{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t    \tGEREKÇELİ KARAR<br>ESAS NO:2024/483 Esas<br>KARAR NO:2025/93<br><br>DAVA:Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz<br>DAVA TARİHİ:13/08/2024<br>KARAR TARİHİ:19/02/2025<br><br>Mahkememizde görülmekte olan  davanın yapılan açık yargılamasının sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TALEP: Davacılar vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; ... A.Ş.'nin payları ...'da işlem gören halka açık bir anonim şirket olduğunu, ... A.Ş.'nin yetkililerinin 05/08/2024 tarihinde İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde 28/05/2024 ve devamı niteliğindeki 05/07/2024 tarihli genel kurul kararlarını ve 01/08/2024 tarihli temsil-ilzama ilişkin 23 numaralı yönetim kurulu kararını geçici tescil kapsamında tescil ve aynı tarih ve 11136 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan ettirdiklerini, bu tescilin hem dayanağı olan yönetim kurulu kararın yokluğu hem de geçici tescili düzenleyen TTK md.32 ve ilgili mevzuat hükümlerine aykırı olması nedeniyle usulsüz olarak gerçekleştirildiğini ve terkinin gerektiğini, Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 13/1.maddesi uyarınca tüm tescil işlemlerinin MERSİS üzerinden yapıldığını, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü bünyesinde 07/05/2018 tarihi itibariyle, tüm tescil müracaatlarında MERSİS'ten başvuru yapılmasının aranmakta olduğunu, müvekkillerinin şirketin hissedarları olduğunu, müvekkillerinden ...'nun mersis üzerinden yönetim kurulu üyeliğinin kabulü için görev kabulü yapılmamış olmasına rağmen yönetim kurulu üyesi olarak tescil edildiği ve yönetim kurulu üyeliği sorumluluklarının kendisine yüklendiğini, yetki kabulü yapılamadığı için mersis tarafından başvurunun onaya sunulması bakımından gereken barkot üretilmeksizin, başvurunun adeta arka kapıdan Ticaret Siciline elden sunulduğunu ve yasal bir başvuru olmaksızın Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından mevzuata aykırı olarak geçici tescilin ve ilanın yapılmasının sağlandığını, geçici tescil yapılır yapılmaz şirket yetkililerinin ilk icraatlarından birinin ... ve ...'a kişi başına takribi net 225.000 TL maaş bağlamak olduğunu, müdürlüğün tesciline konu ettiği temsil ve ilzam kararının dayanağı olan 05/07/2024 tarihli genel kurulu toplantıya çağıran 05/06/2024 tarihli yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğunu, usulüne uygun bir yönetim kurulu toplantısı çağrısı yapılmadığını, 05/07/2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunu, elden dolaştırma usulüyle alınması halinde yok hükmünde olacağı açık yasa hükmünün gereği olmasına karşın İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün böyle bir kararı geçici olarak tescil etmesinin alenen Türk Ticaret Kanunu'na ve Ticaret Sicili Yönetmeliği hükümlerine aykırı olduğunu belirterek ...'nün 05/08/2024 tarihli ... A.Ş.'nin geçici tesciline ilişkin kararının kaldırılarak geçici sicil kaydının silinmesine, davada nihai karar verilinceye kadar ortaya çıkabilecek zararların önlenmesi amacıyla geçici tescilin durdurulması konusunda ihtiyati tedbir konulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın geçici tescilin terkini talebi ile açılmışsa da; tescil edilmiş bir olgunun terkini, aslında mahiyeti itibariyle bir iptal davası olduğunu ve iptal davasında müvekkiline husûmet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, bu bakımdan da huzurdaki iptal davasında husûmetin, dava konusu şirkete yöneltilmesi gerektiğini, iptal davası olarak huzurdaki dava kabul edildiği halde, davacıların tescil işlemine konu şirketin yalnızca pay sahipleri olması münasebetiyle, pay sahibi sıfatına sahip olan davacıların diğer bir ifadeyle, yönetim kurulu üyesi olmayan davacıların aktif husumet ehliyetine sahip olmadığı yönünden de itirazlarının bulunduğunu, tescil isteminin ilgililer, temsilcileri veya hukuki halefleri tarafından istenebileceği düzenlendiğine (TTK m. 28/1) göre ve yine, itirazın da ancak ilgililer tarafından yapılabileceğinin hüküm altına alındığı dikkate alındığında yönetim kurulu üyesi olmayan davacıların aktif husumet ehliyetinin bulunmadığının açık olduğunu, Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 22. maddesi, \"Başvuruya yetkili kişiler\" başlığını taşımakta ise de; maddenin içeriğinde açıkça ilgililerden bahsedilmekte olduğunu, maddenin içeriği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 28 ile aynı doğrultuda olup; açıkça ilgilileri yani tescil başvurusu yapmaya yetkili kişilerin ve Ticaret Sicili Müdürlüğünün kararına itiraz edebilecek kişilerin aynı kişiler olduğunu düzenlediğini, yerleşik yargı uygulamasının da bu yönde olduğunu, huzurdaki davanın  \"Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.166 hükmü\" gereğince,  ....Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası ile birleştirilmesi yönünden taleplerinin olduğunu, huzurdaki dava iptal davası olarak kabul edilip husumet yönünden reddedilmese ve aslında,  her halükarda,  huzurdaki davanın, \"Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.166 hükmü\" gereğince,  ....Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası ile bağlantısı nedeniyle birleştirilmesi gerektiğini, her iki dosyanın aynı ve birbirine benzer sebeplerden doğduğu gibi, biri hakkında verilen sonuçların diğerini etkileyecek nitelikte olduğunu, müvekkili İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün, Türk Ticaret Kanunu m.32 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, dava konusu yönetim kurulu seçimine ilişkin olarak, seçilen yönetim kurulu üyelerinden ..., görev kabul beyanı vermesi gerektiği halde ibraz etmediğinden ama kendisinin seçildiği genel kurulda seçimine ilişkin kararı vekaleten yetkilendirdiği kişi kabul ettiğinden; genel kurulun tescili bakımından başkaca bir eksiklik ve yine, genel kurulun geçerliliğine halel getirecek bir husus da bulunmadığından, mevzuata uygun genel kurulun tescil işlemi  görev kabul beyanı eksikliğine rağmen ve bu nedenle, geçici olarak yapıldığını, genel kurulun seçimi kararları, borçlar hukuku anlamında öneri niteliğinde olduğundan, seçim kararının hüküm doğurabilmesi için, karşı tarafça kabulü gerektiğini, genel kurul kararları olağan, olağanüstü, olumlu ve olumsuz kararlar, talimat ve tavsiye kararları ile nihayet huzurdaki dava konusunda olduğu gibi seçim kararları olmak üzere muhtelif türlere ayrılmakta olup, genel kurul kurulun seçime ilişkin kararı da borçlar hukuku anlamında öneri niteliğinde olduğundan, seçim kararının hüküm ve sonuçlarını doğurabilmesi için de karşı tarafça kabul edilmesi gerekmekte olduğunu, şirket ile yönetim kurulu üyesi arasındaki ilişkinin başlayabilmesi için seçilen kişi tarafından şarta bağlanmaksızın açıkça bir kabul iradesinin var olması gerektiğini, hukuki ve cezai sorumluluğu bulunan bir göreve kişinin iradesi hilafına seçilmesi de mümkün olmamalı olduğunu, genel kurulun seçimi kararları, borçlar hukuku anlamında öneri niteliğinde olduğundan, seçim kararının hüküm doğurabilmesi için, karşı tarafça kabulü gerekliliği ile örtüşen hükümlere 6102 sayılı Türk Ticaret Kanuna ilişkin ikincil mevzuatta yer verilmiş olup;  Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 69/f.1.h uyarınca, pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyelerinin bu görevi kabul ettiklerine ilişkin yazılı beyan vermesi ve yine,  \"Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmelik\" m. 30/f.3 uyarınca da,  pay sahibi olduğu halde, genel kurula katılmayan ortakların da, görevi kabul ettiklerini belirten yazılı beyan sunması gerektiği düzenlendiğini, genel kurul seçimlerinin borçlar hukuku anlamında öneri niteliğini haiz olması, genel hukuk kuralları çerçevesinde, göreve seçilen yönetim kurulu üyelerinin görevi kabul ettiği tespit edilmesi gerekmekte ve yukarıda anılan ikincil düzenleme hükümleri gereğince de,  bazı özel  hallerde görev kabul beyanı, kişinin görevi kabul ettiğinin ispat aracı olarak, müvekkili Müdürlük tarafından aranmakta olduğunu, yönetim kurulu seçiminin yapıldığı genel kurula katılan pay sahiplerinin yönetim kuruluna seçilmeleri durumunda, kural olarak kendilerinden bu görevi kabul ettiklerine ilişkin bir belge, müvekkili Müdürlük tarafından talep edilmemekte olduğunu, zira seçime ilişkin genel kurul tutanağını imzalamak suretiyle seçilen kişinin görevi kabul ettiğine dair iradesini ortaya koymuş olduğu değerlendirilmekte olduğunu, dava konusu genel kurulda, vekaleten toplantıya katıldığı için yönetim kurulu üyeliğine seçilen ..., görev kabul beyanı anlamını taşıyacak şekilde, tutanağı imzalayamadığını ve bu nedenle de, müvekkili tarafından aranan görev kabul beyanı yerine geçecek bir belge mahiyetinde olarak tutanak imzası tescil evrakı ile sunulamadığını, dava konusu genel kurulda seçilen yönetim kurulu üyelerinden ...'nun, genel kurulda vekaleten temsil etmesi için yetki verdiği kişi kendisinin seçimine itiraz etmediği gibi kendisinin seçimi lehinde oy kullandığını, genel kurulun, mevzuata uygun yapıldığını ve genel kurul kararlarının tesciline halel getirecek bir hukuka aykırılık da tespit edilmediğini, dava konusu olayda, anılan yönetim kurulu üyesi görev kabul beyanı sunmamışsa da, genel kurul incelendiği vakit vekaleten temsil eden kişi tarafından, konuya ilişkin herhangi bir itiraz, muhalefet şerhi söz konusu olmadığı gibi; vekaleten temsil ettiği kişinin yönetim kurulu üyesi seçimine ilişkin olumlu oy verdiğinden; yani vekaleten ortaya konulan iradenin de seçimin kabulüne yönelik ve hayatın olağan akışında, temsilcinin bu yöndeki bir seçimde temsil ettiğinin rızasını almış olmasının muhtemel olması karşısında; görev kabul beyanına ilişkin eksikliğin tamamlanabilir olması karşısında; her ne kadar eksiklik nedeniyle,  mezkur yönetim kurulu üyesinin rızası bulunup bulunmadığı yönünde tereddüt  oluşmuşsa da; tescilin reddine ilişkin başkaca bir gerekçe bulunmadığından ve bahsi geçen yönetim kurulu üyesinin rızası bulunup bulunmadığına ilişkin tereddüte istinaden,  geçici olarak tescil işlemi yapıldığını, müvekkilinin dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığını, müvekkilinin yargılama masraflarından ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamaz olduğunu, kabul edilmemekle birlikte, bir an için, davanın reddine karar verilmediği ahvalde de, müvekkilinin,  huzurdaki davada her halükarda yasal hasım olduğundan ve aleyhine vekalet ücreti ile yargılama giderine hükmedilemeyeceğinin açık olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Eldeki dava, ... Müdürlüğünün 05.08.2024 tarihli ... A.Ş.'nin geçici tesciline ilişkin kararının kaldırılarak geçici sicil kaydının silinmesi talebine ilişkindir.<br>TTK'nın 32/4.maddesinde \"Çözümü bir mahkeme kararına bağlı bulunan veya sicil müdürü tarafından kesin olarak tescilinde duraksanan hususlar, ilgililerin istemi üzerine geçici olarak tescil olunur. Ancak, ilgililer üç ay içinde mahkemeye başvurduklarını veya aralarında anlaştıklarını ispat etmezlerse geçici tescil resen silinir. Mahkemeye başvurulduğu takdirde kesinleşmiş olan hükmün sonucuna göre işlem yapılır.\" hükmü düzenlenmiştir.<br>Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacıların, ... A.Ş. yetkililerinin 05/07/2024 tarihli genel kurul kararlarını ve 01/08/2024 tarihli temsil-ilzama ilişkin 23 numaralı yönetim kurulu kararını geçici tescil kapsamında tescil ve aynı tarih ve 11136 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan ettirdiklerini, ancak bu tescilin  usulsüz olarak gerçekleştirildiğini ve terkinin gerektiğini belirterek eldeki davayı açtığı, davalının ise davaya konu genel kurul kararının yönetim kurulu üyesi olarak seçilen ...'nu vekaleten temsil eden kişi de dahil olmak üzere tüm ortakların oybirliğiyle alındığını, ancak ...'nun genel kurula vekaleten katıldığı için görev kabul beyanı anlamını taşıyacak nitelikte tutanağı imzalayamaması nedeniyle tescil sırasında görev kabul beyanı evrakının sunulmadığını, bu nedenle ...'nun rızasının bulunup bulunmadığına ilişkin yaşanan tereddüt nedeniyle genel kurulun geçici olarak tescil edildiğini savunduğu, TTK'nın 32/4.maddesine göre çözümü bir mahkeme kararına bağlı bulunan veya sicil müdürü tarafından kesin olarak tescilinde duraksanan hususların geçici olarak tescil edilebileceği, dava konusu uyuşmazlıkta davacı ... yönetim kurulu üyesi seçilse de görev kabul beyanının bulunmaması nedeniyle tereddüt yaşayan davalı ... Sicil Müdürlüğünün TTK'nın 32.maddesina dayalı olarak kesin olarak tescilinde duraksadığı genel kurul kararlarını geçici olarak tescil etmesinde mevzuata aykırı bir durum bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davanın reddine,<br>2-Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60 TL  harcın mahsubu ile bakiye 187,8‬0 TL harcın davacılardan  alınarak hazineye irat kaydına,<br>3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 30.000 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, <br>5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,<br>Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 19/02/2025<br><br>Katip ...<br>e-imzalıdır<br> <br> <br>Hakim ...<br>e-imzalıdır <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3f12b119c1550bc7","SID":"723b7b2129976018"}}