{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1921 <br>KARAR NO:2025/185<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:22/04/2021<br>NUMARASI:2018/764  E. -  2021/412  K.<br>DAVANIN KONUSU:Rücuen tazminat (Eşya taşımadan kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki sigorta davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının sigortalısı dava dışı ... firmasına ait 24.11.2017 tarihli ... numaralı fatura içeriği 105.739,28 EURO bedelli emtianın 11 adet-15.622,00 kg brüt miktarda satın alındığı, 29.11.2017 tarihli Bulgaristan-Türkiye taşıması sırasında yüklü araç ile çalındığını, aracın ... plakalı çekici ve ... plakalı römork olarak taşımada kullanıldığını, taşıma sürecinde hırsızlık sebebi ile davalının mutlak bir şekilde sorumlu olduğunu, davacıya 172218020 numaralı nakliyat abonman sigortası poliçesi ile sigortalı emtianın zayii sebebi ile sigortalıya 105.739,28 EURO tazminat ödendiğini,TTK m.1472 gereği sigortalısına halef olan davacının davalı taşıyıcıya rücu ettiğini, meydana gelen tam zayi zararında davalının kusurlu olduğunu iddia ederek, toplam 105.739,28 Euro zararın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yıllık %5 faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; Dava konusu yükün 24.11.2017 tarihinde davalı yanca taşımada kullanılan ... plakalı römorka yüklendiğini, aynı tarihte 20.00-22.00 saatleri arasında Bulgaristan'da ... köyünde tır parkından yine davalıya ait ... plakalı çekici ile emtia yüklü römorkun çalındığını, konu hakkında ...'da soruşturma devam ettiğini, TTK m.876 gereği davalının sorumlu tutulamayacağını, önlenemez durumun söz konusu olduğunu, davalı vekilinin \"gasp-yağma” konulu Yargıtay 11. Hukuk Daire kararını örnek olarak sunduğunu, taşınan malın emtia kıymeti bildirilmediğini, CMR m.23 gereği zararın hesaplanması ve tazminatın belirlenmesi gerektiğini, davalının CMR sorumluluk sigortası ile taşıma yaptığını, tazminattan sigortacının sorumlu olacağını savunarak, davanın reddini  talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Somut olayda,davacı ile davacının sigortalısı arasında nakliyat abonman poliçesinin imzalandığı,dava dışı davacının sigortalısı şirket ile davalı şirket arasında 24/11/2017 tarihli ve bakır şerit cinsi emtianın Bulgaristan ülkesinden Türkiye'ye karayolu ile taşınması konusunda taşıma sözleşmesi imzalandığı,emtianın taşındığı aracın içinde emtia ile birlikte park edildiği tır parkından çalındığı,davacı şirketin,sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına ödeme yaptığı hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.Uyuşmazık,davacı tarafından sigortalanan emtianın çalınmasının CMR'nin 29 ncu maddesine göre isteyerek kötü hareket olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, davalının bu madde gereğince gerçek zararın tamamından sorumlu olup olmadığı,sınırlı sorumluluktan yararlanıp yararlanamayacağı ve ödenmesi gereken tazminatın miktarının ne olduğu noktasında toplanmaktadır.Bulgaristan yetkili adli makamlarına yazılan talimata verilen cevap incelendiğinde, davacı tarafından sigortalanan aracın park edildiği park yerinin hırsızlığa karşı güvenli olduğu anlaşılmıştır.Buna göre ,davalının CMR m.29'a göre isteyerek kötü hareket etmediği,dolayısıyla anılan madde uyarınca tam zarardan sorumlu olmadığı,davalının eyleminin sınırlı sorumluluğa istisna kabul edilemeyeceği sonucuna varılmalıdır.Her ne kadar bilirkişi kurulu CMR'nin 3 ncü maddesi nedeniyle park yeri işleticilerinin davalı taşıyıcının ifa yardımcısı olduğundan bahisle bu kişilerin kusurlarından davalının da sorumlu olduğunu belirtmiş ise de,somut olay bakımından,park yeri görevlilerinin ihmalinden davalıyı sorumlu tutmak CMR'nin 3 ncü maddesinin uygulama alanını çok fazla genişletmek olacaktır.Davalı üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirerek davacı tarafından sigortalanan emtiayı güvenli bir yerde muhafaza etmiştir.Bu nedenle bilirkişi kurulunun görüşü yerinde olmayıp davalı taşıyıcı gerçek zarardan sorumlu değildir.Davalının sorumluluğunun CMR'nin 23-28 nci maddelerine göre belirlemek gerekmektedir.CMR'nin 23/3 ncü maddesi uyarınca sınırlı sorumluluk esasına göre davalının sorumlu olduğu tazminat miktarı,15.622 Kg. X 8,33 SDR =130.131,26 SDR  olup bu rakamın karar tarihi itibariyle Euro'ya dönüştürüldüğünde 130.131,26 SDR X ¨11,8748 = ¨1.545.282,69 olup karar tarihi itibariye Euro karşılığı ise  ¨1.545.282,69 / ¨9,9905 =154.675,21 €'dur.CMR kapsamında yapılan taşımalarda meydana gelen kayıp ve hasarlarda taşıyıcı kural olarak anlaşmanın 23 ve 25. maddeleri uyarınca belirlenen esaslar çerçevesinde sorumludur. Anılan maddeler uyarınca taşıyıcının sorumluluğu sınırsız olmayıp, ödemekle yükümlü olacağı tazminat kayıp veya tam ziya halinde eksik brüt ağırlığın kilogramı başına 8.33 hesap birimini aşamayacak olup, eksik brüt ağırlığa göre yapılacak bu hesaplama sonucu bulunan miktar ile taşıma nedeniyle yapılan diğer masraflar toplamı taşıyıcının azami olarak sorumlu tutulabileceği tazminat miktarını oluşturacaktır. Buna göre, CMR’de temel ilke taşıyıcının gerçek zararı aşmamak üzere sınırlı sorumlu olması olup, meydana gelen gerçek zararın anılan maddelerde belirlenen sınırlı sorumluluk miktarını aşması halinde taşıyıcı, anlaşma uyarınca sınırlı sorumluluk miktarı kadar sorumlu olacaktır. Taşıyıcının sorumluluğunun bu şekilde sınırlandırılmış olmasına rağmen anlaşmada düzenlenen istisnai durumlarda bu ilke uygulanmayacaktır. Bu durumlar, 24. maddede düzenlenen belli bir ücret karşılığında sevk mektubuna sınırı geçen bir değerin beyan edilmesi ile 29. maddede düzenlenen hasarın taşıyıcının kötü hareketinden veya isteyerek kötü harekete eşdeğer sayılan kusurundan kaynaklanması halinde taşıyıcı sorumluluğu kaldıran, sınırlayan hükümlerden yararlanamayacaktır. Anılan maddeler uyarınca somut olay değerlendirildiğinde taşıyıcının sınırlı sorumluluk halini kaldıran istisnai durumların somut olayda yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı bulunmamaktadır. Bu durumda, taşıyıcının sorumluluğunun anlaşmada öngörülen sınırlı sorumluluk esaslarına göre tespiti gerekli olup, davalı taşıyıcının sorumlu olacağı azami miktarın anlaşmanın 23 ve 25. maddeleri uyarınca hesaplattırılarak meydana gelen gerçek zararın bu maddeler uyarınca hesaplanan azami sorumluluk miktarını geçmesi halinde taşıyıcının gerçek zarar miktarı ile değil, anlaşma  uyarınca  ödemekle  yükümlü  olduğu  azami   miktarla   sınırlı  olarak  sorumluluğuna hükmedilmesi, gerçek zarar miktarının anılan maddeler uyarınca hesaplanacak azami sınırın altında kalması halinde ise gerçek zarar miktarı ile sorumlu tutulması gerekli olup Mahkememizce hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davacının gerçek zararının 105.739,28 € olduğu,SDR hesabına göre taşıyıcının sorumlu olduğu üst limitin 154.675,21 € olduğu,buna göre gerçek zararın daha az olması nedeniyle  gerçek zarara hükmedilmesi gerekmektedir.Gerek 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ve gerekse Sigorta Eksperleri Yönetmeliği’nde sigorta eksperi, “sigorta konusu risklerin gerçekleşmesi sonucunda ortaya çıkan kayıp ve hasarların miktarını, nedenlerini ve niteliklerini belirleyen ve mutabakatlı kıymet tespiti, ön ekspertiz ve hasar gözetimi gibi işleri mutat meslek olarak yapan tarafsız ve bağımsız kişi” olarak tanımlanmış olup, buna göre sigorta eksperleri sigorta şirketlerinden ve sigortalıdan bağımsız ve tarafsız olarak çalışan kişilerdir.Buna göre,ekspertiz raporları 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun m.22 hükmünde delil niteliğinde olup, aynı zamanda HMK.m.204/2 hükmünde sayılan delillerdendir.(Yüksek Yargıtay 11 inci Hukuk Dairesi'nin 02/03/2000 gün ve 1999/8071 esas,2000/1725 karar,29/09/2009 gün ve 2009/9312 esas,2009/9790 karar,18/02/2014 gün ve 2012/17193 esas,2014/2863 karar sayılı ilamları)Ekspertiz raporuna göre taşınan emtianın değeri 105,739,28 € olarak belirlenmiştir.Bilirkişi raporuna göre de ,emtianın gerçek değeri Bulgaristan-çıkış yeri satış fiyatının rayiç değerlere uygun olduğu anlaşıldığından davanın kabulü ile 105.739,28 € alacağın CMR'nin 27 nci maddesi gereğince dava  tarihinden itibaren yıllık  %5 oranında faiz uygulanmak suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak ...\" gerekçesiyle, davanın kabulü ile 105.739,28 € alacağın CMR'nin 27 nci maddesi gereğince dava  tarihinden itibaren yıllık %5 oranında faiz uygulanmak suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, katılma yolu ile istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkemenin gerekçeli kararında, davalının CMR kapsamında yapılan taşımalarda meydana gelen hasardan CMR 23/28 maddeleri uyarınca sorumlu olduğunun tespit edildiğini ancak CMR'nin 3. maddesi kapsamında park yeri görevlilerinin ihmalinden dolayı ifa yardımcısı olarak davalının sorumlu tutulmadığını, davalının hem TIR parkının CMR'nin 3.maddesi kapsamında ifa yardımcısı olması nedeniyle gerekse de CMR 23-28 maddeleri kapsamında  sorumlu olduğunu, mahkeme kararının bu yönden düzeltilmesi gerektiğini, CMR 3. maddesi gereğince davalı taşıyıcının ifa yardımcısı TIR parkının kusurundan bizzat kendi fiili gibi sorumlu olduğunu, mahkemenin söz konusu maddeyi değerlendirmesinin yerinde olmadığını, davalı tarafın taşımanın icrası için TIR parkının hizmetinden yararlandığı hususunda duraksamanın olmadığını, taşıyıcının bizzat kusuru bulunmasa dahi ifa yardımcısının zararın meydana gelmesinde kusurunun bulunması halinde taşıyıcının yük ilgilisine karşı sorumluluğunun gündeme geleceğini, kendisinin ifa yardımcısı seçmekte gerekli özeni gösterdiğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacağını, önemli olanın taşıyıcının değil ifa yardımcısının bir kusurunun bulunup bulunmadığının olduğunu, aracın güvenli olan bir parkta hırsızlığa konu olmasının taşıyıcının sorumluluğunu kaldırmayacağını, bu durumda davalı taşıyıcının ağır kusurunun gündeme gelmeyeceğini, güvenli yerde park esnasında meydana gelen hırsızlıkların ağır kusur güvenli park yerinde meydana gelen hırsızlıkların ise adi kusur olarak emsal kararlar ile kabul edildiğini iddia ederek, mahkemenin karar gerekçesinde davalının sorumlu bulunduğu hukuki sebeplerin yanı sıra davalının CMR'nin 3. maddesi kapsamında da sorumlu bulunduğunun tespitine ve davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Öncelikle aktif ve pasif husumet yönünden yapılan değerlendirmelerin hatalı olduğunu, müvekkili şirket tarafından sigorta şirketi olan ...'a ihbarda bulunulması için mahkemeye süresinde başvurulduğunu, davacının öncelikle ödediği tazminat miktarını  sigorta şirketine rücu etmesi gerektiğini, ancak söz konusu hasar ve tazminat talebine ilişkin sigorta şirketine bildirim yapmadığını, talepte bulunmadığını, dosya kapsamında ihbar taleplerinin gerekçesiz reddedildiğini, bilirkişi raporunun kopyala yapıştır yapılmak suretiyle karara eklendiğini, mahkeme tarafından kanaatin gerekçelendirilmediğini, rapora itirazlarının gerekçesiz reddedildiğini, Bulgaristan Bölge Mahkemesinden gelen evraklar incelendiğinde tır parkının güvenliğinin sağlandığı ve diğer hususlara yer verildiğini, müvekkilinin bu konuda basiretli bir tacir olarak en üst seviyede dikkat ve özen gösterdiğini, çalınma olayının meydana geldiği tır parkında müvekkilinin daha önce hiçbir aracına zarar gelmediğini, tır parkının güvenli olduğunun resmî belgelerle ispatlandığı halde tır parkı hakkında parktan çalındıysa parkın güvenli olmadığının çıkarımının yapılması ve kusurun hukuki nitelemesinin bilirkişi tarafından yapılan raporun hükme esas alındığını, taşıtın tır parkından çalınıyor olmasının müvekkilinin ya da CMR kapsamında ifa yardımcılarının isteyerek kötü hareket veya kötü harekete eş değer kusurlu fiil ve ihmallere delalet sayılamayacağı gibi söz konusu değerlendirmenin yapılmasının da HMK'nın 279. maddesine aykırılık teşkil edeceğini, Bulgaristan Cumhuriyet Bölge Savcılığı tarafından verilen ceza davası durdurma kararnamesinin bilirkişiler tarafından yeterince incelenmediğini, çalınan emtia ve araçların bulunması durumunda davacı ve müvekkili firmanın herhangi bir zararının bulunmayacağının göz ardı edildiğini, ekspertiz raporundaki tazminat ödemesi yapılmadan önce ilgili resmi makamların düzenlediği bulunamadı yazısının temin edilmesinin tavsiye edildiğini, bunun incelenmediğini, dava dışı ...Firmasının kusuruna ilişkin bir değerlendirme yapılmadığını, Bulgaristan resmî makamları tarafından ifadeye çağrılmasına rağmen ifade vermeye dahi gitmeyerek ağır kusurunun raporda belirtilmediğini, mal bedeline ilişkin piyasa araştırmasının yapılmadığını, somut olayda söz konusu olan tır parkının yüksek güvenlikli ve iş konusunda özelleştiğini, ayrıca yüksek çitler bulunduğunu, sigorta poliçesinin düzenleme tarihi itibariyle taşımayı kapsamadığını, yapılan ödemenin ex gratia ödeme olarak yapıldığını, sigortalının halefiyet ilkesinin ihlali hali düşünüldüğünde borcu sona erdiren nedenler arasında sayılan TBK'nın 133. hükmü ile düzenlenen borcun yenilenmesi halinin gelebileceğini, borcun yenilenmesi ile yeni bir borç yatırılarak eski borcun ortadan kaldırıldığına göre artık sigortacının eski borca dayalı olarak rücu hakkını kullanamayacağını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, nakliyat emtia sigorta poliçesi kapsamında uluslararası karayolu taşıması sırasında meydana gelen hasar bedelinin davalı taşıyandan rücuen tahsili istemiyle açılmış bir tazminat davasıdır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, sigorta poliçesinin varlığı, davalı şirketin taşımada ana nakliyeci olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir.Somut olayda, davacı sigorta şirketi ile davacının dava dışı sigortalısı arasında nakliyat abonman poliçesinin düzenlendiği, dava dışı sigortalı şirket ile davalı şirket arasında 24/11/2017 tarihli ve bakır şerit cinsi emtianın Bulgaristan'dan Türkiye'ye karayolu ile taşınması konusunda taşıma sözleşmesi imzalandığı, emtianın taşındığı aracın içinde emtia ile birlikte park edildiği tır parkından çalındığı, davacı sigorta şirketinin sigorta poliçesi kapsamında, sigortalısına sigorta tazminatını ödediği  konularında uyuşmazlık yoktur.Davadaki uyuşmazlık, davalı taşıyanın CMR hükümleri uyarınca zarardan sorumlu olup olmadığı, sorumlu ise sorumluluk miktarının ne olduğu, sınırlı sorumluluk hükümlerinin uygulanıp olmayacağı hususlarına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalı .... AŞ arasında, başlangıç tarihi 23.11.2017, bitiş tarihi 22.01.2018 olan sigorta poliçesinin düzenlendiği, sigorta konusunun bakır şeritler olduğu, sevk bitiş yerininTürkiye/İstanbul, sevk başlangıç yerinin Bulgaristan/Sofya, nakil vasıtasının kamyon olarak belirtildiği, sigortalı tarafından Bulgaristan'daki yerleşik şirketten 24.11.2017 tarihinde 11 adet net 15.255 kg bakır şerit cinsi emtianın satın alındığı, söz konusu emtianın davalı nakliyeci firma sorumluluğunda nakliye aracına yüklendiği, nakliye aracının TIR parkında park hâlinde iken içindeki emtia ile birlikte kimliği belirsiz kişi/kişilerce çalınmış olduğunun anlaşıldığı ve olayla ilgili makamlara başvuruda bulunulduğu, 28.11.2017 tarihli tutanağın düzenlendiği, tutanağın Haskova Bölge Mahkemesi Başkanı tarafından imzalandığı, tutanağın içerisinde ... Firmasına bağlı nakliye idarecisi/müdürü olan...'ya 24.11.2017 tarihinde saat : 20:00'den 22:00'a kadar olan zamanda ... şehri ... istikametindeki yol mevkinde TIR parkında park hâlinde bulunan ve şirkete ait olan yük aracı TIR ile yarı römorkun yasa dışı olarak çalındığı, römorkun 15,255 ton rafine edilmiş bakır şerit ile yüklü olduğu hususlarına yer verildiği; 06.12.2017 tarihli ekspertiz son raporunda ise emtianın tamamının çalındığı için tahliyenin gerçekleşmediği, taşıtanın... AŞ, taşımanın Sofya/Bulgaristan  İstanbul/Türkiye, ana nakliyecinin davalı şirket olduğu, nakliye belgelerinde emtia değerinin belirtilmediği hususlarına yer verilerek toplam hasarın 105.739,28 EURO olarak belirlendiği,  talep edilen tutarın fatura ile uyumlu olduğu ve hesaplamada dikkate alındığının belirtildiği, hasarın rücu muhatabının ana nakliyeci konumundaki davalı şirket olduğunun açıklandığı, ayrıca davalı şirketin sigortalısı olan şirketin unvanının da ekspertiz raporunda yer verildiği, davacı sigorta şirketi tarafından 26.12.2017 tarihinde dava dışı sigortalıya 105.739,28 EURO hasar bedelinin ödendiği, ödemeye ilişkin olarak ibraname düzenlendiği, TTK'nın 1472 ile TBK gereğince alacağın sigorta şirketine temlik edilmiş olduğu, buna dair tazminat makbuzunun düzenlendiği, dava dışı sigortalı şirket tarafından davalı şirkete 01.12.2017 tarihinde ihtarname keşide edildiği, söz konusu ihtarnamede, Bulgaristan- Türkiye taşımasına konu bakır şerit malzemenin çalınması nedeniyle sorumlu olduklarının belirtildiği, zayi bedelinin açıklanarak rücu edileceğinin ihtar edildiği, kara yolu taşıması için davalı taşıyıcıya 29.11.2017 tarihli navlun faturasının tanzim edildiğinin ifade edildiği, davacı sigorta şirketi tarafından gerçekleştirilen hasar bedelinin rücuen tahsili amacıyla iş bu davayı açmış olduğu, dava dışı ... tarafından dava dışı sigortalı ... AŞ şirketine emtia ürün bedeline dair 24.11.2017 tarihinde fatura düzenlendiği, faturada ürünün ve ürün bedelinin açıkça belirtildiği ayrıca dava dışı sigortalı şirket tarafından davalı şirket adına 29.11.2017 tarihli navlun faturası düzenlenmiş olduğu anlaşılmıştır.Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden, Bulgaristan yetkili adli makamlarına yazılan talimat cevabı gereğince, aracın park edildiği yerin hırsızlığa karşı güvenli olduğunun anlaşıldığı, buna göre davalının CMR'nin 29. maddesine göre bilerek kötü hareket niteliğinde davranışının olmadığı, raporda her ne kadar CMR'nin 3. maddesi nedeniyle park yeri işleticilerinin davalı taşıyıcının ifa yardımcısı olduğundan bahisle bu kişilerinde kusurlarından davalının sorumlu olduğu belirtilmiş ise de somut olayda park yeri görevlilerinin ihmalinden dolayı davalının sorumlu tutulamayacağı, anılan maddenin uygulama alanının çok fazla genişletilmesi anlamına geleceği, davalının CMR'nin 23/3. maddesi uyarınca sınırlı sorumluluk esasına göre sorumlu olduğu gerekçeleriyle, sonuçta davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekilinin istinaf başvuru nedenlerinin incelenmesinde:Davalı vekili, davanın sorumluluk sigortacısına ihbarı talebinin mahkemece haksız olarak reddedilmesinin usule aykırı olduğunu ileri sürerek kararı istinaf etmiştir. Davlı vekili, rücu hakkı nedeniyle ihbar talebinde bulunmuştur. Davlının cevap dilekçesinde ihbar talebi yoktur. Dava 2018 yılında açılmış olup davacının ihbar talebi ise 08.01.2021 tarihlidir. HMK'nın 61/1 hükmü uyarınca tahkikat tamamlanıncaya kadar davanın ihbarı mümkün ise de bu hakkın TMK'nın 2.maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına uygun kullanılması gerekir. Dava dosyasında uzun süre yurt dışı talimat cevabı beklenmiş olup bundan sonra yurt dışında bir sigortaya ihbar talebinin yapılması, davayı uzatmaya sebebiyet verecek niteliktedir. Nitekim ilk derece mahkemesince de dilekçe üzerine yazılan açıklamayla, yargılamanın sonuna gelindiği, bu aşamada yurt dışındaki bir şirkete ihbar talebinin yargılamayı uzatmaya matuf olduğu, dava dışı yollardan da ihbarın mümkün olduğu gerekçesiyle ihbar talebinin reddine karar verilmiştir.Bu nedenle ilk derece mahkemesince, usul ekonomisi ilkesi ve dürüstlük kuralı kapsamında yapılan değerlendirme hukuka uygun bulunmuş ve davalı vekilinin ihbara dayalı istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir.İlk derece mahkemesi karar gerekçesi yeterli ve açık olup buna dair istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Davalı vekili, müvekkilinin taşıma aracını güvenlikli TIR parkına park ettiğini, burada gerçekleşen hırsızlık nedeniyle oluşan zarardan sorumlu olmayacaklarını, park alanında güvenlik kameralarının bulunduğunu, çift şoför bulundurma zorunluluğunun bulunmadığını, KTK'nın 98. maddesi uyarınca  şoförün araçta dinlenmesini beklemenin mümkün olmadığını, sigorta poliçesinde Bulgaristan'ın yüksek riskli bölgeler arasında sayılmadığını, buna göre müvekkilinin hırsızlık olayında kusurlu kabul edilemeyeceğini belirterek kararı istinaf etmiştir. İlk derece mahkemesi kararında da belirtildiği üzere;  CMR'nin 17. maddesinin 1. fıkrasına göre taşımacı, yükü teslim aldığı andan, teslim edinceye kadar bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasardan sorumludur. Aynı maddenin 2. fıkrasında \"Eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşımacının hatasından değil de istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşımacının önlenmesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise, taşımacı sorumlu tutulamaz.\" düzenlemesi mevcuttur. Bu durumda kural olarak, taşıyıcı, kendi kusurundan kaynaklanmayan, CMR'deki ifadesiyle önlenmesine olanak bulunmayan bir sebepten ileri geldiğini ispat edemedikçe, eşyaya gelen hasarı zararı tazmin borcu altındadır. Bir başka deyişle, taşıyıcının kusurlu olduğu karine olarak kabul edilir. Sorumluluktan kurtulabilmesi için taşıyıcının kusurlu olmadığına dair sorumsuzluk sebebinin mevcudiyetini ispat etmekle yükümlüdür.Dosya kapsamındaki belgelere, Bulgaristan makamlarından celbedilen bilgi ve tanık beyanına göre, TIR parkındaki aracın yükle birlikte çalınması olayında park yeri görevlilerinin kusurunun bulunduğu, davalı sürücüsünün de park edilen aracı gözetim altında tutmayıp zararı önlemek için gerekli tedbirleri almadığı, böylece zararın, sürücünün ve park yeri görevlilerinin ihmali sonucunda gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Araçta çift şoför bulundurulmadığı takdirde tek şoförün daha özenli davranması beklenir. Park yeri görevlisinin ve sürücünün gerekli özeni göstermesi hâlinde önlenebilecek bir hırsızlık olayı olduğu anlaşılmaktadır. Bu değerlendirme itibariyle, Bulgaristan mahkemelerinde görülen ceza davasının incelenmesine gerek bulunmamaktadır. Bu değerlendirmeler sonucunda, zararın, taşıyanın önlemesine olanak bulunmayan bir sebepten kaynaklandığından söz edilemeyeceğinden, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Yükün alıcısına teslimi gereken tarihten buyana geçen zaman içinde alıcısına teslim edilmemiş olduğu dikkate alındığında, davalı vekilinin bu konuda araştırma yapılması gerektiği, resmî araştırma ve inceleme sonuçlarının beklenmesi gerektiği yönündeki istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir.Hırsızlık olayının meydana gelmesinde davacının sigortalısının herhangi bir kusurundan söz edilemeyeceğinden, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Davalı vekili, tazminatın miktarı yani çalınan emtianın bedeli konusunda istinaf sebepleri ileri sürmüş ise de dosya kapsamı, mal faturaları ve bilirkişi raporu içeriği ile davacının zararı denetlenebilir bir şeklide belirlendiğinden, tazminatın miktarına ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Davalı vekili, davacı sigorta şirketinin aslında poliçe kapsamında olmayan bir zarar bedelini ödediğini, ödemenin hatır ödemesi yani  ex gratia ödeme olduğunu,  bu nedenle halefiyet hakkının doğmadığını belirterek kararı istinaf etmiştir. Ödenen hasar bedelinin poliçe teminatı dışında olduğuna dair somut bir veri bulunmadığı gibi, dosyada örneği mevcut \"İBRANAME, MUTABAKNAME VE TAZMİNAT MAKBUZU\" başlıklı, 25.12.2017 tarihli belgede, sigortalının, davalı taşıyana karşı olan tazminat alacağı haklarını davacı sigorta şirketine temlik ettiği anlaşılmaktadır. Davacı, TBK'nın 183 vd. maddeleri uyarınca  bu temlikname ile dahi halefiyet hakkı kazandığından, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davacı vekilinin istinaf başvuru nedeninin incelenmesinde: davacı vekili, ilk derece mahkemesinin karar gerekçesinde, CMR'nin 3. maddesi uyarınca davalının sorumlu olmadığına dair değerlendirmenin hatalı olduğunu belirterek karar gerekçesinin düzeltilmesini ve davalının CMR'nin 3. maddesi uyarınca da sorumlu olduğunun kararda belirtilmesini istemiştir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak karar gerekçesinde, davalının CMR'nin 23. maddesindeki sınırlı sorumluluktan yararlanma hakkını yitirip yitirmediğinin değerlendirildiği paragrafta, CMR'nin 3. maddesine dayanarak davalının  sorumluluğunun sınırlarının genişletilmesinin uygun olmadığı  gerekçesiyle davalının sınırlı sorumluluk hükümlerinden yararlanabileceği belirtilmiştir. Taşıma sırasında taşıyanın hizmet aldığı kişilerin ve yardımcılarının kusurundan taşıyanın sorumlu olduğu açıktır. İlk derece mahkemesince davanın kabulü gerekçesi de esasen bu sorumluluğu ortaya koymaktadır. Burada ilk derece mahkemesinin ifade etmek istediği husus, davalının sınırlı sorumluluktan yararlandırılması gerektiği yönünde olup bilirkişinin bu konudaki görüşünden ayrılma gerekçesini ortaya koymaktadır. Bu nedenle ilk derece mahkemesi karar gerekçesinin düzeltilmesine gerek bulunmadığı kanaatine varılmış, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 31.904,57 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 06.02.2025 tarihinde, oy çokluğuyla ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.<br>AZLIK OYU:Davanın ihbarı ve şartları HMK 61.maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde 3.kişiye veya 3.kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı 3.kişiye ihbar edebilir. Dava kendisine ihbar edilen kişininde aynı şartlarda bir başkasına ihbarda bulunması mümkündür. Ve bu şekilde ihbar teali ettirilebilir. Davanın ihbar edilebilmesi için bazı şekil şartlarının bulunması gerekmektedir. Bunlardan birincisi açılmış ve görülmekte olan bir davanın mevcut olmasıdır. HMK 62.maddesine göre ihbar yazılı olarak yapılır, ihbar sebebinin gerekçeleri ile birlikte açıklanması ve yargılamanın hangi aşamada bulunduğunu belirtilmesi gerekir. Davanın ihbarı mahkeme aracılığı ile yapılabileceği gibi mahkeme dışı vasıtalarla da yapılması mümkündür. Davanın ihbarını mahkeme aracılığı ile isteyen tarafın dilekçe ile mahkemeye başvurması gerekmektedir. Mahkeme davanın ihbarına ilişkin dilekçenin 3.kişiye tebliği için davanın ihbar şartlarının bulunup bulunmadığını incelemeyeceği  gibi ihbar talebinin reddine ya da kabulüne de karar vermemelidir. Mahkemece bildirilen adresler esas alınarak ihbar dilekçesinin tebliği çıkarılması ile yetinilmesi yerinde olacaktır. (emsal YHGK 2015/1643 Esas, 2018/200 Karar ve 14.02.2018 tarihli ilamı,) Davanın ihbarının usul hukukunda amacı, dava kendisine ihbar edilen 3.kişinin davaya katılarak ihbar eden tarafa yardım etmesinin sağlanmasıdır. Bu yardımda iki şekilde olur. 3.kişi davaya feri müdahale edebilir ya da dava kendisine ihbar edilen 3.kişi davada ihbar eden tarafı temsil edebilir. Davanın ihbarının maddi hukuk bakımından amacı ise davayı ihbar eden tarafın davayı kaybetmesi halinde 3.kişiye karşı açacağı rücu davasında hakkını daha emin biçimde ileri sürebilmesidir.Somut olayda, davalı tarafça, yukarıda ayrıntılı şekilde yer verildiği üzere bilirkişi raporu henüz alınmadan davanın dava dışı sigorta şirketine ihbar talebinde bulunulmuştur. Dava dışı ihbar talep edilen dava dışı sigorta şirketinin sigorta kapsamının taşıyıcının kara yolu ile uluslararası mal taşımacılığı sözleşmesi (CMR Konvansiyonu) uyarınca sorumluluğundan ibaret olduğu belirtilmiştir. Mahkemece ihbarın tahkikat sonuçlana kadar yapılabileceği göz önünde bulundurularak, ihbar dilekçesinin sözü edilen dava dışı sigorta şirketine tebliğ edilmesi gerekirken, ihbar talebinin, talep dilekçesi üzerinde yer verilen ve dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelere istinaden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun görülmemiştir. Bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.a.6 maddesi gereğince esasa dair hususlar incelenmeksizin ihbarın gerçekleştirilmesi amacı ile dosyanın kararın kaldırılarak ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan Dairenin çoğunluk görüşüne katılmadığımı bu şekilde açıklarım.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8d893bd1aee87ff0","SID":"4539e19c1ce35bb3"}}