{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> <br>T.C.<br>TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 4. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2025/213 <br>KARAR NO\t: 2025/202<br><br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t: <br>ÜYE\t: <br>ÜYE\t: <br>KATİP\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 03/12/2024<br>NUMARASI\t: ........ Esas - ...... Karar<br><br>DAVACILAR \t: <br>VEKİLLERİ\t: <br>DAVALI \t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI \t:<br>VEKİLLERİ\t: <br>DAVALI \t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVA KONUSU\t: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi - Manevi Tazminat Davası<br>DAVA TARİHİ\t: 02/03/2023<br>KARAR TARİHİ \t: 26/02/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 26/02/2025<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ........'in sevk ve idaresindeki (araç sürücüsü), davalı .......'nun mülkiyetindeki (araç işleten), davalı ......'nin sigorta ile temin ettiği (aracın sigorta sözleşmesi tarafı/ poliçe sorumlusu) aracın, 26.03.2019 tarihinde davalı sürücü tarafından tam kusurlu olarak kötü sevk ve idaresi nedeniyle davacı .......'ın yaralandığını, bu nedenle maddi (50 TL geçici/50 TL kalıcı maluliyet tazminatı, 100 TL tedavi giderleri, 100 TL geçici/sürekli bakıcı giderleri) ve 3.000.000 TL manevi zarara uğranıldığını, ayrıca trafik kazası sonucu davacı annenin 500.000 TL, davacı babanın 500.000 TL manevi zarara uğradığı iddiası ile trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminatın davalılardan (sigorta şirketi açısından poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla sadece geçici/sürekli bakıcı gideri talebi) olay tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte müteselsilen tahsilini talep etmiştir.<br>Davacıların 08.10.2024 tarihli, 11.11.2024 tarihinde harçlandırılmış talep arttırım dilekçesinde özetle; 24.05.2024 tarihli bilirkişi raporuna göre davalı ......'in sevk ve idaresindeki (araç sürücüsü), davalı .......'nun mülkiyetindeki (araç işleten), davalı .......'nin sigorta ile temin ettiği (aracın sigorta sözleşmesi tarafı/ poliçe sorumlusu) aracın, 26.03.2019 tarihinde davalı sürücü tarafından tam kusurlu olarak kötü sevk ve idaresi nedeniyle davacı ......'ın yaralandığını, bu nedenle maddi (38.319,56 TL geçici/7.795.771,82 TL kalıcı maluliyet tazminatı, 2.163,07 TL tedavi giderleri, 10.208.746,75 TL geçici/sürekli bakıcı giderleri) ve 3.000.000 TL manevi zarara uğranıldığını, ayrıca trafik kazası sonucu davacı annenin 500.000 TL, davacı babanın 500.000 TL manevi zarara uğradığı iddiası ile trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminatın davalılardan (sigorta şirketi açısından poliçe limiti ile \"360.000 TL\" ile sınırlı olmak kaydıyla sadece sürekli bakıcı gideri talebi) olay tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte müteselsilen tahsilini talep etmiştir.<br>Davalılar talep arttırım dilekçesine karşı verdikleri dilekçeleri ile ayrı ayrı zamanaşımı def'inde bulunmuşlardır.<br>CEVAP: Davalı ........ vekili cevap dilekçesinde özetle; talebin niteliği itibarıyla arabuluculuk dava şartına bağlı olduğunu, davacıların bu yönde bir işlemi bulunmadığını, gerçekleşen trafik kazasında davacı motosiklet sürücüsü ......'ın kazayı önlemeye yönelik herhangi bir tedbir almadığının açık olduğunu, kaza saatinde havanın karanlık olması nedeniyle KTK gereğince sürücülerin araçlarının ışıklarının belirtilen standartlarda yanması zorunlu iken davacı ......'ın kullandığı motosikletin ışıklarının olması gereken renkte olmadığını, mor renkte olduğunu, üzerinde gece görüşüne uygun fosforlu bir kıyafet bulunmadığını, davacının gerçekleşen kazada kusurunun bulunduğunu, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeye vaki verilen ibranın dolaylı biçimde olaya dair maddi taleplerin ibrasını ifade ettiğinden bu durumda maddi tazminat taleplerinin ibra nedeniyle reddi gerektiğini, davacı tarafın manevi tazminat talebinin oldukça yüksek olduğunu, avans faizi talebinin hukuka aykırı olduğunu, olayda ancak yasal faiz talep edilebileceğini beyanla iddia olunan vakıaları inkar ile davanın reddine hükmedilmesi gerektiğini savunmuştur.<br>Davalı ....... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar tarafından açılmış olan işbu tazminat davasında arabuluculuk dava şartı olduğunu, davacı taraflarca davalı müvekkili hakkında herhangi bir arabuluculuk görüşmesi yapılmadığını, dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, gerçekleşen trafik kazasında davacı motosiklet sürücüsü .......'ın kazayı önlemeye yönelik herhangi bir tedbir almadığını, kaza saatinde havanın karanlık olması nedeniyle KTK gereğince sürücülerin araçlarının ışıklarının belirtilen standartlarda yanması zorunlu iken davacı .......'ın kullandığı motosikletin ışıklarının olması gereken renkte değil mor renginde olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde maddi tazminat ödemesini davalı ......'den aldığını belirttiklerini, bu nedenle davalı ........'nin davacılara ödemiş olduğu bedel dolayısıyla aynı olay, aynı zarar ve aynı talebe ilişkin olarak davacıların, diğer davalı ....... ile anlaştıklarından artık poliçe sahibi olan davalı .......'yu da ibra ettiğini, davacıların maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, manevi tazminatın oldukça yüksek olduğunu, avans faizi talebinin hukuka aykırı olduğunu ancak yasal faiz talep edilebilir olduğunu beyanla iddia olunan vakıaları inkar ile davanın reddine hükmedilmesi gerektiğini savunmuştur.<br>Davalı ...... vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu meydana gelen trafik kazası sonucu sigorta şirketinin sorumluluğunun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve bu kanuna dayanılarak hazırlanmış olan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları’na göre belirleneceğini, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu madde 98/1 uyarınca trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılandığını, bu bakımdan davacı yanın dava dilekçesinde talep etmiş olduğu maddi tazminat talebi başta olmak üzere diğer tüm giderlerden Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumlu olduğunu, müvekkili olan sigorta şirketinin sorumlu tutulmaması gerektiğini, sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu genel şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta teminat limitleri dahilinde karşılamakla yükümlü olduğunu, davacının olay tarihinden itibaren faiz işletilmesi yönündeki taleplerinin yerinde olmadığını ve reddi gerektiğini, davacının talep etmiş olduğu maddi ve manevi tazminat giderlerinden Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumlu olduğu gerekçesiyle müvekkili sigorta şirketinin sorumlu bulunmadığını beyanla iddia olunan vakıaları inkar ile davanın reddine hükmedilmesi gerektiğini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARAR ÖZETİ :''...... 7. Asliye Ceza Mahkemesi ...... esas sayılı dosyası incelendiğinde; sanık olan dosyamız davalısı ......... hakkında taksirle yaralama suçundan neticeten 12.000,00-TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve verilen kararın 07/03/2022 tarihinde istinaf başvurusu sonrası kesinleştiği anlaşılmıştır.Ceza dosyası kapsamında aldırılan ......... tarafından düzenlenen 24.02.2021 tarihli rapor ile sanık .......'in asli kusurlu olduğu ve de müşteki sürücü .......'ın kusursuz olduğunun bildirildiği görülmüştür. Kusur raporunun dosya kapsamı ile uyumlu, gerekçeli, denetime açık olduğu ve ayrıca ceza dosyasında verilen kararın da kesinleştiğinden hükme esas alınan  24.02.2021 tarihli kusur raporuna mahkememizce itibar edilmiştir. ... Davalılar ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı definde bulunmuşlar ise de; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK)'nun 109.maddesinin ilk fıkrasında, yine bir haksız fiil niteliğindeki trafik kazalarından doğan tazminat taleplerinin tabi bulunacağı zamanaşımı süresi yönünden 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60. maddesindeki düzenlemeden farklı, özel bir hüküm getirilmiş; “motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar” şeklindeki bu hükümle, Borçlar Kanunu’nun 60. maddesindeki bir yıllık zamanaşımı süresi, bu tür tazminat davaları yönünden iki yıl olarak düzenlenmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise; “davanın cezayı gerektiren bir eylemden doğması ve ceza kanununun bu eylem için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmesi halinde, bu sürenin, maddi tazminat talebiyle açılacak davalar için de geçerli olacağı “ hükme bağlanmıştır. ... 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109/II.maddesine göre olayda ceza kanununda öngörülen uzamış zamanaşımı süresi (5237 sayılı yasa uyarınca en az 8 yıl) uygulanacağından<br> zamanaşımı talepleri yerinde değildir. Zira uzamış zamanaşımının uygulanabilmesi için, eylemin ceza kanununa göre suç sayılması gerekli ve yeterlidir; fail hakkında mahkumiyet kararı verilmesi veya bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması şartı dahi aranmamaktadır. ... Trafik kazası 26/03/2019 tarihinde meydana geldiğinden, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından tazminat hesaplamasında kişilerin yapmış olduğu çalışma ve meslek nazara alınmaksızın engel oranının tespit edildiği<br> \"Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik\" hükümlerinin nazara alınması benimsendiğinden, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından da Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin bu yöndeki kabulü \"hukuki güvenlik\" ve \"istikrar açısından\" benimsenmiş olduğundan, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ve Yargıtay HGK kararları çerçevesinde uygulanması gerektiği kabul edilen  \"Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik\" hükümleri gereğince düzenlenen ve dosya kapsamı ile uyumlu gerekçeli ....... Adli Tıp Kurumu Başkanlığının ...... sayılı, 26/01/2024 tarihli raporuna itibar edilmiştir. ... Yine dosya kapsamı ile uyumlu gerekçeli ve de ...... ....... göre hesaplama yapılan ve de davacının kazanç durumunun, sigorta şirketi ve SGK tarafından yapılan ödemelerin de detaylı olarak değerlendirildiği aktüer bilirkişi raporuna ve yine doktor bilirkişi raporuna mahkememizce itibar edilmiştir. ... 2918 sayılı Karayolları Trafik kanunu madde 85/f-1'e göre ''bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kefilin birlikte işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.'' ... Md 90' a göre ''Maddi tazminatın biçimi ve  kapsamı ile manevi tazminat konularında Borçlar Kanunu'nun haksız fiillerine ilişkin hükümleri uygulanır.'' ... Md 91'e göre '' İşletenin bu kanunun 85. Maddesinin biçimi fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırması zorunludur. ... Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlara göre de, sigortacı poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanuna Göre İşletene düşen hukuki  sorumluluğun zorunlu limitlere kadar temin edeceği belirtilmiştir. ... Davalı sigorta şirketi kalıcı sakatlık raporu alınana kadar tedavi sürecindeki bakıcı giderinden ve geçici iş göremezlik zararından sorumlu tutulamayacağını bildirmiş olsa da aynı konuya ilişkin Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 2018/31 E. 2018/42 K. sayılı kararında '...6111 sayılı kanunun 59. maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır. ... Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki; 1-Bakıcı giderleri 2-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları) 3-Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59. maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir. ... Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez. ... Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder.(Trafik kazalarından doğan cismani zararlar ve tazmini- ...... barosu yayınları. Shf 7-8 ,Yargıtay üyesi: ......) ... Yine taraflar arasında düzenlenmiş olan 03/07/2018 tanzim tarihli .........poliçesinin bir anlamda mütemmim cüzü olan eki niteliğindeki genel şartların, hazırlanma ve bağıtlanmada taraf olmayan  .........'na İdari bir düzenleme ile kanuni düzenlemesinin aksine bir sorumluluk yüklenmesi de  düşünülemez.Bu halde davalı sigorta şirketinin de geçici iş göremezlik zararından sorumlu olduğu değerlendirilmiştir.(Genel şartlar sonrası geçici iş  göremezliğe ilişkin benzer yönde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40.Hukuk Dairesi 2019/503 esas, 2019/773 karar sayılı 23.12.2019 tarihli ve Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesi 2019/1343 esas, 2020/892 karar sayılı 12/06/2020 tarihli kararları) ... Dava, .........  plaka sayılı aracın sürücüsü ......'e, işleteni .......'ya ve de aracın kaza tarihinde zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olan davalı sigorta şirketine karşı açılmıştır. ... 26/03/2019 tarihinde davacının sevk ve idaresindeki ....... plakalı motosiklet ile ...... plaka sayılı araçların çarpışması neticesi meydana gelen trafik kazasında davalı ........'in olayda %100 oranında asli ve tek kusurlu olduğu, bu kaza nedeniyle davacı ........'ın sürekli maluliyetinin (tüm vücut engellilik oranının) %96 (yüzdedoksanaltı) olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 18 (onsekiz) aya kadar uzayabileceği ve de dava konusu olay nedeniyle başka birinin sürekli bakımına muhtaç durumda olduğunun tespit edildiği, ........ plaka sayılı aracın zorunlu trafik sigortacısının kaza tarihinde davalı ........ olduğu ve davalının yasa gereği dava konusu maddi zararlardan  teminat limitleri ile sorumlu olduğu anlaşılmakla davacı .......'ın maddi tazminat davasının kabulü ile geçici/sürekli bakıcı gideri olmak üzere 10.208.746,75-TL maddi tazminatın; (davalı sigorta şirketi açısından sadece sağlık gideri teminat limiti olan 360.000,00TL' sinden ve de temerrüt tarihi olan 25/02/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile sorumlu olmak üzere ve de diğer davalılar ........ ve ......... açısından ise tamamından ve 26/03/2019 kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile sorumlu olmak üzere davalılardan müteselsilen tahsili ile davacı ..........'a verilmesine,) ve de 38.319,56-TL geçici iş göremezlik, 7.795.771,82-TL  sürekli iş göremezlik, 2.163,07 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 7.836.254,45-TL maddi tazminatın davalılar .......... ve ..........' dan 26/03/2019 kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile müteselsilen tahsili ile davacı ........'a verilmesine karar verilmiştir. ... .......... plaka sayılı araç ruhsat kaydında kullanım amacının Yük nakli- hususi olduğu, cinsinin ise kamyonet (Frigorifik) olduğu ve de araç üzerinde ......... reklam logosu olduğu yani aracın fiili kullanım amacının ticari olduğu ve fiilen ticari amaçlı kullanıldığı anlaşılmakla avans faizine karar verilmiştir. ... Yine sigorta şirketinin temerrüt tarihi bavurudan 8 iş günü sonrası ise de dosya kapsamından bu tarih belirlenememekle davacıya sakatlık-ölüm teminatı ödemesinin yapıldığı 25/02/2020 tarihinden diğer davalılar bakımından ise haksız fiil tarihi temerrüt tarihi olmakla kaza tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmiştir. ... Davacı .........'in kaskının takılı olduğu ve de motorunda ışık bulunduğu anlaşılmakla herhangi bir müterafik kusur indirimine gidilmemiş ve de trafik kazalarına ilişkin yüksek yargı kararlarında bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılamayacağı yerleşik hale gelmekle hakkaniyet indirimi de uygulanmamıştır. ... Manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise, hakim, manevi tazminata TBK'nun 56 (eski BK 47) maddesi hükmüne göre, özel durumları göz önünde tutarak adalete uygun olarak hükmeder.Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır.Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir.Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. ... Bu genel beyanlar kapsamında,tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kazanın oluş şekli, davalının kazanın oluşumundaki kusur durumu, davacının yaralanmasının niteliği ve de meydana gelen trafik kazası sebebiyle  duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücü de nazara alınarak davacı ............. için 3.000.000,00 TL, annesi ......... ve babası.......... için de 500.000,00-TL'şer olmak üzere toplan 4.000.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ........... ve .........'dan tahsili ile davacılara ayrı ayrı verilmesine ...'' gerekçesi ile davanın kabulüne, ''... A- Davacı .............'ın maddi tazminat davasının KABULÜ ile; 1-) Geçici/sürekli bakıcı gideri olmak üzere 10.208.746,75-TL maddi tazminatın; a- davalı sigorta şirketi açısından sadece sağlık gideri teminat limiti olan 360.000,00TL' sinden ve de temerrüt tarihi olan 25/02/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile sorumlu olmak üzere b- diğer davalılar ............ ve ............ açısından ise tamamından ve 26/03/2019 kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile sorumlu olmak üzere davalılardan müteselsilen tahsili ile davacı .............'a verilmesine, 2-) 38.319,56-TL geçici iş göremezlik, 7.795.771,82-TL sürekli iş göremezlik, 2.163,07 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 7.836.254,45-TL maddi tazminatın davalılar ........... ve ..............'dan 26/03/2019 kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile müteselsilen tahsili ile davacı .............'a verilmesine, B- Davacıların manevi tazminat taleplerinin  KABULÜ İLE, 1-Davacılar; .............. için 3.000.000,00-TL, ........... için 500.000,00-TL ve de ......... için 500.000,00-TL olmak üzere toplam 4.000.000,00TL manevi tazminatın davalılar ........... ve ............' dan 26/03/2019 kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile müteselsilen tahsili ile davacılara ayrı ayrı verilmesine,... '' karar vermiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davacı ............ vekilinin 28.01.2025 tarihli süresinde bulunan istinaf dilekçesinde özetle; kararda tazminat taleplerinin 2024 asgari ücreti esas alınarak hesaplandığını ancak hükme esas alınan hesap raporundan sonra asgari ücrette artış gerçekleştiğini, usuli kazanılmış hak oluşmadığını, sonradan yürürlüğe giren asgari ücretlerin hesaplamada gözetildiğini, buna göre işbu dosyadaki tazminat taleplerinin güncel asgari ücrete göre yeniden hesaplanmasını, hak kaybına uğramamak adına maddi tazminat yönünden istinaf başvurularının bulunduğunu beyanla  kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>Davalı ............. vekilinin 13.01.2025 tarihli süresinde bulunan istinaf dilekçesinde özetle; kusur konusunda ceza dosyasındaki kusur tespiti ile yetinilemeyeceğini, keşif icrası ile  ATK'dan rapor alınması gerektiğini, engelliliğe ilişkin raporların çelişkili olduğunu, çelişki giderilmeden hükme varılmasının hatalı olduğunu, aktüer bilirkişinin ........ ........... göre hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, .......... ......... göre rapor hazırlanması gerektiğini,  manevi tazminatın tamamının ödenmesi ile müvekkilinin yoksulluğa düşeceğini, davacıların sebepsiz zenginleşeceğini, mahkemece gereken indirimin uygulanması gerektiğini, davacının 27.10.2022 tarihinde sürekli iş görememezliğini öğrendiğini, 11.11.2024 tarihli ıslah tarihinde davacının tazminat alacağı taleplerinin iki yıllık zaman aşımına uğradığını, zaman aşımı nedeni ile davanın reddinin gerektiğini, yasal faiz yerine ticari faize hükmolunmasının hatalı olduğunu beyanla kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ............ vekilinin 15.01.2025 tarihli süresinde bulunan istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketine KTK m.97 gereği başvuru şartının gerçekleştirilmeden dava açıldığını, müvekkilinin davacı ..............'a poliçe limiti olan 360.000-TL'yi hasar ödemesi olarak sakatlık teminatından (tedavi giderleri teminatından) ödediğini, bunun davacı ikrarında olduğunu, sürekli bakıcı giderinin ise sakatlık teminatından ödenmesi gerekmesi nedeniyle davacıya karşı teminat sorumluluklarının artık kalmadığını,  aksi halde poliçe limit aşımının olacağını, bunun kabul edilmesinin mümkün olmadığını beyanla kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLER : ............ Asliye Ticaret Mahkemesinin 03.12.2024 tarihli ............. Esas - ............. Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan/ olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep şu şekildedir : <br>Dava; davalı araç sürücüsü ..............'in sevk ve idaresindeki, davalı .................'nun mülkiyetindeki (araç işleten), davalı ............'nin sigorta ile rizikoyu temin ettiği aracın 26.03.2019 tarihinde davalı sürücü tarafından tam kusurlu olarak kötü sevk ve idaresi nedeni ile davacı .............'ın yaralandığı, bu nedenle maddi (geçici / kalıcı maluliyet tazminatı, tedavi giderleri, geçici / sürekli bakıcı giderleri) - manevi zarara uğranıldığı, ayrıca davacı anne ve davacı babanın da trafik kazası sonucu manevi zarara uğradığı iddiası ile trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminatın davalılardan (sigorta şirketi açısından poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla sadece geçici / sürekli bakıcı gideri) olay tarihinden işletilecek avans faizi ile birlikte müteselsilen tahsili istemine ilişkindir.<br>İlk Derece Mahkemesi tarafından, davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı, davacı .............., davalı ............ ile davalı ............ tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. <br> Talep arttırım dilekçesi ile talep edilen maddi tazminat tutarının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasında istinafen yapılan incelemede; kaza tarihinde yürürlükte bulunan trafik kazasından kaynaklanan tazminat davalarında zaman aşımına ilişkin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK)'nun 109.maddesi ''Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Zaman<br> aşımı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, sigortacıya karşı da kesilmiş olur. Sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır. Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. Diğer hususlarda, genel hükümler uygulanır.'' hükmünü; TBK m.49'a göre açılan haksız fiil davasında zaman aşımı m.72 ''Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zaman aşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır. Haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa zarar gören,<br> haksız fiilden doğan tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir.'' hükmünü; TCK dava zamanaşımı m.66 ''(1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası; ... e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl, geçmesiyle düşer. ...'' hükmünü; TCK m.67 dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi''... (3)Dava zamanaşımı kesildiğinde, zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar. Dava zaman aşımını kesen birden fazla nedenin bulunması halinde, zamanaşımı süresi son kesme nedeninin gerçekleştiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar. (4) Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar.'' hükmünü haizdir.  <br>Bilindiği üzere trafik kazaları bir haksız fiildir. Trafik kazası şeklinde vuku bulan haksız fiillerde, kazanın meydana geldiği ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan özel kanun niteliğindeki KTK m.109, trafik kazalarında dava zamanaşımını düzenlerken, bu özel kanuna paralel düzenleme içeren sonraki tarihli genel kanun olan TBK m.49 ve 72'de haksız fiilden zarar görenin zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zamanaşımı süreleri düzenlenmiştir. Anılan maddeler ile haksız fiillere uygulanacak üç zamanaşımı süresi belirlenmiştir. Bunlar, zarar görenin zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren başlayacak iki yıllık zamanaşımı; fiilin vukuundan itibaren işleyecek on yıllık zamanaşımı ve fiilin aynı zamanda ceza kanunlarında düzenlenmiş olması hâlinde uygulanacak olan ceza zamanaşımı süreleridir. Haksız fiillerin bir kısmı sadece hukuk açısından değil, ceza kanunları bakımından da sorumluluğu gerektirir. Haksız fiilin<br> faili, yani sorumlusu genellikle daha ağır sonuçları olan ceza kovuşturmasına konu olabileceği sürece, zarar görenin haklarını yitirmesinin kabul edilmesi mümkün değildir. Somut dava bakımından haksız eylemin aynı zamanda ceza kanunları gereğince bir suç teşkil ettiği (taksirle yaralama suçu) ve TCK'nın bu eylem için daha uzun bir zamanaşımı süresi tayin ettiği (8 yıl ceza zamanaşımı; uzamış ceza zamanaşımı 12 yıl), eldeki tazminat davasının da ceza davasına ilişkin 8 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, nitekim bu hususun 07.12.1955 tarihli ve 17/26 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nda da vurgulandığı, buna göre anılan mevzuat uyarınca davacıların manevi tazminat taleplerini zaman aşımı süresi içerisinde ileri sürdüğü, ayrıca davacı .............'ın maddi tazminat davasını belirsiz alacak davası olarak açtığı, davacı .............'ın yaptığı işlemin müddeabihin artırılmasına yönelik ıslah işlemi olmayıp belirsiz alacak davası olarak açılan davada talep edilebilecek miktarın yargılama esnasında belirlenmesi sonrasındaki miktar artırımına ilişkin olduğu, bu durumda dilekçe ıslah dilekçesi niteliğinde olmadığından bu işlemin zaman aşımına tabi bir yönü de bulunmamaktadır  ve bu şekilde maddi tazminat davasının belirsiz alacak davası olarak  açılması ile ilk aşamada zaten sürenin kesildiği de belirlenmekle (emsal: Sakarya BAM 2021/2010 Esas- 2021/2106 Karar sayılı- 03.12.2021 tarihli kararı) davalıların zamanaşımı def'ileri yerinde değildir.<br>Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesi için bağlayıcı olup olmadığı, ceza kovuşturmasında alınan kusur raporunun hukuk mahkemesinde hükme esas alınıp alınmayacağı yönünden yapılan incelemede; kaza tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın yargılama-ceza hukuku ile ilişkisinde m.74'te, \"Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.\" hükmü yer almakla; hukuk hâkimi, ceza<br> mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Bu ilke, ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımını; aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının ise kişi ilişkilerinin Medeni Hukuk alanında düzenlenmesi ve özellikle tazmin koşullarını öngörmesi esasına dayanmaktadır. Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Yargısal uygulamada; ceza davası açılan hâllerde, ceza davasında alınan kusur raporu ile karar verilip, karar kesinleşse dahi, bu raporun hukuk hâkimini kusur yönünden bağlamayacağı istikrarla kabul edilmektedir (YHGK’nın 25.02.2004 tarihli ve 2004/11-115 E., 2004/108 K.; 12.05.2004 tarihli ve 2004/4-290 E., 2004/289 K.; 14.12.2005 tarihli ve 2005/10-680 E., 2005/733 K. sayılı ilamları). Hemen belirtilmelidir ki hukuk hâkiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (YHGK’nın 10.01.1975 tarihli ve 1971/406 E., 1975/1 K. sayılı ilamı; HGK’nın 23.01.1985 tarihli ve 1983/10-372 E., 1985/21 K. sayılı ilamları). Bundan ayrı, hukuk mahkemesinin, ceza mahkemesinde görülmekte olan bir ceza davasının sonuçlanmasını bekletici sorun yapması hâlinde, ceza mahkemesinin bu konuda vereceği kararı peşinen kabul etmiş olacağından, bekletici sorun yapılan ceza davası hakkında verilen karar, hukuk davasında kesin delil teşkil eder (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, İstanbul, 2001, cilt: V, s. 5153). Bilindiği gibi kesin hüküm, ilişkin olduğu konuda uyuşmazlığı ortadan kaldırır. Bu yüzdendir ki, açılan bir dava hakkında kesin hüküm bulunmaması bir yargılama koşuludur. Özellikle bir ceza mahkemesinin, uyuşmazlık konusu olayın tespitine; diğer bir söyleyişle, olayın varlığına ve sanık tarafından işlendiğine ilişkin maddi olgulara ilişkin kesinleşmiş saptaması, aynı konudaki hukuk mahkemesinde de kesin hüküm oluşturur. Bunun nedeni, ceza yargılamasındaki ispat araçları bakımından ceza hâkiminin hukuk hâkiminden çok daha elverişli bir konumda olmasıdır. Vurgulamakta yarar vardır ki, hukuk usulü bir şekil hukukudur. Davanın açılması, itirazların ileri sürülmesi, tanıkların ve diğer delillerin bildirilmesi belirli süre koşullarına bağlı kılındığı gibi ikinci tanık listesi verilememesi, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı gibi yargılamanın süratle sonuçlandırılması gayesi ile belirli kısıtlamalar getirilmiştir. Bunun sonucunda, hukuk hâkimi şekli gerçeği arayacak, maddi gerçek öncelikli hedef olmayacaktır. Ancak ceza hâkimi bunun tersine öncelikli hedef olarak maddi gerçeğe ulaşmaya çalışacaktır. O hâlde ceza mahkemesinin maddi nedensellik bağını (illiyet ilişkisi) tespit eden kesinleşmiş hükmünün hukuk hâkimini bağlamasına, TBK'nın 74. maddesi bir engel oluşturmaz (YHGK’nın 16.09.1981 tarihli 1979/1-131 E., 1981/587 K. sayılı ilamı, Çemberci, M.: Hukuk Davalarında Kesin Hüküm, 1965, s. 22 vd.). Yargıtayın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir (HGK’nın 11.10.1989 tarihli ve 1989/11-373 E., 1989/472 K. sayılı ilamı). Ceza mahkemesinde bir tarafın kusurlu olduğu maddi vakıa olarak kabul edilmişse, artık hukuk mahkemesinde o kişinin kusursuz olduğuna hükmedilemez.<br>Somut davada, ............ 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ............ Esas, ............ Karar ve 21.06.2021 tarihli İstanbul BAM 19. Ceza Dairesi'nin istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen karar ile 07.03.2022 tarihinde kesinleşen ceza kovuşturma dosyasında; sanık olan  eldeki hukuk tazminat davası davalısı sürücü ............'in taksirle yaralama suçundan neticeten 12.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, ceza dosyası kapsamında aldırılan ................ tarafından düzenlenen 24.02.2021 tarihli kusur raporu ile sanık olan eldeki dava davalısı sürücü ...............'in asli kusurlu olduğu, müşteki sürücü eldeki davada davacı ..............'ın kusursuz olduğunun bildirildiği, kusur raporunun hukuk (tazminat) davası dosya kapsamı ile uyumlu, gerekçeli ve denetime açık olduğu, ceza dosyasında verilen kararın da kesinleştiği dikkate alınıp kusura ilişkin davacı sürücünün kusursuz, davalı sürücünün tam kusurlu olduğuna ilişkin İlk Derece Mahkemesi'nin kusura ilişkin kanaate varması isabetli bulunmuştur.<br>Bu durumda davalı sürücü ............... haksız fiil hükümlerinden %100 kusuru ile tam sorumlu, davalı araç işleteni ............ işleten sıfatı ile (diğer davalı sürücünün kusuru oranında) kusursuz sorumlu, davalı sigorta şirketi de davalı araç sürücüsünün kusuru oranında ............ içeriğine göre sözleşme ile sınırlı sorumludur. Davacı ..............'ın kaskının takılı olduğu ve motorunda ışık bulunduğu anlaşılmakla herhangi bir müterafik kusur indirimine gidilmemesi, trafik kazalarına ilişkin yargı kararlarında bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılamayacağı yerleşik hale geldiğinden hakkaniyet indiriminin de uygulanmaması uygun görülmüştür.<br>Davacının ticari dava açısından davalı sigorta şirketine karşı dava açılmadan evvel zorunlu dava şartı olan arabuluculuk yoluna başvurduğu, yine davacının dava açılmadan evvel sigorta şirketine özel dava şartı kapsamında KTK m. 97 gereği başvurduğu, bir kısım ödemenin yapıldığı ancak dava konusu taleplerle ilgili başvurudan sonuç alınmaması üzerine somut davanın açıldığı, bu nedenle özel dava şartlarının tam olması nedeni ile aksine dair istinaf yerinde bulunmamıştır.<br>Gerçek kişi tarafların mali- sosyal durumlarının belirlendiği, UYAP üzerinde yapılan araştırma ile POLNET, TAKBİS, SGK kayıtlarına ulaşılabildiği, buna göre İlk Derece Mahkemesi tarafından mali ve sosyal durumların gözetilerek hükme varıldığı belirlenmiştir.<br>Davacıya davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeye ilişkin yapılan incelemede, ............ tarafından tanzim edilen 03.07.2018 tanzim tarihli ... numaralı 03.07.2018 - 03.07.2019 vade tarihli Trafik (Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk) sigortası poliçesinde sigortalının Kadir Mutlu olduğu, aracın *Maddi Zarar (Araç Başına) 36.000 TL, *Maddi Zarar (Kaza Başına) 72.000 TL, *Ölüm/ Sakatlık (Kişi Başına) 360.000 TL, *Ölüm/ Sakatlık (Kaza Başına) 3.600.000 TL, *Sağlık Gideri (Kişi Başına) 360.000 TL, *Sağlık Gideri (Kaza Başına) 3.600.000 TL limit ile sigortalandığı, dosya içeriğinde hasar dosyasının bulunduğu, davacı ............ tarafından 10.12.2019 tarihinde sigorta şirketine başvurulduğu, başvurunun öngörülen 8 iş günü ödeme süresinin 20.12.2019 tarihinde sona erdiği, hasar dosyası içerisinde yer alan ibraname, mutabakatname ve tazminat makbuzu başlıklı davacı ................ imzalı belgede davalı ............... tarafından 25.02.2020 tarihinde 360.000 TL maddi tazminatın nakden ve defaten ...............'a ödendiği, ödemenin yalnızca ölüm ve sakatlık teminatı ödemesi olduğu, tedavi gideri teminatını kapsamadığı değerlendirilmiş olup bu kapsamda davalı sigortanın sakatlık teminatı limitinin tamamını davacıya ödediği, ............ ve TTK kapsamında diğer davalılar adına ödeme yaptığından yapılan 360.000 TL maddi tazminat ödemesinin hesap tarihine kadar faizi ile birlikte mahsup edileceği, bakıcı gideri kapsamında herhangi bir ödeme tespit edilemediği, bu kapsamda herhangi bir mahsuba gidilmeyeceği, diğer davalılar tarafından davadan önce davacıya ödeme yapılmadığı belirlenmiş, bu nedenle İlk Derece Mahkemesi sigorta poliçe teminatı kapsamını mevzuata göre doğru değerlendirmiş, aksine dair istinaf yerinde görülmemiştir.<br>17.01.2024 tarihli ATK geçici ve sürekli maluliyet teknik raporunda dosyadaki mevcut bilgi, belge ve delillere göre davacı ........... ve davacı .......... oğlu, ........... doğumlu davacı ...........’ın ............ tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 20/02/2019 tarih ve 30692 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik dikkate alındığında; Kas-İskelet Sistemi, 4. Santral ve Periferik Sinir Sistemi Hastalıklarına Bağlı Bozukluklar, Tablo 4.1, 4-Ağır, %80, Tablo 4.3 Anorektal refleks regülasyonu veya istemli kontrolü yok %50, Mesanenin refleks veya istemli kontrolü yok %60, Sindirim sistemi, 7. Splenektomi, %10 olduğu, Balthazard formülüne göre %96.40 olduğu, buna göre:<br>1.Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %96 (yüzde doksan altı) olduğu,<br>2.İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 18 (on sekiz) aya kadar uzayabileceği,<br>3.Dava konusu olay nedeniyle başka birinin sürekli bakımına muhtaç durumda olduğu değerlendirmesinin mevzuat kıstaslarına göre isabetli olduğu belirlenmiştir.<br>16.05.2024 tarihli tedavi giderlerine dair adli tıp uzmanı doktor bilirkişi teknik raporunda, dosyadaki mevcut bilgi, belge ve delillere göre; kişinin bedelini kendisinin ödediği herhangi bir tedaviye ilişkin fatura, makbuz ya da başka bir belgeye rastlanmadığı ancak tedavinin mahiyeti, süreci ve şekli dikkate alındığında SGK tarafından ödeme kapsamında olmayan dava konusu olayla illiyetli olduğu değerlendirilen tedavi giderlerinin; 1) Dosya kapsamında başvurduğu anlaşılan tüm sağlık kuruluşlarındaki muayene katılım payı ve SGK ile sözleşmeli<br> eczanelerce alınan ilaç katılım payı tutarları toplamının 669,616 TL olduğu, 2) Dosya kapsamında başvurduğu anlaşılan özel sağlık kuruluşlarınca alınabilecek en fazla ilave ücretin toplamının 853,46 TL olduğu (İlgili yıllardaki ............'a göre hesaplama yapıldığında), 3) Olay tarihli ücretleri üzerinden yapılan hesaplamaya göre; standart manuel tekerlekli sandalye SGK ödeme kapsamında alınmışsa 640 TL, SGK ödeme kapsamı dışında alınmışsa 1.000 TL olduğu, 4) Davacının ulaşım gideri açısından; tabloda davacının dava konusu olay nedeniyle başvurduğu sağlık kuruluşu, birimi, tarih, başvuru nedeni gibi detayların yer aldığı, dolayısıyla ikameti ile sağlık kuruluşu arasındaki mesafe göz önünde bulundurularak hangi başvurularına yönelik ulaşım giderinin hesaplanması isteniyorsa o ulaşım giderlerinin hesaplanması konusunda şoförler odası gibi meslek kuruluşlarından Ulaşım Koordinasyon Merkezi kararları ışığında görüş alınabileceği değerlendirmesinin mevzuat kıstaslarına göre isabetli olduğu belirlenmiştir.<br>24.05.2024 tarihli aktüer hesaplamaya ilişkin bilirkişi teknik raporunda, dosyadaki mevcut bilgi, belge ve delillere göre; ................. göre; davalı ............'ya ait (işleten), davalı ............. (eski unvanı.............) tarafından sigortalanmış (sigorta teminatı veren), diğer davalı .............'in (sürücü) sevk ve idaresindeki ............ plakalı kamyonet ile davacı sürücü ............'ın sevk ve idaresindeki ............. plakalı motosikletin 26.03.2019 tarihinde çarpışması neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacı ..........'ın uğradığı bedensel zararı nedeni ile; Adli Tıp Kurumu Raporu uyarınca 18 aylık geçici iş göremezlik süresi bulunacağı, sonrasında %96 Tüm Vücut Engellilik Oranı ve dava konusu olay nedeniyle başka birinin sürekli bakımına muhtaç durumda olduğu tespiti ile davacı .............'ın olay tarihinde asgari ücretin 1,001 katı kadar geliri olduğu ve davalı sürücü ..............’in %100 kusurlu olduğu kabulü halinde; a) Zarar gören davacı ................'ın bedensel geçici ve kalıcı iş gücü kaybı cinsinden bakiye zararının 7.834.091,38 TL hesap edildiği, davalı sigorta tarafından ölüm/sakatlık limiti kapsamında 360.000 TL limitin tamamının 25.02.2020 tarihinde davacıya ödenmiş olduğundan davalı sigortanın bu zarar kaleminden sorumluluğunun tespit edilemediği, b) Zarar gören davacı ...........'ın 46,00 yıllık bakıcı giderinin toplamda 10.208.746,75 TL hesap edildiği, bakıcı giderinin sağlık gideri cinsinden teminat kapsamında olduğunun kabulü halinde davalı sigortanın bu zararın sigorta limiti olan 360.000 TL’sinden sorumlu olacağı, c) Davacının tedavi giderlerine ilişkin tazmin talebinin takdirinin mahkemede olmakla adli tıp uzmanı doktor bilirkişinin raporundaki tespitlere atıf yapıldığı değerlendirmesinin mevzuat kıstaslarına göre isabetli olduğu belirlenmiştir. Yargıtay uygulaması ile Dairemiz uygulaması ve mevzuat gereğince eldeki davada ............ yaşam tablosunun uygulanmasının söz konusu olması mümkün değildir. <br>6100 sayılı HMK'nın 266, 279, 281. maddeleri uyarınca; bilirkişi raporu çözümü özel ve teknik değerlendirme, uzmanlığı gerektiren hususlarda iddia, savunma ile toplanan bilgi, belge ve delillere uygun olacak nitelikte alınır. Bunun dışında raporda açıklama yapılması, hakim tarafından yapılması gereken hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerin yapılması yasaktır.<br> Rapora itiraz, belirsiz ve eksik olan teknik hususlar için açıklama yapılmasını istemektir. Bunun yanı sıra bilirkişi raporunun denetimi re'sen gözetilecek nedenlerle hakim tarafından da yapılır. Eğer taraf itirazı yerinde görülürse veya raporda hakim tarafından re'sen eksiklik ve/veya belirsizlik saptanırsa açıklama yapılması amacıyla ya ek rapor alınması ya da yeni bilirkişi raporu alınması cihetine gidilir. Raporun denetimi hakim tarafından yapılmakla birlikte belirsizlik ve/veya eksiklik bulunmuyorsa ya da hukuki bilgi ile çözümlenmesi gereken hususlarda açıklama yapılması bekleniyorsa, çözüm hukuki bilgi ile giderilebilecek nitelikte ise, itiraz yerinde bulunmayabilir. Zaten hukuki konularda bilirkişiye başvurulması da yasaktır. Açıklanan hususlar gözetildiğinde; iddia, savunma, toplanan bilgi, belge, deliller ile tarafların itirazlarının ............ maluliyet raporunda, tedavi giderlerine ilişkin adli tıp uzmanı doktor bilirkişi raporunda,<br> aktüer bilirkişi raporunda ve gerekçeli kararda karşılandığı, hakimin kusura ilişkin değerlendirmesinin isabetli olduğu, Mahkemece maluliyet, tedavi gideri, aktüer bilirkişi raporlarına atıfta bulunularak hüküm kurulduğu, raporların hangi nedenle hangi kısmının neden üstün tutulduğunun karar yerinde tartışıldığı, Mahkeme tarafından hukuki yorum ile nihai sonuca doğru bir şekilde varıldığı kanaatine varılmıştır. <br>Aktüeryal hesaplamanın 2024 yılı asgari ücrete ilişkin kriter baz alınarak 24.05.2024 tarihinde yapıldığı, davacı ...........'ın 08.10.2024 tarihli, 11.11.2024 tarihinde harçlandırılmış talep arttırım dilekçesi ile talepte bulunmuş olduğu, Mahkemece 03.12.2024 tarihinde, aynı yıl içerisinde yapılan teknik hesaplama ile aynı yıl içerisindeki talep arttırım tarihine yakın bir tarihte taleple bağlı kalınarak karar verildiği gözetildiğinde; 2024 yılı asgari ücret kriterine göre hüküm kurulmasında aynı yıl içerisinde yürürlüğe giren başkaca asgari ücret tespitine dair mevzuat düzenlemesi bulunmadığından karara esas alınan kıstasta bir isabetsizlik görülmemiş, davacı ..............'ın aksine ilişkin istinafı yerinde bulunmamıştır.<br>................ plaka sayılı araç ruhsat kaydında kullanım amacının yük nakli-hususi olduğu, cinsinin ise kamyonet (frigorifik) olduğu ve araç üzerinde ............ reklam logosu bulunduğu, yani aracın fiili kullanım amacının ticari olduğu ve fiilen ticari amaçlı kullanıldığı anlaşılmakla ticari avans faizine karar verilmesi yerindedir.<br>Faiz başlangıcı açısından yapılan incelemede; davalı sigorta şirketinin temerrüt tarihinin başvurudan itibaren 8 iş günü sonrası olduğu, dosya kapsamına göre davacı tarafından 10.12.2019 tarihinde sigorta şirketine başvurulduğu, başvurunun öngörülen 8 iş günü ödeme süresinin 20.12.2019 tarihinde sona erdiği belirlenmiş, mahkemece \"…dosya kapsamından bu tarih belirlenemediğinden davacıya sakatlık-ölüm teminatı ödemesinin yapıldığı 25/02/2020 tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmesi…\" şeklinde kanaate varılması hatalı bulunmuş ise de; bu yönde davacı istinafı bulunmadığından bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir. Diğer davalı sürücü ve işleten açısından haksız fiil tarihi olan kaza tarihinden itibaren faize hükmedilmesi yerinde görülmüştür.<br>Manevi tazminat yönünden yapılan incelemede; tarafların/gerçek kişi mali sosyal durumuna, davacı .........'in yaşına, maddi zarar gördüğüne, maddi zararının boyutuna, davacı ..........'in kusursuz sürücü olması durumuna, diğer davacıların kazadan maddi zarar görenin anne ve babası olması gereğince hayatın olağan akışına göre manevi zarar görmesinin muhakkak olacağına dikkat edilmiştir. Taraf olan gerçek kişilerin asgari geçimi dikkate alınarak kazanın statülerine ve sosyal hayatlarına etkileri değerlendirilmiştir. Mahkemece takdir olunan manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar her olaya göre değişebileceğinden, somut olayda takdir hakkı kullanılırken, somut olaya etkili olan nedenler de objektif ölçülere göre irdelenmiştir ve gösterilmiştir. Mahkemece özel haller (yaş, maluliyet oranı, kusur vb.) göz önünde tutularak, manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar verilen tutar adalete uygun değerlendirilmiştir. Davacıların davalılardan istemiş olduğu manevi tazminatın günümüz şartlarında davacıların sosyal statüsü, tarafların mali sosyal durumları ve olayın vuku buluş şekli ile olay sonucu oluşan zararın vehameti düşünüldüğünde kadr-i marufunda bulunmuştur. İstenilen manevi tazminat para tutarı, aslında ne tazminat ne de cezadır; çünkü mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını amaç edinilmediği gibi, kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine, zarara uğrayanda bir huzur duygusu uyandırmayı, aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaçlamaktadır. Bu nedenle tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. Bu nedenle bu tazminatın sınırı amacına göre belirlenmiştir, takdir edilen miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır ilkelerine de dikkat edilmiştir. Manevi tazminat, kusurlu tarafın fiili sonucu bozulan ruh huzurunun, duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabın kısmen ve imkan nispetinde iadesini amaçladığından mahkemece TMK'nın 4. maddesi gereğince hak ve nesafete göre takdir hakkı kullanılarak, manevi tazminat miktarı tespit edilmiştir. Mahkemece belirleme yapılırken somut olayın özelliği, zarar görenin ve kusurlu tarafın<br> ekonomik ve sosyal durumu, paranın alım gücü, kaza nedeniyle duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetilmiştir. Maddi ve hukuki olgular; hukuk, hak, nesafet, hakkaniyet, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların ekonomik sosyal durumları, paranın satın alma gücü, davalının ve tarafların kusur durumları, olayın ağırlığı, olay tarihi, gelişen hukukta tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oran, maddi zarar gören davacının ve ebeveynlerinin sürekli bakım nedeni ile durumu, cezadan çok mağduru tatmin edici, manevi tazminatın bölünmezliği ile birlikte değerlendirilmiştir.<br>Manevi zarardan davacının kaza nedeniyle maluliyeti, bakıma muhtaç oluşu sonucu elem duyduğu, yine maluliyetin nispetine ve bakıma ihtiyaç ile yaşanılan sürece göre ebeveyn olan diğer davacıların elem duyduğu hayatın olağan akışına göre muhakkak olduğundan; manevi zarardan davalı sürücü ile diğer davalı işletenin sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır. Tarafların ekonomik ve sosyal durumları, zararın ağırlığı, yüzdesel kusur nazara alınarak manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağı hususu da dikkate alınmak suretiyle, paranın satın alma gücü karşısında hakkaniyet gereğince makul bulunan ve vicdanen kanaat edinilen talep edilen manevi tazminatın davacılara verilmesi gerekmiştir.<br> Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, davalı tarafın tam sorumluluğuna göre, davacı ..................'i malul ettiği, sürekli bakıma muhtaç hale getirdiği, bu kusurlu davranışların aynı zamanda hayatın olağan akışında mağduriyet yaşayan herkesi etkileyebilecek nitelikte olduğu, davacıların tinsel aleminde üzüntü, elem, keder ve manevi yıkıma vücut verdiğine kanaat getirilmiştir.<br>Haksız fiilin unsurları; haksız/hukuka aykırı fiilin, trafik kazasının varlığı, davacının yaralanması ve bu kazayı yaşaması nedeniyle kendisinin ve ebeveynlerinin manevi zararı, davalı araç sürücüsünün %100 kusuru ve bu kusurdan diğer davalı araç işletenin kusursuz sorumluluğu ile illiyet bağı, kümülatif (birlikte) davacı tarafından ispatlanmıştır. Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TBK 58, 60, TMK 24, 25, Anayasa'nın Temel Hak ve Özgürlükler Hükümleri doğrultusunda TMK 4. maddesi uyarınca) dikkate alınarak davacılar yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmiş, tüm dosya içeriğine göre vicdanen, takdiren ve kanunen karar verilmiştir. Aksine dair davalı işletenin istinafı yerinde görülmemiştir.<br>Tüm bu açıklamalar kapsamında somut olayda; TMK 6 ve 7, KTK, TBK ile HMK 187-293. maddeleri gereğince ispat hususuna ve ispat kurallarına dikkat edilmiştir. Kazaya karışan araçların trafik kayıtları, tramer kayıtları, kaza tespit tutanağı, kroki, sigorta hasar dosyası, arabuluculuk dosyası, cezai soruşturma/kovuşturma dosyası dosyaya kazandırılmıştır. Hüküm kurmaya elverişli teknik inceleme yapılıp yapılmadığı re'sen denetlenmekle, bu kapsamda belirli, eksiksiz, tarafların iddia ve savunmaları ile toplanan delillerinin karşılandığı, kusur, maluliyet ve maddi zararın teknik olarak aktüer açıdan Mahkemece değerlendirildiği; İlk Derece Mahkemesi tarafından maddi-manevi tazminat taleplerine dair davanın kabulüne<br> hükmedilmesi isabetlidir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca neticeten; İlk Derece Mahkemesince verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, hukuki değerlendirme ve varılan sonucun yerleşik Yargıtay İçtihatlarına ve Dairemizin uygulamalarına da uygun olduğu, yapılan tahkikatın yeterli ve İlk Derece Mahkemesi gerekçesinin istinaf edenlerin istinaf nedenlerini karşılar nitelikte bulunduğu anlaşıldığından, istinaf edenlerin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.<br>İstinaf incelemesine konu karar başlığında; taraf vekilleri ile davalı şirketin adreslerinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Dosya kapsamına göre; kararın dayandığı bilgi, belge ve delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlerde isabetsizlik bulunmadığı, davacıların davaya konu alacağının varlığını ve alacağının miktarını gerekçeli kararda belirlendiği gibi ispatladığı, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı nazara alınarak, davacı .............'ın, davalı .............  ile davalı sigorta şirketinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf kanun yolu başvurusunun ayrı ayrı HMK m.353/1-b-1 gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;<br>1-).............. Asliye Ticaret Mahkemesinin 03.12.2024 tarihli ........... Esas - ............ Karar sayılı karara karşı; davacı ............'ın, davalı ............'nun ve davalı ...........'nin İSTİNAF KANUN YOLU BAŞVURUSUNUN ayrı ayrı HMK m.353/1-b-1 GEREĞİNCE ESASTAN REDDİNE,<br>2-)Davacı ............'ın istinaf başvurusu yönünden harç ve yargılama masrafları:<br>a-)İstinaf kanun yoluna başvurma harçlarının Hazine'ye irat kaydına,<br>b-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken istinaf karar harçları peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,<br>c-)İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların istinaf eden davacı ............ üzerinde bırakılmasına,<br>ç-)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>3-)Davalı ............'nun istinaf başvurusu yönünden harç ve yargılama masrafları:<br>a-)İstinaf kanun yoluna başvurma harcının Hazine'ye irat kaydına,<br>b-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken istinaf karar harcı 1.505.894,03-TL olup, davalı tarafından peşin yatırılan 376.473,51-TL harcın mahsubu neticesinde bakiye kalan 1.129.420,52-TL istinaf karar harcının istinaf eden davalı ............'dan alınarak Hazine'ye irat kaydına, <br>c-)İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların istinaf eden üzerinde bırakılmasına,<br>ç-)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>4-)Davalı ............'nin istinaf başvurusu yönünden harç ve yargılama masrafları:<br>a-)İstinaf kanun yoluna başvurma harcının Hazine'ye irat kaydına,<br>b-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken istinaf karar harcı 24.591,60-TL olup, davalı Sigorta tarafından peşin yatırılan 6.148,00-TL harcın mahsubu neticesinde bakiye kalan 18.443,60-TL istinaf karar harcının istinaf eden davalı .........'dan alınarak Hazine'ye irat kaydına, <br>c-)İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların istinaf eden üzerinde bırakılmasına,<br>ç-)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-)Artan avansların HMK m.333'e uygun iadesine,<br>6-)6100 sayılı HMK'nın 359/4. maddesi uyarınca temyizi kabil kararın Dairemizce taraflara tebliğine,<br>İlişkin; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki (2) haftalık kesin süre içerisinde; maddi - manevi tazminat  yönünden davacılar, davalı ............ davalı ............... açısından  Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere; davalı ............. açısından poliçe limiti ile sınırlı sorumluluğu kapsamında maddi tazminat açısından HMK m.362/1-a gereğince KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.<br><br><br>Başkan<br>e-imzalı <br><br>Üye<br>e-imzalı <br><br>Üye<br>e-imzalı <br><br>Katip<br>e-imzalı <br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8ee090a15be6b4e0","SID":"fbf17635f1245b8d"}}