{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1177 <br>KARAR NO: 2024/1933<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/11/2023<br>NUMARASI: 2023/359 Esas -  2023/710 Karar<br>DAVA: Şirketin İhyası<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/12/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacı tarafından ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine İstanbul 20. İş Mahkemesi'nde devam eden hizmet tespit davasında davalı şirketin 31/07/2013 tarihinde sicilden resen terkin edilmiş olduğu görüldüğü için İstanbul 20. İş Mahkemesi'nce şirkete karşı ihya davası açmaları için süre verildiğini beyan ederek ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin ihyasına karar verilerek ticaret siciline tescilinin yapılmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı yana bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün, Ticaret Siciline tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirdiğini ve sonuca bağladığını, yargı merci gibi hareket edemeyeceğini, yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararı verildiğini, aksi halde, tescil talebini gerekçe göstererek reddettiklerini, ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Geçici 7’nci maddesi ile 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 5’inci maddesi kapsamında; \"Şirketin sermayesinin yasal tutar altında kalması\" ve “5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İle Odalar ve Borsalar Kanunu’nun 10’uncu maddesine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle oda kaydının silinmiş olması” gerekçesiyle resen terkin kapsamına alındığını, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 31.07.2013 tarihinde belirtilen gerekçelere istinaden sicil kaydının resen terkin edildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun Geçici 7’nci maddesi uyarınca, resen terkin kapsamına alınan şirketlerin, bu durumun kendilerine tebliğinden itibaren iki ay içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldırarak buna ilişkin ispat edici belgeleri Ticaret Sicili Müdürlüğüne ibraz etmesi ya da şirketin faaliyetinin devamının mümkün olmaması halinde aynı süre içerisinde tasfiye memurunu bildirmesi gerektiğini, ayrıca şirketin davacı ya da davalı sıfatıyla sürmekte olan davasının bulunması halinde, buna ilişkin yazılı beyanı Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne vermesi gerektiğini, belirtilen süre içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldıran işlemlerin yerine getirildiğinin ispatlayıcı belgelerle birlikte bildirilmemesi ya da tasfiye memurunun bildirilmemesi halinde şirketin unvanının ticaret sicilinden silineceği, şirkete ait malvarlığının kaydın silinme tarihinden itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu ihtarında bulunulduğunu, fakat ihtara rağmen ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davalı ...'nün eksik bir işlemi bulunmadığını, re'sen terkin işlemi sırasında derdest bir dava veya icra takibi bulunmadığından; Sicil Müdürlüğü tarafından, derdest davası bulunan şirketlerin silinemeyeceğine ilişkin düzenlemeye aykırı bir işlem yapılmadığını, Yargıtay içtihadı da, re'sen terk sonrası açılan davaların, Geçici 7. madde hükümlerine aykırılık teşkil etmediği ve davalı Müdürlük aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine yüklenemeyeceği şeklinde olduğunu, davalının, davanın açılmasına sebep olmadığının, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını beyan ederek: davalı ... aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; \"Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Şirket tüzel kişiliğinin ticaret sicilinden terkin ile sona ereceği, tüzel kişiliğin sona ermesi için de tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerektiği,  şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişiliğin ticaret sicilinden silinse bile, şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulünün olanaksız olduğu, tüzel kişiliğinin ihyası için haklı nedenle dava açıldığı anlaşılmakla, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne karşı açılan davanın kabulü ile, ... sicilinde kayıtlı ... TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ'nin ihyasına karar vermek gerekmiştir. Davalı ... sicil müdürlüğünce TTK'nın geçici 7. maddesine göre resen terkin işlemi yapılırken, aynı maddenin 4. fıkrasında belirtildiği şekilde şirket yetkilisine usulüne uygun tebligat yapıldığı ispatlanamamıştır. Dolayısıyla terkin işleminin  yasaya aykırı şekilde yapıldığının kabulü gerekir. İhya davasının açılmasına davalı ... sicil müdürlüğü yasaya aykırı yaptığı resen terkin işlemi ile sebebiyet verdiğinden, yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasına,\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı Sicil Müdürlüğü istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı müdürlüğün dava konusu şirketi re'sen terkin etmesine ilişkin işlemlerinin hukuka uygun olduğuna mevzuat gereğince (ve Mevzuata uygun), dava konusu edilen şirketi sicilden terkin eden davalının davanın açılmasına sebep verdiğinden bahsedilemeyeceğini, mevzuat gereğice işlem yapan davalının yaptığı işleminin de hukuka uygun olduğunu ve mevzuatta, re’sen terkine ilişkin tüm prosedürü yerine getirdiğinin belirtilmesi gerektiğini, re’sen terkin kapsamına giren dava konusu şirkete ve şirket yetkilisine de,  mevzuat gereğince ve buna uygun bildirimler (ihtar) gönderilmiş ve fakat şirket yetkilisine ve şirketin sicil kayıtlarımızdaki adreslerine gönderilen ihtar yazıları, adreste tanınmadığı gerekçesi ile iade edilmiş olup yani Mevzuat gereğince yapılması gereken tebligatlar eksiksiz  yapıldığını, davalının tesis ettiği işlemin hukuka uygun olduğu ve mevzuatta, re’sen terkine ilişkin tüm prosedürü yerine getirdiğinin belirtilmesi gerektiğini gerçekten de; dava konusu olayda, davalının re’sen terkine ilişkin işlemlerinde hiçbir eksiklik olmadığından ve dava konusu re’sen terkin işlemi, re’sen terkin işlemlerine ilişkin TTK Geçici m. 7 ve buna ilişkin ikincil mevzuata uygun bulunduğundan; kanun gereği işlem tesis etmesi zorunlu olan müvekkil aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi hukuka ve hakkaniyete aykırı olup bu noktada; dava konusu şirketin, kaydının açılmasının, davalıya bildirimi dahi yapılmayan bir iş davasına ilişkin olması üzerinde de durulması gerektiğini, zira re’sen terk kapsamına alınması zorunlu bulunan şirketin, şirkete gönderilen ihtar ve yine, yukarıda açıklanan ihtara rağmen, dava konusu iş davası ile ilgili hiçbir sorumluluğunu yerine getirmediği, davayı açan davacının da, yine davalıya, bu konuya dair herhangi bir bildirimi olmadığı dikkate alınmadığını, dava konusu şirketin sicil dosyasında yapılan incelemede devam eden davası bulunduğuna ilişkin herhangi bir bildirim yapılmadığını, esasen davacı yanca re'sen terkin işleminin mevzuata aykırı olduğuna ilişkin herhangi bir iddianın olmadığını, mahkemece, re'sen terkin işleminin denetlenmesinin usulen ve Yargıtay içtihatlarına göre mümkün olmadığını, dava konusu şirketin ticaret sicilinden re'sen terkin edildiği tarihte derdest bir davası bulunsa dahi bu hususun, başlı başına müvekkil müdürlüğün kusurlu olduğu ve davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden bahisle aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini, TTK geçici m. 7/2'ye aykırı bir durumun da bulunmamasına ve sicil kayıtlarına bu hususta intikal eden bildirimin bulunmamasına rağmen davalı aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi hukuka aykırı olduğunu beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, TTK'nın geçici 7. maddesine göre terkin edilen şirketin derdest dava dosyası nedeniyle tüzel kişiliğinin   ihyası istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş,karara karşı davalı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur. TTK'nın geçici 7. Maddesi uyarınca , 01.07.2015 tarihine kadar sayılan halleri tespit edilen ya da bildirilen şirketlerin tasfiyeleri, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır. TTK'nın geçici 7. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde ticaret sicil memurluğu tarafından şirketin sicil kaydı terkin edilir. Terkin edilmeden önce, TTK'nın geçici 7/4-a maddesi uyarınca, kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. TTK'nın geçici 7/2. maddesine göre, davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmaz. TTK'nın geçici 7. maddesine uyarınca  yapılan terkin işlemine  karşı açılan davalarda husumetin yasal hasımolmayan sicil müdürlüğü yöneltilmesi yeterli olup, ayrıca tasfiye memuruna yöneltilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. 23/5/2024 tarih ve 7511 sayılı kanunun 16. maddesi ile TTK'nın geçici 7/15. maddesine \"....Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamaz\" düzenlemesi eklenmiştir. Somut olayda davalı ... Sicil Müdürlüğü tarafından davaya konu  şirketin 30/12/2012 gün ve 28513 sayılı resmi gazetede yayınlanan \" Münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin\"  Tebliğ uyarınca  31/07/2013 tarihinde münfesih olmaları nedeniyle TTK geçici 7. Madde kapsamında Ticaret Sicil Gazetesinde gerekli ilan yapılarak süresi içerisinde bir başvuru yapılmadığından sicil kaydı resen terkin edilmiştir. Davacı tarafından sicilden resen  terkin edilen şirket aleyhine açılan İstanbul 20. İş Mahkemesi'nin 2022/1606 Esas sayılı hizmet tespiti dava dosyasının bulunduğu  görülmüştür.Davalı ... sicil Müdürlüğü tarafından dosyaya  sunulan  ;yasanın amir hükmu uyarınca terkin edilen şirketin kayıtlı son adresine  ve şirketi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere yapılan ihtarın tebliğine ilişkin herhangi bir mazbata/belge sunulmadığı gibi sicil dosyasında da rastlanılmamıştır. Buna göre yasa hükmünde öngörülen ihtar koşulunun yerine getirildiği hususu,  davalı tarafça ispat edilememiştir.Davacının devam eden dava dosyası nedeniyle  şirketin ihyasını istemekte haklı ve hukuki yararı mevcut olup, terkin edilen şirket yönünden ihya koşulları oluştuğunun kabulü gerekmiştir.Davada İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. madde çerçevesinde yapılan terkin işleminin madde de öngörülen usule uygun olmadığı, davalı tarafından davaya karşı konularak müdürlük işleminin yerinde olduğundan bahisle davanın reddinin istendiği de nazara alındığında; somut olayda HMK'nın 312/2. maddesinin uygulanma koşullarının bulunmayıp, HMK'nın 326. maddesi uyarınca davalı sicil müdürlüğü yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olacaktır. (Y.11 H.D 31/05/2021tarih ve E: 2021/3311-K: 2021/4580) Bu durumda mahkemece davanın kabulü ile davaya konu  şirketin  ihyası ile ticaret sicil müdürlüğüne tesciline karar verilmesinde ve davalının  HMK 326 maddesi uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu bulunmamasına göre  yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamasında bir isabetsizlik bulanmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davalı ... sicil müdürlüğünün istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekilinin istinaf başvurusunun  istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı ... Sicil Müdürlüğü tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı ... Sicil Müdürlüğü tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.27/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"db10581e073f9be9","SID":"8f512f68ea5ac0b8"}}