{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/1885 Esas<br>KARAR NO: 2025/329<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2024/117 Esas, 04/10/2024 Tarihli ara karar<br>DAVANIN KONUSU: Markaya Tecavüzün Mevcut Olmadığının Tespiti ve Markanın Hükümsüzlüğü istemli<br>KARAR TARİHİ: 27/02/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili şirket adına keşide ettirilen Beşiktaş ... Noterliğinin 04.06.2024 T. ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile müvekkili şirketin davalının marka hakkına tecavüz ettiğini iddia edildiğini,  iddianın soyut olduğunu, müvekkili şirketin, davalının marka hakkına tecavüz etmediğinin tespitini talep ettiklerini, davalı adına tescilli ... başvuru numaralı ve “...” ibareli markası ile müvekkili şirketin “...” ibareli vücut spreyi ürünün satışını gerçekleştirmekle tecavüz teşkil ettiğini iddia edildiğini, davacı markası ve müvekkili şirkete ait kullanımlar karşılaştırıldığında, taraflara ait marka ve kullanımlar arasında belirgin farklıklar olduğu ve tecavüz oluşmayacağının sabit olduğunu, Davacının markası incelendiğinde markanın, 3. sınıfta tescil edildiğini, müvekkili şirkete ait kullanım ve ürün incelendiğinde ise, 5. sınıfta yer alan hizmetler için kullanıldığını, Müvekkiline ait https://www...com adlı web sitesi incelendiğinde bu hususun tespit edileceğini, tarafların sektörleri ve faaliyet alanları incelendiğinde iki tarafın birbirinden bağımsız ve birbiri ile bağlantısı da olmayan sektörlerde faaliyet gösterdikleri ve iştigal alanlarının birbirinden farklı olduğunu, davacının, ihtarnamesinde kötü niyetli olduğu konusunda kanaat oluştuğunu, davalının, öncelikli olarak marka tescil talebinde bulunmak istediği ve markayı tescil ettirdikten sonra bu ihtarnameyi gönderdiğini, davalı tarafından gönderilen ihtarnamenin 2. maddesinde, “... markası, Müvekkil Şirket'in vücut spreyi de, kişisel kullanım amaçlı koku verici kozmetik ürün vasfına haciz olarak 3. Sınıfta tescil edilmiş olup işbu marka ile satış hacmi yüksek ve tanınmış bir üründür” şeklinde açıklamada bulunduğunu ancak, davacı kendi markasının her ne kadar “...” olduğunu iddia etse de davalı markasının “...” olduğunu, taraflara ait marka ve kullanımlarda ortak bir unsurun yer almadığını, “...” ibaresinin ortak unsur olduğu kabul edilse dahi, taraflara ait marka ve kullanımların çok farklı olduğunu, müvekkiline ait kullanımda “...” olarak ön plana çıktığını, taraflara ait marka ve kullanımların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, “...” ibaresi İngilizce bir kelime olup, “...”, “...” olarak tanımlandığını, davalının, genel bir ibare niteliğinde olan markayı tescil ettirmiş olması aslında mutlak red nedeni olduğu gibi, ihtarnamenin de iyiniyetli olmadığını, davalının markası genel ibarelerden oluşan ve sektör ile yapılan işi tarif eden kelimeler olduğundan yine marka hakkına tecavüzün oluşmadığını, müvekkili şirketin kullanımları, davalının marka başvurusundan eskiye dayandığını, 14.11.2023 tarihinde ihracat satış sertifikası aldıklarını, davalının markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, Yerleşik Yargıtay Kararları gereğince, tescilli olsa dahi yine aynı sektörde faaliyet gösteren kişilere karşı, marka hakkına dayalı olarak tecavüz iddiası ile sürülemeyeceği sabit olduğunu ve telafisi imkânsız zararların doğmaması adına  Davalı Adına Tescilli ve Hükümsüzlüğü Talep Edilen ... Başvuru Numaralı Markanın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi adına üzerine ihtiyati tedbir kararı koyulmasına, davalı adına tescilli ... başvuru numaralı ve diğer ... ibaresi içeren markalardan doğan zahiri hakların müvekkile karşı ileri sürülmesinin engellenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, bu talebinin reddi halinde ise, delil tespiti yaptırılarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve müvekkili şirketin, davalının ... ibaresi markalarına tecavüzün etmediğinin tespiti ile anılan markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili markasının hem tescilli olup, hem de müvekkili şirket öncelikli kullanım hakkına sahip olduğunu, Müvekkilinin, ... adlı ürününün ilk olarak “...” adıyla 2018 yılında ÜTS kaydını gerçekleştirdiğini, Ocak 2019 onay tarihinden itibaren doğal içerikli ve çocuklara yönelik bir vücut spreyi olarak piyasaya sürüldüğünü, daha sonra, Bakanlık tarafından “...” ibaresinin kullanımı yasaklandığını ve bu sebeple ürün ismi “...” olarak değiştirilmiş, ürün bu yeni adla satılmaya devam edilmiş olduğunu, markalar arasında benzerlik olduğunu, ... Esas sayılı dosyasında da ortaya koyulduğunu, davanın reddine, haksız ve hukuka aykırı tedbir talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: İlk derece mahkemesinin 04/10/2024 tarihli ara kararında; \"...Dava dosyası ve Mahkememizin 2024/131 Esas sayılı dosyasının incelenmesi ile: Davacı tarafından ihtiyati tedbir olarak hükümsüzlüğe konu davalı adına tescilli ... numaralı markanın dava sonuna kadar davacı şirkete karşı ileri sürülememesi yönünde tedbir talep edildiği, mahkememizin 2024/131 Esas sayılı dosyası incelendiğinde, huzurdaki davada, davalı olan davacının yine huzurdaki davacıya ... numaralı markaya yönelik tecavüzün tespiti, önlenmesi ve men'i davası açtığı, o davada 26/09/2024 tarihli duruşmada 500.000,00 TL ters teminata hükmedildiği ve teminat bedelinin o davada davalı olan iş bu davanın davacısı ... ŞİRKETİ tarafından yatırıldığı, her iki davanın da dava konularının aynı markaya yönelik olarak tecavüzün tespiti ve önlenmesi ile iş bu davada ise markanın hükümsüzlüğü ile markaya tecavüz edilmediğinin tespitine ilişkin olduğu, 2024/131 Esas sayılı dosyasında verilen ters teminat tedbiri ile esasen bu davadaki tedbir talebinin de konusuz kaldığı anlaşıldığından davacının tedbir talebi hakkında 2024/131 Esas sayılı dosyasındaki ters teminat tedbiri nedeniyle davacı vekilinin tedbir talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına,\" şeklinde karar vermiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf isteminde özetle; Yerel Mahkemenin kararına dayanak gösterdiği ve işbu dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilen 2024/131 E. sayılı dava, işbu davanın davalısı tarafından açıldığını, bu davanın ise davalının ikame ettiği 2024/131 E. sayılı davadan önceki bir tarihte açıldığını,  ilgili davada, müvekkili ters teminat yoluyla tedbir kararı verilmesini sağlamışsa da, 500.000,00-TL tutarında teminat yatırmak zorunda kaldığını, teminat miktarının çok yüksek olduğunu, Rapora göre de müvekkilinin eskiye dayalı kullanımının tespit edildiğini, ilk etapta birleştirilen dava kapsamında verilen ihtiyati tedbir kararının bedelsiz olarak değiştirilmesine, aksi halde çok yüksek olduğu açık olan teminat bedelinin düşürülmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE Dava, markaya ecavüz edilmediğinin tespiti ile markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Davacı dava dilekçesi ile birlikte; davalının ... ibaresi içeren markalardan doğan haklarını davacıya karşı ileri sürülmesinin engellenmesine ve markanın devrinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Dairemiz önüne gelen uyuşmazlık ise 04.10.2024 Tarihli ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili,  Mahkemenin 2024/131 E. sayılı dosyasındaki ihtiyati tedbir kararı nedeni ile iş bu davada tedbir kararı verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de, bu davanın önce açıldığını, 2024/131 Esas sayılı dosyadaki teminatın çok yüksek olduğunu, raporda önceye dayalı kullanımın tespit edildiğini ileri sürerek karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuş ise de; teminata ilişkin ve önceki tedbir kararının esasına ilişkin itirazların ancak 2024/131 Esas sayılı dosyada verilen ara karara karşı ileri sürülebileceği, dosyaya yansıyan beyanlara göre her iki dosyanın birleştirilmesine karar verildiği dikkate alındığında, bu aşamada mevcut delil durumuna göre 04.10.2024 Tarihli ara kararda usul ve esas yönünden hukuka aykırılık olmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekili istinafa cevabında; asıl hak sahibi olan müvekkili şirket lehine bedelsiz şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş ise de, somut olayda Dairemizce 04.10.2024 Tarihli ara karar yönünden istinaf incelemesi yapılmış olup ihtiyati tedbir talebinin öncelikle dosyanın görülmekte olduğu ilk derece mahkemesine yöneltilmesi gerektiğinden bu yöndeki talep hakkında Dairemizce bir değerlendirme yapılmamıştır. <br>HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40TL harçtan, peşin alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.27/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7816e1ef9b4c772c","SID":"65303e7c8f082628"}}