{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/2157 - 2025/256<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2022/2157 <br>KARAR NO\t: 2025/256<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                 \t         K A R A R <br><br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/09/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/350 E.  -  2022/281 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/09/2022 tarih ve 2021/350 E. - 2022/281 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, 2015 yılıdan bu yana çeşitli sınıflarda tescilli “...” ibareli markalarını muhtelif ürünlerinde kullanmakta ve tanıtmakta olduğunu, nitekim bu ibarenin müvekkili adına, davalı firmanın tescilli markasından üç yıl kadar önce, 2015 99502 sayı ile tescil edilmiş olduğunu, dolayısıyla  müvekkilinin bu marka üzerinde müktesep hakkının bulunduğunu, müvekkilinin “...” ibareli marka başvurusunun, davalı firmanın itirazları üzerine 05. Sınıfa giren emtia açısından kısmen reddedilmiş olmasının haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira taraf markalarının benzemediğini, redde mesnet markalarda geçen “...” ibaresinin yerleşik anlamı itibariyle markasal hüviyette ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, zaten de davalının redde mesnet markasının esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, taraf markalarının okunuşlarının ve kavramsal açıdan tüketici zihninde oluşturdukları algının da çok farklı olduğunu, markaların hitap ettiği tüketici/alıcı kitlesinin bilinç ve dikkat düzeyinin ortalamanın üstünde olduğunu, müvekkilinin uzun yıllardır gerçekleştirdiği tanıtım faaliyetleri sayesinde dava konu markanın ilgili sektörde tanındığını ve ayırt edicilik kazandığını ileri sürerek YİDK’nın 2021-M-8024 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğunu, zira tarafların markalarında kullanılmış olan “...” ibaresinin karşılaştırılan markaların esas unsuru olduğunu, davalının kısmi redde mesnet markasında geçen “...” ibaresinin davalının yaklaşık 100 adet markasında kullanılmış olan çatı marka olduğunu, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davacının müktesep hak iddialarına mesnet aldığı markanın tescili kapsamına giren emtia ile huzurda dava konusu edilen markanın kapsamına giren emtianın farklı olduğunu, dolayısıyla davacının bu marka nedeniyle korunması gereken müktesep bir hakkının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.<br>Davalı şirket vekili, davacının müvekkilinin bu ürünlerinde kullanageldiği “...” markasını kendi adına tescil ettirmeye çalışarak  müvekkilinin uzun yıllar içinde bu ibareye markasal hüviyette kazandırdığı ayırt edicilikten ve tanınmışlıktan faydalanmaya çalıştığını, halbuki taraf markalarının birbirlerine görsel, işitsel ve kavramsal açılardan çok yakın derecede benzediğini, tarafların markalarının kapsamına giren emtiaların aynı sektöre ve faaliyet alanına ilişkin olduğunu, bu yüzden de markaların karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu, davalının “....” esas unsurlu seri markalarının tanınmışlık vasfını haiz olduğunu savunarak davanın reddini  istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, karşılaştırılan markaların/işaretlerin görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu, davacının markasının kısmen reddedildiği tüm emtia açısından emtia ayniyeti şartının gerçekleştiği, karşılaştırılan markalar arasında, davacının markasının kısmen reddedildiği tüm emtia açısından, karıştırılma/iltibas ihtimalinin bulunduğu, davacının gerçek hak sahipliği ve 2015 99502 sayılı markasından gelen kazanılmış hak iddialarının, dava konusu edilen markanın 05. Sınıfa giren emtia açısından tesciline bir etkisinin olamayacağı, dava konusu edilen 11.10.2021 tarihli ve 2021-M-8024 sayılı YİDK kararının iptali koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markalarının bütün olarak değerlendirildiğinde hiçbir şekilde benzer olmadığını, taraf markaları incelendiğinde, müvekkilinin başvuru konusu “...” markasının davalının markasından bütün olarak farklılaştığını, şekil unsurunun, markaya ciddi şekilde ayırt edicilik kazandırdığını, mahkemece yapılan değerlendirmelerin hatalı olduğunu, davalının “...” markasının çatı marka olarak kabul edilemeyeceğini, “...” ibaresinin ayırt ediciliğinin de oldukça düşük olduğunu, bu nedenle de “...” ibaresinin benzerlik değerlendirmesinde dikkate alınması gereken tek unsur olarak bulunduğunu, dava konusu markaların hitap ettiği ortalama tüketicinin seviyesi göz önünde bulundurulduğunda da markaların karıştırılma ihtimali olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br> <br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının \"...\" ibareli marka başvurusu ile davalının \"... ...\" ibareli tescilli markası arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, zira taraf markalarında bulunan esas unsurların \"...\" ibaresi olduğu, bu ibarenin her iki markada da aynen bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma  süresi içinde, davacının marka başvurusunu  gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalının  tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği anlaşılmakla, davacının gerçek hak sahipliği ve 2015 99502 sayılı markasından gelen kazanılmış hak iddialarının, dava konusu edilen markanın 05. Sınıfa giren emtia açısından tesciline bir etkisinin olamayacağı, davacının önceki markasının farklı sınıflarda tescilli olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 07/02/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/02/2025<br>\t\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a5c211f3ac7eb0dc","SID":"f05bd8ddd04a580a"}}