{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2025/56 <br>KARAR NO: 2025/355<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 30/09/2024<br>ESAS NO: 2023/877<br>KARAR NO: 2024/881<br>DAVA: Genel Kurul Kararının İptali (Anonim Şirket Genel Kurul Kararının İptali)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/01/2025<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 18/02/2025<br>Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/09/2024 tarih ve 2023/877 Esas -  2024/881 sayılı kararı davacılar vekili ile davalı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı, dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin ortağı olduğu davalı şirketin 06/09/2023 tarihli genel kurul toplantısında bir kısım kararlar aldığını, 06/09/2023 tarihli genel kurul kararlarının tamamının bir kısım sebeplerle iptalini ve ortadan kaldırılmasını talep ettiklerini, şöyle ki; davalı şirketin yönetim kurulunca 2022 yılı olağan genel kurul toplantısının ilk kez 12/07/2023 tarihinde, ikinci kez 08/08/2023 günü, üçüncü kez 06/09/2023 günü yapıldığını, toplantının üç kez yapılmasının yönetim kurulunun hukuksuz ve hesap vermez davranışları sebebiyle tekraren yapıldığını, hali hazırda 07/09/2023 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilen 06/09/2023 tarihli genel kurul kararları ile davalı şirketin yönetildiğini, davalı şirketçe üçüncü kez tekrar edilen 06/09/2023 tarihli genel kurul çağrısının müvekkillerine kanunun aradığı şartlarda yapılmadığını, herhangi bir tebligat veya taahhütlü posta ile bildirilmediğini, müvekkillerinin bir kısmının toplantıdan haricen haberdar olduğunu ve toplantıya katıldıklarını, toplantıda birçok konuda itirazlarını ileri sürerek muhalefet şerhi düşülmüşse de haksız ve hukuksuz genel kurul kararlan yürürlüğe konulduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 437/1. maddesinin amir hükmü uyarınca, genel kurul toplantıya çağrıldıktan sonra toplantıdan en az 15 gün önce şirket merkezinde hazır bulundurulması gereken evrakların müvekkilinin şirket merkezinde yönetim kurulu başkanına müracaatında ibraz edilemediğini, keyfiyet örneğinin tutanakla imza altına alındığını, müvekkillerinin ortağı olduğu şirketin genel kurulunda yönetim kurulu başkanlığına tüm itiraz ve muhalefete rağmen aynı şahsın seçildiğini, şirketin finansal durumunun, kar etmişse de net dönem karının anlaşılmadan şirket yönetim kuruluna huzur hakkı ödenmesine karar verildiğini, şirketin kar ve zarar durumu genel kurulda ortaya konulmadan yönetim kuruluna huzur hakkı ödenmesine karar verilmesinin de usul ve yasaya aykırı olup bu sebeplerle de genel kurul kararlarının iptali gerektiğini belirterek, hukuka ve kanuna aykırı şekilde 06/09/2023 tarihinde yapılan genel kurulda alınan tüm kararların yürütmesinin durdurulması için öncelikle mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, 06/09/2023 tarihli olağan genel kurulda alınan tüm kararların yürütmesinin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, neticeten 06/09/2023 tarihli genel kurul kararlarının iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; daha önce uzun süre yönetim kurulunu oluşturan davacıların işbu davasının haksız olduğunu, davacıların peşinen muhalefette bulunduklarını ancak genel kurul tutanağının son sayfasında muhalif kaldıklarına dair şerh verip imzalamadıklarını, bu nedenle davanın usulden reddinin gerektiğini, davacıların genel kurulda genel kurul davetinin kendilerine gelmediğini, gelir tablosu ve bilanço gibi belgeleri inceleyemediklerine ilişkin itirazlarının olmadığını, 06/09/2023 tarihli genel kurulun Ticaret Sicil Gazetesi'nde 18 Ağustos 2023 tarihinde gündem maddeleri ile birlikte ilan edildiğini ve ayrıca şirketin her bir hissedarına genel kurul tarihi ve gündeminin iadeli taahhütlü postayla gönderdiğini ve davacılara tebliğ edildiğini, davacıların topluca tüm genel kurul kararlarının iptalini istemelerinin mümkün olmadığını, davacıların genel kurulda gelir tablosu ve bilanço gibi belgeleri inceleyemediklerine ilişkin bir itirazlarının olmadığını, genel kurulda aleyhte oy kullanan ... ve ... ile genel kurula katılmayan ...'nın hisse oranı etki kuralı gereği oylamaları değiştirecek miktarda olmadığını belirterek davacıların genel kurulda alınan tüm kararların yürütmesinin durdurulması için ihtiyati tedbir talebinin ölçüsüz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu da göz önünde bulundurularak, reddi gerektiğini belirterek açılan davanın reddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; \"...Yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; <br>Somut olay tüm bu açıklamalar kapsamında ele alındığında, davacı ... ve ...'nın davasının kısmen kabulü ile davalı şirketin 06/09/2023 tarihinde yapılan 2022 yılı genel kurul toplantısında gündemin 5, 7 ve 8 numaralı maddelerinde alınan kararların iptaline, bu davacıların fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, davacı ...'nın davasının reddine, karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiş...\" Davacı ... ve ...'nın davasının KISMEN KABULÜ ile davalı şirketin 06/09/2023 tarihinde yapılan 2022 yılı genel kurul toplantısında gündemin 5, 7 ve 8 numaralı maddelerinde alınan kararların İPTALİNE, bu davacıların fazlaya ilişkin istemlerinin REDDİNE, Davacı ...'nın davasının REDDİNE karar verilmiştir. <br>İşbu kararı davacılar vekili ile davalı vekili süresinde istinaf etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacılar vekili istinaf başvuru ve istinafa cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu edilen genel kurulun usule, yasaya ve ana sözleşmeye aykırı şekilde ilan edilip yapıldığını, Genel kurul ilanı ve çağrısının usule uygun olarak gerçekleştirilmediğini, dvalı şirketçe her ne kadar bir kısım posta alındıları sunulmuşsa da bu alındıların müvekkillerine genel kurul taplantı çağrısının yapıldığını göstermediğini, şirket idare kurulunca müvekkillerine gönderilen çağrı kağıdının içeriğinin ispat edilmediğini, bununla birlikte bu çağrının internet sitesinde de yapılması gerekirken bunun hiç yapılmadığını, davalı şirketin yönetim kurulu başına buyruk şekilde şirketi yönettiğni, müvekkilinin genel kuruldan önce şirket idare merkezine müracaatında hesapları ve bilançoyu ibraz edemediğini, Yasa gereğince tutulması ve ortaklara genel kuruldan önce ibraz edilmesi gereken belgeler üzerinde inceleme imkanı verilmediğini, müvekkilince bu hususun tutanak altına alındığını ve dava dilekçesi ekinde sunulduğunu, aksi iddia ve ispat olunamayan bu durum sebebiyle şirket genel kurulunun tamamen iptali gerekmekteyken mahkemece kısmen kabul -kismen red kararı verilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkillerinden ...'ün davası hakkında mahkemenin red gerekçesinin yerinde olmadığını, müvekkilinin hisse oranından bahisle katılımının sonuca etki etmeyeceği gerekçesiyle red kararı verilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, Genel kurulda söz verilerek konuşma yapma imkanı sağlanması gereken müvekkilinin davası hakkında red kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu genel kurulda müvekkillerinin tüm itirazlarına rağmen eski yönetim kurulu yeniden görevlendirildiğini, şirketin önceki genel kurullarında denetçi görevi üstlenen Şirket ortağının yeniden yönetime seçilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, Şirket Ortağı olan ... önceki genel kurullarda denetçi görevi üstlendiğini ve şirkete yeni bir denetçi görevlendirilmeden bu ortak yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, yani hem denetçi hem icracı konumunda bulunan yönetim kurulu üyesinin bu iki görevi birlikte üstlenmesinin usule ve yasaya aykırı olduğundan yönetim kurulu üyeliğine seçilmesinin mümkün olmadığını, davalı şirketin genel kurul ilanından sonra müvekkili ... tarafından şirket idare merkezinde bir kısım defterlerde inceleme yapılmak istendiğini ancak bu defterlerin incelemeye hazır edilmediğinin tutanak altına alındığını bu hususun müvekkilince toplantıda açıkça ileri sürüldüğünü ancak, şirket yönetim kurulunun hazırladığı ve gerçeği yansıtmayan bir metin ile açıklama yapılmaya çalışıldığını, bu hususun açıkça TTK ya aykırı olup, müvekkillerinin haklarının ihlal edildiğini, bu sebeplerle de kararın bozularak ortadan kaldırılması gerektiğini, davalı vekilinin istinaf taleplerinin gerek hukuki gerek fiili duruma uygun olmadığından reddini talep ettiğini belirterek; istinaf dilekçesinde arz ve izah edilen sebeplerle istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme kararının bozularak ortadan kaldırılmasına, neticeten müvekkilleri adına ikame edilen davanın tam kabulü ile 06.09.2023 tarihli genel kurul kararlarının tamamının iptaline, yarpılama giderlerinin davalıya tahmiline karar verilmesini  talep etmiştir. <br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacıların TTK 420. kapsamında bir erteleme talebi bulunmadığını, davacının genel kurul tutanağında TTK 420. madde kapsamında bir erteleme talebi olmadığını, 2022 yılına ilişkin 06/09/2023 tarihli genel kurul tutanağı incelendiğinde davacının TTK 420. kapsamında bir talebi olmadığının açıkça görüldüğünü, nitekim toplantı tutanağının ilk sayfasında \"Toplantının TTK m 4l14'te belirlenen usullere uygun yapıldığı ve toplantıya başlamadan önce yapılan incelemelerde genel kurul gündemi ve yeri için herhangi bir itirazın olmadığı tespit edilmiştir.\" ifadesi yer aldığını, yine 3. maddede yer aldığı üzere 2022 yılı faaliyet raporu okunmuş ve davacının bu hususta bir itirazı olmadığını, yine 4. maddede yer aldığı üzere bilanço ve gelir tablosu okunduğunu, davacının bu hususla ilgili bir itirazı olmadığını, bilanço ve gelir tablosu ile ilgili müzakereye ve oylamaya geçildiğini, davacının müzakere ve oylama yapılamayacağı yönünde bir itirazı olmadığı gibi davacının oylamaya katılarak red oyu kullandığını, yine 4. maddede yer aldığı üzere tüm bu oylamalardan ve müzakerelerden sonra davacı ...'nın bir ay sonra yeniden Genel Kurul yapılması teklifi verdiğini bu teklifin oy çokluğuyla reddildiğini, davacının bundan sonraki maddelerde de oylamalara katıldığını ve Oy kullandığını, Genel kurul tutanağından anlaşılacağı üzere davacı ...'nın TTK 420 kapsamında bir talebi bulunmadığını, B-5, 7 VE 8 maddelerin peşinen iptalinin mümkün olmadığını, mahkemece TTK 420. maddeye göre erteleme yapılmadığı kabulünden sonra doğrudan yönetim kurulunun ibrasının görüşüldüğü 5. maddenin, huzur hakkının görüşüldüğü 7. maddenin ve kar dağıtımının görüşüldüğü 8. Maddenin peşinen iptal edilesinin kanuna aykırı olduğunu, her bir. maddenin iptalinin koşullarının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirterek; istinaf dilekçesinde açıklanan ve resen gözetilecek nedenlerle; Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/877 Bsas, 2024/881 Karar sayılı kararında yer alan davanın kısmen kabulü ile 06/09/2023 tarihinde yapılan 2022 yıl genel kurul tolantısmın 5,7, ve 8 numaralı maddelerinde alınan kararların iptaline ilişkin kararın kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. <br> HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>Dava, 06.09.2023 tarihli genel kurulda alınan kararların iptali istemidir. <br>6100 sayılı HMK.nun 294.maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK.nun 297/2 maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK.nun 298/2 maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HMK.nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir.Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.<br> Somut olayda hükmün 1 nolu bendinde genel kurulda alınan 5,7 ve 8 nolu kararların iptaline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmişse de gerekçeli kararın gerekçe kısmında, 9. sayfada, genel kurulda alınan 4 nolu kararın iptalinin gerektiği belirtilmesi karşısında ve karara dayanak alınan Yargıtay kararları nazara alındığında hüküm ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratır şekilde  karar tesisi doğru görülmemiş, kararın HMK 355. md uyarınca kamu düzenine ilişkin usule aykırılık nedeniyle re'sen kaldırılması gerekmiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/5194 Esas 2021/5309 Karar) <br>        Yukarıda belirtilen gerekçelerle sonuç olarak HMK'nın 355. Maddesi uyarınca istinaf  eden davacılar vekili ve davalı vekilinin istinaf sebepleri  incelenmeksizin yukarıda belirtilen yönlerden  HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince istinafa konu edilen yerel mahkeme kararın kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacılar vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı KABULÜ ile; <br>2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen  30/09/2024 tarih ve 2023/877 Esas -  2024/881  sayılı nihai kararın  KALDIRILMASINA,<br>3-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye  GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Davacılar ile davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talepleri halinde davacılar ile davalıya iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>6-Davacılar ile davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>7-HMK'nın 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi.  30/01/2025\t<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5b27edbd2d779ae1","SID":"610f534d40f7b971"}}