{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/195 - 2025/470<br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/195 <br>KARAR NO\t: 2025/470<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: ...<br>ÜYE\t:...<br>ÜYE\t: ...<br>KATİP\t: ...<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 25/10/2022<br>NUMARASI\t: 2019/835 Esas, 2022/935 Karar <br><br>DAVACI\t: ...<br>VEKİLİ\t: ...<br>VEKİLİ\t: ...<br>İHBAR OLUNAN\t: ...<br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 25/02/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN <br>YAZILDIĞI TARİH\t: 26/02/2025<br><br>Adana\t1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25/10/2022 tarih ve 2019/835 Esas, 2022/935 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 26/11/2013 tarihinde, davalı sigorta şirketi nezdinde ... poliçesiyle sigortalı olan sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile sürücü ...'ün sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın çarpışmaları neticesinde meydana gelen kazada ... plaka sayılı araçta yolcu konumunda bulunan müvekkili ...'ın  yaralandığını, kaza sonucu müvekkilinde iş gücü kaybı oluşturacak derecede yaralanma meydana geldiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00TL maddi tazminatın  temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br><br>ISLAH: Davacı vekili 05/09/2022 dilekçesi ile taleplerini sürekli iş göremezlik için 11.309,85-TL'ye, geçici iş göremezlik 3.022,57-TL'ye yükseltmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın gerçekleştiği tarihte geçerli olan sigorta teminat limiti ile sınırlı olduğunu, teminat limiti zarar gören kişi başına geçerli olup tüm hak sahipleri için tek teminat ile sınırlı olarak karar verilmediğini, ayrıca harç yargılama gideri ve avukatlık ücreti de iş bu teminat miktarının içerisinde olduğunu, teminat tutarını aşan zararlardan ... sorumlu olmadığını, SGK tarafından iş bu kaza nedeni ile davacıya ödene ve rücuya tabi alacakların tazminattan indirilmesi gerektiğini, bu kurumlarca yapılan ödemelerin, bağlanan gelirlerin tespit edilmesi gerektiğini, davacı iş bu davanın açılmasından önce müvekkillerinin kuruma yapmış olduğu başvuru neticesinde kendisine 29/07/2019 tarihinde 6.229,00-TL ödeme yaptıklarını, işbu ödeme davacının gerçek zararını tazmin etmiş olduğunu belirterek haksız ve yersiz açılan davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece davanın kabulü ile, 11.309,85-TL kalıcı iş göremezlik tazminatının, 3.022,57-TL geçici iş göremezlik tazminatının 25.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, emniyet kemerinin takılmamış olduğunu bu nedenle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik zararlarından sorumlu olmadıklarını, hükme esas alınan hesap raporunun ve temerrüt tarihinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava, trafik kazasına dayalı kalıcı ve geçici maluliyetten kaynaklanan maddi tazminat talebine ilişkindir. <br>İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>Kararı, davalı vekili istinaf etmiştir. <br>Davalı vekilinin kusur raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;<br>Olay tarihli kaza tespit tutanağı incelendiğinde, kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü ...'ün  2918 sayılı KTK'nun 84. ve 52/1-b maddelerini ihlal ettiğinden tam kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın kendi şeridinde bulunup kazaya etken kural ihlalinin bulunmadığı belirtilmiştir.<br>Mahkemesince alınan 13/12/2019 tarihli kusur bilirkişisi raporunda, kazanın oluşumunda, ... plakalı araç sürücüsü ...'ün, dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyerek, sola dönüş yaparken karşıdan gelen aracın geçişini beklemeyip, karşı yönden gelen trafiğin kullandığı şeride geçip kazaya sebebiyet verdiğinden, Karayolları Trafik Kanunu'nun 53/b “Sola dönüşlerde sürücüler; sola dönüş işareti vermeye, hızını azaltmaya, dönüş sırasında, karşıdan gelen ve emniyetle durdurulamayacak kadar kavşağa yaklaşmış olan taşıtların geçmesini beklemeye zorunludurlar.” maddesini ihlal ettiğinden % 100  oranında kusurlu olduğu, ... plakalı araç plakalı araç sürücüsü ...' ın ise kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun olmadığı kanaati belirtilmiştir.<br>Buna göre mahkemece alınan kusur raporunun dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun olduğu gibi kaza tespit tutanağı ile de uyumlu olduğu, kaza saati itibariyle zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmayan dava dışı ... plakalı araç sürücüsünün karşı yönden gelen araç trafiğinin kullandığı şeride geçerek kazanın oluşumuna neden olduğundan % 100 oranında asli kusurlu kabul edilmiş olmasında herhangi bir yanlışlık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin kusura yönelik istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.<br><br>Davalı vekilinin geçici iş göremezlik giderinden sorumlu olmadıklarına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;<br>Davalı vekili her ne kadar davacı tarafından talep edilen geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadıklarını ileri sürmüş ise de, 09/10/2020 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü kararı dikkate alındığında davacının zararının belirlenmesinde 01/06/2015 günlü ... genel şartlarının tümü ile dikkate alınamayacağı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle davacının tedavi sürecinde uğramış olduğu geçici iş görmezlik zararının davacının gerçek zararı niteliğinde olduğu, dolayısıyla davalı tarafından davacının uğramış olduğu bu zararın karşılanması gerektiği anlaşıldığından bu yöndeki istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.(Aynı yönde  Yargıtay  17. Hukuk Dairesinin  2019/6271  esas ve  2020/8104 karar sayılı 03/12/2020 günlü kararı)<br>Davalı vekilinin müterafik kusur indirim yapılması gerektiğine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;<br>Davalı vekili davacının emniyet kemeri takmaması nedeniyle tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini savunmuştur.<br>Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur  6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde (Borçlar Kanunu'nun 44.) düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. <br>Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir.<br>Dosya kapsamı incelendiğinde davacının kazaya karışan ... plakalı aracın sağ ön koltuğunda yolcu olarak bulunduğu, emniyet kemerinin takılı olup olmadığının dosya içeriğinden tespit edilemediği, davacının maluliyet raporuna göre yaralanmasının sol ön kolda kırıktan kaynaklanmakta olup araçtan fırlama gibi bir durumun da söz konusu olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin yerinde olmayan istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Davalı vekilinin aktüerya raporundaki yaşam tablosuna ve ödemenin güncellenmesi hesabına yönelik yaptığı istinaf başvurusunun incelenmesinde;<br> Davalı vekili hesaplama yapılırken PMF-1931 yaşam tablosunun uygulanması gerektiğini ve ödemenin güncellenmesi konusundaki usulün hakkaniyete aykırı olduğunu, yapılan ödeme ile borcun sona erdiğini ve edimler arası fahiş fark oluşmadığını savunmuştur.<br>Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 E.K. sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/9757 Esas ve 2021/3262 karar sayılı kararları, 2021/3173 Esas ve 2944 Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. <br>İlk derece mahkemesince yapılması gereken; davacının kalıcı maluliyetinin %2 olduğunun kabulü ile, davalı tarafın ödeme tarihi olan 29/07/2019 tarihindeki asgari ücret verileri kullanılarak, TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle davacının zararının belirlenmesi bu tespite göre davalı tarafından yapılan 6.229,00 TL ödemenin davacının kalıcı iş göremezlikten kaynaklı tüm zararını karşılayıp karşılamadığının belirlenmesi gerekmektedir. Yapılan ödemenin davacının tüm zararınını karşılamadığının belirlenmesi halinde bu kez rapor tarihindeki güncel veriler kullanılarak davacının güncel zararı belirlenmeli ve akabinde davalının dava açılmadan evvel 29/07/2019 tarihinde yapmış olduğu 6.229,00 TL ödemenin güncellenmiş değeri düşüldükten sonra  geçici ve kalıcı maluliyetten kaynaklı bakiye zararının bulunup bulunmadığı belirlenip sonucuna göre karar vermektir. <br>Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda, mahkemece hükme esas alınan 15/08/2022 havale tarihli aktüerya ek raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile davacının zararının belirlendiği, rapor içeriğinde davalı sigorta şirketinin yapmış olduğu 6.229,00 TL'nin ödeme tarihi olan 29/07/2019 tarihindeki asgari ücret verileri kullanılmak sureti ile davacının geçici ve kalıcı maluliyetten kaynaklı bakiye zarar miktarının 11.309,85 TL olduğu ve bu miktarın edimler arasında fahiş fark oluşturduğu kanaatine varılmakla, davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.<br>Davalı vekilinin temerrüt tarihine yönelik yaptığı istinaf başvurusunun incelenmesinde;<br>Davalı vekili her ne kadar temerrüt tarihinin hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de, davalının ilk derece mahkemesine ibraz etmiş olduğu 03/12/2020 tarih ve 97360 sayılı cevabi yazısında davacı tarafça Güvence Hesabına başvuru tarihinin 11/07/2019 olduğu ve davacıya 29/07/2019 tarihinde ödeme yapıldığı belirtilmiş olup, Güvence Hesabına başvuru tarihinin temerrüt tarihi olarak esas alınması gerektiği, mahkemece temerrüt tarihi olarak 25/07/2019 tarihi esas alınarak hüküm kurulmuş olduğu, hükümde esas alınan tarihin davalı taraf lehine olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun da reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;<br>İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davanın kabulüne karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 985,87 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 244,76 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 741,11 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, <br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br><br>Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri beş yüz kırk dört bin (544.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.25/02/2025<br><br><br>   Başkan \t    Üye                  \t Üye             Katip <br><br><br><br> <br><br><br><br><br><br> İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1e76770053756f62","SID":"4944fb1ef85c808f"}}