{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1356 <br>KARAR NO: 2025/125<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/03/2022<br>NUMARASI: 2021/324 Esas - 2022/273 Karar<br>DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:30/01/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin 05.12.2016 tarihinde davalı şirketten ... marka ve modelde sıfır kilometre bir araç satın aldığı ve ... plakayla adına tescil ettirildiğini, ancak henüz aracın 30.000 km’de iken yaptırılan muayenesinde, muayene istasyonunda motorda yağ kaçakları olduğunun ortaya çıktığını, aracın servise dört kez aynı şikayetle götürüldüğünü, serviste toplamda 16 gün kaldığını ve müvekkiline şifahen araç üzerinde herhangi bir dış etken görülmediği, çeşitli işlemler uygulandıktan sonra arıza kaydına rastlanmadığını, meydana gelen arızanın dış etkenlere bağlı olmadığını, üretimden kaynaklı bir arıza olduğu açıkça tespit ve müvekkiline şifahen ifade edildiğini, müvekkilin arızanın garanti süresi içinde tekrarlaması nedeniyle haklı olarak TKHK’nın 56/3. maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 11/ç maddesinde yer alan “satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme” hakkını kullandığını, Beyoğlu ... Noterliği’nin 28.11.2019 tarihli ve ... Yevmiye nolu ihtarnamesi ile kanundan kaynaklanan aracın ayıpsız misli ile değiştirimesini talebini karşı tarafa ihtar ettiğini, ancak karşı tarafça gönderilen cevabi ihtarname ile taleplerinin hukuka aykırı olarak reddedildiğini, müvekkiline ait aracın servis aracı olarak kullanılmakta olduğunu, müvekkilinin araçla taşıdığı insanlar nedeniyle üçüncü kişilere karşı da yasal hukuki ve cezai sorumluluğu bulunmakta olup, söz konusu arıza ve aracın kullanılma maksadı da gözetildiğinde çok daha vahim bir durum arz ettiğini,  bu şekilde kullanımın onlarca insanın hayatını riske sokmakta olduğunu, araçtaki arızanın defalarca yetkili servise götürülmesine ve yapılan tüm müdahalelere rağmen giderilememiş olduğundan, artık müvekkilinin bu arızanın giderileceğine ilişkin bir beklentisinin kalmadığını, aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep ettiğini, aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin mümkün görülmemesi halinde, terditli olarak aracın ayıplı değeri ile ayıpsız rayiç bedeli arasındaki farkın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkile ödetilmesini talep ettiklerini, öte yandan davalı tarafın üretim hatası olarak tanımlayıp bir türlü gideremediği söz konusu arıza sebebiyle müvekkiline ait aracın çeşitli dönemlerde toplam 16 gün serviste kaldığını,  müvekkilinin talebine rağmen yerine ikame araç da verilmediğini, açıklanan tüm nedenlerle  müvekkiline ait ... plakalı aracın 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 56/3. maddesi yollamasıyla uygulanacak aynı Kanunun 11/ç maddesi gereğince ayıpsız misli ile değiştirilmesine, aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin mümkün olmaması halinde ayıplı değeri ile ayıpsız rayiç bedeli arasındaki farkın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkile ödenmesine, servis aracı olarak kullanılan ayıplı araç toplam 16 gün serviste kalmış ve müvekkil tarafından kullanılamadığından müvekkilinin uğramış olduğu kazanç kaybından şimdilik 1.000,00 TL'nin kaynaklanan maddi zararının dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkile ödenmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ...vekili cevap dilekçesinde özetle; HMK  madde 119 ' da dava dilekçesinin taşıması gereken zorunlu unsurları belirtmekle açılan iş bu davada davacının adresi belirtilmediğini, öncelikle bu eksiklik nedeni ile dava dilekçesinin taşıması gereken zorunlu unsuru içermemesinden dolayı davanın reddini talep ettiklerini, davanın basit yargılamaya tabi olması nedeni ile bu aşamadan sonra davacı tarafından dosyaya sunulacak beyan ve açıklamaların karara esas alınmasına muvafakatlarının olmadığını, aracın ayıplı olduğu iddialarının kabul edilmemekle birlikte kanunda ayıplı maldan sorumluluğun 2 yıl olduğu açıkca düzenlendiğini, bu nedenle öncelikle açılan bu dava hususunda zamanaşımı itirazında bulunduklarını, ...'in  ticari araç, aksesuar ve yedek parça satışı yapan, ikinci el satış ve satış sonrası hizmetler sunan saygın büyük bir firma olduğunu, davacının aracı satın alma tarihi göz önünde bulundurulduğunda, huzurdaki davanın kötü niyetle açıldığının aşikar olduğunu, aracın misli ile değiştirilmesinin kabulünün mümkün olmadığını, araçtaki yağ kaçağı şikayetinin garanti süresi sonrası ilk olarak müvekkiline bildirildiğini, aynı zamanda  belirttilen maddeler kapsamında da kullanıldan sürekli mahrum kalmanın şartlarının oluşmadığını ve araçtaki kullanım devam ettiğini, davacının aracını hiçbir güvence içinde kullanıma sahip olmadığı iddiasının bu bakımdan asılsız olduğunu beyanlarla açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...  vekili vermiş olduğu cevap  dilekçesinde özetle;  müvekkili şirket “... Ticaret A.ş.”nin işbu davada davalı sıfatı diğer bir ifade ile taraf sıfatı bulunmadığını, davalı vekili tarafından esasa ilişkin yapılan itirazda, davaya konu araçta satım tarihi itibarı ile ayıp bulunmadığı, aracın halen kullanılmaya devam ettiğini, araçta faydalanmamanın söz konusu olmadığı, aracın mevcut hali ile sorunsuz hizmet vermeyi sürdürecek teknik yapıya sahip olduğu, bu nedenle aracın değerinin veya elverişliliğinin önemli surette azaldığından veya tamamen ortadan kalktığından bahsetmenin mümkün olmadığı, aracın 14.11.2019 tarihine kadar toplam 81.820 km yol yaptığını, aracın dört kez servise giriş yapmasına rağmen motordan yağ kaçağı arızasının giderilemediği, toplamda 16 gün serviste kaldığı iddia edilmesine rağmen araç için toplam 9 kez servis kaydı düzenlendiği, 4 adetin bakım konulu olduğu, 1 adetin park sensörü şikayeti, 1 adet kapı açılmaması, 3 adet servis işleminin aracın altından yağ kaçağı olduğu, yağ kaçağı şikayetinin ilk kez 78.964 km de bakım için servise girişinde yapıldığından ek istek olarak iletildiği, yağ şikayetinin 30.000 km de başladığı iddiasının doğru olmadığı, beyan edilerek araç değişim talebinin haksız ve hukuka aykırı olduğu, davacının aracın onarımını yaptırdıktan sonra aracın yenisi ile değişimini talep etmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu, davacının seçimlik haklarından onarım hakkını kullanmış olduğunu, servis işlemi uygulanarak şikayetlerin giderildiği, aracın sorunsuz şekilde kullnılabilir durumda olduğu, davacının onarım hakkını kullanmış olması ve onarım neticesinde şikayetlerin de giderildiği göz önünde bulundurulduğunda davacının sözleşmeden cayma hakkını kullanmasının mümkün olmadığı beyanlarla açılan davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 28/03/2022 tarih ve 2021/324 Esas - 2022/273 Karar sayılı kararında; \".... Mahkememizce yapılan tüm yargılamalar neticesinde, dosya kapsamındaki dava dilekçesi ve ekleri, cevap dilekçeleri taraf iddiaları, keşif incelemesi, gelen cevabi yazılar, alınan bilirkişi heyet raporu ve tüm dosya içeriğine göre; aracın 81402 km de dava konusu arızanın onarımı ile ilgili servise girilmesinden sonra aracın tekrar servise girdiği konusunda servis kayıtları bulunmadığı, bu da arızanın giderilmiş olduğunu gösterdiği, dava konusu araçta ortaya çıkan yağ kaçağı şikayetlerinin üretim kaynaklı olduğu ve aracı kullanımı ile ortaya çıktığı, arızaların davalı tarafın servisince onarımı yapılarak giderilmiş olduğu ve araçta herhangi bir değer kaybı yaratmayacağı kanaatine varılarak bu nedenlerle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile, ''  Davacının davasının REDDİNE '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Sayın Mahkemenin yukarıda esas ve karar numarası belirtilen dosyası tahtında yürütülen yargılamanın sonucunda karar usul ve yasaya aykırı olduğundan karara karşı yasal süresi içinde istinaf yoluna başvurmak zarureti hasıl olduğunu,Sayın mahkeme karar gerekçesinde bilirkişi raporuna dayandığını, halbuki bilirkişi raporu eksik olup bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, karar bu yönüyle eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu yapılan bilirkişi raporuna dayandığı için usul ve  yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporuna itirazlarınında belirttiği üzere;  \"...Bilirkişiler dava konusu araçta ortaya çıkan yağ kaçaklarının üretici hatasından kaynaklandığını tespit etmelerine rağmen sorunun çözümü noktasında eksik inceleme ve hatalı değerlendirme yaptığını, şöyle ki: '' 1.Üreticiden kaynaklanan teknik bir hatanın düzeltildiğine 07.12.2021 tarihinde sadece adliye önünde araç dahi kullanılmadan yapılan keşif ile varıldığını, dolayısıyla eksik inceleme yapıldığını, 2.Üretim hatasından kaynaklanan bir teknik hatanın düzeltilmiş olduğuna hukuki ve maddi dayanaktan yoksun varsayımlarla ulaşılmasının hatalı değerlendirme olduğunu, A) Üreticiden kaynaklanan sorunların çözümü hele ki teknik bir sorun ise bu neredeyse imkansız olup birçok firma üreticiden kaynaklanan problemlerde araçlarını geri topladığı bilinen bir gerçek olduğunu, B) Üreticiden kaynaklanan teknik bir hatanın düzeltildiğine 07.12.2021 tarihinde adliye önünde yapılan gözleme dayalı keşif ile varılamayacağını, C) Üreticiden kaynaklanan sorunun tekrar serviste dile getirilmemesi sorunun çözülmüş olduğuna delalet etmeyeceğini, başta pandemi olmak üzere ülke genelinde meydana gelen ekonomik kriz şartları nedeniyle zaten zor durumda bulunan müvekkilinin bir de serviste tekrar ödeyeceği ücret ve çalışılamayan süre için gelir kaybı dikkate alınarak bir değerlendirme yapılması gerektiğini, D) Yine birçok servis sağlayıcı feedback denilen sunmuş oldukları hizmetlerden memnuniyetleri ölçmek adına müşterilerine memnuniyet anketleri yaptığını, müvekkilinin adı geçen davalılar tarafından hiç aranmadığını, sonuçta bu sorun teknik bir sorun olup üretici hatasından kaynaklandığını davalılar bilebilecek durumda olduklarını, müvekkilini bu hususta aramaları gerektiğini, Müvekkilinin beyanına göre araçta yağ kaçakları sorunu çözülemediğini, araç efor sarf ettiği anlarda örneğin yokuş tırmanırken ya da azami sınırlar içerinde yüklü olduğunda yağ kaçakları iyice kendini hissettirdiğini, Önemle belirtmek gerekirse; araçta motorda yağ kaçakları sorunu hakkında gerek servis kayıtlarının bulunması ve gerekse de artık herkes tarafından ulaşılabilinen tüvtürk kayıtlarına girmiş olması nedeniyle bu sorunlu aracın piyasa değeri önemli miktarda düşmüş olup aynı zamanda aracın müvekkili tarafından satılması halinde de az önce ifade ettiği çözülemeyen sorun ve bu sorunun kayıt altına alınmış olması nedeniyle ortalama satış süresi de uzayacağından müvekkilinin zararının katlanacağını, Bu nedenlerle aracın ayıpsız benzeriyle değişimi, aksi takdirde müvekkilinin dava dilekçesinde belirtmiş olduğumuz zararlarının karşılanması gerektiğini, İleri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Davanın 16/01/2020 tarihinde İstanbul 4.Tüketici Mahkemesinde açıldığı, mahkemece yapılan değerlendirme sonucu 04/02/2021 tarih ve 2020/27 Esas - 2021/113 Karar sayılı kararı ile; Davanın ticaret mahkemesinin görev alanına girdiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği, dosyanın İstanbul 19 ATM.'ye tevzi edildiği, bu mahkemece yapılan yargılama sonucunda istinafa konu karar verilmiştir. Dava, ayıplı aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi, bunun mümkün olmaması halinde aracın ayıplı değeri ile ayıpsız rayiç bedeli arasındaki farkın hesaplanarak karşı taraftan tahsili, ayrıca aracın arıza sebebiyle davalıya ait yetkili serviste kaldığı 16 günlük süreye ilişkin kazanç kaybının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dosya kapsamından; Davacı taraf, dava konusu araçtaki yağ kaçağı şikayetinin 30.000 km’de başladığı ve iletildiğini iddia etmiş ise de, bu iddiasını doğrulayacak bir kaydın bulunmadığı, bilirkişi heyet raporunda da belirtildiği üzere; Dosya içinde mevcut Tüvtürk Araç Muayene Raporunda, 15.12.2018 tarihinde 57.731 km de muayeneye giren aracın hafif kusur olarak Motor Yağ Kaçakları olduğunun belirtildiği, dosya içinde yağ kaçağı ile ilgili servis kayıtları incelendiğinde: 01.10.2019 tarihinde 78.964 km de aracın yağ kaçağı şikayeti ile servise girdiği, servis tarafından yapılan incelemede, krank kasnağı keçesinden yağ geldiğinin tespit edildiği, 04.10.2019 tarihinde keçe değiştirilerek onarımın yapıldığı, 24.10.2019 tarihinde 80.593 km de aracın altında yağ kaçağı olduğu şikayeti ile servise girdiği, yapılan kontrolde araca müdahaleyi gerektirecek teknik bulguya rastlanmadığının belirtilmiş olduğu, 07.11.2019 tarihinde 81402 km de aracın altında yağ kaçağı olduğu tespit ve onarım için servise girdiği, motor karteri sökülerek izolasyon yapılmış olduğunun görüldüğünü, aracın son servis giriş kaydı 81.402 km de olduğu, bu servis sırasında motor karteri sökülerek izolasyonun yapıldığı, daha sonra her hangi bir işlem yapılmadığı ve aracın önemli boyutta yağ eksilttiği konusunda da bilgi ve belge sunulmayıp keşfin yapıldığı tarihte aracın km.'sinin 139.031 km'de olduğu gözetildiğinde bu km.'ye kadar aracın sorunsuz çalışmış olduğu sonucuna varıldığının tespit edildiği, bu tespitler doğrultusunda, erken dönemde ortaya çıkan yağ kaçağı şikayetlerinin  üretim kaynaklı olduğu ve aracın kullanımı ile ortaya çıktığı, yapılan onarım ile giderilmiş olması nedeni ile aracın misli ile değiştirilmesini gerektirecek arızasının kalmadığının tespit edildiği, dosya kapsamına göre  davacı tarafça dava dilekçesinde ileri sürülen arızadan kaynaklı olarak da değer kaybı oluşturmayacağı anlaşılmıştır. Davacı taraf, davaya konu aracın serviste bulunduğu süre içerisinde kullanılamaması üzerine 16 günlük süreye ilişkin kazanç kaybını talep etmiş ise de ancak aracın tamir için yetkili serviste kaldığı süre boyunca ve bu sürenin davalı tarafça garanti edilen azami tamir süresini aşan kısmı için bu talepte bulunabileceği kabul edilmelidir. (Yargıtay 19 HD 23.01.2020 tarih 2018/2890 E. 2020/39 K. sayılı emsal kararı) Dosya kapsamında mahkemece alınan bilirkişi heyet raporu ve servis kayıtlarına göre; Aracın geçmişte gördüğü işlemler dikkate alındığında davacının aracının 12871 istek formu ile 02.10.2019 tarihinde 78.964 km'de iken yağ kaçağı şikayeti ile servise getirildiği, gerekli değişimler ve tamirat işlemleri yapıldığı ve  araç 03.10.2019 tarihinde davacıya teslim edildiği, 13995 istek formu ile 24.10.2019 tarihinde araç 80.593 km'de iken yine yağ kaçağı şikayeti ile servise getirildiği, yapılan kontrollerde müdahale edilecek teknik bulguya rastlanmadığı ve ücretlendirme yapılmadığı aracın aynı gün içinde davacıya teslim edildiği, 14726 istek formu ile 07.11.2019  tarihinde araç 81.402 km'de iken yağ kaçağı şikayeti ile servise getirildiği,motor karteli sökülerek izolasyonun yapıldığı ve ücretlendirme yapılmadan aracın 11.11.2019 tarihinde davacıya teslim edildiği, davacıya ait aracın davalı tarafça garanti edilen azami tamir süresini aşacak şekilde serviste kalmadığı, bu durumda davalı tarafın sorumluluğunun doğmadığı, tespit edilmiş olup davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. 6100 Sayılı HMK'nun 266. maddesi uyarınca, mahkemece çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerin mevcudiyeti nedeniyle bilirkişi raporu alınmasından sonra, raporun hüküm kurmaya elverişli olmaması veya yeterince açık olmaması sebebiyle denetlenememesi ya da tarafların rapora itiraz etmeleri halinde HMK'nın 281. maddesi uyarınca bilirkişiden ek rapor alınması veya yeni bir bilirkişi aracılığıyla incelemenin tekrarlanması mümkün olup, somut dosyada mahkemece alınan heyet raporu denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli olduğu görülmekle, mahkemece heyet raporundaki tespitlere itibar edilerek karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 146.maddesine göre hakim delillerden davanın yeterince aydınlandığı kanaatine varırsa tahkikatı bitirebilir. İlk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde davacı vekilinin, hükme elverişsiz bilirkişi raporuna göre karar verildiğine yönelik  istinaf nedeni yerinde değildir. İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyet raporu içeriğindeki tespitler ışığında  mahkemece, davacının tüm terditli talepleri değerlendirilmek suretiyle tüm taleplerin reddine yönelik verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf  sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle,  davacı  vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye  534,7‬ TL harcın davacıdan  tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden davacı  üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  30/01/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"01458abd00f615c0","SID":"ffd1dc4f8e43ae7c"}}