{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1227 <br>KARAR NO:2025/184<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:02/11/2021<br>NUMARASI:2016/758 Esas- 2021/736 Karar<br>DAVA:İTİRAZIN İPTALİ (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:06/02/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davalının taşıma işini üstlenip edimi yerine getirmelerine ağmen davalının borcunu ödememesi nedeniyle... dosyasına yaptığı itirazın iptali ve %20 icra inkar tazminatı talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetki itirazında bulunduğunu, taşıma işinin deniz yolu ile yapılması konusunda anlaşıldığını, davacının zamanında teslimat yapmaması nedeniyle uyarılması üzerine bu sefer davacının taşıma işini havayolu ile yaptığını ve davalıyı zarara soktuğunu, bu zararın davacı tarafından karşılanması gerektiğini, davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi  kararında;\"Dava taşıma sözleşmesinden kaynaklı konusu alacak davası olup bilindiği gibi konusu para alacağı olan sözleşmelerin ifa yeri mahkemesi de yetkili olup davacı alacaklının adresi İstanbul olduğundan mahkememiz yetkili olup yetki itirazı kabul edilmemiştir. İcra dosyası celbedilmiş, Konya Asliye Ticaret Mahkemesi aracılığıyla davalı defterleri incelenip rapor sunulmuştur. Ayrıca davacı tarafın da defterleri bilirkişi tarafından incelenmiş, rapor sunulmuştur. Buna göre taraflar arasında ticari ilişki 08/10/2014 tarihinde başlamış 06/04/2015 tarihine kadar devam etmiştir. Dava konusu alacak davacının ticari defterlerine kayıt edilirken davalının ticari defterlerine kayıt edilmediği gibi yasal sürede davalı itiraz etmemiştir. Bu nedenle bu fatura karine halini almıştır. Zaten taşımanın yapıldığı konusunda taraflar arasında ihtilaf yoktur. İlk iki rapor yeterli görülmediği için iki kişilik heyetten 3. rapor alınmıştır. Hükme esas alınan bu rapor ve önceki raporlarda da yazıldığı gibi davacı tarafından taşıma işinin üstlenilip ifa edildiği konusunda ihtilaf yoktur.Taraflar arasındaki e-posta yazışmalarından deniz yolu ile karşılaştırılan taşımanın gerçekleşmeyince hava yolu ile 16.436 USD bedelle kararlaştırıldığı diğer hizmetler eklenince bunun 17.161,92 USD 'ye çıktığı anlaşılmıştır. Bu konuda tarafların bu şekilde mutabakata vardıkları anlaşılmıştır. Davalı taraf taşımanın deniz yolu ile yapılması gerekir iken hava yolu ile yapılması sonucu oluşan farkın davacı tarafça karşılanması gerektiğini savunmuş ise de gerek e-yazışmalar gerek süresinde faturaya itiraz edilmemesi ve diğer hususlar göz önüne alındığından cevap dilekçesi ile dava aşamasında bunu dile getirmesi basiretli bir tüccarın yapması gereken fiil olmadığından süresinde yapılmayan bu itirazlar dava aşamasında dikkate alınmayacaktır. Davalının 17.161,92 USD borcu olduğu açıktır. Takip tarihi itibarıyla TL'ye çevrilip takip yapılmıştır. İşlemiş faiz talebi yoktur. Bu nedenle davacının davasının kabulü ile 17.161,92 USD yönünden yapılan takipteki itirazın kabulüne ve %20 icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiştir. ...\"gerekçesi ile,''1-Davacının davasının KABULÜ ile; ... sayılı dosyada 17.161,92 USD (takip tarihi itibarıyla 46.166,00 TL) asıl alacağa yapılan itirazın İPTALİ ile bu döviz alacağına takip tarihinden itibaren kamu bankalarınca uygulanan en yüksek USD mevduat faizi uygulanmak suretiyle takibin DEVAMINA,2-Alacak likit ve itiraz haksız olduğundan %20 icra inkar tazminatının (9.233,20 TL) davalıdan alınarak davacıya verilmesine, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;\"Davaya verdiğimiz yanıtta taşımanın evvelce deniz yolu ile İstanbul  nakliyesi üzerinde anlaşıldığı  ancak ürünün müvekkilim tarafından  teslim alınmadığı 45 gün geçmesine rağmen davacı tarafından ürünün getirilmediği nakliye hizmetinin verilmediği bu noktada ihtar bile yapılmadığı müvekkilim şirketin bildirmesi üzerine deniz yolu ile nakliyenin yapılmasının mümkün olmayacağı bu nedenle HAVA YOLU İLE TESLİM yapılacağı bildirilmiş ve müvekkilim bu ürün ile imal edeceği makinayı ihraç edeceğinden ihraç noktasında taahhütlerinin gecikmemesi için hava yolu  taşımayı kabul edildiği hava yolu ile taşıma ile ile yapılan taşıma ile önceden anlaşılan deniz yolu ile taşıma arasında fiyat farkının bulunması nedeniyle müvekkilim şirket aleyhine düzenlenen faturadan doğan icra takibine itiraz edildiği  davanın reddi dilenmiştir Mahkeme davacının hava yolu ile taşıma yaptığı anlaşıldığı cihetiyle davanın kabulüne karar vermiştir .Somut olayda ; dava itirazın iptali davası olup bu dava müvekkilin ticari defterlerinde görünmeyen faturadan kaynaklanan  itirazın iptali davası oluduğu noktasında çekişme yoktur. Çekişme takip dayanağı faturadan müvekkilin sorumlu olup olmadığı takip dayanağı faturanın davacının önce deniz yolu ile taşıma yapması gerekirken bilerek ve isteyerek kendi kusuru ile hammaddeyi teslim almaması nedeniyle bu ürünün hava yolu ile getirtilmesinden kaynaklanan fatura olduğu ve bu faturadan dolayı müvekkilim şirketin borçlu olup olmadığı noktasında toplanmıştır .Davacı müvekkilimin tedarikciden ithal ettiği ürünü nakliyesi için deniz yolu ile anlaşılmıştır. Müvekkilim şirket ihracat maksatlı imalat ve ticaretle uğraşan bir şirkettir.Müvekkilim şirket Hidrolik silindir imalatı yapmakta ve yaptığı tüm ürünler ülke dışına ihraç edilmektedir.Bu imalatı yaparken müvekkilim şirket luzum eden hammaddeleri ise ülke içinden tedariki mümkün değil ise ithal etmektedir .2015 ayı ocak ayı içerisinde yurt dışından aldığı sıparişin imalatı için bir hammade  zarureti hasıl olunca Çin ülkesinde bir şirketten bu hammadde  satın alınmış ve satın alınan hammaddenin ülke içine getirtilmesi için davacı şirket tercih edilmiştir.06/02/2015 tarihinde  müvekkilim şirket deniz yolu ile nakliyenin yapılması için davacı şirketten teklif alınmış davacı şirket ...Şeklinde anlaşmayı kabul etmiş ve davacı  ithalatın yapıldığı firma ve acenta bilgilerini istemiş ve müvekkilim bu bilgileri kendilerine vermiş ve bu  firma ile bağlantıya geçilmesi istenmiştir. Davacı taşıma şirketi ürünü nerede ne zaman ve ne şekilde alacağını bildirdiği zaman ... gereğince üretici tedarikçi bu bildirilen adrese hammaddeyi teslim edecektir. Ekte sunulan mail içeriğinde davacı şirketin yetkili Müfit beyin sunduğu teklifde  Taşımanın Deniz yolu ile yapılacağı ve ... uygulaması olduğundan ise 250 dolar ilave ücret talep edilmiş ve müvekkilim şirket ile davacı şirket 1.100 USD anlaşmışlardır Bu anlaşma çerçevesinde  davacı deniz yolu ile  taşımanın hangi limanda ve hangi gemi ile yapılacağını ... tarihini müvekkilim şirkete  yada bildirilen ihracatcı şirkete  bildirmek zorundadır. Davacı ancak ürünü  deniz yolu ile getirtilmesi noktasında anlaşılmasına rağmen deniz yolu ile getirecek geminin bulunduğu liman ve geminin ismi kançello tarihi  bildirilmemiştir Navlun sözleşmesi (...), Ticaret Kanununda düzenlenmiş, esasen diğer taşıma modları ile karşılaştırıldığında ntşaıma sözleşmesi karşılığı gelen özel bir sözleşme türüdür (TTK 1138-1246). Navlun sözleşmesi; taraflardan birinin (taşıyan) bir gemi ile deniz yolu ile eşya (yük) taşımayı üstlendiği, diğer tarafın (taşıtan) da bunun karşılığında bir navlun adı verilen bir ücreti ödemeyi taahhüt ettiği sözleşmedir.Yük taşıma maksadıyla kurulan navlun sözleşmesinde kararlaştırılan yükümlülüklerin yerine getirilmesi için ayrıntılı bir süreç yaşanır. Sözleşmenin icrası için öncelikle geminin yolculuğa hazırlanması, kararlaştırılan zamanda yükleme yerinde hazır olması, yüklemenin yapılması, yolculuğun tamamlanması, varma limanında yükün boşaltılması ve gönderilene teslimi olarak anahatlarıyla ifade edilebilecek sürecin tamamlanması gerekir.Taşımada kullanılacak geminin belirlenmiş olması gerekir. Hangi geminin kullanılacağı sözleşmede tespit edilmiş ise o geminin kullanılması gerekir. Taşıyan, taşıtandan izin almadan yükü başka gemiye yükleyemez Geminin yolculuğa hazır olması gerekir. Bu husustaki hazırlık denize, yola ve yüke elverişlilik olarak ayrı ayrı değerlendirilir. Gövde, genel donatım, makine, kazan gibi esas kısımları bakımından, yolculuğun yapılacağı sudan ileri gelen (tamamıyla anormal tehlikeler hariç) tehlikelere karşı koyabilecek bir gemi \"denize elverişli\" sayılır. Denize elverişli olan gemi, teşkilatı, yükleme durumu, yakıtı, kumanyası, gemi adamlarının yeterliği ve sayısı bakımından, (tamamıyla anormal tehlikeler hariç) yapacağı yolculuğun tehlikelerine karşı koyabilmek için gerekli niteliklere sahip bulunduğu takdirde \"yola elverişli\" sayılır. Soğutma tesisatı da dâhil olmak üzere, eşya taşımada kullanılan kısımları eşyanın kabulüne, taşınmasına ve muhafazasına elverişli olan bir gemi \"yüke elverişli\" sayılır. Gemi yükleme limanında kararlaştırılan zamanda hazır olmalıdır. Navlun sözleşmesinin yerine getirilmesi demek, sözleşmede kararlaştırılan geminin yolculuğa hazırlanması (denize, yola, yüke elverişli olması), zamanında yükleme limanında yükü almaya hazır bulundurulması, taşınacak eşyanın yüklenmesi, yolculuğun yapılması, varma limanında eşyanın boşaltılması ve gönderilene teslimi işlemlerinin sırasıyla yerine getirilmesi demektir. Ancak, tabiidir ki, bu işlemin yerine getirilmesi için taşınacak eşyanın hazırlanması ve gemiye yüklenmesi gerekmektedir. Yüklenecek eşya olmazsa taşımanın da olmayacağı tabiidir. Yazımızın konusu, navlun sözleşmesinin yerine getirilmesi olmayıp, herhangi bir nedenle eşya yüklenememesi nedeniyle yerine getirilmemesi olduğundan, navlun sözleşmesinin yük teslim edilmemesi nedeniyle yerine getirilmemesi üzerinde durulacaktır. Navlun sözleşmesinin önemli unsurlarında biri olan eşya yüklemesinin başlaya bilmesinden önce taşıyanın borcu olarak sözleşme konusu geminin denize, yola, ve yüke elverişli olarak yükleme limanında hazır olması gerekir. Geminin zamanında yüklemeye hazır olması her iki tarafın da menfaatinedir.Kuşkusuz bunun için de geminin yükleme limanında belirlenen zamanda yükü almaya hazır ve müsait (elverişli) olması gerekir. Aksi taktirde taşıtandan yükü yükletmesi veya yüklemeye hazır bulundurması istenemez. Çarter taşımalarda navlun sözleşmesinin kurulması aşamasında geminin yüklemeye hazır olacağı zamanı belirlerken, geminin devam eden işini bitirip yükleme limanına gelmesi, taşıtanın da yükü limanda hazır etmesi için zamana ihtiyaçları bulunduğundan taraflar en erken ve en geç olmak üzere iki tarih belirlerler. Örneğin, \"Yükleme en erken 3 Mart ev en geç 8 Mart'ta başlayacaktır. Gemi 8 Mart'ta yüklemeye hazır olmazsa taşıtan sözleşmeden dönebilir Gemi yükü almaya hazır olduğu zaman kaptan bunu taşıtana /veya yükletene bildirir (TTK 1030). Buna \"hazırlık mektubu\" veya \"...\" (...) denir. Daha başka bir anlatımla taşıyan ... tarihini taşıtana bildirmesi gerekmektedir. Kançello tarihi bildirilmediği taktirde taşıtan seferi iptal etme hakkına sahiptir 06/02/2015 tarihinde bu yazışmalar yapıldıktan  takriben 45 gün içerisinde hammade gelmeyince müvekkilim şirket davacı taşımacıyı arayarak hammeddenin gelmediğini bildiren yazışma yapmış davacı tarafından ithalatçıdan ürünün teslim almadıklarını bu nedenle yükleme yapamadıklarını bildirmiştir. Davacı ... tarihini ve hangi geminin hangi limanda olduğu ve yükü hazır halde olduğuna dair bir bildirimde bulunmadığı gibi ... rezervasyon notuda müvekkilim şirkete bildirmemiş bildirmediği cihetiyle hammade taşıyana teslim edilmemiştir Davacı bilerek kötü niyetli olarak kançello tarihini ve geminin hazır olduğunu ve teslim yerine bildirmediği için geçikme olmuş ve ürün hava yolu ile getirtilmiştir deniz yolu ile taşıma ile hava yolu ile taşıma arasında fahiş fiyat farkı bulunduğundan davacı bu zararı karşılamak zorundadır Şayet taşıyan ... tarihini ve hangi limanda geminin hazır hale geleceğini bildirmiş olsa müvekkilim şirket tedarikçiye veya acenteye bildirimde bulunacak ve hammadde taşıyana teslim edilecekti . Bu minvalde yukarıda bahsedildiği üzere müvekkilim şirkete taşıyan tarafından bir bildirim yapılmamış ve sonrada ürün teslim edilmediği gerekçesiyle müvekkilin bekletilmesi ve vaki gecikme açıkça davacının kusurudur. Çünkü müvekkilim ithal ettiği hammadde ile üreteceği makinayı  yurtdışına  ihracat edecekti Ancak hammadde olmadığından ihracat  kalemindeki mal üretilmesinde gecikme olduğundan ivedilikle bu hammaddenin getirilmesi gerektiğinden davacının hava yolu ile getirtme talebi uygun bulunmuştur Dava konusu icra takibi ise bu minvalde doğmuş ve davacının kusuru ile deniz yolu ile taşıma yapılamadığından deniz yolu ile taşıma yapılmış olsaydı 1100 USD olacak olan taşıma bedeli davacının kusuru yüzünden takip dayanağı miktara ulaşmıştır Bu aradaki farktan davacı sorumlu olmasına rağmen müvekkilim hakkında yapılan icra takibine vaki itirazın iptali açıkça hukuka aykırıdır.Yüksek mahkeme taşıyanın eyleminden kaynaklanan geçikmeden doğan zararlardan sorumlu olduğuna hükmetmiştir <br>ÖZET;Geçikme halinde, hak sahibi zarar ve ziyanın bundan ileri geldiğini kanıtlarsa, taşımacı bu zarar ve ziyan için taşıma ücretini geçmemek üzere tazminat öder.Yüksek mahkeme bir kararında geçikme sonrasında taşıma şirketinin vaki zarardan sorumlu olması gerektiğinden yerel mahkeme kararını bozmuştur.Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye Beşinci Ticaret Mahkemesince verilen 16.02.2006 tarih ve 2000/596-2006/54 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Karar:Davacı vekili, asıl davada, davalıya ait patlayıcı madde yükünün Ankara'dan Hırvatistan'a taşınmasının müvekkili tarafından üstlenildiği halde İtalya'dan transit geçiş izninin davalı tarafından alınmaması nedeniyle emtianın alıcıya teslim edilmeden davalıya geri getirildiğini, bu nedenle davalı tarafından navlun bedeli ve bekleme ücretinin ödenmediğini ileri sürerek, 4.266.589.500 TL'nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, transit geçişe ilişkin izinlerin davacı tarafından alınmasının kararlaştırıldığını, ancak davacı tarafından İtalya'dan gerekli iznin alınmaması nedeniyle emtianın alıcıya teslim edilmeden geri getirildiğini, bu nedenle müvekkilinin emtiayı başka bir taşıyıcı ile alıcıya gönderdiğini savunarak, asıl davanın reddine, karşı davada ise, davacının edimini yerine getirmemesi nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek, 14.216 USD'nin ve 5.481.274.250 TL'nin temerrüt faizi ile birlikte davacıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili, karşı davanın reddini istemiştir.Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacıya ait patlayıcı madde yükünün transit geçiş izinlerinin davacı tarafından alınacağının kararlaştırıldığı, ancak davacının gerekli izni almaması nedeniyle malın alıcıya ulaştırılmadan geri getirildiği, davacının kendi kusuru ile edimini yerine getirmediği, bu durumda navlun ve bekleme ücreti alacağı talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle, asıl davanın reddine, malın davacının kusuru nedeniyle alıcıya geç teslim edilmesi nedeniyle CMR Konvansiyonumun 23/5. maddesi hükmünce davacının navlun ücreti kadar sorumlu olduğu gerekçesiyle, karşı davanın kısmen kabulüne, 1.533,04 YTL'nin temerrüt faizi ile davacıdan tahsiline karar verilmiştir.1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı-karşı davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-  Dava, uluslararası taşıma sözleşmesinden doğan tazminat istemine ilişkindir.Davalı-karşı davacıya ait patlayıcı madde yükünün davacı-karşı davalı tarafından Türkiye'den Hırvatistan'a taşıma işinin yüklenildiği halde, davacı-karşı davalının İtalya devletinden gerekli izinleri alamamış olması nedeniyle emtia alıcısına teslim edilmeden davalı-karşı davacıya geri getirilmiştir.Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda CMR Sözleşmesinin 23/5. maddesi uyarınca yükün gecikmesi nedeniyle davacı taşıyıcının taşıma ücretini geçmemek üzere tazminattan sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.Taşıyıcının CMR uyarınca sorumluluğu, emtianın alıcıya tesliminden sonra söz konusu olacağı için, malların alıcıya hiç teslim edilmemesi durumunda sözleşmeye aykırılık nedeniyle söz konusu olacak sorumluluğun CMR hükümlerine göre değil, genel hükümler çerçevesinde belirlenmesi gerekir.Bu durumda, taşımanın hiç yapılmamış olması nedeniyle davalı-karşı davacının taşımayı başka bir firmaya daha yüksek bir navlun bedeli ile yaptırmak zorunda kaldığı göz önüne alınarak, oluşan zararın genel hükümler çerçevesinde değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken, somut olaya uygulanması mümkün olmayan gecikme halinde zararın tazminine ilişkin CMR'nin 23/5. maddesi gereğince taşıma ücretiyle sınırlı sorumluluğa dair hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.<br>Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle davacı-karşı davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte açıklanan nedenle davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı-karşı davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı-karşı davacıya iadesine, 25.09.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤) CMR Konvansiyonu m.19 <br>ÖZET:tarafların düzenlediği taşıma sözleşmesinde taşıma süresi belirlenmemiş ise, CMR 19. Maddesi gereğince taşıma süresi; basiretli bir taşıyıcı tarafından gerçekleştirilecek makul taşıma süresine göre tespit edilir. Bu süre her olayın şartlarına göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Taşıyanın geç taşımadan doğan sorumluluğu, ağırlaştırılmış özen sorumluluğudur. <br>DAVA:Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 29.06.2005 tarih ve 2004/68 - 2005/253 sayılı kararın Yargı tay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: <br>KARAR:Davacı vekili, müvekkilinin Irak'a sattığı plastik kapak emtiasını ... bölgesine taşınması işini davalıların üstlendiğini, navlun bedelinin ödendiğini, 05.03.2003 günü emtiyayı taşımaya başlayan aracın Ankara yakınlarında 08.03.2003 günü arızalanarak beklediğinin tespit edilmesi üzerine emtianın derhal ... bölgesine ulaştırılmasını istediklerini ancak davalıların gayret etmemeleri üzerine alıcı firmanın siparişlerini iptal ettiğini ve emtianın geri getirilmesini istediklerini, geri getirme işi için de ücret talep edildiğini ileri sürerek, davalıların haksız ve yersiz olarak tahsil ettiği 3.393.000.000 TL navlun bedelinin temerrüt faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına yöre, davalılardan ... Şti'nin 14.03.2003 tarihli faksla aracın arızasının giderilmemesi halinde dorsenin yeni bir çekiciye takılarak yükün taşınabileceği veya aracın davacı fabrikacına yeri dönüp boşaltma yapabileceğinin bildirildiği, ancak, davalının 17.03.2003 tarihli yazısı ile alıcının siparişini iptal etmesi nedeniyle emtianın İstanbul'a geri getirilmesini istediği, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinde taşıma süresinin belirlenmediği, davacının dava dışı alıcı ile yaptığı sözleşmede emtianın ne kadar sürede teslim edileceğinin kararlaştırılmadığı, dolayısı ile davacının emtiayı alıcı eline ulaşmaması nedeni ile taşımayı tamamlattırmaması ve takımadan vazgeçmesinin haklı olmadığı, davacının davalılara fazladan navlun ücreti ödediğine ilişkin delil sunulmadığı-gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Dava, uluslararası karayolu ile taşımada, emtianın alıcıya teslim edilmeden taşıtanın talimatıyla geri dönülerek taşıtana teslimi sonrasında, navlun ücretinin iadesi istemine olup, mahkemece kararlaştırılmış bir taşıma süresi bulunmadığı ve malın taşıtanın talimatı ile geri getirildiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, dava konusu olayda uygulanması gereken CMR'nin 19. maddesi hükmüne göre. taşıma sözleşmesinde, taşıma işinin hangi süre içinde gerçekleştirileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı hallerde taşıma süresi, basiretli bir taşıyıcı tarafından gerçekleştirilecek makul taşıma süresine göre tespit edilir.Makul taşıma süresinin hesabı ise her olayın şartlarına göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Süre hesaplanırken eşyanın ve taşımada kullanılması verilen talimatlar, gümrükteki olağan bekleme süresi, gidilen yolun koşulları, izin verilen sürüş saatleri gibi pek çok faktör dikkate alınmalıdır. Taşıyıcının, geç taşıma halinde sorumluluğu, ağırlaştırılmış özen sorumluluğudur Bu itibarla davaya konu olayda, mahkemece, İstanbul-Şam arası makul taşıma süresi saptanarak, sonucuna göre davacının navlun bedelinin iadesi talebinin değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamıştır. <br>SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.12.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. Y11. HD,E. 2005/12623 K. 2006/13193,T. 12.12.2006 Şayet davacı ... tarihini belirlemiş olsa hammadde davacının belirlediği tarihte gemiye yüklenecek ve deniz yolu ile süresinde gelecekti .Ancak davacı bu yükleme zaman ve tarihini bildirmediğinden ve ürünün nereye ve ne zaman teslim edileceği belirlenemediğinden müvekkilin sözleşmeyi feshetme hakkı varken bu ürüne ihtiyacı olduğundan hemen hava yolu ile getirtilmesine müsaade etmiştir Davacının kusuru yüzünden hava yolu ile taşıma maliyetinden doğan zarar davacıya aittir. Davacının ürünü teslim edilmediği savunması gerçeğe aykırıdır. Ancak somut olayda  taraflar arasında ... deniz yolu ile teslim noktasında anlaşıldığı  müvekkilim şirket yetkilisi irtibat kurulacak firma ve acenta bilgilerini davacı taşımacıya bildirmiş ve bildirdikten sonra müvekkilim ile davacı arasında yükleme yapıldıktan  itibaren 28 gün içerisinde teslim edilme koşulu ile anlaşılmıştır  ancak davacının nerede ve ne şekilde teslim alacağının bilinmediğinden ürün davacıya teslim edilmemiştir .Zira müvekkilim ÇİN devletinde teslimin nasıl ve nerede yapılacağını bilmesi mümkün değildir .Daha doğru bir anlatımla davacı hangi gemi ile ve nerede teslim alacağını bildirdiği taktirde tedarikçi bu ürünü taşıyıcıya teslim edecekti .Ne varki anlaşma yapıldıktan 45 gün sonra davacı deniz yolu getirmenin mümkün olmayacağını bildirmesi üzerine ithal edilen ürünün lüzumu ve davacının teklifi üzerine  hava yolu ile ivedi biçimde taşıma yapması istenilmiştir. Davacı ürünün teslim edilmediği belirtmiştir. Ürün davacının kançello tarihini bildirmediği için teslim edilememiştir. Ürünün teslim edilememesinin yegane sebebi davacı şirkettir. O halde madem ürün  deniz yolu ile taşımaya  teslim edilememişte nasıl olurda aynı ürün bir anda davacının belirlediği kargo uçağına teslim edilmiştir . Demekki teslim mümkün  olduğu ama teslimin davacının kusuru yüzünden olmadığı açıktır.Yüksek mahkeme kararlarında görüleceği üzere davacı taşımacı vaki geçikmenin müsebbibidir. Bu nedenle deniz yolu ile anlaşma yapılmış iken kendilerininde kabulünde olan hatalarından doğan geçirmeler nedeniyle  yapılan hava yolu nakliyesinden doğan külfete de katlanmak zorundadır. Yerel mahkemenin bu noktada yapması gereken davacıya ... tarihinin ve geminin ve teslim edilecek limanın neresi olduğuna dair yazılı bildirimi var olup olmadığı sorması  bu bildirim yada email yoluyla yazışmalara getirterek vaki sonuca göre hareket etmesi gerekirken davacının kusuruna hiç atıf yapmadan davacının davasının kabulüne karar vermesi hukuka aykırı olduğundan verilen kararın kaldırılması gerekmektedir.\"demiştir.İlk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; uluslararası havayolu taşıma sözleşmesinden kaynaklanan navlun ücretinin tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında davalının Çin'de bulunan ihracatçı şirketten satın aldığı emtianın Türkiye'ye deniz yoluyla taşınması için taşıma sözleşmesi akdedildiği, deniz taşıma sözleşmesi kapsamında emtianın belirlenen sürede taşınmaması ve gecikme yaşanması sebebiyle taşımanın hava yolu ile yapılmasına karar verildiği, bu kapsamda taşıma konusu emtianın hava yolu ile taşınarak davalıya teslim edildiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır.Taraflar arasındaki istinafa da gelen temel ihtilaf; söz konusu gecikmenin hangi tarafın kusurundan kaynaklandığı, gecikme sebebiyle emtianın deniz taşıması yerine hava yolu taşıması ile yapılması sonucunda oluşan navlun ücreti farkı ve giderlerden hangi tarafın sorumlu olduğu ve bu kapsamda davalı tarafından davacıya ödenmesi gereken navlun ücreti miktarı hususundadır.Tarafların iddia ve savunmaları ve mail yazışmaları incelendiğinde, davacı taraf gecikmenin ihracatçı firmanın kendileri ile iletişime geçmediği ve booking bilgilerini kendilerine vermemelerinden kaynaklandığını ileri sürmüş, davalı taraf ise gecikmenin davacıdan kaynaklandığını, davacı tarafından kançello tarihinin ihracatçı firma veya kendilerine bildirilmediğini,  ihracatçı firma veya acentesi ile irtibata geçildiğinin ve gecikmenin davacıdan kaynaklanmadığının ispat edilmediğini, oluşan zararlardan davacı tarafın sorumlu olduğunu ileri sürmüştür. Her ne kadar TTK'nın 1178 maddesi uyarınca şartları oluşması halinde gecikmeden doğan zararlardan davacı taşıyanın sorumlu olduğu ve  1179 maddesi uyarınca söz konusu zararın davacı taşıyanın veya adamlarının kastının veya ihmalinin bu zarara sebebiyet vermediğinin ispat yükünün taşıyana ait olduğu hüküm altına alınmış ve Mahkemece bu kapsamda herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmaması yerinde olmamış ise de, aynı Kanunun 1188/1 maddesi uyarınca eşyanın zıyaı veya hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat istem hakkı, bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşeceği hüküm altına alınmıştır. Söz konusu hüküm dikkate alındığında somut uyuşmazlıkta davalı tarafından dava konusu emtianın taşınmasındaki gecikme sebebiyle zarar ve tazminat istemi emtianın teslim edildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde davacıya karşı yargı yoluyla ileri sürülmediğinden iş bu davada gecikmeden dolayı zararın davacıya karşı ileri sürülmesi ve navlun ücreti alacağından mahsubu mümkün olmadığından davalının istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının sonucu itibariyle doğru olduğu ve kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1- Davalının  istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalıdan alınması gereken 3.565,88-TL istinaf karar harcından, peşin olarak yatırılan 789,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.776,88‬‬ TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı  üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  06/02/2025  tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f61b3b536e65457e","SID":"681c5b12cd08b098"}}