{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/65 <br>KARAR NO: 2025/334<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/11/2024<br>NUMARASI: 2023/226 E.  2024/994 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/02/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 13/02/2025\t<br>\tKAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 12/11/2024 tarih ve 2023/226 E - 2024/994  K kararına karşı süresi içinde taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında 19.12.2021 tarihinde anlaşma yapılarak 52.000 adet elma fidesi için sipariş verildiğini, 22.04.2022 tarihinde 52.000 adet elma fidesinin teslim edildiğini ve ziraat mühendisi gözetiminde dikiminin gerçekleştiğini, ancak fidelerin büyük bir çoğunluğunun dikimden 45 gün sonra kuruduğunu, Yahyalı Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/10 D. İş Esas - 2022/9 D.iş Karar sayılı dosyası ile tespit yapıldığını ve fidanlar için çok tehlikeli olan kök çürüklüğü hastalığının ve kök boğazı hastalığının tespit edildiğini ve derhal davalıya noter kanalıyla ihtarname gönderildiğini, fidelerin ilk satın alındığı tarihten itibaren var olan kök çürüklüğü ve kök boğazı hastalığı sebebiyle kuruduğunu, müvekkilinin karşılaştığı bu durum nedeniyle fidan ekim süresini kaçırdığını, yaklaşık 1.000.000 TL ekstra maliyet çıktığını, müvekkilinin fidan ekim süresini 1 yıl kaçırdığını ve kazançtan mahrum kaldığını, davalının müvekkiline satmış olduğu elma fidelerinin ayıplı olması nedeniyle tüm zararların tazmini gerektiğini belirterek müvekkilinin davalı şirketten satın aldığı elma fidelerinden kaynaklı 936.000,00-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkeme kararında; \"...Davacı tarafından Kayseri 8. Noterliğinin 25/10/2022 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ayıp ihbarında bulunulmuş, ayıplı mallar nedeniyle meydana gelen zararların ihtarnamenin tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde giderilmesi istenmiştir. Davalı bu tarih sonunda temerrüde düşecektir. İhtarname 10 Kasım 2022 tarihinde tebliğ edilmiş olup 30 gün sonrasına denk gelen ve davalının temerrüde düştüğü tarih 10 Aralık 2022'dir. Davacı vekilinin 30/09/2024 tarihli ıslah dilekçesiyle dava değerini 1.872.000,000-TL fidan bedeli ve 2.372.464,34-TL kazanç kaybı olmak üzere toplam 4.244.464,34-TL ye yükselttiği gözetilerek davanın kısmen kabulü ile 1.872.000,00-TL fidan bedeli ve 1.186.232,17-TL kazanç kaybı olmak üzere toplam 3.058.232,17-TL'nin temerrüt tarihi olan 10/12/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya yönelik talebin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. davanın kısmen kabulü ile, 1.872.000,00-TL fidan bedeli ve 1.186.232,17-TL kazanç kaybı olmak üzere toplam 3.058.232,17-TL'nin temerrüt tarihi olan 10/12/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya yönelik talebin reddine,...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı taraflarca yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Açılmış bulunan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, yerel mahkemece, son dönem Yargıtay içtihatlarına göre Tohumculuk Kanununun 11. Maddesinde belirtilen hak düşürücü sürenin, alıcının malın ayıplı olduğunu değil, zarar miktarını öğrenmesinden itibaren başlayacağının kabul edildiği belirtilerek hak düşürücü süre ile ilgili taleplerinin göz ardı edildiğini, ıslahla artırılan miktar yönünden hak düşürücü süre göz önünde bulundurulmadığını, yargılamanın devamı sırasında davacı tarafça ıslah dilekçesi sunularak;  dava dilekçesindeki 800.000,00.TL fidan bedeline ilişkin alacak miktarı 1.072.000,00.TL, dava dilekçesindeki 136.000,00.TL yoksun kalınan kazanca ilişkin tazminat miktarı  2.236.464,34 TL artırılarak toplamda 4.244.464,34 TL’nin temerrüt tarihinden itibaren(10.12.2022) işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte müvekkil şirketten tahsili talep edildiğini, dava ve ıslah dilekçelerinin incelendiğinde, davanın kısmi dava olarak açıldığını, davacı tarafça ıslah dilekçesi ile yalnızca dava değerinin artırıldığının görüldüğünü,  davanın tümüyle hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile davanın tümüyle hak düşürücü süre nedeniyle reddedilmemesi durumunda, ıslah dilekçesi ile artırılan alacak miktarının hak düşürücü süre  nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, bu husus yerel mahkemece göz ardı edildiğini, zira kabul anlamına gelmemek kaydı ile bu ihtimalde dahi davacı tarafça zararın en geç dava tarihi itibariyle öğrenilmiş olduğu değerlendirildiğinde, ıslah dilekçesinin sunulduğu 30.09.2024 tarihi itibariyle 6 aylık hak düşürücü sürenin dolmuş olduğu aşikar olduğunu, istinaf taleplerine konu yerel mahkeme kararı bu yönüyle de haksız ve hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemece mahallinde tarafların katılımı ile keşif yapılmaksızın bilirkişiden yerinde inceleme yöntemiyle rapor aldırılmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemece taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin göz ardı edilerek karar verildiğini, yerel mahkemece hükmolunan tazminat miktarının fahiş olduğunu, yerel mahkemece faiz başlangıç tarihinin hatalı değerlendirildiğini ileri sürerek istinaf taleplerinin kabulü ile  Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/11/2024 tarihli 2023/226 Esas ve 2024/994 Karar sayılı kararın kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretlerinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.  Davacı vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Yerel mahkemece verilen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, kısmen redde dair verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka ve yasala aykırı olduğunu, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının davacı müvekkili aleyhine olan yönlerden kaldırılarak davanın talepleri gibi tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini, yerel mahkeme kararında hükme esas alınan bilirkişi raporunda 2022 yılı ve 2023 yılı olmak üzere 2 yıllık hesap yapılmadığını, 3.yıl fidanların verim yaşına geleceği göz önüne alınarak 2022 yılı verilerine göre sadece 1 yıllık mahrum kalınan kazanç hesabı yapıldığını, bu nedenlerle mahrum kılınan kar/kazanç yönünden de davanın tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini, mahkemenin gerekçesini ve kısmi redde ilişkin kararını kabul etmemekle birlikte fidanların aslında ilk satın alındığı tarihten itibaren var olan kök çürüklüğü hastalığı ve kök boğazı hastalığı sebebiyle kurumuş olduğu ve ilk başta bu durumun müvekkili şirket tarafından gözle görülebilir ve tespit edilebilirliği mümkün olmadığı gerek tespit dosyası gerekse yerel mahkemece alınan bilirkişi raporları ile de tespit edildiğini, ayıbın gizli ayıp olduğu ve davalı tarafın ağır kusurlu olduğunun da açıkta ortada olduğunu, müvekkili şirketin zararı artırıcı bir eylemi olmasının söz konusu olmadığını, bu kapsamda satıcı tarafından ayıbın giderilmemesi halinde zararın artması bakımından müvekkiline yükletilebilecek bir kusur olmadığının kabulü ile zararın belirlenmesi gerektiğini, bu nedenlerle müvekkilinin ayıplı fidanlardan kaynaklanan ve artmaya devam eden zararının da olduğu göz önüne alınarak aslında iki dönem mahrum kalınan kazanç hesabının da yapılması gerekirken bu yönde karar vermemesinin hatalı ve yanlış olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava tarihi olan 2023 yılına ait Yahyalı İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünün Ürün maliyet cetveli verileri esas alınması gerekirken 2022 yılı verilerinin kullanılmasının da hatalı ve yanlış olduğunu, yerel mahkeme kararının kaldırılması ve davanın talepleri gibi tam kabulüne karar verilmesi için istinaf talebinde bulunmak zaruretinin hasıl olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın talepleri gibi tam kabulüne, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava ayıplı ürün nedeniyle bedel iadesi ve yoksun kalınan kazanç kaybına ilişkin açılan davadır.Eldeki dava 10.03.2023 tarihinde 936.000 TL üzerinden açılmıştır.<br>Dava dilekçesi davalıya 19.3.2023 tarihinde tebliğ edilmiş olup davalının 24.10.2023 tarihinde beyan dilekçesi sunduğu görülmüştür.5553 sayılı Tohumculuk Kanunu'nun kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu Kanun; tarla bitkileri, bağ-bahçe bitkileri, orman bitki türleri ve diğer bitki türleri çoğaltım materyaline ait çeşitlerin ve genetik kaynakların kayıt altına alınması, tohumlukların üretimi, sertifikasyonu, ticareti, piyasa denetimi ve kurumsal yapılanmalar ile ilgili düzenlemeleri kapsar.” şeklinde düzenleme getirilmiştir. Yine, aynı kanunun 11. maddesinde \"Fiillerinin ayrıca suç sayılma hâli saklı kalmak üzere, zarara neden olan kusurlu tohumluğu üreten, satan, dağıtan, ithal eden veya başka şekilde piyasaya süren gerçek veya tüzel kişiler, meydana gelen zararı müteselsilen tazmin etmekle yükümlüdür. Bunlar zararı, kusurları oranında birbirlerine rücu edebilirler. Dava, zarara uğrayanın zarara uğradığının tespit edilmesinden itibaren altı ay içinde, her hâlde zararın meydana gelmesinden itibaren iki yıl içinde açılabilir.” hükmünü içermektedir.<br>Davacı vekili tarafından 04.07.2022 tarihinde Yahyalı Sulh Hukuk Mahkemesine verilen dilekçe incelendiğinde; fidanların  22.04.2022 tarihinde ekildiğini,  fidelerin %70'nin kuruduğundan bahisle tespit istediği, mahkemece 05.07.2022 günü olay mahallinde delil tespiti yapıldığı, bilirkişiler tarafından 16.10.2022 tarihli rapor düzenlendiği, Elma numunelerinde kök çürüklüğü etmelerini tespit edildiğini toprak numunelerinde ise kök boğaz çürüklüğü eğitmenlerine rastlanmadığını belirtildiği. Raporun 22.10.2022 tarihinde davacı vekiline tebliğ edildiği   davacı vekili tarafından 24.10.2022 tarihinde rapora itiraz edildiği görülmüştür.  Davacı 28.12.2023 tarihinde  (2022/155320) ara bulucuya baş vurmuş, rabuluculuk tarafından verilen yetkisizlik kararı üzerine 12.01.2023 tarihinde 2023/5526 Esas sayılı dosyada görüşlere başlanılmış   17.02.2023 tarihinde  ara buluculuk anlaşamama tutanağı düzenlenmiştir. Davacı tarafından 30.09.2024 tarihinde bedel artırım dilekçesi sunulduğu görülmüştür. Davacı tarafından davalıya  gönderilen Kayseri 8. Noterliğinin 25.10.2022 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi  incelendiğinde; Yahyalı Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/10 Esas 2022/9 Karar sayılı Dosyasında alınan bilirkişi raporu doğrultusunda satın alınan fideler de kök çürüklüğü hastalığı ve kök boğazı hastalığı tespit edildiğini öğrendiklerini  oluşan zararın 30 gün içinde gidermesini istediği görülmüştür.<br> Yahyalı Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/10 Esas sayılı değişik iş dosyasında aldırılan rapor 23.10.2022 tarihinde davacıya tebliğ edilmiş olunup davacının zararı öğrendiği tarih 23.10.2022 tarihi olup  23.4.2023 tarihinde dolmakta olup davacının 28.12.2022-17.02.2023 tarihleri arasında ara bulucuya baş vurduğu 7155 sayılı Kanun ve 6325 sayılı Kanun’un 18/A maddesinin 15. Bendi uyarınca dikkate alındığında  dava açma   için ön görülen hak düşürücü süre ve zaman aşımı sürelerini  51 uzadığı   dava açma ve ıslahın süresinde olduğu   anlaşılmaktadır.Davacı ayıp hükümlerine dayanmış olup  Yahyalı Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/10 Esas sayılı değişik iş dosyasında aldırılan rapor 23.10.2022 tarihinde davacıya tebliğ edilmiş olunup davacının zararı öğrendiği tarih 23.10.2022 tarihidir. Davacının  ayıp ihbarını davalıya Kayseri 8. Noterliği'nin 25/10/2022 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile bildirmiş olup, ayıp ihbarını süresi içerisinde yerine getirmiş olduğu anlaşılmıştır.<br>Uyuşmazlığın çözülmesi açısından 4721 sayılı TMK, 6100 sayılı HMK ve  6098 sayılı TBK'nun ilgili maddelerine değinmekte  fayda vardır.<br> Kural olarak herkes hakkını dayandırdığı olayları ispat etmek zorundadır. (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 6; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 109/1).<br>Haksız fiilden dolayı  uğranılan  zararı ve zarar verenin kusurunun  ispatını yasa koyucu  6098 sayılı TBK 50. Maddesinde   zarar görene yüklemiştir.<br>6098 sayılı TBK 50. Maddesinde bu husus;  Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.<br>Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak Belirler.\"şeklinde düzenlenmiştir.<br> Ancak sözleşmeden doğan sorumlulukta 6098 sayılı  TBK 112. Maddesinde Borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi halinde borçlunun, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlü olacağı  düzenlenmiş olup, kanun koyucu borçlu aleyhine bir karine koymuş ve kusur yönünden ispat yükünü ters çevirmiştir.<br>Bu noktada da şu husus göz ardı edilmemelidir: Kusur dışında kalan sözleşmenin ihlâli, zarar ve uygun illiyet bağı gibi unsurların varlığını ispat yükü yine alacaklıya düşmektedir. (Eren, s.1055).<br>6098 sayılı TBK 'nun 60. Maddesi;  Bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkim, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar verir. \"şeklindedir.<br>6098 sayılı TBK.nun 227. Maddesi incelendiğinde;<br>Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir.<br>1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.<br>2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.<br>3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.<br>4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.<br>Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.<br>Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.<br>Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir.\" <br>6098 sayılı TBK.nun 228. Madesi incelendiğinde: \"Alıcıya ayıplı olarak devredilmiş olan satılanın ayıptan, beklenmedik hâlden veya mücbir sebepten dolayı yok olması veya ağır biçimde zarara uğraması, alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanmasını engellemez. Bu durumda alıcı, satılandan elinde ne  kalmışsa onu geri vermekle yükümlüdür.<br>Satılan alıcıya yüklenebilen bir sebep yüzünden yok olmuşsa veya alıcı onu başkasına  devretmişse ya da biçimini değiştirmişse alıcı, ancak değerindeki eksiklik karşılığının satış  bedelinden indirilmesini isteyebilir.\"<br>6098 sayılı TBK.nun\" Dönmenin sonuçları\" başlıklı  229. Maddesi incelendiğinde:\" Satış sözleşmesinden dönen alıcı, satılanı, ondan elde ettiği yararları ile birlikte satıcıya geri vermekle yükümlüdür. Buna karşılık alıcı da, satıcıdan aşağıdaki  istemlerde bulunabilir:<br>1. Ödemiş olduğu satış bedelinin, faiziyle birlikte geri verilmesi.<br>2. Satılanın tamamen zaptında olduğu gibi, yargılama giderleri ile satılan için yapmış <br>olduğu giderlerin ödenmesi.<br>3. Ayıplı maldan doğan doğrudan zararının giderilmesi.<br>Satıcı, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alıcının diğer zararlarını da gidermekle yükümlüdür.<br>\" <br>6100 sayılı HMK 'nun 141. Maddesinde; <br>Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler.<br>Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez.<br>(2) İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır. \"şeklinde hükümler ihtiva ettiği görülmüştür.<br>1-Açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında  satım akdi kurulduğu, başka bir deyişle  sözleşme ilişkisi bulunduğu uyuşmazlık konusu değildir.<br>Uyuşmazlık davalı tarafından davacıdan alınan ürünlerin türü (fidan veya  fidan anacı)  alınan bu ürünlerin ayıplı olup olmadığı, ayıp var ise  satım sözleşmesi önce üründe mevcut üretimden kaynaklı gizli  ayıp olup olmadığı yine ayıp nedeniyle davacının talep edebileceği zarar türü ve miktarı hususlarında toplandığı anlaşılmaktadır.<br> Davacı satılan elma fidelerinden kaynaklı bedel ve mahrum kalınan kazanç talep etmiş davacının bu talebinin 6098 sayılı TBK'nun  227. maddesinde belirtilen sözleşmeden dönme seçimlik hakkı olduğu ortadadır. <br>Davacının dosyaya sunduğu  imzası davalı tarafından inkar edilmeyen belge incelendiğinde;  davacının davalıya nakit ve çek suretiyle  364.000 TL ödeyeceğinin belirtildiği, davalının da mahkemeye sunduğu 08.01.2024 tarihli dilekçede anlaşılan bedelin 364.000 TL  olduğunu kabul ettiği görülmüştür. <br>Davacı  fidan bedellerini talep etmiş olup sözleşmeden döndüğüne göre  6098 sayılı TBK'nun \"Dönmenin sonuçları\" başlıklı  229. Maddesinde belirtilen şekilde  zarar kalemlerini  isteyebilecek olup mahkemece bu doğrultu da davalının ticari defterleri de incelenerek davacı tarafça davalıya fidanlar nedeniyle ödenen bedel somut şekilde belirlendikten sonra  aşağıda 2. Numaralı bentte belirtilen şekilde hesaplama yaptırılıp    oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür.  <br>2-Davacı dava dilekçesinde bir yıl fidan ekim süresi kaçırdığını buna karşılık  ön inceleme duruşmasından sonra sunduğu  27.10.2023 tarihli  dilekçesinde ise 2 sezon fidan dikimi kaçırdığını beyan ederek mahrum kalınan kazanç talep etmiştir.<br> Mahkemece ayıbın niteliği ve zarar hususunda  tekli Ziraat Mühendisi Bilirkişiden 15.12.2023 tarihli asıl ve  04.06.2024 tarihli ek rapor aldırılmış olunup her iki rapora taraflarca itiraz edildiği görülmüştür.<br>Bu durumda  mahkemece  davacının dava dilekçesindeki dönme ve 1 yıllık mahrum kalınan kazanç  talebi dikkate alınarak ve gerek duyuluyorsa mahallinde -tercihen- akademik kariyere sahip fidan ve tohumculuk  alanlarında uzman  Ziraat Mühendisi Bilirkişilerden oluşan heyet ile birlikte  keşif yapılmak suretiyle;   taraf itirazlarını karşılar şekilde,  davalı tarafından davacıdan satın alınan ürünlerin  somut şekilde belirlenerek  (fidan yada  fidan anaçları) ürünlerin sertifikaya sahip olup olmadıkları, sertifika var ise sertifikanın mavi sertifika olup olmadığı (mavi değil ise  rengi özellikleri)  davaya konu  fidan/fidan anaçlarına  ayıp mahiyetinde bir durumun olup olmadığı, ayıp var ise satım sözleşmesi öncesi  ürünlerde olup olmadığı, ayıbın üründen kaynaklı olup olmadığı, ayıbın gizli mahiyette olup olmadığı, ilk bakışta  olağan bir gözden geçirmeyle  tespit edilebilecek ayıplardan olup olmadığı, davalının dilekçesinde video ve görüntülerini sunduğunu iddia etiği  husular da; özellikle ayıbın   arazinin coğrafi yapısının fidan yetiştirmeye uyumlu olmamasından, arazide profesyonel şekilde dikim yapılmamasından dikim öncesi yabani ot ve ilaçlama çalışmalarının yapılmamasından  dikim öncesi arazinin toprak analizinin yapılmamasından uygulanan sulama şeklinin uygun olmamasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı davacı tarafından yapılan  dikim esnasında Orman ve Tarım Bakanlığı uzmanları tarafından nezaret edilip edilmediği, Mevzuatta bu yönde bir  uygulama olup olmadığı, ayıp  nedeniyle  ekilen fidanlardan zarar gören miktarın ( sayı veya oransal) olarak ne olduğu, bu  sayılar dikkate alınarak  davacının ayıplı ürünler için  ödediği bedelin ne olduğu, ayıplı ürünler nedeniyle arazide ekim yapılamayacak dönemin normal süresinin ne olacağı (Bir dönem, iki dönem..) ayıplı ürünler nedeniyle davacının 2022 yılında dikim yapmasının mümkün olup olmayacağı 2023 yılında dikim yapmamasını haklı gösterir sebeplerin bulunup bulunmadığı, 2023 yılında dikim yapabilmesi için ekstra maliyet oluşup oluşmayacağı   davacının  dava dilekçesinde belirtiği kaçırdığını beyan ettiği bir ekim dönemi  süresi ile 27.10.2023 tarihli dilekçede belirtiği iki ekim süresi  dikkate alınarak   mahrum kalacağı kazancın ne olacağı, hususlarında rapor aldırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür.<br>3-Tüm bu hususlar açıklığa kavuştuktan sonra oluşacak ispat durumuna göre; davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı gözetilerek gerektiğinde bu hakkı hatırlatılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesi usul ve  yasaya aykırı görülmüştür.<br>Açıklamalar ışığında davacı ve davalının ayrı ayrı istinaf taleplerinin kabulüne karar vermek gerekmiştir        <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı ve davalının istinaf başvurusunun ayrı ayrı KABULÜ ile; <br>2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 12/11/2024 tarih ve 2023/226 E - 2024/994 K sayılı kararın  KALDIRILMASINA, <br>3-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye  GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talepleri halinde kendilerine iadesine , <br>5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>6-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>7-H.M.K. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, H.M.K. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 13/02/2025  <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aff25fdcb5356210","SID":"5a9fdab495f75da5"}}