{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1546 <br>KARAR NO: 2025/92<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/06/2021<br>NUMARASI: 2017/338 Esas -  2021/422 Karar<br>DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/02/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ.<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili Şirketin Almanya Menşeli ... Marka Sanayi Tipi Bulaşık Makinelerinin ve Temizlik Ürünlerinin Türkiye'deki satıcısı ve yetkili bayisi olduğunu, müvekkili Şirketin Temizlik Ürünlerinin belli miktarda alınması karşılığında işletmelere Konsinye olarak Bulaşık Makinesi vermekte ve aynı zamanda belli mali promosyonlar sağlamakta olduğunu, müvekkili şirket ile  Davalı Şirket arasında 04.01.2012 başlangıç tarihli ve 3 yıl süre için davalıya ait işletmelerde ürün alınması karşılığında davalıya 1 Adet MTR2 ve 1 Adet MTR Model İki Adet Bulaşık Makinesinin Konsinye bırakıldığını, müvekkili firma ile davalı arasında yapılan sözleşmenin süre bitiminde kendiliğinden sona ereceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin son bulmasına rağmen 2 adet Konsinye Bulaşık Makinesinin müvekkil şirkete iade edilmediğini, yapılan görüşmelerde makinelerin iade edileceği taahhüt edilse de bugüne değin işbu makinelerin müvekkil şirkete iade edilmediğini, akabinde davalıya Üsküdar ...Noterliği 25.07.2016 tarihli .. yevmiye nolu ihtarnamenin keşide edilerek konsinye makinelerin iadesini talep edildiğini, ancak bu ihtara rağmen herhangi bir iadenin ve teslimin gerçekleşmediği gibi bedelinin de ödenmediğini ve makinelerin akıbetinin bilinmediğini iddia ile fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak kaydıyla, yapılacak Bilirkişi incelemesi ve Tahkikat sonucunda tam alacaklarının tespiti halinde arttırılmak üzere dava konusu makine bedelleri için şimdilik 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil davalı şirketçe temizlik ürünlerinin davacı şirketten alınması konusunda sözleşme akdedildiğini ve bu kapsamda bulaşık deterjanlarının kullanılabildiği 2 Adet Sanayi tipi Bulaşık Makinesinin Davacı tarafından müvekkili şirkete bırakıldığını, davacıdan alınan kimyasalların sadece bu makinelerde kullanılabilmekte olduklarını ve davacı şirketten alınan kimyasalların turizm sezonunda son iki yıldır yaşanan yoğun Turist kaybı nedeniyle henüz tüketilememiş olduğundan, Davacı Şirket ile yapılan görüşmelerde Bulaşık Makinelerinin kullanımına onay verildiğini, Kimyasallar Tüketildikten sonra Bulaşık Makinelerinin İade alınabileceği müvekkil şirket tarafından davacıya sözlü olarak bildirilmesine rağmen davacı şirketin makineleri iade almak yerine işbu davayı açtığını, dava konusu Bulaşık Makinelerinin Müvekkil Şirkete teslim edildiği adreste davacıya teslim edilmeye hazır olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava  hukuki niteliği itibariyle sözleşme sonunda iade edilmeyen ürün bedelinin tahsiline ilişkin olup, tarafların delilleri toplanarak, taraf defterlerinin incelenmesi için gün tayin edilmiş, Davalı tarafın defterlerinin Antalya'da olması nedeniyle davacı tarafın defterleri mali müşavir bilirkişi marifetiyle incelenmek suretiyle bilirkişi raporu tanzim ettirilmiş olup, sözleşmede ticari ilişki bittiğinde kurutma makinelerinin 15 gün içinde teslim edilmesi, gelip teslim alması yazmamaktadır. Davalı teslim edecektir. Kaldı ki davacının noter ihtarı çektiği ihtarın tebliğinden itibaren 15 günlük sürenin tanındığı ve geçtiği, ve makinelerin teslim edilmediği, her ne kadar davalı sonradan sözleşmenin davalı tarafça imzalı olmadığını beyan etmiş ise de davalı vekilinin cevap dilekçesinde bu sözleşmeyi kabul ettiği  makinenin depoda olduğunu bildirdiği, bu davayı niye açtığını belirttiği, tüm bunlardan sözleşmede taraf olduklarının belli olduğu, bir an aksi düşünülse dahi en azından kurutma makinelerinin davalı tarafta olduğunun kendi beyanlarıyla ihtilafsız olduğu, aradaki akdi ilişkinin bittiği ihtilafsız olduğu,  hal böyle olunca   makineleri iade yükümlülüğü davalıda olmasa bile davalının biz hazırız gelin makineleri alın diye ihtar çekmesi gerektiği, böyle bir ihtarın olmadığı, davalı vekilinin sonraki beyanlarında makinelerin ellerinde olmadığını beyan etmiş ise de davalı vekilinin cevap dilekçesindeki ikrarı ve tanık beyanı doğrultusunda makinelerin davalıya teslim edildiği, davalıca sözleşme gereği davacıya teslim edilmediği, taleple bağlılık ilkesi gereğince iadeye karar verilmesinin mümkün olmadığı, bedelinin verilmesi gerektiği, bedelinin bilirkişilerce belirlenen 33.000EURO  olduğu, davacının alacağını tercih hakkını kullandığı ek rapor nazara alınarak dava tarihindeki TL karşılığı dikkate alınarak davanın KABULÜ ile 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte ıslah edilen miktar düşüldüğünde 313.858,70 TL'nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  mahkemenin alacağın 33.000 Euro olduğu yönündeki tespitinin eksik ve hatalı olduğunu, mahkemece karar altına alınan alacağın 10.000 TL'sine dava tarihinden itibaren bakiye 313.858,70 TL'sine ise ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verildiğini, kararın bu yönüyle eksik olduğunu, kabul anlamı taşımamakla birlikte bir an için davalının dava açılmadan önce temerrüde düşürülmediği kabul edilse dahi huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olması niteliğinde olması nedeniyle karar altına alınan alacağın tamamına dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğini, mahkemenin bu hususta hatalı değerlendirme yaparak 10.000 TL'sine dava tarihinden bakiyeye ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verildiğini, kararın bu yönüyle de kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının talebinin haksız ve hukuka aykırı olduğu gibi taleplerinin zamanaşımına uğradığını, HMK gereğince ön inceleme duruşmasına kadar iddia ve savunmaların değiştirilmesi veya genişletilmesinin mümkün olduğunu, karara dayanak olarak 02.04.2018 tarihli cevap dilekçesinin esas alınması gerekirken; yetkisiz vekilce verilmiş olan 08.05.2017 tarihli cevap dilekçesindeki beyanların hükme dayanak alınmasının ve yine bu dilekçeden bahisle, teslim edilmemiş ve teslimi belgeyle de ispat edilememiş makinelerin davalıya teslim edildiği yönünde kanaatle hareket edilmesinin hukuka ve gerçeğe aykırı olduğunu, dava konusu makinelerin kendilerine teslim edilmediğini, makinelerin davalı şirkete teslim edildiğine dair dosyada bir belge mevcut olmadığının mahkeme kararıyla da tespit edildiğini, gerçeğe aykırı teslim iddiasının, yazılı bir belgeyle ispatlanamadığından haksız ve yersiz davanın reddi gerekirken; anılan şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu ve bozmayı gerektirdiğini, davacı tarafın Alanya Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2019 / 79 D. iş sayısına kayden; davalının şirkete ait otelde yapılan delil tespitinde de davaya konu mtr 2 ve mtr 3 tipindeki 2 adet bulaşık makinesinin davalı şirkete teslim edildiğini ispat edemediğini, ilk derece mahkemesi dava konusu sözleşme aslının davacı vekilince dosyaya ibraz edildiğini belirtmiş ise de; dava konusu bulaşık makinelerine ilişkin sözleşmede davalı şirketin imzasının bulunmadığını, makinelerin davalı şirkete teslim edildiğinin kabulü anlamına gelmemekle birlikte; iade yükümlülüğünün kendilerinde olmadığının mahkemece de tespit edildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla amortisman oranının, makinelerin başlangıçta ve değer kaybı tenzil edildiğindeki değerlerinin ve davanın 323.858,70 TL üzerinden kabulünün hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu,  hukuki dayanaktan yoksun, haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: davalının taleplerin zamanaşımına uğradığı iddiasının hukukilikten uzak olduğunu,  dava konusu 2 adet mtr marka bulaşık makinesinin kendilerine teslim edilmediği yönündeki iddialarının gerçek dışı olduğunu, davalının sözleşmede imzalarının bulunmadığı ve sözleşme aslının talebe rağmen mahkemeye ibraz edilmediği ve sonradan gerçek dışı üretilerek \"aslının aynıdır\" diye mahkemeye sunulduğu sözleşmedeki imzanın kendilerine ait olmadığı yönündeki iddialarının gerçek dışı olduğunu, davalının mahkemece makineler için tespit edilen değerin fahiş olduğu yönündeki itirazlarında haksız olduğunu beyanla, davalı tarafın istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: teslim edilmediği için iadesi de söz konusu olmayan makine için 33.000 Euro dahi haksız olduğu gibi yine iadesi söz konusu olmayan makineler için 81.000 Euro istenmesinin haklı bir yönü de olamayacağını, bilinen ve belirlenmesi mümkün olan konularda kısmı veya belirsiz alacak davası açmanın mümkün olmadığını ve 04.01.2012 tarihinde liste fiyatının 81.000 Euro olduğunu beyan eden davalının  buna rağmen 10.000 TL'lik dava açıp ödediği cüz’i miktar harç ile 810.000.00 TL'lik bir davanın görünmesine mahkeme hakiminin de cevaz vermeyeceğini, faize esas alınmasını ileri süren davacının ihtarı davalı şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği ve elimize geçmediği gibi ihtarnamenin belirli bir bedeli ihtiva etmemesi durumunda temerrüde de esas olamayacağını beyanla, davacının istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesi kapsamında davalıya konsinye olarak bırakılan iki adet sanayi tipi bulaşık makinesinin iade edilmemesi nedeniyle bedelinin tahsili istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davacı ve davalı vekilince ayrı ayrı istinaf isteminde bulunulmuştur, Davacı taraf davalıya ait işyerinde kullanılacak temizlik ürünlerinin satışı konusunda bir anlaşma olduğu, bu anlaşma kapsamında sözleşmenin süreceği 3 yıl boyunca davalıya konsinye olarak sanayi tipi 2 adet bulaşık makinesinin bırakıldığı, sözleşme süresinin bitmesine rağmen davalının bulaşık makinelerini kendisine gönderilen ihtara rağmen iade etmediği iddiasıyla sözleşme gereği makinenin iade edilmemesi halinde ödenmesi gereken bedel bulunduğu iddiasıyla eldeki kısmi davayı açmıştır. Davacının dava dilekçesinde talebini belirsiz alacak olarak vasıflandırmadığı, kısmi dava olarak vasıflandırdığı anlaşılmaktadır. Davacı vekili dava dilekçesine ekli olarak sözleşme sureti sunmuş, bilahare 18/11/2019 tarihinde sözleşme aslı mahkemeye sunularak kasaya alınmıştır. Her iki sözleşmenin metni arasında herhangi bir fark yoktur. Bahsi geçen 04.01.2012 tarihli sözleşmenin 04.01.2012 başlangıç tarihli ve 3 yıl sureli olduğu, sürenin bitiminde sözleşmenin kendiliğinden sona ereceği ve konsinye olarak bırakılan iki adet bulaşık makinesinin davacı tarafa iade edileceği, Sözleşmenin 10. F maddesine göre; \"Ayrıca Sözleşmenin ... tarafından ve/veya alıcı tarafından haklı veya haksız herhangi bir nedenle veya alıcının sözleşme taahhütlerinin ulaşılması ile sözleşmenin sonunda sona ermesi sonucunda Alıcı konsinye olarak verilmiş olan bulaşık makinelerini ve sağlam ve kullanılabilir halde ...'e 15 gün içerisinde teslim etmek zorundadır. Alıcı bulaşık makinelerini  sağlam ve kullanılır durumda 15 gün içinde teslim etmemesi durumunda bulaşık makinelerinin güncel liste değeri üzerinden bedelini ödeyerek bulaşık makinesinin mülkiyetini alacağını peşinen Kabul ve taahhüt eder.\" şeklinde düzenlemeler bulunmaktadır.  Davacı tarafça davalıya noter aracılığı ile 25 Temmuz 2016 tarihinde gönderilen ihtarname ile makinelerin iade edilmesi için 3 gün süre verilmiş ihtar davalıya 27 Temmuz 2016 tarihide tebliğ edilmiştir. Gönderilen ihtarnamede herhangi bir bedel ödeme talebi bulunmadığı, makinelerin iadesinin talep edildiği anlaşılmakla bu ihtarın makinenin teslim borcu konusunda temerrüt oluşturmak birlikte para borcu yönünden temerrüt oluşturmayacağı anlaşılmaktadır. (Emsal Yargıtay 15 Hd 2014/7125 E. 2015/2786 K. Sayılı ilamı) Davalı taraf davaya vekili aracılığıyla  verdiği cevap dilekçesinde; taraflar arasında temizlik ürünlerinin davalıdan alınması konusunda sözleşme akdedildiğini, sözleşme kapsamında bulaşık deterjanlarının kullanılabildiği 2 adet sanayi tipi bulaşık makinesinin davacı  tarafından müvekkiline bırakıldığını, davalıdan alınan kimyasalların sadece söz konusu bulaşık makinelerinde kullanılabildiğini, davalının bulaşık makinelerinin bir süre daha kullanımına onay verdiğini, kimyasallar tüketildikten sonra bulaşık makinelerinin iade alınabileceğinin müvekkilince davacıya sözlü olarak bildirildiğini beyan ve ikrar etmiştir. Yazılı yargılama usulünce yürütülmeye başlanan yargılamada davacı taraf cevaba cevap dilekçesi sunmamıştır. Davalı tarafta 2. Cevap dilekçesi sunmamıştır. Dilekçelerin teatisi aşaması tamamlanmış, ilk derece mahkemesince taraflar 14/03/2018 günü yapılacak ön inceleme duruşmasına davet edilmişler, davalı vekilinin mazeret bildirmesi nedeniyle 03/04/2018 günü ön inceleme duruşması yapılmıştır. Davalı taraf 02/04/2018 tarihli dilekçesi ile bu sefer önceki vekilin cevap dilekçesini şirketle görüşmeden verildiğini, makinelerin şirkete bırakıldığına dair sözleşme bulunup bulunmadığını bilemediklerini, sözleşme dahi olsa böyle bir makinenin kendilerine teslim edilmediğini, belirterek davanın reddini savunmuştur. 6100 sayılı HMK 141 maddesinin 28.07.2020 tarih ve ... S.R.G. de yayımlanan 22.07.2020 tarih ve 7251 sayılı Kanunun 15. maddesi ile değiştirilmeden önceki birinci fıkrası \" (1) Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez.\" şeklinde düzenleme içermekteydi. Eldeki uyuşmazlıkta davalı tarafça verilen 2. Cevap dilekçesi bulunmadığı gibi  ön inceleme duruşmasına davacı ve davalı vekili katılmışlar, davacı vekilince süresinde verilemeyen dilekçeyi kabul  etmedikleri ve savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı taleplere muvafakat etmediği beyan edilmiştir.  Bu durumda davalının cevap dilekçesi ile ikrar ve kabul ettiği hususların değiştirilme imkanı yoktur. HMK 179/2 maddesi gereği ikrar edilen hususlar ıslah ile dahi geçersiz kılınamaz.  Bu haliyle makinelerin sözleşme kapsamında konsinye olarak ve davalıya iade edilmek üzere bırakıldığı ve makinelerin sözleşme sona ermesine rağmen davacıya iade edilmediği hususları uyuşmazlık konusu olmaktan çıkmıştır. Bu durumda davalının bu yönlere ilişen istinaf istemeleri yerinde değildir.  Davalı taraf sözleşme aslının mahkemeye sunulması üzerine sözleşmedeki imzanın müvekkiline ait olmadığını sahtecilik yapıldığını savunmuştur. Bu iddiasını yargılama boyunca sürdürmüş, istinaf sebebi olarak da ileri sürmüştür. 6100 sayılı HMK 209 maddesi 1. Bendi \" Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz.\" hükmünü içermektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.  Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Davacının davasına dayanak yaptığı sözleşme üzerindeki imza davalı tarafça inkar edilmiş olmakla, sözleşme üzerindeki imzanın davalıya ait olduğunu ispat yükümlülüğü davacıdadır. Sahtecilik her zaman ileri sürülebilen mutlak def’ilerdendir. (Emsal Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2007/7105 Esas - 2008/2309 Karar ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2012/9845 Esas - 2013/8014 Karar sayılı kararları). Bu durumda mahkemece usulüne uygun imza incelemesi yapılarak davacının dayandığı sözleşmedeki imzaların davalıya ait olduğunun belirlenmesi halinde iadenin kapsamı taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 10F maddesi kapsamında kalacağı, bu ihtimalde tarafları tacir olan sözleşme metnine bağlı kalınarak iade tarihindeki güncel liste değeri konusunda sektör uzmanı bilirkişi  tarafından belirlenerek, davanın kısmi dava olduğu da gözetilerek hüküm kurulması, sözleşme üzerindeki imzanın davalıya ait olmaması durumda ise iadenin kapsamının iade tarihindeki 2. El piyasa değeri belirlenerek hüküm kurulması gerekirken hatalı değerlendirme ve eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetli görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendilerine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.05/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5efb62aa145faa94","SID":"80357a6cd7261999"}}