklarının mahkeme kararı ile sabit olduğunu, davalıların görev yaptıkları dönemde harcadıklarını iddia ettikleri ve yine ödediklerini iddia ettikleri paraların yasal hiç bir belgesi bulunmadığını, davalıların kooperatife verdikleri zarar açık ve sabit olup davanın reddi kararının delillere aykırı olduğunu, birleşen .......  esas sayılı dosyası yönünden  verilen kararın eksik inceleme sonucu verildiğini, mahkeme davacının iyiniyetli 3.kişi olduğu gerekçesiyle davayı reddetmiş ise de bu gerekçeye katılmadıklarını, davalı ... Topçu'nun iyiniyetli 3. kişi olmadığını, bu davalının senedi kendisine ciro edip 3. kişi konumu oluşturmak isteyen ...' ün arkadaşı olduğunu, ...'de senedi sahte olarak düzenleyen yönetim kurulu üyesi ...'ün babası olduğunu, dava konusu bono senedinin tanzim tarihinin 30.03.2011 olduğunu, vade tarihinin ise 30.08.2012 olduğunu, senedin lehdarı ...' ün oğlu yönetim kurulu başkanı ...'ün de imzası bulunan daha önce dosyaya sunulan kooperatife ait 25.04.2012 tarih ve 16 nolu karar ile dava konusu senet bedelinin ... tarafından ...' e ödendiğini, bu hususun ekli yönetim kurulu kararı ile sabit olduğunu, dava konusu senet normal bir ticari ilişki sonucu ciro edilmiş olsa bu takdirde 30.08.2013 vadeli olan senedin bu tarihte ödenmemesi sonucu icra takibine konu edilmesi gerekeceğini, ancak bono senedinin vadesinden çok sonra 25.02.2013 tarihinde icra takibine konu edildiğini, davalı ... Topçu normal bir ticari ilişki içerisinde bu senedi ciro ile devir almış olsa bugünkü para ile 300.000 TL civarındaki bir alacağı için vadeden itibaren 6 ay beklemeyeceğini, davalının iyiniyetli olmadığının dosyaya sunulan evrak ve belgeler ile sabit olduğunu, hal böyle iken davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini, birleşen ....... esas sayılı dosyası yönünden  verilen kararın eksik inceleme sonucu verildiğini, müvekkili kooperatifin eski yöneticilerinin kooperatif genel kuruluna kendilerinin sundukları raporlar ve bilançolara göre kasada nakit olarak bulunan ve müvekkilin yeni yönetimine teslim edilmeyen paralar için açılmış bu davanın reddine karar verilmesinin usulsüz olduğunu, davalıların kendi hazırladıkları bilanço ve hesaplara göre yedlerinde bulunan ve nakit olarak kasada görünen bu paranın yeni yönetime devri ve teslimi gerektiğini, bu paranın ihtarnameye rağmen ödenmediğini, mahkeme karar gerekçesine her ne kadar Ağır Ceza Mahkemesinin gerekçesini yazmış ise de kooperatif defter ve belgeleri ile dava konusu alacağın sabit olduğunu, davalılardan ......., ....... ve .......'in müvekkili kooperatifin 01.07.2012 tarihi öncesi yöneticileri olduğunu, sanıkların yönetici oldukları dönemde 22.04.2012 tarihinde yaptıkları Kooperatif Olağan Genel Kurul toplantısında hesap ve mali tabloları ibra edilmediği ve hesap tetkik komisyonu kurulduğu için 01.07.2012 tarihinde yaptıkları Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı ile görevlerine son verildiğini, davalılar bu iki genel kurul arasında hesapları ibra edilmeyip görevden uzaklaştırılacaklarını anladıklarında 22.05.2012 tarihinde kooperatif yönetim kurulu karar defterini 22.05.2012 tarihinde 16 ve 17 nolu kararları aldıklarını, dava konusu edilen senetlerin de bu yönetim kurulu kararlarından sonra sahte olarak düzenlendiğini, açıklanan nedenlerle aleyhe tesis edilen birleşen davaların reddine yönelik kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürerek istinaf talebinde bulunmuştur. <br>Davalı ... istinaf dilekçesinde özetle; sadece asıl dava yönünden  verilen davanın kabulüne ilişkin kararı istinaf ettiğini, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu karar verildiğini, tarafınca başlatılan Konya....İcra Müdürlüğünün ....... esas sayılı dosyasına konu edilen iki adet bononun tahsilini talep ettiğini, davacı kooperatif tarafından açılan menfi tespit davasında 14.03.2013 tarihinde takibin tedbiren durdurulmasına karar verildiğini, bu karar ile hakkı olan senetleri tahsil edemediği gibi menfi tespit davasının da kabulüne karar verilmesinin mağduriyetini artırdığını, yerel mahkemenin  ispat külfetini yer değiştirerek yargılama yaptığını, davacı kooperatifin yönetiminde bulunduğu dönemde yönetim olarak her türlü finansmanı kendi cebinden yaptığını, bu halde kooperatiften alacaklı konumda olduğunu, kooperatifi hiçbir zaman zarara uğratmadığını, kooperatif üyelerine tapuları verdiğini, kooperatifin kendinden sonraki yönetim kurulu üyelerinin ve kooperatifin şu anda vekilliğini yapan Av....'nın  da imzalarını içerir 29.01.2013 tarihli adi yazılı belgeye göre tarafının kooperatiften alacaklı olduğunun ikrar edildiğini, yine yerel mahkemenin davanın kabulüne ilişkin gerekçesinde Konya.... Ağır Ceza Mahkemesinin ....... Esas .... Karar sayılı ceza dosyası kapsamında hakkında mahkumiyet kararı verildiğine ilişkin bir ibare geçse de bunun kabulünün mümkün olmadığını, ceza yargılaması sonucunda hakkında HAGB kararı verildiğini, bu nedenle yerel mahkemenin yanıltıcı gerekçesini kabul etmediğini, yerel mahkeme gerekçesinde her ne kadar karar defterini inceleyerek  karar verildiğini iddia edilmiş ise de karar defterinin yargılamanın başından sonuna kadar ilgililer tarafından mahkemeye sunulmadığını, bu husus yargılama aşamasında bir çok defa yerel mahkemeye sunulması talep edilmiş , yerel mahkemenin karar defterini temin etmediği gibi talep edilen yönünden de cezai yaptırım uygulamadığını,  davacının, kooperatif karar defterini teslim almadığını iddia ettiğini, ancak teslim aldığının tutanaklarda mevcut olduğunu, tarafınca sunulan hiçbir somut delil hakkında değerlendirmede bulunulmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, açıklanan nedenle davanın kabulüne ilişkin kararın kaldırılarak asıl dava yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>  Davalı ... vekili  istinaf dilekçesinde özetle; birleşen Konya....ATM'nin ....... esas sayılı dosyası yönünden verilen kararın eksik inceleme sonucu verildiğini,  her ne kadar karar defterinin incelenerek yerel mahkemece karar verildiği iddia edilmiş ise de; karar defterinin yargılamanın başından sonuna kadar ilgililer tarafından mahkemeye sunulmadığını, bu hususun yargılamanın her aşamasında talep edildiğini, yerel mahkemece karar defteri temin edilmediği gibi talep edilen yönünden de cezai yaptırım uygulanmadığını, karar defterinin sunulmaması sebebiyle müvekkilinin ilgili kararı, karar defterinde olduğunun ispatı için karara ait noter onaylı suretini mahkemeye ibraz ettiğini, yerel mahkeme karar defteri olmadığı halde  karar defterini somut belge sayarak gerekçeli kararındaki \"Yasaya istisna getirir nitelikte kooperatif ana sözleşmesinde herhangi bir düzenleme ve kooperaitifi bağlayacak usulüne uygun genel kurul kararının bulunmadığı\" iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacının, kooperatif karar defterini teslim almadığını iddia ettiğini, fakat dilekçe ekinde sunulan belge incelendiğinde, müvekkilinin kooperatifin 01/07/2012 tarihinde yapılan olağanüstü toplantı mucibinde yeni seçilen yönetim kuruluna 2011 yılı yevmiye defteri, defteri kebir, envanter defterlerinin döktürülmüş dolu olarak ve 2011 yılı faturalar ile 2012 yılı  yevmiye defteri, defteri kebir, envanter defterinin boş olarak, ayrıca karar defterini ve 2012 yılına ait 40 adet faturanın teslim edildiğine dair tutanağın mevcut olduğunu, mahkemeye sunulan fakat kararda yine dikkate alınmayan diğer bir hususun ise, taraflar ....... Yapı Kooperatifi ile eski yöneticiler ..., ... ve ... arasında  29/01/2013 tarihli anlaşma incelendiğinde; alacak-borç ilişkisi düzenlenmesi ile tutanağın 9. maddesi uyarınca \"savcılığa ve mahkemeye verilecek dilekçelerde kooperatif evrakları tam teslim edilmediği için şikayetlerin yapıldığı, tüm evraklarca bu anlaşmanın oluşturulduğu ve dava ile şikayetlerden vazgeçilerek....\" şeklinde  ikrar niteliğinde bir nevi feragat hususunda anlaştıklarını, bu anlaşmaya rağmen davacı tarafın kötü niyetle hem cezai hem de hukuki olarak yasal yollara başvurduğunu, yerel mahkemeye ilgili anlaşma evrakı sunulduğu halde dikkate alınmayarak eksik inceleme sonucu karar verildiğini, eksik inceleme neticesinde verilmiş olan kararın kaldırılmasını, itirazları değerlendirilerek hatalı hususların giderilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Asıl dava ile birleşen Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ....... Esas sayılı  davası ve birleşen Konya....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... Esas sayılı dava menfi tespit talebine ilişkindir.  <br>Birleşen Konya....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... Esas sayılı davası kooperatifin eski yönetim kurulu üyesi olan davalıların sorumluluğuna dayalı tazminat talebine, birleşen Konya....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... Esas  sayılı davası ise kooperatifin eski yönetim kurulu üyesi olan davalıların sorumluluğuna dayalı tazminatın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir.<br>İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen  kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.<br>1-Asıl Dava Yönünden; <br>Davacı,  Konya.... İcra Müdürlüğünün ....... esas sayılı dosyasında takip dayanağı olan  03.03.2011 tanzim, 30.11.2011 vade tarihli  100.000,00 TL ve 30.09.2011 tanzim ve 30.12.2011 120.000,00 TL bedelli bonolar nedeniyle davalının hiçbir alacağının olmadığını, sözkonusu senetlerin davalı ...'ın kooperatif yöneticisi olduğu dönemde diğer yönetim kurulu üyeleri ile birlikte kooperatifi borçlu duruma düşürmek için hileli olarak hazırlandığını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunmakta, davalı ise kooperatifin bazı borçlarını kendisinin ödediğini, ayrıca kayınpederi olan .......'a ait dairenin davacı kooperatfin borcuna karşılık kooperatiften alacaklı olan .......'a devredildiğini, daire bedelinin kooperatif tarafından kendisine ödenmesinin kararlaştırıldığını, bu nedenlerle kooperatiften alacaklı olduğunu savunarak davanın reddini talep etmektedir. <br>Dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre davalı kooperatif yönetim kurulunun 24.05.2012 tarihli 16 sayılı yönetim kurulu kararında davalı ...'ın kooperatif borçları karşılığında  alacaklı  olan kişi ve kurumlara 184.050 TL, 9.200 Euro ve 4.500 dolar ödediği yönünde karar alındığı, yine 22/05/2022 tarihli 13 sayılı kararında .......'a ait taşınmazın kooperatif alacaklısı .......'a alacakları karşılığında verildiği, daire bedelinin davalı kooperatif tarafından ...'a ödeneceğinin belirtildiği, ancak davalı tarafından kooperatif borçlarına karşılık üçüncü kişilere ödeme yapıldığını ispata elverişli herhangi bir belge sunulmadığı, davalının kayınpederi olan ....... tarafından kooperatif alacaklısı .......'a daire devredilmesi nedeniyle davalı ...'a ödeme yapılacağına ilişkin karar alınmışsa da sözkonusu karar tarihinin  dava konusu senetlerin düzenleme ve vade tarihlerinden sonra olduğu görülmektedir. Buna göre mahkemenin  davacının dava konusu senetler nedeniyle davalıya borçlu olmadığı yönündeki gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı ... vekilinin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir. <br>2-Birleşen Konya....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... Esas ....... Karar sayılı dosyası yönünden; <br>Davacı,  Konya.... İcra Müdürlüğünün ....... Esas sayılı dosyasında takip dayanağı olan 20/07/2011 tanzim 30/11/2011 vade tarihli 112.000,00 TL bedelli bono nedeniyle davalının hiçbir alacağının olmadığını, sözkonusu senedin davalı ...'ün  kooperatif yöneticisi olduğu dönemde diğer yönetim kurulu üyeleri ile birlikte kooperatifi borçlu duruma düşürmek için hileli olarak hazırlandığını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunmakta, davalı ise kooperatifin bazı borçlarını kendisinin ödediğini, ayrıca kendisine ait daireyi davacı kooperatfin borcuna karşılık kooperatiften alacaklı olan .......'ye devrettiğini  daire bedelinin kooperatif tarafından kendisine ödenmesinin kararlaştırıldığını, bu nedenlerle kooperatiften alacaklı olduğunu savunarak davanın reddini talep etmektedir. <br>Dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre davalı kooperatif yönetim kurulunun 24.05.2012 tarihli 17 sayılı yönetim kurulu kararında davalı ...'ün  kooperatif borçları karşılığında  alacaklı  olan kişi ve kurumlara 113.000 TL ödediği yönünde karar alındığı, yine 22/05/2022 tarihli 14 sayılı kararında ...'e ait  ait taşınmazın kooperatif alacaklısı .......'ye verildiği, daire bedelinin davalı kooperatif tarafından ...'e  ödeneceğinin belirtildiği, ancak davalı tarafından kooperatif borçlarına karşılık üçüncü kişilere ödeme yapıldığını ispata elverişli herhangi bir belge sunulmadığı, davalıya ait dairenin  kooperatif alacaklısı .......'ye  devredilmesi nedeniyle davalı ...'e ödeme yapılacağına ilişkin karar alınmışsa da sözkonusu karar tarihinin  dava konusu senedin düzenleme ve vade tarihlerinden sonra olduğu görülmektedir. Buna göre mahkemenin  davacının dava konusu senet  nedeniyle davalıya borçlu olmadığı yönündeki gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı ... vekilinin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir. <br>3-Birleşen Konya....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... Esas ....... Karar sayılı  dosyası yönünden; <br>Davacı, davalılardan ...'ün davacı kooperatifin önceki başkanının babası olduğunu, davalıların icra takibine konu ettiği senedin altında imzası bulunan önceki yönetim kurulu üyelerinin Nisan 2012 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısına sundukları 31/12/2011 tarihli bilançoda tanzim tarihi 30/03/2011 olan takibe konu bononun kooperatifin borcu olarak görünmediğini, müvekkili kooperatifin takip konusu bono alacaklısı ... ile borç ve alacak doğuracak herhangi bir ticari ilişkisinin olmadığını, diğer davalının da ...'e yardımcı olmak için hamili olmadığı halde TTK'nun hükümlerine aykırı olarak sahte senedi icraya koyduğunu ileri sürerek menfi tespit talep etmekte, davalı ... davacı kooperatife borç para verdiğini, bu nedenle alacaklı olduğunu savunarak davanın reddini talep etmekte, diğer davalı  ....... ise iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu savunarak davanın reddini talep etmektedir.  <br>Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklıdadır. Ancak davalının alacağı senede dayanıyorsa ispat yükü yer değiştirerek senetten dolayı borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafa düşer. Kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükümlülüğü davacı borçluya aittir. Karine olarak bir kambiyo senedinin mevcut bir borcun ifası veya itfası amacıyla verildiği kabul edilir.Kambiyo senetleri birer ödeme aracıdır. Borçlu, bono nedeniyle borçlu olmadığı   yönündeki iddiasını yazılı delil ile ispatlamalıdır. Bu konuda tanık dinletilmesi de mümkün değildir. Dava konusu somut olayda davacı, dava konusu bonoların gerçek bir borç nedeniyle düzenlenmediği,  bononun kooperatifin eski yöneticisi ... tarafından muvazaalı olarak düzenlendiği, senet nedeniyle kooperatifin herhangi bir borcu olmadığı yönündeki iddiasını ispatlayacak yazılı delil sunmamıştır. Her ne kadar davacı dava konusu senedin kooperatif kayıtlarında yer almadığını beyan etmekte ise kambiyo senetlerinin ticari defterlere kaydı zorunlu değildir. Buna göre mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmemiştir. <br>4-Birleşen  Konya....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... Esas ....... Karar sayılı dosyası yönünden; <br>Davacı, davalıların eski yönetici olduklarını, kooperatiften %10 takip ücreti (huzur hakkı) aldıklarını, kooperatifi usulsüz olarak borçlandırmak suretiyle zarara uğrattıklarını iddia ederek tazminat talebinde bulunmakta, davalılar ise davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu savunarak davanın reddini talep etmektedir. <br>Dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre davalıların davacı kooperatiften %10 takip ücreti aldığı yönündeki iddiasını ispata elverişli bir delil bulunmamaktadır. Ayrıca, davalılar hakkında açılan ceza davasında \"yöneticilerin kooperatif kayıt ve belgelerini düzenli tutmamaları sebebiyle zimmetlerine para geçirip geçirmediklerinin kesin olarak tespit edilemediği, bunun fiilen de mümkün olmadığı\" şeklinde belirtilen gerekçe ile zimmet suçundan davalı yöneticiler hakkında beraat kararı verildiği görülmüştür.  Buna göre davalıların davacı kooperatifi zarara uğrattıkları yönündeki iddianın ispatlanamamış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir. <br>5-Birleşen Konya....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... Esas sayılı dosyası yönünden; <br>Hukuk Muhakemeleri Kanununun \"İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar\" başlıklı 341.maddesinin (2) no'lu bendinde, miktar veya değeri binbeşyüz Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu belirtilmiş, 2.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 24.11.2016 tarihli 6763 sayılı \"Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun\"un 41.maddesi ile de, maddede yer alan \"binbeşyüz\" ibaresi, \"üçbin\" şeklinde değiştirilmiş, her takvim  yılı başından geçerli olmak üzere, bu miktarın Maliye Bakanlığınca her yıl için tespit ve ilan edilecek yeniden değerleme oranında artırılması kabul edilmiş, 2023 yılı değerleme oranına göre yapılan hesaplamaya göre 2024 yılı için istinaf kanun yoluna başvurma kesinlik sınırı 28.250,00 TL olarak belirlenmiştir. <br>İlk derece mahkemesinin karar tarihi 17/04/2024 olup, dava konusu somut olayda davacı tarafın 5.424,91 TL' alacağın tahsilini talep ettiği,  mahkemece davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın  reddine karar verildiği, davacının istinaf ettiği miktarın kesinlik sınırının altında olduğu anlaşılmıştır. <br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na 6763 sayılı Kanun ile ilave edilen Ek-Madde 1 hükmü uyarınca karar tarihi itibariyle HMK'nın 341/2. maddesi gereğince miktar veya değeri 28.250,00 TL'yi geçmeyen malvarlığına ilişkin kararlar kesin olup, HMK'nın 346. maddesi gereğince kesin olan karara ilişkin istinaf dilekçesi ilk derece mahkemesince reddedilebileceği gibi 352. maddesi gereğince yapılan ön inceleme neticesinde Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da istinaf isteminin reddine karar verilebilir. <br>Dava dosyasının incelenmesinde; istinaf kanun yoluna başvuran davacının talep miktarı nazara alındığında; davacı  yönünden kararın kesin olduğu, istinaf kanun yolunun açık olmadığı, ilk derece mahkemesi hakiminin kanunla verilmeyen bir hakkı tanımak suretiyle hükme karşı istinaf kanun yolu açık olduğunu belirtmesinin, taraflara; yasayla verilmemiş bir hakkı (istinaf kanun yolunu) bahşetmeyeceği sonuç ve kanaatiyle davacının istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinin HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince reddi gerektiği kanaatine varılmıştır.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin  birleşen Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ....... Esas sayılı  dosyasına ve birleşen Konya....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... Esas sayılı dosyasına yönelik istinaf taleplerinin, davalı ...'ın asıl davaya yönelik istinaf talebinin ve davalı ...'ün  Konya....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... Esas sayılı dosyasına yönelik istinaf taleplerinin HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddi gerektiği, birleşen Konya....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... Esas sayılı davası yönünden ise davacı vekilinin istinaf dilekçesinin reddi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>A) Davacının  birleşen Konya....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... Esas sayılı dosyasına yönelik istinaf kanun yoluna başvurma dilekçesinin REDDİNE,<br>1-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, <br>2-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından bu dosyaya yönelik yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>B) Davacının  birleşen Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ....... Esas ve birleşen Konya....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... Esas sayılı dosyalarına yönelik istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,<br>1-Birleşen Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ....... Esas sayılı dosyası yönünden; alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,8‬0 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,  <br>2-Birleşen Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ....... Esas sayılı dosyası yönünden; alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,8‬0 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,  <br>3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,<br>4-İstinafa başvuran davacı-birleşen dosya davacısı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>C) Davalı ...'ın asıl dosyaya yönelik istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,<br>1-Alınması gereken 16.588,78 TL harçtan peşin alınan 4.147,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 12.441,58‬ TL karar ve ilam harcının davalı ...'dan tahsili ile hazineye irad kaydına,<br><br>2-İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>D) Davalı ...'ün birleşen  Konya....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... Esas sayılı dosyasına yönelik istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,<br>1-Alınması gereken 8.626,29 TL harçtan peşin alınan 2.156,57 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.469,72‬ TL karar ve ilam harcının davalı ...'den tahsili ile hazineye irad kaydına,<br>2-İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>E) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına,  <br>F) Dava dosyasının temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde ilk derece mahkemesine gönderilmesine, <br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda birleşen asıl dava (Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... Esas ....... Karar sayılı dosyası) ile birleşen Konya....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... Esas ....... Karar sayılı, birleşen Konya....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... Esas ....... Karar sayılı ve birleşen Konya....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... Esas sayılı dosyaları yönünden HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak, birleşen  Konya....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... Esas ....... Karar sayılı dosyası yönünden ise kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz yolu açık olmak üzere  18/02/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan ...<br> e-imzalıdır<br> <br>Üye ...<br> e-imzalıdır<br> <br>Üye ...<br> e-imzalıdır<br><br>Katip ...<br>e-imzalıdır <br><br><br><br><br><br><br><br>....<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a92eebe4c39a682f","SID":"a8c6221d7b57ee2c"}}