{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1224 Esas<br>KARAR NO:2025/167 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2018/304 Esas- 2022/95 Karar<br>TARİH:11/02/2022<br>DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:06/02/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;.... Ltd. olan... Bankası ... Şubesine ait ... Çek nolu, 30.11.2017 Tarih, 9.000 TL'lik 1 adet çekin keşideci tarafından imzalanmak sureti ile alacağa mahsuben davacı müvekkiline verildiğini, iş bu dava konusu çekin davacıya ait ... pasajında bulunan işyerinde, içinde bulunduğu çanta ile 19.08.2017 tarihinde çalındığını, en yakın Polis merkezine şikayette bulunulmuş olup soruşturmanın sürdüğünü, dava konusu çekin çalınması üzerine çek iptali davası açıldığını, davayı gören Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/779 E sayılı dosyası ile tedbiren ödeme yasağı kararı vermiş olup davanın derdest olduğunu, dava devam ederken dava konusu çekin, davalılardan  ... A.Ş tarafından ibraz edildiğini, çekin ibrazı üzerine çek iptal davasını gören Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26.03.2018 tarihli ara kararı ile TTK'nın 758 ve 763. maddeleri uyarınca çek iadesi davası açılması hususunda taraflarına süre verdiğini, ayrıca, dava konusu çekin... sayılı dosyası ile icra takibine konu yapıldığını, alacaklısı ... A.Ş olan icra takibinin, borçlularının ciranta .... Şti. ile lehdar davacı ... ve keşideci ... Şti. olduğunu, icra takibine konulmuş olan dava konusu çekin ibraz fotokopisi incelendiğinde lehdar davacı imzasının taklit edilmek sureti ile çekin ciro edildiği, sonra davalı .... ŞTİ.'nin cirosu ile son hamile çekin geçtiğinin gözüktüğünü, davacının imzası taklit edilmek sureti ile çekin tedavüle sokulduğunu, özellikle davacının taklit imzası ile sonraki ciranta ... Şti. adına atılan imza karakterinin hemen hemen aynı olduğunu, davacıdan çalınan çekin bir şekilde davalılarca ele geçirildiğini, davacının imzası taklit edilmek sureti ile kötüniyetli bir şekilde tedavüle sokulduğunu, ticaretle uğraşan davalı çek hamillerinin, çekin sıhhatini araştırmak için en azından muhatap bankaya sorması ve çek hakkından bilgi almasının ticaret hayatının olağan davranışlarından biri olduğunu, çek ile ticaret yapan her tacirin ticaretine karşılık almış olduğu çeki ve keşidecisini muhatap banka nezdinde araştırdığını, keşideci tarafından muhatap bankaya dava konusu çekin çalındığına dair bilgi verildiğini, yani, davalı çek hamillerinin çekin çalıntı olduğunu bilmemelerinin mümkün olmadığını, dava konusu çekin çalıntı olduğunu bilerek hareket etmiş olup kötüniyetli olduklarını beyanla dava konusu ... Bankası ...Şubesine ait .. çek nolu, 30.11.2017 Tarih, 9.000 TL'lik çekin çeki elinde bulunduran davalı ... AŞ.'den alınıp davacı davacıya iadesine, çekin iadesi mümkün olmaz ise davacının dava konusu çek ve ... sayılı dosyasına konu icra takibi nedeni ile davalılara borçlu olmadığının tespitine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava konusu çeki çaldırmış olduğu iddiasının bir an için doğru olduğu kabul edilse dahi bu hırsızlık hadisesinin def-i veya itiraz olarak müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, zira müvekkilinin dava konusu çekin meşru, haklı ve iyiniyetli hamili olduğunu, müvekkili şirket ile davacı arasında ticari ilişki bulunmamakla birlikte müvekkili şirketin çekin çalındığını bilmediğini, dava konusu çek davalı ...Şti. tarafından cirolanarak müvekkili şirkete verilmiş olup çek incelendiğinde şeklen müteselsil ve birbirine bağlı ciroların mevcut olduğunun görüleceğini, TTK madde 790'da; \" Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır \" şeklinde yer alan hüküm uyarınca müvekkilinin yetkili hamil olduğunu, TTK madde 792''de\" Çek herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür ” şeklinde yer alan düzenleme uyarınca müvekkilinin ancak ağır kusuru veya kötüniyeti söz konusu olduğunda çeki geri vermekle yükümlü olduğunu, davacı müvekkilinin kötü niyetli olduğu iddiasındaysa bu hususu hiç bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde kesin delillerle ispat etmek zorunda olduğunu, müvekkili iyi niyetli meşru hamil olup,  çeki elinde bulunduran hamil sıfatıyla çeki edinme sebebini kanıtlamakla dahi yükümlü olmadığını, bu hususun yüksek mahkemenin yerleşik içtihatlarıyla sabit ve kıymetli evrak hukukunun temel ilkesi olan \"mücerretlik ilkesi\"nin gereği olduğunu, Mahkemede görülmekte olan davada davacı tarafın anlatımlarının dava konusu çekin çalınarak piyasada kullanılmış olduğu temeline dayandığını, bu noktada beyanlar doğru ise müvekkili ile davacının hırsızlık olayının mağdurları olduklarını, sorunun hukuki olarak çözümünün çeki çaldıran davacının mı yoksa çalıntı çeki iyi niyetle bilmeden iktisab etmiş olan üçüncü kişi konumundaki müvekkilin mi menfaatinin korunacağı noktasında toplandığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Şti. davaya cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 11/02/2022 tarih 2018/304 Esas- 2022/95 Karar sayılı kararında;\"Dava, İİK'nın72. ve TTK'nın 792. maddelerine göre menfi tespit talebidir. ... sayılı dosyasının celp edilip incelenmesinde; Davalı ... AŞ. tarafından  dava dışı ... Şti. ve  davacı ... ile diğer davalı ... Şti. aleyhine  21.01.2018 tarihinde .... sayılı dosyası ile 9.000,00 TL Asıl Alacak, 120,21 TL Avans Faizi, 900,00 TL %10 Çek Tazminatı, 27,00 TL 33 TIK.'ya göre Komisyon, 10.047,21 TL toplam alacağın İc. Mas. Üc. Vek. Ve asıl alacağa işleyecek yıllık değişen oranlarda avans (%9,75) faizi ile tahsilini talep etmiştir. Tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve tüm taraflara ait ticari defterleri üzerinde  inceleme yapılarak davacının  dava konusu çeki davalı...'ya vermesini gerektiren, ...'nın da bu çeki diğer davalı ...' e vermesini gerektiren reel bir ticari ilişkinin bulunup bulunmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği,  bilirkişice sunulan 21/05/2019 tarihli raporun sonuç kısmında \"...Davacının 2017 yılı ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, Davalılara usulüne Uygun tebligat yapılmasına karşın mahkemenin tayin ettiği 28.09.2018 tarihli incelemeye katılmamış ve ticari defter-belge ibraz etmedikleri,  Davaya konu... Bankası ... Şubesine ait ... İBAN ... nolu 30.11.2017 Tarihli, 9.000,00 TL tutarlı çekin davacı ticari defterlerine kayıtlı olmadığı, davacı yanın incelenen ticari defterlerinde, davalı ... Şti. ve ... ve arasında ticari ilişkinin mevcut olmadığı,  davacının dava konusu çek ve... sayılı dosyasına konu İcra takibi nedeni ile davalılara borçlu olmadığına...\"dair rapor düzenlenmiştir.Dosyanın ...çek nolu 30/11/2017 tarihli 9.000,00-TL'lik çek üzerindeki imza ve yazının davacıya ait olup olmadığı hususunda  inceleme yapılmak üzere İstanbul Adli Tıp Kurumuna  gönderilmiş olup 2020/110489 sayılı raporun sonuç kısmı özetle şöyledir:\"....İnceleme konusu çekteki birinci ciro imzası ile ...'nun mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'nun eli ürünü olmadığı, Yazı incelemesi isteniyorsa ise ...'na huzurda inceleme konusu belge kendisine gösterilmeden incelenmesi istenen yazıların aynı tip harflerle büyük küçük harflere dikkat edilerek dikte suretiyle ve normal yazma hızıyla birçok kez yazdırılması ile elde edilecek tutanakların temin edilerek, mevcutlar ve adli dosya ile birlikte kurumumuza gönderilmesinin gerektiğine...\" Davaya konu çek üzerinde ilk ciroya sahip Davalılardan ... Şti. ile davacı ... arasında ticari ilişki, alacak borç ilişkisi bulunmadığı konusunda dosya kapsamında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Somut yargılamada temel uyuşmazlık, davalı ...'dan bu çeki iktisap eden  diğer davalı ... A.Ş.nin söz konusu işlemi kötü niyetli gerçekleştirip gerçekleştirmediği hususunda yoğunlaşmaktadır. Söz konusu çekin davacının rızası hilafında elinden çıktığına dair yürütülen bir ceza soruşturması ve ayrıca Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan ... sayılı kıymetli evrak zayi davası mevcuttur. Mahkememizce, taraflar arasındaki reel ticari ilişkinin tespiti ve davacının iddialarının değerlendirilmesi amacıyla defter incelemesi yapılmasına karar verilmiş; davalılar defter ibrazından kaçınmıştır. Davalı taraflardan ... yargılama sürecine hiç katılmamış; diğer davalı ise kötü niyet iddiasının davacı tarafından ispatı gerektiğini, senedin meşru hamili olduğunu ve davanın kabulü gerektiğini savunmuştur. Yapılan yargılama ve toplanan deliller neticesinde, davacının ticari kayıtlarında  davalı ... ile herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığının tespit edildiği, davalıların ticari kayıtlarının inceletmekten kaçındıkları, davalılardan ... ile diğer davalı ... arasında reel bir ticari ilişki olup olmadığının tespit edilemediği görülmektedir. Yerleşik içtihatlara göre, menfi tespit davasında ispat külfeti davacıdadır. Bununla birlikte, somut davada her iki davalı da tacir olup, ticari defter tutma yükümlülüğü altındadır. Davalıların, temlik aldıkları davaya konu çeki ticari defterlerine işleme zorunluluğu bulunmakta olup kendilerine tanınan kesin sürede bu konuda herhangi bir delil sunmamışlardır. Dolayısıyla, somut dava kapsamında, davalıların müşterek hareket ettiği ve davaya konu çeki kötü niyetli olarak iktisap ettikleri kanaatine ulaşılmış ve davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile ''Davanın KABULÜNE,... sayılı icra takibinde davacının borçsuzluğunun tespitine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece, 11/02/2022 tarihli gerekçeli kararla hukuka aykırı olarak ve kendi gerekçesiyle çelişerek davanın kabulüne karar verildiğini, bu sebeple istinaf kanun yoluna başvuru zarureti doğduğunu, Yerel mahkemenin de belirttiği üzere; işbu davada davalı olarak ispat külfetinin kendilerinde olmadığını, bu hususun kanun ve Yargıtay kararları gereği olduğunu, ancak ispat yükünün kendilerinde olmamasına ve delil sunma mecburiyeti bulunmamasına rağmen mahkemenin bundan bahisle aleyhlerine hüküm verdiğini, kararın açıkça hukuka aykırı olduğunu, müvekkili aleyhine Yerel mahkeme nezdinde açılan davanın, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, kötü niyetli olduklarının ispat edilmediğini;Karara esas alınan bilirkişi raporunda defterleri incelenmemesine rağmen ''davacı yanın incelenen ticari defterlerinde, davalı ... Şti. ve ... ve arasında ticari ilişkinin mevcut olmadığı'' şeklinde bir tespitte bulunulduğunu, davacının defterleri incelenerek kendileri ile çeki devraldıkları şirket arasında ticari ilişki olup olmadığı sonucuna varılmasının mümkünatının olmadığını, zira çeki kendilerine ciro edenin davacı olmadığını, aralarında bir ticari ilişki olmadığını, bu hususta herhangi bir uyuşmazlık da olmadığını, dolayısıyla davacı defterleri incelenerek kendileri ile ilgili bir tespitte bulunulmasının mümkün olmadığını;Davacının işbu davada çeki elinde bulunduran yetkili hamilin çeki kötü niyetle iktisap ettiğini ya da iktisapta ağır kusuru bulunduğunu ispat etmesinin gerekli olduğunu, bu hususta çekin kötü niyetle ve ağır kusurla iktisap edildiğini davacının ispatlayamadığını, bu durum karşısında davada ispat yükü, çekin istirdatına karar verilmesini talep eden davacıya ait olup; aksinin kabulü kıymetli evrakın mücerretlik ilkesini ortadan kaldırdığını;Davacı tarafın dava konusu çeki çaldırmış olduğu iddiasının bir an için doğru olduğu kabul edilse dahi bu hırsızlık hadisesinin def-i veya itiraz olarak müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, zira müvekkilinin, dava konusu çekin meşru, haklı ve iyiniyetli  hamili olduğunu, müvekkili şirket ile davacı arasında ticari ilişki bulunmamakla birlikte, müvekkili şirketin çekin çalındığını bilmediğini, dava konusu çek ...Şti. tarafından cirolanarak müvekkili şirkete verilmiş olup çek incelendiğinde şeklen müteselsil ve birbirine bağlı ciroların mevcut olduğunun görüleceğini, TTK madde 790'da; \"Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır\" şeklinde yer alan hüküm uyarınca müvekkilinin yetkili hamil olduğunu;TTK madde 792' nin; \"Çek herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür\" şeklindeki hükmü uyarınca müvekkilinin ancak ağır kusuru veya kötüniyeti söz konusu olduğunda çeki geri vermekle yükümlü olduğunu, davacının, müvekkilinin kötü niyetli olduğu iddiasındaysa bu husus hiç bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde kesin delillerle ispat etmek zorunda olduğunu, müvekkilinin  çeki elinde bulunduran hamil sıfatıyla çeki edinme sebebini kanıtlamakla dahi yükümlü olmadığını, bu hususun yüksek mahkemenin yerleşik içtihatlarıyla sabit ve kıymetli evrak hukukunun temel ilkesi olan “Mücerretlik İlkesi”nin gereği olduğunu;Yargıtayın yerleşik içtihatları uyarınca hırsızlık suretiyle kıymetli evrakın zayii halinde  ancak ve ancak çeki elinde bulunduranın ağır kusuru veya ihmali söz konusu ise çeki iade etme yükümünün söz konusu olduğunu, bu husus, yüzlerce yerleşik içtihatla sabit olup dilekçe ekinde bu somut duruma ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12/19E- 12/185 Karav ve 13.06.2012 tarihli kararını da sunduklarını;İyi niyetli meşru hamil olan müvekkiline karşı TTK madde 687'nin“Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun”  hükmü uyarınca davacının diğer hamillerle kendisi arasında olan hırsızlık olayı da dahil hiç bir ihtilafı def-i olarak ileri süremeyeceğini, bu hususun mücerretlik ilkesinin ve kıymetli evrak hukukunun ona prensiplerinden olduğunu; Yerel mahkemede görülmekte olan davada davacı tarafın anlatımlarının dava konusu çekin çalınarak piyasada kullanılmış olduğu temeline dayandığını, bu noktada beyanlar doğru ise müvekkili ile davacının hırsızlık olayının mağdurları olduğunu, sorunun hukuki olarak çözümünün çeki çaldıran davacının mı yoksa çalıntı çeki iyi niyetle bilmeden iktisab etmiş olan üçüncü kişi konumundaki müvekkilin mi menfaatinin korunacağı noktasında olduğunu, yukarıda belirtilen kanun maddelerinin iyi niyetli olması kaydıyla çeki elinde bulunduran müvekkilinin menfaatini öncelikle koruduğunu, Yargıtayın yerleşik içtihatlarının da bu yönde olduğunu, dolayısıyla davacının çekin istirdadı talebi ve verilen gerekçeli kararın haksız olduğunu;Son olarak yine karara esas alınan 21.05.2019 tarihli bilirkişi raporunda taraflar arasında ticari ilişki olmadığı, bu sebeble davalılara borçlu olmadığı yönünde hukuka aykırı ve yeterli incelemede bulunmadan tespitte bulunulduğunu, davacı ile davalı müvekkili arasında ticari ilişki olmamasının gayet normal olduğunu, söz konusu çekin, müvekkiline dava dışı ... Şti vasıtasıyla geçtiğini, dava konusu çek incelendiğinde şeklen müteselsil ve birbirine bağlı ciroların mevcut olduğunun görüleceğini beyanla İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/304 E. 2022/95 K. sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, çekin istirdadı ve istirdadın mümkün olmaması halinde çek ve çekin konu edildiği icra takip dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dosya kapsamından; davacı tarafın dava dilekçesi ile, keşidecisi ... Şti. olan, 30/11/2017 tarihli ve 9.000 TL bedelli çekin, keşideci tarafından aralarındaki ticari ilişki nedeniyle ciro edilerek kendisine verildiğini ancak işyerinde yaşanan hırsızlık olayında çalındığını, davalıların eline bu şekilde geçtiğini, çekte kendisi adına atılan ciro imzasının sahte olduğunu, davalılar ile arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, çekin iptali için açılan davada davalı ... tarafından çekin ibrazı üzerine Mahkemece kendilerine istirdat davası açmak üzere süre verildiğini iddia ve beyan ederek öncelikle çekin davalı ...'den istirdadına, bunun mümkün olmaması halinde ise çek ve çekin konu edildiği icra takibi nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ettiği, davalı ...'nin çekte iyi niyetli hamil olduğunu beyan ederek davanın reddini savunduğu, diğer davalının davaya cevap vermediği, Mahkemece celp edilen İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında; davalı  ... tarafından davacı, davalı ... Şti. ve çekin keşidecisi aleyhine kambiyo senelerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığı, çekin keşidecisi tarafından açılan davada İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/67 Esas ve 2018/99 Karar sayılı kararı ile keşideci ... Şti.'nin yetki itirazının kabulü ile talep halinde dosyanın yetkili Eskişehir Nöbetçi İcra Dairesi'ne gönderilmesine karar verildiği, bu karar uyarınca İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında borçlu keşideci yönünden tefrik kararı verildiği ve dosyanın Eskişehir ... İcra Dairesi'ne gönderilerek ... aldığı, davalı ... vekilinin 21/02/2020 tarihli dilekçesi ile dosya borcunun ödendiğini ve dosyanın infazen kapatıldığını, çekin keşideciye iade edilmiş olabileceğini beyan ettiği, Mahkemece çek aslının dosyaya getirtildiği ve davacının ciro imzasının sıhhati yönünden ATK'dan rapor alındığı, ATK raporu ile çek üzerindeki davacı adına bulunan cirodaki imzanın davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiği, Mahkemece tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, davalı ... ile diğer davalının ticari defterlerini incelemeye ibraz etmediği, davacının ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede ise davalılar ile arasında herhangi bir ticari ilişki olmadığının tespit edildiği, Mahkemece, davacı ile davalı ... Şti. arasında ticari ilişki bulunmadığının sabit olduğu, istinaf eden davalı  ... yönünden ise menfi tespit davasında ispat külfetinin davacıda olduğu, davalılar tacir olup ticari defter tutmakla ve temlik aldıkları çeki ticari defterlerine kaydetmekle yükümlü oldukları, verilen sürede ticari defterlerini sunmadıkları, bu sebeple müşterek hareket ettikleri ve çeki kötü niyetli olarak iktisap ettikleri gerekçesi ile davanın kabulü ile davacının İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine karar verildiği anlaşılmıştır. T.C. Anayasası'nın 141/3. maddesi hükmüne göre, bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılmalıdır. 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmeli, hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hüküm açık ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmelidir. Kararın gerekçesiz oluşu, gerekçe ile hüküm arasında veya gerekçenin kendi içerisinde çelişki bulunması, tüm talepler hakkında olumlu/olumsuz bir karar verilmemiş olması açık bir kanuna ve kamu düzenine aykırılık hali olup, İstinaf aşamasında re’sen nazara alınması gerekmektedir. Somut olaya dönüldüğünde; davacının dava dilekçesinin netice-i talep kısmında terditli olarak talepte bulunduğu ve öncelikli talebinin dava konusu çekin davalı ... A.Ş.'den istirdadına karar verilmesi olduğu açıktır. Mahkemece davacının söz konusu talebi ile ilgili hüküm fıkrasında olumlu/olumsuz herhangi bir karar verilmemiş, kararın gerekçesinde ise menfi tespit davasındaki ispat yükünden bahsedilmekle birlikte istirdat talebi ile ilgili değerlendirme yapılır gibi davalıların çeki kötü niyetli olarak iktisap ettikleri kabul edilmiş, davacının ciro imzasının sahteliği iddiası ve bu yönde toplanan delillerle ilgili herhangi bir değerlendirmeye yer verilmemiştir. Davacının ikincil talebi ise çek ve çekin konu edildiği icra takibi nedeniyle her bir davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. Bilindiği üzere İİK'nın 72. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarında ancak takip dosyasında alacaklı olan kişiye karşı takip nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talep edilebilir. Takip dosyasında alacaklı olmayan kişiye karşı takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitinde hukuki yarar bulunmamaktadır. Öte yandan çekte ciranta olan kişinin, takipte alacaklı olmamakla birlikte çekteki ciro zincirinde kendisinden sonraki cirantalara karşı çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep etmesi mümkündür. Bu sebeple davacı da, takip dosyasında alacaklı olmayan ancak çekte kendisinden sonraki ciranta olan davalı ... Şti.'ye karşı çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece her ne kadar gerekçede her iki davalının da çeki kötü niyetli olarak iktisap ettikleri kabul edilmişse de, hüküm fıkrasında davalı ... Şti.'ye yönelik çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebi ile ilgili olumlu/olumsuz herhangi bir karar verilmemiştir. Bu sebeplerle verilen karar usul ve yasaya aykırıdır.Kabule göre de; 6102 Sayılı TTK'nın 792. maddesi uyarınca; çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür. Anılan yasal düzenlemeye göre; çek istirdadı davasında davacı istirdadını talep ettiği çekin yetkili ve meşru hamili olduğunu, çekin elinden rızası hilafına çıktığını ve çeki eline geçirmiş bulunan yeni hamilin çekin iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunu ispatla yükümlüdür. Kambiyo senetlerinin mücerretliği ilkesi gereği hamilin çeki edinme nedenini açıklama ve ispat etme mecburiyeti bulunmamaktadır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıdadır. Ancak alacak kambiyo senedine dayanıyorsa, kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan ispat yükü davacı borçludadır. TTK'nın 788/1. maddesinde, açıkça \"emre yazılı\" kaydıyla veya bu kayıt olmadan belirli bir kişi lehine ödenmesi şart kılınan bir çekin, ciro ve zilyetliğin geçirilmesiyle devredilebileceği, TTK'nın 790. maddesinde ise, cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişinin, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılacağı düzenlenmiştir. Ayrıca çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır. TTK'nın 687. maddesi uyarınca; poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendisi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri başvuran hamile karşı ileri süremez. Meğer ki hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun. Mahkemece, istirdat talebi yönünden çekin çalınması ile ilgili bir soruşturma dosyasından bahsedilmesine rağmen soruşturma dosya numarası davacıya açıklattırılarak herhangi bir araştırma yapılmadığı gibi, davalı alacaklı vekili çekin konu edildiği ve İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasından keşideci yönünden tefrik edilen dosyada borcun ödendiğini ve çekin keşideciye iade edildiğini beyan etmesine rağmen bu konuda da bir araştırma yapılmamış, davacı, çekte kendisine atfen atılan imzanın sahte olduğunu iddia etmiş ve bu hususta bilirkişi incelemesi yapılmış olmasına rağmen sahtelik iddiasının menfi tespit talebi yönünden TTK'nın 687. maddesi uyarınca hangi tür defi olduğu, kime karşı ileri sürülebileceği, bu noktada hamilin iyi niyet iddiasının dinlenip dinlenemeyeceği değerlendirilmemiş, tefrik edilen icra dosyasındaki keşideci ödemesi nedeniyle diğer borçlular yönünden de ana dosyanın infazen kapatılmış olması halinde borçlu olmadığının tespiti talebinin konusuz kalıp kalmadığı, istirdat talebinin ise bedele dönüşüp dönüşmediği yönünden bir inceleme yapılmamış, icra takibi nedeniyle menfi tespit talep edilmiş olup takipte talep edilen toplam tutar dava değeri olduğundan bu tutar üzerinden eksik peşin harç tamamlatılmamıştır. Bu sebeplerle de verilen karar usul ve yasaya aykırı olmuştur. Sonuç olarak davalı ... A.Ş.'nin istinaf başvurusunun usulen kabulü ile, İlk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine, davalı tarafından yapılan istinaf başvurusunda Mahkemece çekin istirdadına karar verilmişcesine ileri sürülen istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/02/2022 ve  2018/304 Esas ve 2022/95 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 06/02/2025 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e4580d46c23b0fd2","SID":"8864202d061f2447"}}