{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/147 <br>KARAR NO\t: 2025/365<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                   K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/09/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/341 E.  -  2022/215 K.<br><br>DAVACI\t:\t  <br>VEKİLLERİ<br>DAVALI\t<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/09/2022 tarih ve 2021/341 E. - 2022/215 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkilinin ihtisas derneği niteliğinde sivil bir toplum kuruluşu olarak 2015 yılından beri İstanbul’da faaliyet gösterdiğini,  TÜRKPATENT nezdinde 2018 107799, 2018 107825 ve 2018 107820 sayılı “...” ibareli tescilli markalarının bulunduğunu, davalı şirkete ait 2020/78672 sayılı “...” ibareli markanın 16, 25 ve 35.sınıflarda tescili için gerçekleştirilen başvurunun, TÜRKPATENT tarafından ilk önce m. 5/1-ç hükmü kapsamında ve davacının 2018 107820 sayılı markası mesnet gösterilerek 16.sınıftaki emtialar açısından kısmen ve re’sen reddedildiğini, geriye kalan emtialar açısından tescil edilmek üzere ilanına davacı tarafından itiraz edildiğini ancak MDB'nin davacının itirazlarını reddettiğini, davacının bu karara itirazının ise dava konusu YİDK kararıyla kısmen kabul edilerek, markanın 16.sınıfa giren diğer emtialar ve 16.sınıfa giren tüm emtiaların 35.sınıf altında toptan/perakende satış hizmetleri açısından da kısmen reddine karar verildiğini, ancak söz konusu kararın, davacının itirazlarını kısmen reddeden yönü itibariyle haksız ve hukuka aykırı bir karar olduğunu, zira taraf markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduklarının TÜRKPATENT tarafından da kabul edildiğini, dava konusu edilen markanın kapsamında kalmış olan emtiaların da davacının tescilli markalarının kapsamına giren emtialar ile benzer olduğunu,  kaldı ki markalar arasındaki benzerlik çok yüksek olduğundan emtialar arasındaki düşük seviyedeki bir benzerliğin dahi karıştırılma ihtimali için yeterli olduğunu, aynı zamanda davacının “...” markasının tanınmış bir marka olduğunu ve SMK m. 6/5 hükmü gereğince tescili dışında kalan mal ve hizmetlerde de korunması gerektiğini, davacının adının kısaltması olan “...” ibaresiyle özdeşleşmiş olduğunu, dolayısıyla davacının adından gelen bu ibarenin de markasal bir değeri haiz olduğunu ve korunması gerektiğini ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK’nın dava konusu edilen 29.09.2021 tarihli ve 2021-M-7588 sayılı kararının davacının aleyhine olan kısımları yönünden kısmen iptaline ve davalı adına tescili talep edilen 2020/78672 sayılı markanın tescil edilmesi halinde tümden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>Davalı ... vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin ambalaj ve matbaacılık faaliyetleri üzerinde çalışan ve Avrupa’ya kağıttan mağaza poşetleri satan bir firma olduğunu, alanında Avrupa’ya ihracatta en büyük ilk üç şirketten biri olduğunu, davanın tarafları arasında gerek çalışma alanı, gerek hitap edilen kitle, gerekse de çalışılan coğrafya bakımından herhangi bir benzerlik bulunmadığını, bu nedenlerle somut uyuşmazlıkta karşılaştırılan markalar arasında iltibas riskinin doğmadığını veya davacı markasının tanınırlığından kötü niyetli yararlanma ihtimalinin bulunmadığını, davacının davasına mesnet aldığı markalarının tanınmışlığını da ispat edemediğini, “...” ibaresinin davacı ile özdeşleştiğinden bahsedilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının  \"... ...\" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait \"...\" ibareli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil benzerlik oluşmuş ise de davalı markasının kapsamında kalan (yani çıkarılmayanlar) emtialar ile davacının  itiraz mesnedi markalarının kapsamındaki emtialar benzer olmadığı gibi ilişkili ve bağlantılı mallar/hizmetler de bulunmadığından SMK 6/1 maddesindeki iltibas/karıştırılma koşulunun oluşmadığı, davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen  markadan haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceğinin kanıtlanmadığı, davacı tarafın \"... ...\" ibareli  başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil  diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasının kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, karşılaştırılan markalar arasında SMK'nın 6/1.maddesi anlamında iltibas tehlikesinin bulunduğunu, mal ve hizmet benzerliği şartının da sağlandığını, başvurunun kapsamında kalan 35.sınıfın1-4.alt sınıfları ile müvekkilinin markalarının tescili kapsamındaki 16.sınıf bir kısım emtianın benzer olduğunu, markaların esas unsurları ayniyet düzeyinde benzerlik arz ettiğinden, emtialar arasındaki en ufak bir benzerlik ya da bağlantının karıştırılma/ilişkilendirme ihtimalinin kabulü için yeterli bulunduğunu, birbirine bağlılık prensibi uyarınca unsurlardan herhangi birinin zayıf, diğerinin daha kuvvetli olması halinde de karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğunu, bu husustaki iddialarının mahkemece dikkate alınmadığını, SMK'nın 6/1.maddesi koşullarının başvuru kapsamının tamamı bakımından gerçekleştiğini, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, başvuru kapsamındaki tüm emtia bakımından korunmasının gerektiğini, başvurunun tescilinin davacı markalarından haksız yararlanılmasına sebep olacağını, müvekkilinin ticaret unvanı ve resmi internet sitesi nedeniyle SMK'nın 6/6.maddesi şartlarının da oluştuğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br><br>GEREKÇE\t: Dava, itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu \"... ...\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu markaları arasında \"...\" ibaresinin ortaklığından kaynaklanan görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmakta ise de emtia benzerliğine ilişkin şart gerçekleşmediğinden SMK'nın 6/1.maddesi anlamında iltibas koşullarının oluşmadığı, zira dava konusu başvurunun kapsamında bırakılan uyuşmazlık konusu 25.sınıf mallar ile 35. <br>sınıf bir kısım hizmetlerin, davacının itiraza mesnet markaları kapsamında bulunan 16,38,41 ve 45.sınıf mal ve hizmetlerle aynı/aynı tür ya da benzer olmadığı, diğer taraftan somut olayda davacı markalarının  tanınmışlığı nedeniyle SMK'nın 6/5.maddesindeki koşulların oluştuğunun ispat edilemediği,  bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere davacının faaliyet alanının “tahkim ve diğer alternatif çözüm yolları” kapsamında verilen danışmanlık ve <br>çalışmalar olduğu netlikle görülebildiğinden, davacının dernek adında ya da internet sitesinde kullandığı <br>kılavuz unsurun, sadece faaliyet gösterdiği bu hizmetler açısından <br>himaye sağlayacağı, bu nedenle davacının bu madde hükmüne dayalı hak iddiasının da uyuşmazlık konusu 25 ve 35.sınıf hizmetler yönünden 6769 sayılı SMK’nın 6/6.maddesi bağlamında  dava <br>konusu markanın tesciline/hükmüne bir etkisinin olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/02/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/03/2025\t\t<br><br>Başkan<br>...<br><br><br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7f6373d9f64beffd","SID":"48cae652c1f08e84"}}