{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2025/243 <br>KARAR NO:2025/252<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:10/12/2024<br>NUMARASI:2024/1 Esas - 2024/499 Karar<br>DAVA:İtirazın İptali (Gemi ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:20/02/2025<br>Davanın usulden reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;\t<br>DAVA:Davacı vekili; müvekkili şirketin alacağının tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında borçlu/davalı hakkında fatura alacağından kaynaklanan alacak sebebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin hizmet kusuru nedeni ile müvekkili şirkete ekstra ardiye ve demuraj ücretleri ödemek zorunda kaldığını, taşıyan davalı şirketin söz konusu zararın meydana gelmesinde ağır ihmali ve kusuru bulunduğunu, davalının itirazının iptal edilerek  66.023,13-TL alacak üzerinden üzerinden takibin devamına davalı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili; milletlerarası yetki itirazlarının bulunduğunu, davaya bakmaya Türk Mahkemelerinin yetkisiz olduğunu, Marsilya Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, dava konusu konşimentonun 30. Klozunda işbu konşimento tahtında doğan ihtilaflar bakımından Fransız Hukukunun uygulanacağının kararlaştırıldığını, davalının kusuru nedeni ile demuraj ve ardiye ödendiği iddia edilmiş ise de, davaya ...'den ...'ya ... nolu konşimento tahtında taşınan yüklerle ilgili olarak düzenlenen bir konteyner demuraj faturası bulunmadığını ve davacının da demuraj ödediğini ispatlayan bir belgenin de dosyaya sunulmadığını, ardiye ücretinin mutad olarak davacı tarafından limana ödenen bir ücret olduğunu ve müvekkillinden kaynaklanan herhangi bir sebeple gecikme ve kusuru bulunmadığını beyanla öncelikle davanın dava şartı yokluğu nedeni ile reddine, davanın pasif husumet yokluğu nedeni ve milletlerarası yetki itirazının kabulü ile usulden reddine karar verilmesini ve her halükarda davanın esastan da reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; davalı vekili tarafından  konişmentoda bulunan yetki kaydı nedeniyle milletlerarası yetki itirazında bulunulduğu; dava konusu taşımanın ... numaralı konşimento tahtında ... Limanından Türkiye'ye yapıldığı, uyuşmazlık yabancılık unsuru taşıdığı MÖHUK 47.maddesinde, \"yer itibariyle yetkinin kamu düzeni veya münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar arasındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşma yapılabileceği\"  düzenlendiği, konişmentoda  Marsilya Ticaret  Mahkemesinin yetkili olacağının belirtildiği, taşımaya ilişkin düzenlenen konişmentonun taşıyanın yabancı acentesi tarafından imzalandığı, dosyaya sunulan mal faturasına göre satışın navlun bedeli ödenmiş satış olduğunun görüldüğü, Türk  acentenin  taşıma sözleşmesini yaptığına ya da taşımayı üstlendiğine dair navlun faturası veya başkaca bir delil bulunmadığı,davacının yükü teslim aldığı anlaşıldığından, konişmentonun ön ve arka yüzündeki yetki şartının davacı açısından da bağlayıcı olduğu, konişmentodaki yetki şartına göre davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazının kabulü ile davanın yetkisizlik usulden reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili; davalının yetki itirazı, yalnızca Türk hukuku açısından değil, uluslararası hukuk kuralları açısından da geçerli olmadığını, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, somut olayın bağlayıcı unsurları çerçevesinde belirlenmesi gerektiğini, davalı şirketin Türkiye’deki acentesi üzerinden Türkiye'de de faaliyet göstermesi, davanın Türkiye’de görülmesi gerektiğini açıkça ortaya koyduğunu, yetki şartı genel işlem koşulu olarak düzenlenmiş dahi olsa, bu hükmün geçerli olması için taraflarca müzakere edilmesi ve kabul edilmesi gerektiğini, konişmento incelendiğinde görüleceği üzere yetki şartının kabul anlamına gelmemekle birlikte olsa dahi itirazın muhatabı müvekkil şirket değil, ... şirketi olduğunu, davalının Türkiye’de bir acentesi bulunmakta ve Türkiye’de ticari faaliyetlerini yürüten bu acente, davalı şirketin temsilcisi sıfatıyla işlem yaptığını, davalının, Türk hukuk sistemi içinde kendisini savunma ve hukuki süreçlere katılma imkanı mevcut olduğunu, davanın, doğrudan davalının merkezine yöneltilmesi ve husumetin doğru taraflara yönlendirildiği, davalının Türkiye’de acente üzerinden faaliyet göstermesi, Türkiye’de ticari işlemler gerçekleştirmesi ve burada hukuki muhataplarının bulunması göz önüne alındığında, yetki itirazının kabul edilmesi hukuka aykırı olacağını, son olarak, davacı taraf olarak, davalı şirketin ileri sürdüğü yetki klozunun genel işlem koşulu niteliğinde olması nedeniyle geçersiz olduğunu Türk mahkemelerinin yetkisi, somut olayın tüm bağlayıcı unsurları çerçevesinde açıkça ortada olduğunu ve yetki itirazının reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, Teslim ordinosunun geç verilmesi nedeniyle meydana gelen zararın davalı  taşıyandan tahsili istemiyle başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır.Davada doğrudan acente aleyhine dava açılmış iken 28/03/2024 tarihli duruşmada 1 nolu ara kararı ile davacı vekilinin taraf değişikliği talebi mahkeme tarafından HMK nın 124 maddesi uyarınca kabulüne karar verilerek Davalının ... olduğu tespit edilerek merkezi Fransa da bulunan ...'ya yurt dışı tebligat sağlanmıştır. Taşımaya konu konişmentoda, yükletenin  ..., düzenleme yerinin Cidde tarihinin 17/03/2023 olduğu; \"taşıyıcı ... adına Suudi Arabistan ltd\" tarafından imzalandığı görülmüştür. Konişmentonun önyüzünde, \"Taşıyan ile taşıtan arasında ki tüm ihtilafların münhasıran Tribünal de ...'da görülecek ve bu davalarla alakalı olarak başka bir mahkeme yetkili olmayacaktır. Bu düzenlemeye halel gelmeksizin taşıyan,talep ve davaları davalının kayıtlı adresinin bulunduğu yerdeki bir mahkemede de açabilir.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Taşıyan ile gönderilen arasındaki ilişkide konişmento esas alınır (TTK 1237/1). 1237/2 madde  hükmünde ise taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkinin, navlun sözleşmesi hükümlerine bağlı kalacağı öngörülmüş olmakla birlikte ayrıca navlun sözleşmesi düzenlenmediği hallerde, taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkide de konişmento esas alınacaktır.Konişmento davacıya ciro edilmiştir.MÖHUK 47. madde hükmüne göre yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde, taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşmaları mümkündür.Türk hukukunda, yabancı unsurlu davalarda mahkemelerin milletlerarası yetkisi MÖHUK'un 40. maddesinde, kural olarak iç hukukun yer itibariyle yetki kurallarına atfen düzenlenmiştir. Buna göre HMK, TBK, TTK ve sair kanunlarda yer alan yetki kaideleri, aynı zamanda yabancılık unsuru içeren davalarda milletlerarası yetkisini de tesis etmektedir. Diğer bir ifade ile, yerel yetkinin tesisi için aranan irtibat noktaları, milletlerarası karakterli davalarda Türk mahkemelerinin yetkisi için de yeterli sayılmıştır. Davada münhasır yetki veya kamu düzeni söz konusu değildir. HMK'nın 18/2 maddesi kapsamında ve MÖHUK'un 47/1 maddesine göre yetkili mahkemenin geçerli şekilde belirlendiği, HMK'nın 17. maddesi gereğince yetki sözleşmesinde belirlenen yetki şartının genel yetkili mahkemelerin yetkisini kaldırdığı, bu nedenle yetki sözleşmesi ile kararlaştırılan mahkemeden başka bir mahkemede, somut uyuşmazlıkta olduğu gibi Türk Mahkemelerinde dava açılamayacaktır.Konişmento davacıya ciro ve teslim edildiği ,konişmento ve emtianın davacı tarafından teslim alındığı anlaşılmaktadır.Konişmentonun   ön sayfasında bulunan taşıyanın hüküm ve koşullarına ilişkin düzenlemeler ticari hayatta yaygın olarak kullanıldığından, deniz yoluyla ithalat yapan davacının taşıyanın  \"taşıma şart ve koşullarını\" incelemiş olması gerekir. Taşıyıcı tarafından taşıma şart ve koşullarının içeriğinin öğrenilmesine imkân sağlanmadığı kabul edilemeyeceğinden ve  taşımanın bu şart ve koşullar altında davalıya yaptırılması nedeniyle bu şart ve koşullar ile yapılan taşıma da sözleşmenin haksız şart içerdiğine yönelik istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.Davacı vekili, davalı şirketin Türkiye'de faaliyet gösterdiğini, kendisini savunabileceği ileri sürülmüş ise de  davalının Türkiye acentesinin taşıma akdini yaptığı veya yapılmasına aracılık ettiğini kabule yeter delil sunulmadığından, somut olayda TTK nın 105/2 hükmünün uygulama yeri olmadığından davalı vekilinin süresinde verdiği cevap dilekçesinde ileri sürdüğü  milletlerarası yetki itirazı  haklı bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle, mahkemece yetkisizlik nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmadığından, istinaf nedeni yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 20/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2c6bd37ec7b2158e","SID":"643cff6bd462241e"}}