{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1498 Esas<br>KARAR NO: 2025/273<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/03/2021<br>NUMARASI: 2019/806 Esas, 2021/269 Karar<br>DAVA: İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))<br>KARAR TARİHİ: 20/02/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya sattığı hırdavat malzemesi karşılığında ödeme amacıyla verilen toplam 59.000,00 TL bedelli 2 adet senedin vadesinin geldiğini, borçlu şirketin iflasına karar verildiğini, tasfiye işlemlerinin  Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası üzerinden devam ettiğini, söz konusu senetlere bağlı 59.000,00 TL tutarındaki alacağın iflas masasına kaydı hususunda iflas masasına başvurduklarını, iflas müdürlüğünce yapılan inceleme sonucunda ''tevsik edici belge sunulmadığı ve talebin yargılama gerektirdiği'' gerekçesiyle   reddedildiğini belirterek İİK. 235 gereğince alacaklarının iflas masasına kayıt ve kabulünü talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusunun bir miktar paraya ilişkin olduğunu, arabulucuya başvuruya dair dava şartının yerine getirilmediğini, ayrıca davanın İİK 223 ve 235 md gereğince 15 günlük hak düşürücü içinde açılmadığını, davacının iflas masasına başvurusu sırasında sunduğu belgelerin alacağının varlığını ve miktarını ispata elverişli olmadığını, alacağın varlığının kabulü halinde de davacının iflas masasına eksik belge sunmuş olması nedeniyle davalı aleyhine yargılama gideri ile vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacının ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede, davacının davalıya senet miktarı kadar satış faturası düzenlediği, davalı tarafından davacıya 59.000,00 TL tutarında iki ayrı senet verildiği, davalı defterlerinde inceleme yapılamadığı, davacı tarafından tek başına fatura düzenlenmesinin ve defterlere işlenmesinin alacağı ispat için yeterli olmaması, fatura konusu malların davalıya teslim edildiğine dair herhangi bir delil sunulmaması ve başkaca da delil olmaması karşısında tek başına senedin alacağının varlığını kanıtlamaya yeterli olmaması, sonradan da düzenlenmesi mümkün olan bir belge niteliğinde olması nedenleriyle davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkili ile müflis borçlu arasında bir ticari ilişkinin bulunduğunu, müvekkilinin müflis borçludan 58.968,03 TL alacağının bulunduğunu müvekkilinin ticari defterleri ile ispatlandığını, zira müvekkilinin usulüne uygun tutulan ticari defterleri süresinde ibraz edilmesine rağmen davalı tarafın kendi ticari defterlerini ibrazdan kaçındığını, dolayısıyla HMK'nın amir 222. maddesi uyarınca müvekkili ile davalı arasındaki akdi ilişkinin ticari defterleri ile ispat edildiğini, nitekim bu hususların ilk derece mahkemesince aldırılan 21.05.2020 tarihli bilirkişi raporunda da açıkça belirtildiğini, elinde sözleşme, irsaliyeli fatura, teslim fişi veya teslim belgesi bulunmayan bir kişinin ticari ilişkiyi ve mal ve hizmet satıp teslim ettiğini ticari defterleriyle ispat edebileceğini, müvekkilinin ticari defterlerinin bilirkişi tarafından incelenmesi neticesinde alacağın ispatlandığını, mal tesliminin borcun ifa safhasına ilişkin olduğunu, borcun doğumunu etkilemeyeceğini, mal teslimine ilişkin deliller dışında başka delillerle de teslimin ispatlanabileceğini, kaldı ki dosyada malın teslim edildiğinin ispatlandığını, müvekkili tarafından müflis borçlu şirkete hırdavat malzemelerinin satıldığını, mal bedelleri için 25.000 TL bedelli 31.03.2019 vade tarihli ve 34.000 TL bedelli 30.04.2019 vade tarihli olmak üzere iki adet senetin müvekkiline verildiğini, senetler altındaki imzalara da bugüne kadar itiraz edilmediğini, iki senedin toplam bedeli 59.000 TL olup dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporu ile de alacaklarının 58.968,03 TL olduğunun tespit edildiğini, dolayısıyla verilen senetlerin faturalara konu malların satımına ilişkin olduğunu, malların borçlu müflis şirkete de teslim edildiğine de karine oluşturduğunu, zira, teslim alınmayan mallar için senet verilmesinin hem hayatın olağan akışına hem de ticari teamüllere aykırılık oluşturduğunu, bu nedenlerle malların teslim edilmemiş olduğundan bahisle mahkemece davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hukuki ilişki neticesinde davalı tarafın pasiflerinde doğmuş olan borçların, düzenlenen 25.000 TL bedelli 31.03.2019 vade tarihli ve 34.000 TL bedelli 30.04.2019 vade tarihli senetler ile vadeye bağlandığını, vadelerin gelmesiyle birlikte müvekkili şirketin alacağının muaccel hale geldiğini, bu nedenle Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... İflas sayılı dosyasında verilen iflas kayıt kabul taleplerinin reddine ilişkin karar ile Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/806 Esas - 2021/269 Karar sayılı dosyası kapsamındaki 23.03.2021 tarihli kararın hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun takdiri delil olduğunu, mahkemenin raporun aksi yönde kanaatte olması halinde yeni bir rapor alması gerektiğini, yeniden bilirkişi inceleme yapmaksızın karar veremeyeceğini, Yargıtay uygulamasının da  bu yönde olduğunu, dosyada alınan bilirkişi raporunun kendi lehlerine olduğunu, davalıdan olan alacak miktarının bilirkişi raporu ile ortaya çıktığını, mahkemece yeni bir rapor veya ek rapor alınmadan davanın reddine karar verilmesinin Yargıtay içtihatlarına, hukuki dinlenilme hakkına ve hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğüne aykırı olduğunu, dolayısıyla ek rapor alınmaksızın raporun aksi yönünde karar verilmesinin muhakeme hukuku ilkelerine ters düşen bir uygulama olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, İİK'nun 235. maddesine göre açılan bono alacağına dayalı kayıt kabul davasıdır. İİK'nun 235. maddesinde, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları, 223. maddenin üçüncü fıkrası hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. Maddede düzenlendiği üzere, sıra cetveline itiraz davası açma süresi 15 gündür. Süre, sıra cetvelinin ilanından itibaren başlar. İİK'nun 166. maddedeki gazetelerde yapılan ilanlardan en son ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar. İflas masasına alacak yazdırırken, tebligatı kabulü elverişli adres gösterilerek, Adalet Bakanlığınca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle, İflas idaresince alınacak kararların kendisine tebliğ edilmesini istemiş olan alacaklılara, alacaklarının kabul veya ret edildiği ayrıca tebliğ edilir (İİK M. 223). Bu alacaklılar için sıra cetveline itiraz davası açma süresi, sıra cetvelinin ilanından itibaren değil, bu tebligatın yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar. Çünkü 235. maddede açıkça 223. maddesi saklı tutulmuştur. İİK'nun 223/3. fıkra son cümleye göre, bu muameleyi yaptırmış alacaklılar hakkında İflas idare memurunun kararlarına karşı kanun yolları, kendilerine tebliğ tarihinden itibaren başlar. İİK'nun 223/3. fıkrasına göre yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle İflas idaresinin kararlarının kendisine tebliğini istememiş olan alacaklı için, sıra cetveline itiraz davası açma süresi yukarıda belirtildiği üzere, sıra cetvelinin ilanından itibaren işlemeye başlar. Somut olayda, Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ... İflas sayılı dosyasından verilen cevabi yazıda; Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/893 esas sayılı dosyasında 21/02/2019 tarihinde iflasına karar verilen müflis davalı şirketin tasfiye işlemlerinin müdürlüğün 2019/20 esas sayılı dosyası ile adi usulde yürütüldüğü, müflis şirket hakkındaki iflas kararının Yargıtay denetiminden geçerek 01/12/2020 tarihinde kesinleştiği, davacının 262 nolu alacak kayıt dilekçesi ile başvuruda bulunduğu, red kararının davacıya 08/10/2019 tarihinde tebliğ edildiği  işbu davanın ise  22/10/2019 tarihinde 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan, İİK'nın 226 ve ilgili maddeleri uyarınca, masayı temsil eden iflas idaresinin, masa alacakları konusunda, belirli miktar alacak dışında serbestçe tasarruf hakkına sahip olmadığı, bu anlamda, ticari dava olmakla birlikte, 6102 sayılı TTK‘nın 5/A maddesi gereğince, ticari davalarda, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olmasına dair dava şartının, iş bu uyuşmazlıkta uygulanamayacağı anlaşılmıştır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; dava konusunun, müflis şirketten olan ve iflas idaresi tarafından red edilen 59.000,00 TL alacağın iflas masasına kaydının kabulü talebinden ibaret olduğu, davacının 2017, 2018 ve 2019 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre; dava tarihi (22.10.2019) itibariyle davacının davalıdan 58.968,03 TL alacaklı olduğu, müflis davalı şirket ticari defter ve belgeleri ile ilgili olarak mahkemece ticari defter ve belgeler üzerinde Bakırköy ... İflas Müdürlüğü'nün ... İflas sayılı dosyasında inceleme yapmak üzere görevlendirilme yapılmış olmakla birlikte (İflas Müdürlüğünce tarafımıza “müflis şirket yetkilisince müflis şirket ticari defterleri müdürlüğümüze ibraz etmediği görülmüştür” şeklinde beyanda bulunulduğu, bu itibarla davalıya ait ticari defter ve belgeler üzerinde inceleme yapılamadığı, dava konusunun davalının davacıya vermiş olduğu 31.03.2019 vadeli 25.000,00 TL tutarlı ve 30.04.2019 tarihli 34.000,00 TL tutarlı 2 adet toplamda 59.000,00 TL tutarlı senetlerden oluştuğu, mezkur senetlerin düzenlenme tarihinin 06.07.2018 olduğu, davacı ticari defterlerine 1419 bordro no.su ile 09.07.2018 tarihinde kaydedilmiş olduğu, müflis şirketin 24.09.2018 tarihinde konkordatoya başvuru yaptığı ve bu başvuru sonucunda 21.02.2019 tarihi itibari ile müflis şirketin iflasına karar verildiği, neticeten mezkur senetlerin davalı ticari defter ve belgeleri ibraz edilmediğinden dolayı davalı ticari defter ve belgelerinde kayıtlı olup olmadığının tespit edilemediği kanaatine varılmıştır. Somut olayda, davacının müflis şirketin borcuna karşılık aldığı ileri vadeli iki adet bono bedeli nedeniyle alacağını iflas masasına kaydı için  başvurduğu, talebin reddedilmesi üzerine iş bu  davanın açıldığı, mahkemece, davacının alacağını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın davacı tarafından istinaf edildiği anlaşılmıştır. Kayıt kabul davalarında, ispat yükü, kural olarak, hakkının tanınmasını isteyen davacı alacaklıda olup, davacı alacağının mevcudiyetini gerçek bir hukuki ilişkiye dayandığını sonradan düzenlenmesi mümkün olmayan ve birbirini doğrulayan delillerle ispatlaması gerekir. Kambiyo senetleri kural olarak illetten mücerret sayılsalar da, bunlar tek başına alacağın varlığını ispata yeterli olmayıp, bunlara dayalı olarak iflas masasına kayıt isteyen alacaklının alacağını, yukarıdaki ilkelere göre ispatlaması gerekir. Çeklerin ve bonoların hangi alacak nedeniyle verildiği hususu davacı yanca kanıtlanmalıdır. Bu durumda davacı, kayıt başvurusunda bulunulan çeklerin hangi hukuki ilişkiye dayanarak elinde bulundurulduğunu kanıtlamalıdır. (Y. 6 HD. 01/07/2024 T. 2023/2297 E. 2024/2382 K.) Kambiyo senetleri kural olarak illetten mücerret sayılsalar da, bunlar tek başına alacağın varlığını ispata yeterli olmayıp, bunlara dayalı olarak iflas masasına kayıt isteyen alacaklının alacağını yani davaya dayanak bonoların hangi alacak nedeniyle kendisine verildiğini davacı taraf kanıtlamalıdır. Bilirkişi raporunda, davacının ticari defterlerinde bonoların yer aldığı tespit edilmiş olup yine davacı ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde bu bonoların ticari ilişki nedeniyle davacı tarafından daha önceden düzenlenen fatura borçlarına karşılık verildiği anlaşılmakla davalı müflis şirket iflas masası vekilinin hazır bulunduğu duruşmada  ticari defter ve kayıtların sunulması yönünde usulüne uygun olarak yapılan ihtara rağmen davalı müflis şirket ticari defterlerinin bilirkişi incelemesine sunulmaması nedeniyle artık davacı kayıtlarıyla alacağın varlığı ispatlandığından dosya kapsamında kayıt başvurusunda bulunulan bonoların taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle mal satımına konu faturalardan kaynaklanan borç karşılığında verildiği ispat edildiğinden davacı tarafın bonoları ticari satım  hukuki ilişkisine dayanarak elinde bulundurduğunu ispatlaması nedeniyle davanın reddine dair mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulü ile 59.000,00 TL alacağın müflis şirketin iflas masasına kayıt ve kabulüne karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenler ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında karar verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile,  Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/806 Esas, 2021/269 Karar sayılı ve 23/03/2021 tarihli kararının HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden HÜKÜM TESİSİNE, 2-)a)Davacının davasının KABULÜ ile 59.000,00 TL alacağın müflis şirketin iflas masasına KAYIT VE KABULÜNE, b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.007,58 TL harcın mahsubu ile bakiye 392,18‬ harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,  c)Davacı tarafından karşılanan 1.007,58 TL peşin harç ile 44,40 TL başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, d)Davacı tarafından yapılan toplam 868,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, e)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konu hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA, f)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, İstinaf Giderleri Yönünden 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,1‬0 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,4-Davacı tarafından karşılanan 59,50 TL istinaf yargılama giderleri ile 221,4‬0 TL istinaf başvuru ve karar harcı olmak üzere toplam 280,9‬‬0 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama gideri bulunmadığından bu konu hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA, 6-HMK 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının hüküm kesinleştikten sonra yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.2 bendi ile aynı yasanın 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 20/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d5a24051bd00e8b7","SID":"aba6d319213f519f"}}