{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2022/915 <br>KARAR NO: 2025/109<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 15/12/2020<br>NUMARASI: 2017/647 Esas, 2020/840 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>KARAR TARİHİ: 05/02/2025<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, müvekkili ile davalı ... şirketi arasında 05/09/2013 tarihinde 40 ton/saat kapasiteli tam otomatik kum mikseri ile bentonit, kömür ve yeni kum siloları platformunun satışına ilişkin bir sözleşme imzalandığını, sözleşme bedeli olan KDV dahil 295.000,00 TL’nin davalıya ödendiğini ve ürünün 14/04/2014 tarihinde teslim edildiğini, ancak kum mikserinde ortaya çıkan gizli ayıplar nedeniyle makinenin sevkinden sonra kurulum aşamasında kantar sisteminin doğru çalışmaması sonucunda 19/06/2016 tarihinde arızalandığını ve bu arızanın dava dışı bir firma tarafından tamir edilerek faturanın davalıya kesildiğini, daha sonra kum mikserinde PLC arızası meydana geldiğini ve yine dava dışı bir firma tarafından tamir edilmesine rağmen makinenin 2014 Ekim ayından itibaren birçok kez arıza verdiğini, son olarak 2016 yılı Haziran ayında redüktöründe arıza oluştuğunu ve üçüncü bir firma tarafından yapılan inceleme sonucunda makineye en başta takılması gereken redüktörden daha küçük bir redüktör takıldığının tespit edilerek, tamir edilse bile aynı arızanın devam edeceğinin ve redüktörün değiştirilmesi gerektiğinin belirtildiğini, bunun üzerine davalı tarafa ayıp ihbarında bulunulduğunu, Kayseri 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/99 D.İş dosyası ile yapılan delil tespiti sonucunda da makinede olması gerekenden daha küçük redüktör kullanıldığının ve değiştirilmesi gerektiğinin tespit edildiğini, davalılar arasında organik bir bağ bulunduğunu ve bu nedenle davalıların gizli ayıptan doğan sorumluluğu taşıdığını ileri sürerek, öncelikle ödenen sözleşme bedelinin tamamının ticari faiziyle birlikte iadesini, aksi takdirde ayıp oranında bedelden indirim yapılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı ... San. Tic. Ltd. Şti. davaya cevap vermemiştir. Davalı ... San. ve Tic. AŞ vekili, davacı ile müvekkili arasında imzalanmış bir sözleşme bulunmadığını ve bu nedenle husumet itirazında bulunduklarını, ayrıca müvekkilinin sorumluluğu kabul edilse dahi talebin zamanaşımına uğradığını, iddia edilen şekilde kantar sisteminde bir hata bulunması durumunda bunun kolaylıkla tespit edilebilecek bir durum olduğunu, redüktör kapasitesinin küçük olması halinde bu eksikliğin en fazla bir saat içinde anlaşılabileceğini ve bu nedenle gizli ayıp olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca davacının redüktör bedeline ilişkin talebinin fahiş olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 05/09/2013 tarihinde imzalanan sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu, sözleşme kapsamında dava konusu kum mikserinin davacı tarafa teslim edildiği ve sözleşme bedelinin davacı tarafından ödendiği, sözleşme ile kum mikserinin teknik özelliklerinin belirlendiği, delil tespiti dosyası ve mahkeme dosyasına sunulan bilirkişi raporlarına göre, mikserde olması gerekenden daha düşük kapasiteli bir redüktör kullanıldığının tespit edildiği ve bunun gizli ayıp niteliğinde olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin \"B.3 Garanti\" başlıklı maddesi uyarınca işçilik ve malzeme hatalarına karşı davalı ... firmasının iki yıl garanti verdiği, bu nedenle söz konusu ayıptan davalı ... firmasının sorumlu olduğu, davacının öncelikli talebinin sözleşme bedelinin iadesi olduğu, ancak arızalı redüktörün değiştirilmesi durumunda makinenin kullanılabilir hale geleceği anlaşıldığından sözleşme bedelinin iadesi talebinin yerinde olmadığı, bilirkişi raporları doğrultusunda dava tarihi itibarıyla değiştirilmesi gereken redüktörün değerinin KDV hariç 58.033,40 TL olarak belirlendiği, KDV bedelinin eklenmesiyle toplam tutarın 68.479,41 TL olduğu, arızalı redüktörün sovtaj bedelinin düşülmesi sonucunda 68.233,71 TL tutarında ayıp oranında bedelden indirim yapılması gerektiği ve bu bedelin davalı ... San. Tic. Ltd. Şti.’nden tahsiline karar verilmesi gerektiği kanaatine varıldığı, davacının ikincil talebi yönünden ayrıca faiz isteminde bulunmadığından, taleple bağlılık ilkesi gereğince faize hükmedilmediği,  Davalı ... San. ve Tic. A.Ş. yönünden ise, davacı tarafın davalılar arasında organik bağ bulunduğunu ileri sürerek, şirketlerin ortaklarının, adreslerinin ve faaliyet alanlarının aynı olduğunu ve tamir faturalarının davalı ... A.Ş. adına düzenlendiğini belirttiği, sicil kayıtlarına göre ... Ltd. Şti.’nin 1987 yılında İstanbul’da kurulduğu ve 2014 yılında Kocaeli’ne taşındığı, ... A.Ş.’nin ise 2013 yılında Kocaeli’de yabancı ortaklı olarak kurulduğu ve 2017 yılında Düzce’ye taşındığı, her ne kadar davalı şirketlerin bazı ortaklarının aynı olduğu görülse de bunun tek başına organik bağ bulunduğunu ispatlamaya yeterli olmadığı, dava dışı firmalar tarafından ... A.Ş. adına düzenlenen tamir faturalarının davalı tarafından kabul edilmediği, tek başına fatura düzenlenmesinin şirketler arasında organik bağ bulunduğunu ispatlamaya yeterli olmadığı, bu nedenle davalı ... A.Ş.’nin sözleşme nedeniyle sorumluluğunun bulunmadığı, dolayısıyla pasif husumet yokluğu nedeniyle davalı ... A.Ş. yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın davalı ... A.Ş. yönünden davanın pasif husumetten reddine, Davalı ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi aleyhine açılan davanın sözleşme bedelinin iadesine ilişkin öncelikli talebin reddine,  ayıplı olduğu tespit olunan parçanın onarılarak makinenin kullanılması mümkün olduğu anlaşıldığından 68.233,71.-TL nin davalı ... Sanayi Tic. Ltd. Şti. den tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davacı vekili istinafında, mahkemece faize hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, davalılar arasında organik bağın bulunduğunu, sözleşmenin ... şirketi yetkilisi ... tarafından imzalandığını, tamir faturalarının da yine aynı şirkete kesildiğini, aynı adreste olduklarını ve iştigal alanlarının aynı olduğunu, davalının defterlerini ibraz etmediğini ve böylece ispat yükünü yerine getirmediğinden davalı taraf aleyhine sonuç doğurması gerektiğini fakat mahkemece bunun gözardı edildiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılarak her iki davalı yönünden de davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Dava; taraflar arasında 05/09/2013 tarihli 40 ton saat kapasiteli tam otomatik kum mikserinin ve bentonit kömür yeni kum siloları platformu ürünlerinin satışına ilişkin imzalanan sözleşme uyarınca teslim edilen kum mikserinin ayıplı olduğu iddiası ile sözleşme kapsamında ödenen bedelin iadesi, mümkün görülmez ise, değişim, onarım ve ayıp oranında indirim istemine ilişkindir. Davacının istinaf sebeplerine göre yapılan inceleme sonucunda, davacının, davalı şirketler arasında organik bağ bulunduğunu iddia etmiş ise de bunun dosyada mevcut deliller ile ispat edilemediği, faize ilişkin ve diğer mahkeme kabullerinin usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla davacı tarafın istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 15/12/2020 tarih ve 2017/647 Esas, 2020/840 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 556,1‬0 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 05/02/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7ba33c9955e9b389","SID":"d967cb043cd61631"}}