{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1221 <br>KARAR NO:2025/183<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:23/12/2019<br>NUMARASI:2014/998 ESAS-2019/1109 KARAR<br>DAVA:İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ:06/02/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ; Müvekkili ile davalının Aksaray Fatih/İstanbul da aynı cadde üzerinde oto aksesuar üzerine aynı işi yapan ve bu vesile ile aralarında ticari ilişki olan iki şirket olduğunu, iki taraf şirketin 2010-20111 yıllarında ticari ilişkileri oluştuğunu ve bir kısım alışveriş ve iadesi vs.. Gerçekleştirdiklerini, bu ticari ilişki sebebi ile taraflar arasında cari hesaplar oluştuğunu,tarafların 17/05/2010 ve 31/12/2011 tarihleri arasında yaptıkları alışveriş ve cari hesapta totalde 90,531,28 TL alım yaptıklarını, buna mukabil müvekkilinin 140,209,95 TL ödeme yaptığını, bu dönemde davalı şirketin ...banktan 122.000,00 TL kredi kullandığını, bu kredinin ödemelerini müvekkilinin yaptığını, bu amaçla müvekkilinin İstanbul Kadıköy Osmaniye 'de bulunan taşınmazı üzerine ipotek konulduğunu, yapılan ödemeye iş bu kredi taksit ödemelerinin de dahil olduğunu, yine 11/01/2011 ve 13/09/2011 tarihleri arasındaki ticari ilişki ve cari hesapta ise müvekkilinin davalı şirketten toplam 178.291,00 TL meblağlı mal alışında bulunduğunu, buna mukabil bu malların 89.403,00 TL miktarlı kısmının iade edildiğini, yani totalde net bu dönem içinde müvekkilinin davalı şirketten 88.888,00 TL mal alımı yapıldığını, bu ticari ilişki dışında müvekkili şirketin davalı aracılığıyla ile bankadan 30.000,00 TL kredi kullandığını ve tüm faiz ve ferileri ile bunu müvekkiline ödediğini, müvekkilinin davalı tarafa arkadaşlık ve güven ilişkisine dayalı olarak toplamda 33.550,00 TL tutarında senetler verdiğini, bunun haricinde müvekkiline zorla toplamda 118.625,00 TL tutarında senet imzalattıklarını, bu senetleri ... sayılı dosyası ile takibe koyduklarını, sonuçta 17/05/2010-3I/12/2011 tarihleri arasında toplamda Müvekkilinin davalı tarafa 464.612,95 TL ödeme yaptığını, buna mukabil 268.822,00 TL 'lik mal aldığını aradaki fark alan 195.000,00 TL davalı taraftan alacaklı olduklarını iddia ederek... sayılı dosyasındaki takibin durdurulmasına %20 'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davalı tarafa teminat olarak verilen ve davalı tarafın zorla imzalattıkları senetlerin iade edilmesini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Dava dilekçesi ekindeki cari hareket raporunun içeriğinde müvekkili ile davacı arasında mal alım satımına ilişkin bir kısım ürün dökümü görüleceği bunların dava konusu ile ilgisi olmadığını, dava konusunun davacının müvekkilinden mal alımına karşılık verdiği kambiyo senetlerinin ödenmemesine ilişkin olduğunu, senetlerin ödenmemesi sonucu ... sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, müvekkilinin ...bank 'dan alınan 122.000,00 TL krediyi itibarını kullanarak davacıya aldığını bu nedenle davacının gayrimenkulu üzerine ipotek konduğunu, ödenmeyen kredi taksitlerinin müvekkili tarafından ödendiğini, aralarındaki ticari ilişkiye karşılık davacının verdiği senetleri davacı ödemeyince zorla imzalatıldı diyerek karakola şikayete gittiğini, takip konusu bonolara davacı tarafından hiçbir ödeme yapılmadığını ve davacının müvekkiline halen borçlu olduğunu savunarak huzurda görülmekte olan davanın reddini, davacının kötü niyetli itirazı neticesi %20 'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.   <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi kararında;\"Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Dava; Davacı ile davalı arasındaki ticari ilişki sebebi ile ... sayılı dosyasındaki takibin durdurulması, %20 'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi, davalı tarafa teminat olarak verilen ve davalı tarafın zorla imzalattıkları senetlerin iade edilmesi talepli davadır.Deliller; Dosya Münderecatı, ... sayılı dosyası, bilirkişi incelemesi. Mahkememiz dosyasının Mali Müşavir bilirkişiye tevdi ile rapor alınmasına karar verilmiş, 12/02/2018 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır. Davacı ... Şti,... 'ne 26/01/2012 tarihinde ... sayılı dosya ile ... Şti. ile ... aleyhine 134.475,00 TL Asıl Alacak, 403,42 TL Komisyon, 16,929,51 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 151.807,93 TL takip talebinde bulunmuştur. Ödeme emri ... Oto ve Kefiline 30/01/2012 tarihinde tebliğ edilmiş, borçlular tarafından ödeme emrine herhangi bir itiraz dilekçesi görülmemiş, alacaklı vekilinin haciz işlemi için İcra Müdürlüğü'ne talepte bulunduğu görülmüştür.Davalı taraf bilirkişi raporunun ekinde sunulan mail çıktısı ile defter ve belgelerini inceletmekten çekildiğini beyan etmiş, Davacı taraf ise defter ve belgelerinin bulamadığını Sayın Mahkemeye bildirmiş, Vergi Dairesinden bilgi istenmiş Vergi Dairesinden gelen 15/01/2018 tarihli yazıda davacı tarafın yerinde bulunmadığı 30/11/2013 tarihi itibari ile iş yerini terk ettiği bildirilmiştir, bu nedenle takip tarihindeki alacak bilirkişi tarafından tespit edilememiştir. Bilirkişi raporu geldikten sonra, 14/05/2018 tarihli celsede davacı vekili tarafından müvekkilinin defterlerini tutan muhasebecinin isim ve adresini bildirdiğinde davacıya ait ticari defterlerin mahkememize sunulması için meşruhatlı davetiyenin tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre verilmesi ile ... vergi dairesine müzekkere yazılarak davacı şirketin BA BS formlarının istenerek davacı vekiline elden takip yetkisi verilmesine karar verilmiştir. ... vergi dairesinden gelen bilgi belgeler, BA BS formları ve davacı vekilinin talebi göz önüne alınarak dosyanın bilirkişiye tevdi ile ek rapor alınmasına karar verilmiş, 29/07/2019 tarihli bilirkişi ek raporu alınmıştır. <br>Ek raporda; defter ve belgelerinin ibraz etmedikleri bunun yanında dosyaya sundukları delillerde; Davacı tarafın talebi üzerine dosyaya celb edilen BA-BS formlarında sadece taraflar arasındaki alışveriş faturalarının görüleceği davacı veya davalı tarafın yaptığı ödemelerin görünmeyeceği, Davacı tarafın dava dilekçesi ekinde sunduğu ve cari hesap ekstresi olduğunu iddia ettiği belgenin stok takip ve fatura ayrıntılar olduğu tarafların ödemelerine dair kayıt görünmediği, davacı tarafın dava dilekçesinde davalı tarafa ödendiğini iddia ettiği tutarlarla ilgili dosyada yazılı delil görülmediği, davacı tarafın davalı tarafın kredi borcunu ödediğine dair iddiasına ait bir belge görülmediği,Celp edilen ...bank ...şubesinden 10/08/2017 tarihili gelen yazıda ... Oto 'nun peydel pey krediler kullandığı ve en son ödemenin firma yetkilisi ... tarafından 225.000,00 TL olarak ödendiğinin belirtildiği, Davalı tarafın alacağına karşılık olan senetlerin dosyada olduğunu beyan ettiği, dava konusu senet veya fotokopilerinin dosyada görülmediği, hususları tespit edilerek davacı tarafın iddialarını senetle ispatı gerektiği hususları tespit edilmiştir. 01/04/2011 ödeme tarihli ve 82.600,00 TL, 30/10/2010 ödeme tarihli ve 10.000,00 TL 30/05/2011 ödeme tarihli ve 10.000,00 TL, 04/05/2011 ödeme tarihli ve 31.875,00 TL olmak üzere toplam 134.475,00 TL tutarındaki senetlerin ibrazı halinde, bilirkişi tarafından 134.475,00 TL asıl alacak ve işlemiş faiz hesabının yapılacağı kanaatine varılmıştır.Davacı tarafın iddialarını senetle ispat etmesi gerektiği tespit edilmiş olup, olayda HMK’nın  203/I-a maddesinde yer alan senetle ispat kuralının istisnalarından yararlanma olanağı da bulunmadığından, davada tanıkla ispatın mümkün olmaması karşısında, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. araştırılması gerekli başka bir husus kalmadığı anlaşılmış olup, davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir. ...\"gerekçesi ile,''1-Davanın reddine, 2-Davalının %20 tazminat talebinin davacının kötü niyeti ispat edilemediğinden reddine '' karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;\"Dava dilekçesinde, davaya ve takibe konu bonoların ticari bir dayanağının olmadığı ve müvekkilin elinden iradesi dışı ve silah zoruyla alındığını beyan etmemize rağmen ve bu hususta vaki şikayetlerini de dosyaya sunmalarına rağmen sayın mahkeme olayı bu yönü ile değerlendirmeden eksik inceleme ile karar verildiğini,İşbu davanın ticari nitelikte dava olduğu her iki tarafın tacir olduğu, dolayısıyla tacir olan şirketlerin bütün ticari işlemlerinin resmi ve kayıtlı olması gerektiği, aldığı verdiği bonoların resmi ve kayıtlı olması gerektiği hususu nazara alınmadan davaya ve takibe konu senetlerin ticari defterlerde yer alıp almadığı, bonoların ticari işlem neticesinde elde edilip edilmediği değerlendirilmeden sadeceHMK 203/1-a maddesinde yer alan senetle ispat zorunluluğu gerekçe yapılarak karar verilmiş olması TTK hükümlerinin göz ardı edilmesi hukuka aykırı olduğunu,Davacı taraf olarak davalı tarafın ticari defterlerini delil olarak göstermiş ve bu defterlere dayanmış olmamıza rağmen davalı tarafın bilerek ve isteyerek ve mevcut olmasına rağmen defterlerini mahkemeye ibraz etmemesi haklılığımız yönünde değerlendirilmesi gerekirken bu yapılmadan davanın reddedilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu,Dosya içerisine taraf şirketlerin aralarındaki cari hesap ekstreleri sunulmuş ve davalı tarafın bu ekstrelere itirazının da olmaması karşısında bu ekstrelerin bilirkişi raporunda değerlendirilmeye alınmaması ve bilirkişi raporuna karşı vaki itirazlarımıza rağmen bilirkişinin ek raporunda dahi bu ekstreleri değerlendirmemesi, ekstrelerde alınan ve iade edilen malların belirtilmiş olmasına ve cari ödemelerin de ekstrelerde mevcut olmasına rağmen ne bilirkişi raporunda nede gerekçeli kararda  değerlendirmeye tabi tutulmaması eksik ve özensiz yargılama yapılmış olması sebebi ile usul ve yasaya aykırı olduğunu,Dava konusu, sadece takibe ve borca itiraz olmamasına rağmen davada ikinci talebimiz olan davalı tarafa fazla yapılan ödemelerin de iade ve istirdatına karar verilmesi talep edilmesine rağmen bu hususta hiçbir araştırma yapılmadan eksik inceleme ile gerekçe oluşturulup karar verilmemesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu,Müvekkilin davalı şirketin ... Bank'tan kullandığı krediye kefil olması sebebiyle müvekkilin bu krediyi kendi adına kayıtlı taşınmazı ipotek ettirip akabinde satmak suretiyle hemen ödemek zorunda kaldığı ve bu hususla alakalı gerek banka gerek tapu kayıtlarının da dosyaya sunulmuş olması karşısında kredi borcunun kapatıldığı işlemlerin aynı tarihli olması, davalı adına olan kredinin, müvekkile ait taşınmazın satımı sureti ile kapatılmasının  davada ve gerekçeli kararda hiç değerlendirilmeye alınmaması da bizce ayrıca bir bozma sebebi olduğunu,Yine davalı şirkete 19/09/2011 tarihinde 5.800,00 TL, yine 31.875,00 TL'lik senede mahsuben de 24/02/2012 tarihinde 30.000,00 TL ( makbuza sehven 31.800 TL lik senede mahsuben yazılmıştır.) ödeme yapıldığına dair makbuzları dosyaya koymuş olmalarına rağmen bu husustaki ödemeler de değerlendirilmeye alınmadan karar verilmiş olmasının eksik ve özensiz bir yargılama sonucunda karar verildiğini gösterdiğinden tüm bu gerekçeler ile hükmün bozulması gerektiğini,İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; taraflar arasındaki açık cari hesap ilişkisi kapsamında davacının davalıya olan borcunun ödendiği iddiası ile davalı tarafından davacı aleyhine bonoya dayalı olarak başlatılan icra takibine konu borçtan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazla ödenen bedelin istirdadına ve davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacılar vekili, taraflar arasında oto yedek parça alım satım ticari ilişkisi olduğunu, bu kapsamda davacının davalıdan ürün satın aldığını, satın alınan bir kısım ürünlerin iade edildiğini, davacı tarafından davalıya ürün bedellerinin ödendiğini, ayrıca davalı tarafından ...bank'tan çekilen kredinin taksitlerinin de davacı tarafından ödendiğini ve davacının taşınmazının ipotek gösterildiğini, bunun yanında davacının davalı aracılığı ile 30.000,00 kredi çektiğini ve ödemesinin davacı tarafından yapıldığını, davacı tarafından davalıya 30.000,00 TL bedelli kredinin teminatını oluşturmak için 10.000,00 TL bedelli üç adet bono ve açık hesaba teminat oluşturması için 12.900,00 TL bedelli on iki adet bono, 10.650,00 TL bedelli on bir adet bono verildiğini, bunun yanında davalı şirket sahiplerinin davacıdan zorla imzalatılmak suretiyle 31.875,00 TL bedelli bono, 82.600,00 TL bedelli bono ve kredi taksitleri için 4.200,00 TL bedelli yirmi dört adet bonoyu aldığını, zorla alınan bonolar için davacı kefil ... tarafından şikayetçi olunmuş ise de, karşı tarafın özür dilemesi  ve bonoları iade edeceğini söylemesi üzerine şikayetten vazgeçildiğini, ancak davalı tarafından bonoların iade edilmediği ve dava dayanağı olan icra takibine konu edilen bonolardan dolayı takibe devam edildiğini, kredi için verilen ipotekli taşınmazın da satılarak davalı adına çekilen kredinin kapatıldığını ve davacının icra takip dosyası kapsamında haczin fekkini talep ettiğini, tüm bu ödemeler dikkate alındığında davacının davalıya borçlu olmadığının ve alacaklı olduğunun anlaşıldığını, bu sebeple davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ve fazla ödenen bedelin istirdadına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafından yapıldığı iddia edilen ödemelere ilişkin belge sunulmadığını, davalı adına çekildiği ve davacı tarafından ödendiği iddia edilen kredinin davalı tarafından davacı adına çekildiği ve bir kısım taksitlerin davacı tarafından ödendikten sonra kalan taksitlerin ödenmemesi sebebiyle davalı tarafından ödendiğini ve davacının ipotek gösterdiği taşınmazın satılarak kredinin kapatıldığını, davalı tarafından icra takip dosyasına haciz fek talebinde tahsilatın olmadığının belirtildiği, dava konusu bonoların davacı tarafından davalıya olan borcuna karşılık verildiğini, davacı tarafından borcunun ödendiğinin ve sebepten soyut olan bonolardan dolayı borçlu olmadığının yazılı delil ile ispat edilmesi gerektiğini, davacı tarafından dosyaya iddialarını ispatlar delil sunulmadığını, bu sebeple davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece taraflarca dayanılması sebebiyle ve uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesine karar verilmiş, davalı tarafından ticari defter ve kayıtları bilirkişi incelemesine sunulmamıi, davacı tarafından da muhasebecisine ulaşılamaması sebebiyle ticari defter ve kayıtları bilirkişi incelemesine sunulamamıştır.Davacı tarafından iddialarının dayanağı olarak cari hesap hareketleri, davacı şikayet beyanı, kullanılan krediye ilişkin belgeler ve iki adet tahsilat makbuzu sunulmuştur. Mahkemece sunulan kayıtlar ile davacının iddialarının yazılı olarak ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, takibe konu senetlerden bir kısmının zorla alındığına ilişkin davacının şikayetinin bulunmasına rağmen bu hususun dikkate alınmadığını, davacı tarafından davalının defter ve kayıtlarına dayanılmasına rağmen incelenmediğini, sunulan makbuzların ve cari hesabın değerlendirilmediğini, davacı adına kayıtlı taşınmazın davalının kredisi için satılıp kredinin kapatılmasına rağmen bu hususta ve istirdat talepleri hakkında değerlendirme yapılmadığını istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Davacı tarafından her ne kadar ...bank'tan davalı adına çekilen kredinin davacı tarafından ödendiği ve davacı adına kayıtlı taşınmazın satılarak kredinin kapatıldığı iddia edilmiş ise de, bizzat davacı ... tarafından ... Polis Merkezi Amirliği'ne 21/01/2012 tarihinde vermiş olduğu ifadesinde söz konusu kredinin davalıya olan borcundan ve bankalarla sorun yaşaması sebebiyle davacı adına davalı tarafından çekildiğini, kredi borcu taksinin bir kısmının ödendiğini, bir kısmının ödenmediğini, yine davalıdan alınan ürünlere ilişkin borcunun bulunduğunun kabul edildiği beyan edilmiş, kendisinden zorla senet alındığı iddiası ile şikayetçi olunmuş, ancak ek ifadesi ile şikayetten vazgeçmiştir. Banka tarafından dosyaya gönderilen söz konusu kayıtlarda kredi taksitinin bir kısmının davacı tarafından, bir kısmının davalı tarafından ödendiği sabittir. Ayrıca kredi için teminat gösterilen taşınmazın satışı için davalı dava konusu icra dosyasındaki haczin kaldırılmasını talep etmiş ise de bu dosya kapsamında tahsilat olmadığını da beyan etmiştir. Bu hususlar dikkate alındığında takibe konu senetlerin davalı tarafından zorla alındığına ilişkin davacının soyut iddiası dışında delil bulunmadığı gibi, söz konusu kredi de davacının borcu için çekilmiş, ödemelerin bir kısmı davalı tarafından yapılmış ve taşınmaz davacının borcu için çekilmiştir. Bu hususlar dikkate alındığında davacı tarafından davalının kredi borcunun ödendiğine ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. HMK'nın 222/5 maddesi uyarınca taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. Ancak bu maddenin uygulanabilmesi için davacının dava dilekçesinde buna münhasır delil olarak dayanması gerekmekte olup, davacı tarafından dava dilekçesinde davalının defter ve kayıtlarına münhasır delil olarak dayanılmadığından davalı tarafından ticari defter ve belgelerinin ibraz edilmemesi aleyhine sonuç doğurmaz. Davacı iddialarına ilişkin dava dilekçesi ekinde cari hesap ekstresi sunmuş, ancak cari hesaba dayanak belgeleri sunmamıştır. Davacı tarafından davalıdan ne kadar ürün satın alındığı, bu ürünlerin ne kadarının iade edildiği ve iadeye ilişkin irsaliye faturaları dosyaya sunulmadığı gibi yapılan ödemelere ilişkin belgeler de dosyaya sunulmamıştır. Davacı vekili tarafından 19/09/2011 tarihinde 5.800,00 TL, yine 31.875,00 TL'lik senede mahsuben de 24/02/2012 tarihinde 30.000,00 TL ( makbuza sehven 31.800,00 TL lik senede mahsuben yazılmıştır.) tahsilat yapıldığı iddia edilmiş ve bu tahsilatlara ilişkin adi yazılı belge sunulmuş ise de, kartvizit üzerine teslim alındığı yazılı söz konusu 5.800,00 TL lik tahsilatı yapan ... (soyadı okunamayan) isimli şahsın kim olduğu, tahsilatın ne için yapıldığına ilişkin bir açıklama içermediği, 31.800,00 TL lik senede mahsuben yapılan ödemenin hangi senet için yapıldığının açıklanmadığı, senet bilgilerinin ayrıntılı olarak belirtilmediği, tarafların iddia ve savunmaları kapsamında bu meblağlı bir senet bulunmadığı gibi, bedelin ... hesaba mahsuben tahsil edildiğinin belirtildiği, tahsil eden olarak ... isim ve imzasının  bulunduğu, ancak davalı şirket bilgilerinin bulunmadığı, bu haliyle söz konusu tahsilatların takibe konu senetler için yapıldığının kesin bir şekilde ispat edilmediği anlaşılmıştır. Davacı tarafından davalıdan ne kadar ürün alındığı, ne kadarının iade edildiği, ürünler ve verilen bonolar için ne kadar ödeme yapıldığı, ne kadar fazla ödeme yapıldığı ve bonolardan dolayı borçlu olmadığı iddiaları yazılı ve kesin deliller ile ispat edilemediği dikkate alındığında Mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli olup, davacılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacıların istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1- Davacılar vekilinin  istinaf başvurusunun   6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince  ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından,  peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,7‬0 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,  4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı  üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  06/02/2025  tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9c88999efe7a17fa","SID":"28372af56980e1b9"}}