{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1157 Esas<br>KARAR NO: 2025/295 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/05/2023<br>NUMARASI: 2022/904 E. -  2023/348 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 26/02/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde;  İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından tebliğe çıkarılan ödeme emrinin, bilâ tarihinde müvekkillerine tebliğ edildiğini, ancak müvekkilleri ile davalı taraf arasında yapılan şifahi görüşmeler neticesinde müvekkillerinin borcunu ödediğini söylediğini ve bu nedenle de İcra Mahkemesi'ne başvurarak takibe itiraz etmediğini, İcra Müdürlüğünün dosyasında alacaklı gözüken ... tarafından 18.03.2015 tanzim, 22.11.2016 vadeli 40.000.00 TL bedelli bonodan kaynaklı icra takibi yapıldığını, ancak müvekkillerinin işbu bonoya istinaden alacaklının banka hesabına 24.11.2016 tarihinde 30.000,00 TL, 07.12.2016 tarihinde ise 8.000,00 TL ödeme yaptığını, bono bedelinin banka kanalı ile ödendiğini, ödeme emrinde alacak miktarının 41.032,88 TL olarak belirtildiğini, öncelikle, icra takibinden önce yapılan ödemelerin dikkate alınarak icra takibinin takipten önce ödenen 38.0000,00 TL ve ferileri yönünden ihtiyati tedbir kararı verilerek takibin durdurulmasını, dava sonunda ödeme nedeni ile bu kısım ve ferileri yönünden takibin iptaline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karsı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı borçluların söz konusu borçlarını tediye etmeyerek temerrüde düştüklerini, akabinde davacı/borçluların mal kaçırma ve adres değiştirme işlemine giriştiklerini, teminat karşılığında, borçlunun, borca yeter miktarda menkul, gayrimenkulleri ile 3. şahıslardaki hak ve alacaklarının haczi, menkullerinin muhafazası için ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu,  İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesince 10.01.2017 tarihli 2017/29 D.İş Esas, 2017/29 karar sayısıyla vadesi gelmiş bonolar için ihtiyati haciz kararı alındığını,  İİK m.257 ve müteakip maddeleri gereğince; vadesi gelmiş ve tediye edilmeyerek temerrüde düşmüş olması ve borçlunun mal kaçırma ve adres değiştirme gayesi olması nedeniyle, rehin ile de temin edilmemiş olan alacaklarının güvence altına alınabilmesi için borçluların menkul, gayrimenkul, üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarını ihtiyaten haczine karar verilmesinin akabinde İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ilgili icra takibinin konusunu 18.03.2015 düzenleme tarihli, 22.11.2016 vade tarihli 40.000,00 TL bedelli bono oluşturduğunu, iş bu icra dosyasına binaen borçlu şahıslara ödeme emrinin tebliğ edildiğini, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içerisinde ilgili icra dosyasına herhangi bir itiraz yapılmamasının akabinde İİK m.62 madde uyarınca borcun kesinleştiğini, borçlu şahıs iş bu bonoya istinaden banka hesabına 24.11.2016 tarihinde 30.000,00 TL, 07.12.2016 tarihinde ise 8.000,00 TL ödeme yaptığını iddia etmiş ve buna ilişkin dava dilekçesinde banka havale dekontları sunduğunu, ilgili bononun vade tarihine bakıldığında 18.03.2015 düzenleme tarihli 40.000,00 TL bedelli ve vade tarihinin 22.11.2016 olduğunun görüldüğünü, mahkemeye sunulan dekontların tarihleri incelendiğinde ise yapılan havale işleminin bononun vade tarihinden sonra olup, içeriklerinde “bono karşılığı” veya herhangi bir açıklama bulunmadığının görüldüğünü, davacı vekili bu ödemenin takip konusu olan bono bedeline mahsuben yapıldığını savunduğunu,  oysaki alacaklının bu ödemenin takip konusu senede ilişkin olarak yapıldığı yönünde kabul beyanı bulunmadığını, müvekkili ve davacı borçlu arasında eskiden kalma bir ticari ilişki bulunduğunu, bu ticari ilişkiyi taraflar ortaklık sıfatıyla yürüttüğünü, ortaklığın sona ermesinin akabinde davaya konu bono ve ayrıca başka icra takiplerine konu olan bonolar düzenlenip taraflarca imzalandığını, ancak davacı tarafından taahhüt yerine getirilmediğini,  vadesi gelen bonoların tahsil edilemediğini, müvekkili ve davacı/borçlunun ticari ilişkilerine binaen aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı bir çok para akışı olduğunu, ancak icra takibi konusu olan bonoya ilişkin olarak davacı borçlu herhangi bir ödeme de bulunmadığı gibi ayrıca kötü niyetli bir şekilde alacaklı müvekkillerinin ticari hayatına zarar verme kastıyla oyaladıklarını,  sürüncemede bıraktıklarını,  18.03.2015 tanzim, 22.12.2016 tanzim ve 40.000,00 TL bedeli banka kanalı ile ödediğini iddia etmekte olmasına rağmen bononun elinde olmaması izah edilen beyanla çelişkili olduğunu, bononun, borçlusunun elinde olması bono bedelinin ödendiğine karine teşkil ettiğini,  Ptt havalesi ve banka makbuzları Borçlar Kanunu’nun 103.maddesinde belirtilen makbuz ve belgelerden olmadığını, Banka, alacaklı olmadığı gibi alacaklının temsilcisi de olmadığını, bu itibarla tevdi yerine veya bir banka hesabına yatırılan ödemeler karşılığında alınan bir belge ödemenin gerçekleştiğini gösterir bir delil sayılırsa da bu belge alacaklının iradesi yerine geçerek Borçlar Kanununun 103.maddesi açısından borçlu yararına hukuki sonuçlar doğuramayacağını, alacaklının tevdii yerinden veya bankadan parayı alırken ihtirazi kayıt dermayan etmemiş bulunması halinde dahi sonucun değişmeyeceğini, borçlunun davasının reddi ile % 20’den aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>MAHKEMENİN İLK KARARI:  İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 15/02/2019 tarih, 2017/241 E. - 2019/114 K. sayılı kararıyla; toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre; \"...Davacıların, dava konusu bonodan kaynaklanan borçları ödediklerini yazılı belgeyle ispatlamaları gerektiği, Banka makbuzlarında (havale, eft gibi) bir açıklama bulunmaması durumunda; bu makbuzların bir borçlandırma belgesi değil ödeme aracı olarak esas alınması gerektiği, dolasıyla davacıların sunmuş oldukları banka makbuzlarının, dava konusu senet nedeniyle yapılan birer ödeme olduklarının kabul edilebilmesi için bu makbuzlarda açıkça bu yönde bir açıklamanın bulunması ya da makbuzların miktarlarının toplamının dava konusu senedin miktarıyla ve vadesiyle örtüşmesi gerektiği,sunulan makbuzların hiçbir açıklama içermediği, makbuzların toplan tutarı ile bononun tutarının örtüşmediği hususları dikkate alındığında; yapılan bu ödemenin dava konusu senet nedeniyle yapıldığının kabulüne olanak bulunmadığı ve davacı tarafça davanın ispatlanamadığı...\" gerekçeleriyle  davanın reddine, davacıların kötüniyeti ve ağır kusuru tespit edilemediğinden ve şartları oluşmadığından davalının tazminat talebinin reddine  karar vermiş, taraflarca bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>KALDIRMA KARARI: Dairemizin 09.12.2022 tarihli 2022/615E.- 2022/2093 K.sayılı ilamıyla; \"...Somut olayda takip ve dava konusu bonoların tanzim tarihlerinin 18/03/2015, vade tarihlerinin ise 22/09/2016 ve 22/12/2016 olduğu, davacının ödemelerinde ise herhangi bir açıklama bulunmamakla birlikte ödeme tarihlerinin 24/11/2016 ve 07/12/2016 olup, bu tarihler gerek her iki bononun  tanzim tarihinden sonra gerekse takibe konu edilen 22/09/2016  vadeli bononun vadesinden sonradır. Bu tarihler dikkate alındığında; davalı taraf yapılan ödemeyi kabul etmekle birlikte bunun başka bir alacağına ilişkin olduğunu savunduğundan ispat külfeti davalı tarafa geçer. Mahkemece ispat külfetinin tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.Mahkemece yapılacak iş davalıya ileri sürdüğü ticari ilişki kapsamında alacaklı olduğuna dair delilleri ibraz için imkan tanınarak ve sunulacak olan bu deliller doğrultusunda yargılamaya devam edilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar vermekten ibarettir.Açıklanan bu hususlar gözetildiğinde davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü gerekmiştir.Davalı vekilinin istinaf talebi ise, lehlerine kötü niyet tazminatı hükmedilmesine ilişkin olup, bu aşamada davacı vekilinin istinaf talebi kabul edildiğinden yargılamaya devam edileceğinden incelenmesine gerek görülmemiştir.Yukarıda yapılan açıklamalar gözetildiğinde davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü, davalı vekilinin istinaf talebinin ise şimdilik incelenmesine yer olmadığına\"  karar verilmiştir. <br>KALDIRMA SONRASI MAHKEME KARARI: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 02/05/2023 tarih, 2022/904 E. - 2023/348 K. sayılı kararıyla; \"...Bu doğrultuda BAM kaldırma ilamı ve dosya kapsamında yer alan tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, eldeki davada, takip ve dava konusu bonoların tanzim tarihlerinin 18/03/2015, vade tarihlerinin ise 22/09/2016 ve 22/12/2016 olduğu, davacı tarafından yapılan ödemelerde herhangi bir açıklama bulunmamakla birlikte ödeme tarihlerinin 24/11/2016 ve 07/12/2016 olduğu, kural olarak vadeden sonra yapılan ödemenin mevcut borcun ifası amacıyla yapıldığının kabulünün gerektiği, ayrıca davalı tarafın yapılan ödemeyi kabul ederek bunun başka bir alacağına ilişkin olduğunu savunduğu, ancak bu savunma ile ispat yükü üzerine geçmiş olan davalı tarafça, usulüne uygun şekilde yapılan ihtarata rağmen bu hususta herhangi bir delil sunulmadığı anlaşıldığından davacıların menfi tespit istemlerinin yerinde olduğu kanaatine varılarak davanın kabulü ile davacıların İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası kapsamında davalıya 38.000,00 TL miktarında borçlu olmadığının tespitine...\" karar verildiği görülmüştür.<br>İSTİNAF BAŞVURUSU: Davalı  vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesindeki savunmalarını tekrarla; sunulan ödeme dekontlarında hiçbir açıklama bulunmadığını,Davacıların banka dekontları ile yaptıkları ödemeleri davaya konu ve takibe koyulan bonolara karşılık ödediklerini ispat etmeleri gerekirken, ispat yükünün müvekkiline yüklenmesinin yerleşik Yargıtay kararlarına ve kanuna aykırı olduğunu,Müvekkili ile davacılar arasında ortaklık ilişkisi de dahil, pek çok borç ilişkisi bulunduğunu,Davacıların davaya konu bono bedellerini ödediklerini bono ile ispat etmeleri gerektiğini,Tanık ve yemin deliline dayanamayacaklarını belirterek, izah edilen ve mahkemece resen gözetilecek sair hususlar da göz önünde bulundurularak İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 02/05/2023 tarihli, 2022/904 Esas, 2023/348 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama giderlerinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER: İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası incelendiğinde; alacaklının ..., borçluların ... ve ... oldukları, 40.000,00 TL asıl alacak, 632,88 TL işlemiş faiz ile 400,00 TL ihtiyati haciz tutarı olmak üzere toplam 41.032,88 TL alacak için 16/01/2017 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığı, takibin dayanağının 18/03/2015 düzenleme, 22/11/2016 vade tarihli, 40.000,00 TL bedelli bono olduğu, takibin kesinleştiği tespit edilmiştir. Takibe konu bono örneği incelendiğinde; 18/03/2016 düzenleme,  22/11/2016 ödeme tarihli, 40.000,00 TL bedelli, borçlusu ..., avalisti ..., lehtarı ... olan bono olduğu tespit edilmiştir. İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas saylı takip dosyası incelendiğinde; dava dışı ... tarafından davacılar aleyhine bonoya dayalı toplam 79.143,01-TL nin tahsili için kambiyo senetlerine özgü yolla icra takibi başlatıldığı, takip konusu bonoların tanzim tarihlerinin 18/03/2015 tarihli vadelerinin ise 22/09/2016 ve 22/12/2016 tarihli olduğu, her birinin 40.000,00'er-TL bedelli olup, keşidecilerinin davacılar lehtarının ise dava dışı ... olduğu görülmüştür. İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas saylı takip dosyası incelendiğinde; dava dışı ... tarafından davacılar aleyhine bonoya dayalı toplam 41.448,25-TL nin tahsili için icra takibi başlatıldığı görülmüştür. Dava dilekçesine ekli dekontların incelenmesinde; davacı ... tarafından davalı hesabına 24/11/2016 tarihinde 30.000,00-TL, 07/12/2016 tarihinde 8.000,00-TL EFT yoluyla ödeme yapıldığı, ödemelerde herhangi bir açıklama bulunmadığı görülmüştür. İlk derece mahkemesince alınan 21/09/2018 tarihli bilirkişi raporunda; Davacıların, dava konusu bonodan kaynaklanan borçları ödediklerini yazılı belgeyle ispatlamaları gerektiği, banka makbuzlarında (havale, EFT gibi) bir açıklama bulunmaması durumunda; bu makbuzların bir borçlandırma belgesi değil ödeme aracı olarak esas alınması gerektiği, dolasıyla davacıların sunmuş oldukları banka makbuzlarının, dava konusu senet nedeniyle yapılan birer ödeme olduklarının kabul edilebilmesi için bu makbuzlarda açıkça bu yönde bir açıklamanın bulunması ya da makbuzların miktarlarının toplamının dava konusu senedin miktarıyla ve vadesiyle örtüşmesi gerektiği, sunulan makbuzlarını hiçbir açıklama içermediği, makbuzların topları tutarı ile bononun tutarının örtüşmediği hususları dikkate alındığında; yapılan bu ödemenin dava konusu senet nedeniyle yapıldığının kabulüne olanak bulunmadığı, davalı açısından icra inkar tazminatı şartlarının da gerçekleştiği\" yolunda görüş bildirdiği görülmüştür. İlk derece mahkemesince alınan 23/12/2018 tarihli bilirkişi ek raporunda; kök rapordaki görüşlerde bir değişiklik olmadığının görüldüğü bildirilmiştir. <br>G E R E K Ç E: Dava, icra takibinden sonra açılan borçlu olmadığının tespiti davasıdır. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya üzerinde resen yapılan incelemede; davacıların davaya konu ettikleri icra takibinin İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibi ve bu takibe konu olan 18/03/2015 düzenleme,  22/11/2016 ödeme tarihli, 40.000,00 TL bedelli, borçlusu ..., avalisti ..., lehtarı ... olan bono olduğu halde, Mahkeme kararının gerekçesinde davaya konu edilmeyen ve alacaklısı davalı olmayan İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine dayanak olan tanzim tarihleri 18/03/2015, vade tarihleri ise 22/09/2016 ve 22/12/2016 olan, her biri 40.000,00'er-TL bedelli bonoların yazıldığı, bu durumun kısa kararla çelişki oluşturduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Her ne kadar davalı vekili davacı ile aralarında başkaca borç ilişkileri olduğunu savunmuşsa da, Mahkemece kendisine verilen kesin süreye rağmen bu konuda somut bir delil sunmadığı tespit edilmiştir. Davaya ve icra takibine konu edilen bononun tanzim tarihinin 18/03/2015, vade tarihinin ise 22/11/2016 olduğu, davacı tarafından yapılan ödemelerde herhangi bir açıklama bulunmamakla birlikte ödeme tarihlerinin 24/11/2016 ve 07/12/2016 olduğu, kural olarak vadeden sonra yapılan ödemenin mevcut borcun ifası amacıyla yapıldığının kabulünün gerektiği, ayrıca davalı tarafın yapılan ödemeyi kabul ederek bunun başka bir alacağına ilişkin olduğunu savunduğu, ancak bu savunma ile ispat yükü üzerine geçmiş olan davalı tarafça, usulüne uygun şekilde yapılan ihtarata rağmen bu hususta herhangi bir delil sunulmadığı anlaşıldığından, davacıların menfi tespit istemlerinin yerinde olduğu kanaatine varılarak, davalı vekilinin diğer istinaf taleplerinin reddine, resen yapılan inceleme soncunda davalının istinaf talebinin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, karar sonuç olarak doğru olduğundan, kazanılmış haklar korunarak ve gerekçesi düzeltilerek, davanın kabulü ile davacıların İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası kapsamında davalıya 38.000,00 TL miktarında borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK.'nın 355, 353/1-b-2 maddeleri gereğince  İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 02/05/2023 tarihli 2022/904 E. -  2023/348 K.  sayılı  kararının KALDIRILMASINA, Davanın KABULÜNE, Davacıların İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası kapsamında davalıya 38.000,00 TL miktarında borçlu olmadığının tespitine, 3-İlk derece yargılaması yönünden; -Karar tarihine göre alınması gereken 2.595,78 TL harçtan peşin alınan 648,95  TL harcın mahsubu ile bakiye ‭ 1.946,83  TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine, -Davacı  kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri gereğince hesaplanan   9.200,00   TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, -Davacı tarafından yapılan 31,40 TL başvuru harcı, 4,60-TL vekalet harcı,  1.400,00 TL bilirkişi ücreti,  648,95 TL peşin harç,  436,90 TL tebligat posta gideri olmak üzere toplam  2.521,85 TL yargılama giderinin  davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-İstinaf yargılaması yönünden; -Davalı vekilinin istinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talep halinde iadesine, -İstinaf yargılaması sırasında davalı tarafından yapılan 738,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 100,00 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 838,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, -İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 26/02/2025 tarihinde  oy birliği ile kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a0d35583a05dc155","SID":"7e241c01a4f6e1fb"}}