{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>7. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/205 <br>KARAR NO: 2025/299<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 13/02/2025<br>NUMARASI: 2024/636 Esas, (Derdest)<br>DAVANIN KONUSU: Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı)<br>KARAR TARİHİ:  05/02/2025<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, 26/08/2024 tarihli dava dilekçesi ile, müvekkilin davalı ... ile 07/06/2024 tarihinde taşınmaz satış sözleşmesi yaptığını, bununla İstanbul ili, Pendik İlçesi, ... mahallesi, ... ada ... nolu parsel ... Blok ... nolu, ... Blok ... nolu, ... Blok ... nolu ve ... nolu bağımsız bölümlerin satışının kararlaştırıldığını, bunlar için toplam 4.340.000,00 TL ödeme yapıldığını,  ancak bağımsız bölümlerinin devrinin yapılmadığını, taşınmazların tapu kaydının iptali ile müvekkil adına tescilinin gerektiğini, bunun mümkün olmaması halinde bedelinin ticari faizi ile tahsilinin gerektiğini, bu sebeple iş bu davayı açtıklarını belirtmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile, sözleşmenin dava dışı ... ile yapıldığını, ödemelerin tamamlanmadığını, açılan davanın reddinin gerektiğini bildirmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/636 esas sayılı 28/11/2024 tarihli kararı ile; davalının ihtiyati tedbirin kabulü kararına yaptığı itirazın reddine karar verilmiştir. Gerekçeli karar taraflara usulüne uygun tebliğ edilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı süresi içerisinde gerekli harçları yatırarak istinaf talebinde bulunmuştur. İstinaf dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesi ile, davacının yaptığı ödemeler dikkate alındığında bir bağımsız bölüm üzerine tedbir konulmasının gerektiğini, ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığını, tarafların yaptığı sözleşme olmadığını, mahkeme kararının kaldırılmasının gerektiğini bildirmiştir. Davacı istinafa cevap dilekçesi bildirmemiştir.<br>DELİLLER: Tüm dosya kapsamı.<br>GEREKÇE VE SONUÇ: HMK  ' nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, taşınmaz satış sözleşmesine dayalı tapu iptali ile tescil ve bedel istemine ilişkindir. Mahkeme 27/08/2024 tarihli gerekçeli ara kararı ile dava konusu 4 adet bağımsız bölüme 300.000,00 TL teminat karşılığı ihtiyati tedbir konulmasına karar vermiştir.Mahkeme yapılan itirazı duruşmalı olarak değerlendirmiş ve itirazın reddine yönelik gerekçeli ara kararı oluşturmuştur.Davacı taşınmaz satış sözleşmesini ve yaptığı ödemelere ilişkin belgeleri dosya içerisine sunmuştur.Mahkemece dava konusu taşınmaza ilişkin tapu kaydı dosya içerisine getirtilmiştir. İncelenmesinde, 4 adet bağımsız bölümün iş yeri vasfında olduğu, kat irtifakına tabii olduğu, 14/08/2023 tarihinde ... adına tescil edildiği, tapu kaydında banka ipoteğinin bulunduğu  anlaşılmıştır.6100 sayılı HMK'nun 341/1. maddesi uyarınca ilk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyadi tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.Bilindiği ve öğretide de kabul edildiği üzere ihtiyati tedbir ''kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca davacı veya davalının dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı ön görülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır'' şeklinde tarif edilmiştir. Anılan tariften de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbir diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu mal ve hak üzerinde yeni bir takım uyuşmazlıkların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır.6100 sayılı HMK'nun 389.maddesi başlığında düzenlenen ve geçici hukuki korumalar olarak vasıflandırılmış ihtiyati tedbir müessesesi ile ilgili aynı maddenin 1.fıkrasında ''mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir'' şeklinde şartları belirtildikten sonra takip eden maddelerde bu konudaki talep verilecek karar ve içereceği hususlar, teminat, kararın uygulanmaması... gibi sair hususlarda tereddüte yer bırakmayacak şekilde takip edilmesi ve yapılması gerekli usul ve prosedür gösterilmiştir. Diğer taraftan, ihtiyati tedbir talebinin kabul edilebilmesi bakımından HMK'nun 390/3. maddesinde ihtiyati tedbir isteyenin haklılığı konusunda tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel yaklaşık bir kanaatin yeterli olacağı öngörülmüş olup, Yasanın hükümet gerekçesinde de belirtildiği üzere yaklaşık ispat durumunda  \"...hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte zayıf bir ihtimalde olsa aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı edemez... bu sebepledir ki haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması...\" hükme bağlanmıştır.HMK 392. madde uyarınca ihtiyati tedbir isteyen haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin uğrayacakları olası  zararları karşılayacak bir teminat göstermek zorundadır. Ancak talebin resmi belgeye veya başkaca bir kesin delile dayanması veya durum ve koşulların gerektirdiği hallerde hakim teminat alınmamasına da karar verebilir.Uyuşmazlık taşınmazın aynına yönelik tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup davacı ile davalı arasında dava konusu taşınmazlara ilişkin gayrimenkul satış sözleşmesi akdedildiği, taşınmazların konut niteliği ile davalı adına tapuda kayıtlı bulunduğu sabittir.  Mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararı dava sonuçlanıncaya kadar dava konusu taşınmazın 3. kişilere satışının ve devrinin önlenmesi amacıyla verilmiş olup davadaki istemin niteliği dikkate alındığında davacı açısından geçici hukuki koruma sağlanmıştır. Davacının ihtiyati tedbir talebinin kabul edilmemesi ve davalının ihtiyati tedbirin kaldırılması talebinin bu aşamada kabulü, taşınmazın 3.kişilere satış ve devri halinde telafisi imkansız ve giderilmesi güç zararların doğmasına, yeni uyuşmazlıkların ortaya çıkmasına ve hak kaybına sebebiyet verebilecek niteliktedir. Somut olayda ihtiyati tedbirin şartları oluştuğundan ve yaklaşık ispat  sağlandığından İDM'nin 28/11/2024  tarihli ara kararı ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup doğru anlaşılmakla; Davalının istinaf talebi hakkında HMK 353/1-b-1. Maddesi uyarınca duruşma yapmaksızın kesin olmak üzere karar verilmesi  gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 615,40 istinaf maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60  TL harcın mahsubu ile bakiye  187,80 TL harcın davalıdan  alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı  tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362/1.f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 05/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b9d2394dc4554e30","SID":"82754ec3a7c205f9"}}