{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/2187 - 2025/266<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/2187 <br>KARAR NO\t: 2025/266<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 05/10/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/260 E.  -  2022/240 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/10/2022 tarih ve 2021/260 E. - 2022/240 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkilinin   \"...\" \"...\" ve \"...\" ibareli marklarının bulunduğunu, davalı Şirketin “... ...” ibareli başvurusuna anılan marklarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin markaları ile \"...\" ibaresini içeren tasarımları arasında iltibas koşullarının geçekleştiğini, müvekkilinin \"...\" ibareli markalarının tanınmış olduğunu, dava konusu başvurunun  tescili halinde müvekkili şirketin tanınmış markalarının ayırt edici karakterinin zedeleneceğini ve davalının haksız yarar sağlayabileceğini, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK’nın 2021-M-5766 sayılı kararının iptaline ve dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>  Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı vekili,  tarafların markaları arasında iltibasa neden olabilecek bir benzerlik bulunmadığını, dava konusu başvurunun müvekkilinin önceki markalarının serisi mahiyetinde olduğunu  savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının gerekçe olarak gösterdiği 2021/035649 sayılı marka, dava konusu markanın başvuru tarihinden sonra başvuruya konu edilmiş olduğundan, 2000/03875, 2009 12420, 2009 12423, 2009 49837 sayılı markaları da geçersiz hale geldiğinden iltibas değerlendirmesinde dikkate alınmayacağı, dava konu başvuru ile davacının itirazına ve davasına mesnet markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak ortalama tüketici kesimi nezdinde umumi intiba olarak ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi doğuracak derecede benzerlik bulunmadığı, taraf markalarında yer alan “...” ve “...” markalarının çatı markası niteliği taşıdığı, bu nedenle markalarda yer alan \".../... \" ile \"...\" ibarelerinin esas unsur niteliğinde olduğu, fakat bu ibareler arasında benzerlik bulunmadığı, dava konusu marka ile davacı markalarının “P” harfi ile başladığı, fakat bu hususun markaları benzer kılmaya yetmeyeceği, taraf markaları aynı zamanda “F” harfi bakımından da benzerlik taşıdığı, fakat bu harfin markalardaki yerinin farklı olduğu, markaların farklı harf ve hece sayısına sahip olduğu, davacının markası “...” şeklinde telaffuz edilmekte iken, dava konusu markanın “...” ya da “...” şeklinde telaffuz edileceği, bu haliyle taraf markaları arasında işitsel benzerlik de bulunmadığı, davacının “...” ibareli markası ile dava konusu “...” ibaresinin muhtemel telaffuzunun benzer olduğu kabul edilmekle birlikte, olası işitsel benzerliğin markaların iltibası için yeterli olmadığı, markaların bütünsel değerlendirmesinde dava konusu markanın davacı markalarının imajından uzaklaştığı, markalar arasında anlamsal benzerlik de bulunmadığı, ortalama tüketicinin taraf markalarını aynı/aynı tür ya da benzer ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olduğu, emtiaların hitap ettiği tüketici kitlesinin makul düzeyde bilgiye ve düşük seviyede dikkat ve özene sahip olmasının bu durumu değiştirmediği, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunmadığı, başka bir deyişle; daha önce davacı markalarını gören veya işiten ortalama tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu marka ile karşılaştığında, davaya konu  emtialardan faydalanmak için ayıracağı süre içerisinde, bu markayı davacı markalarından farklı bir marka olarak algılayacağı gibi marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, bu nedenle karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı,  tarafların marka işaretleri benzer olmadığından SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da oluşmadığı, davacının SMK'nın 6/6 maddesi kapsamında ileri sürdüğü tescilli tasarımlarından  2005 00131 sayılı tasarım yenilenmediğinden geçerliliğini yitirdiği, diğer iki tasarımın ise, işbu davaya konu markanın başvuru tarihi olan 06.03.2020 tarihinden sonra (31.12.2020) başvuruya konu edilmesi sebebiyle davacının 2005 00131, 2020 10201, 2020 10199 sayılı tasarımlarına dayalı olarak dava konusu markanın hükümsüzlüğünü ileri süremeyeceği, dava konusu başvurunun kötü niyetli olmadığı, davalı Şirket yararına müktesep hak koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, tarafların marka işaretlerinin SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzer olduğunu, markalar arasında emtia benzerliği şartının da gerçekleştiğini, müvekkilinin markaları tanınmış olduğundan, SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da oluştuğunu, dava konu başvurunun kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.         <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı,  tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre \"...\" asıl unsurlu başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" ve \"...\" asıl unsurlu markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı,  başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 29.11.2022 tarih ve 2021/4591 E.- 2022/8481 K. sayılı kararında \"...\" ibaresinin, 01.10.2014 tarih ve 2014/7543-14995 K. sayılı kararında \"...\" ibaresinin davacının itiraza mesnet markalarıyla benzer görülmediği, tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından SMK'nın 6/5 maddesi koşulları oluşmadığı gibi kötü niyet iddiasının da ispatalanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 07/02/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/03/2025\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2e5c8ffa67f78a86","SID":"75396d874421e577"}}