{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/186 <br>KARAR NO\t: 2025/428<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 03/03/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/119 E.  -  2022/70 K.<br><br>DAVACI\t\t  <br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t:<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Tescili<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03/03/2022 tarih ve 2020/119 E. - 2022/70 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkilinin 2018/111122 sayılı “...” ibareli marka başvurusuna, davalı şirket tarafından  itiraz edildiğini, MDB tarafından davalının 2013/92959 sayılı “...” markası ile benzer görülerek başvurunun reddedildiğini, bu karara itirazlarının nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, markaların benzer olmadığını ve iltibas yaratacak nitelikte bulunmadığını, müvekkilinin markasında yazı, renk, şekil unsurları bir arada kullanılarak bir bütünlük içerisinde özgün bir tasarım gerçekleştirdiğini, itiraza mesnet markanın düz yazı ile oluşturulduğunu, markaların kapsadığı mal ve hizmetlerin ayniyeti ya da benzerliğinin tek başına markaların karıştırılması soncuna götürmek için yeterli olmadığını, itirazlarında dile getirilen zayıf marka hususunun incelemede dikkate alınmadığını, itiraza konu markanın hiçbir ayırt ediciliğinin bulunmadığını, “...” ibaresinin itiraz sahibinin markasına özgülenecek bir anlam içermediğini, 35.sınıf yönünden ayırt ediciliği bulunmayan, ticari hayatta çeşitli malların bir araya getirilerek satılması hizmetlerinin daha çekici hale getirilmesi açısından sıklıkla kullanılan bir ibare olduğunu, müvekkilinin tescile konu ibareyi çeşitli indirim tarihlerini tüketicilere bildirmek için, tanınmış markaları olan “...” , “...” ve “...” ibareleri ile birlikte 2015 yılından beri kullandığını, tanınmış markalarının da sayesinde belirli bir tanınmışlık ve ayırt edicilik düzeyine ulaştırdığını, davalının tescile kadar bu kullanıma ses çıkarmamış olmasının da esasen itiraz hakkını ortadan kaldırıldığını ileri sürerek TPMK YİDK’nın 2020-M-2109 sayılı kararının iptaline, 2018/111122 nolu marka başvurusunun tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı Şirket vekili,  müvekkilinin tüm dünya çapında ve ülkemizde tanınmış “... ve ...” esas unsurlu markanın yaratıcısı ve sahibi olduğunu, “....com” markasının aynı zamanda T/02763 başvuru numarası ile tanınmış markalar sicilinde de tescilli olduğunu, müvekkilinin “...” logosunu markasının esaslı ve tek figüratif unsuru olarak belirlediğini, bu logoyu ve “ ...”, “...” ibaresinİ bir çok ürünün tüketiciye ulaştırılmasında kullandığını, milyonlarca tüketiciye ve satış rakamlarına ulaşarak ülkenin en büyük e-ticaret sitesi haline geldiğini, tüm emtia ve hizmetler yönünden tanınmışlık düzeyine eriştiğini, “...” figürünün tüketici nezdinde doğrudan müvekkilini çağrıştırdığını, davacının tescilini talep ettiği “...” logosu ile “...” ibareli markayı gören tüketicinin bu ibareyi müvekkili tarafından sunulan yeni bir marka,yeni bir hizmet, yeni bir ticari faaliyet olarak yorumlayacağını, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1.maddesi  kapsamında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalı adına tescilli \"...\" esas ibareli marka ile davacının \"...\" ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davacının \"...\" markasını gördüğünde bunun davalının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında iltibas bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine  karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, karşılaştırılan markaların benzer olmadığını, aralarında iltibas tehlikesinin bulunmadığını, başvuru markasının yazı, renk ve şekil unsurları bir arada kullanılarak oluşturulduğunu, düz yazı şeklinde oluşturulan redde mesnet markadan yeterince ayrıştığını, markanın bir kısım unsurlarından hareketle iltibas tehlikesi bulunduğu sonucuna varılamayacağını, mal ve hizmet benzerliğinin iltibas tehlikesinin ortaya çıkması için yeterli olmadığını,  redde mesnet markanın, yaratılmış bir marka olmadığını, bu nedenle bu sözcükler üzerinde davalı yana tekel hakkı tanınmasının mümkün olmayacağını, dava konusu markanın 2015 yılından itibaren müvekkiline ait tescilli tanınmış markalar ile birlikte aralıksız ve yoğun bir şekilde kullanıldığını, davalının bu kullanıma sessiz kaldığını, böylece markanın taraflar arasında nizalı olmaktan çıktığını, mahkemece redde mesnet markanın zayıf marka olduğu, davalının tekeline bırakılmayacağı yönündeki itirazlarının dikkate alınmadığını, müvekkilinin “...” markasının indirim günlerinde kullanıldığını, müvekkilinin tanınmış ..., ... ve ... markalarını bilen, müvekkilinden alışveriş yapan herkes tarafından bilindiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, başvurunun reddine dair YİDK marka kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, \"...+şekil\" ibareli başvuru ile redde mesnet \"...\" ibareli 2013/92959 sayılı marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira karşılaştırılan markalarda \"...\" ibaresinin ortak olarak yer aldığı, başvurudaki çoğul eki, uğur böceklerinden oluşan şekil unsuru ile markanın geneline hakim olan tertip tarzının yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, uyuşmazlık konusu 35.sınıf hizmetlerin redde mesnet markanın kapsamında aynı/aynı tür ve benzer olarak yer aldığı, mahkemece SMK'nın 6/1.maddesindeki şartların somut olayda gerçekleştiği kabul edilerek davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/02/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/03/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b66b3a8e57902be7","SID":"7c906e68e8da162a"}}