{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/2101 - 2025/260<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2022/2101 <br>KARAR NO\t: 2025/260<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                         \t K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30/06/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/178 E.  -  2022/225 K.<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t<br>DAVANIN KONUSU\t: (FSEK) Esere İlişkin Zorunlu Eser İşletme Belgelerinin İptali  <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/06/2022 tarih ve 2021/178 E. - 2022/225 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili,  müvekkilinin, “...” isimli yapımın proje sahibi, projenin yaratıcı yapımcısı ve filmin senaristi ve diyalog yazarı sıfatlarıyla eser sahibi olduğunu, müvekkilinin projesinin ismini koyduğu, öyküsünü ve hikayesini yazdığı, kısa filmini dahi yaptığı projesine finansör ortak olması için 2015 yılının Temmuz ayında davalı şirketin sahibi ve yetkilisi olan ... ile tanıştığını ve kısa filmi izlettiğini, ...'nun projeye yapımcı olarak talip olduğunu, müvekkili ile davalı şirket arasında sözleşme imzalanarak teslim edildiğini, davalı şirketin değişiklik taleplerinin kabul edilmesi üzerine aynı muhtevada bir başka sözleşmenin daha imzalandığını, davalı şirketin bu sözleşmeleri talep edilmesine karşın müvekkiline vermediğini,  davalı şirketin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davalı şirketin basılan kitapçık, poster gibi tüm materyallerden ve teaserlardan müvekkilinin adını çıkarttığını, ilişki kurduğu kişilere projenin kendisine ait olduğunu söylediğini, bunun üzerine müvekkili tarafından İstanbul 1.FSHHM’nin 2018/157E. sayılı dosyası ile mezkûr konularda dava açtığını, İstanbul 1.FSHHM’nin 2018/157E. sayılı dosyası sonucunda davalı şirketin 10/07/2017 tarih ve 17/395 sayılı eser işletme belgesini alabilmek için sahte muvafakatname sunduğunu öğrendiğini, muvafakatnamelerde tahrifat yapıldığını, 2016 yılında filmin çekimleri başlamadan önce davalı şirketin apar topar müvekkilinden muvafakatname aldığını, bu muvafakatnamede eser ismi, tarih ve yapımcı kaşe ve imzasının bulunmadığını, buna karşın İstanbul 1. FSHHM’nin 2018/157 E. sayılı dosyasına sunulan muvafakatnamede eser ismi ve yapımcı kaşesinin bulunduğunu, ancak bu sunulan muvafakatnamede tarihin bulunmadığını, öte yandan davalı Bakanlık tarafından dosyaya sunulan 16/04/2018 tarihli müzekkere cevabında eser ismi, yapımcı kaşe ve imzasının yanında tarih eklemesinin de yapıldığını ve ek olarak “ve diyalog yazarlığı” ibaresinin de eklendiğini, yine filmin destekleme dosyasının celbedilmesine ilişkin müzekkere cevabında davalı Bakanlık tarafından sunulan muvafakatnamede ise tarih ve “ve diyalog yazarlığı” eklemesinin bulunmadığını, tüm bu kapsamda filmin destek başvurusu yaparken sunulan muvafakatnamede sadece eser ismi olarak “...” isminin eklendiğini ve kaşe ve imza atılarak davalı Bakanlığa sunulduğunu, destek başvurusunun 05/10/2016 tarihinde yapılması karşısında atılan 10/07/2017 tarihinin sonradan eklendiğinin ortaya açıkça çıktığını, davalı şirket tarafından İstanbul Telif Müdürlüğü’ne sunulan muvafakatnamede ise ayrıca diyalog yazarından da muvafakatname alınması gerektiğinden ve müvekkilinden alınan muvafakatnamede bu ibare bulunmadığından sahtecilik yapılarak bunun da muvafakatnameye eklendiği, müvekkilinin diyalog yazarlığına ilişkin bir muvafakatname vermediğini, nitekim davalı şirket tarafından İstanbul 1. FSHHM’nin 2018/157E. sayılı dosyasına sunulan 21/05/2018 tarihli cevap dilekçesi ekinde sunulan muvafakatnamede de diyalog yazarlığına ilişkin herhangi bir muvafakatnamenin bulunmadığını, sonuç olarak davalı şirketin belgede tahrifat yaparak başvurularda bulunduğunu ve bu evrakların yok hükmünde olduğunu, davalı şirketin, 18/395 sayılı ikinci eser işletme belgesi alabilmek için yaptığı başvuruda da sahte diyalog yazarlığı muvafakatnamesi düzenlediğini, bu belgede müvekkilinin imzasının taklit edildiğini, bu imzanın, imza beyannamesindeki gerçek imza ile farklı olduğunun çıplak gözle dahi anlaşıldığını, Eser kayıt-tescil belgesinin alınabilmesi için geçerli bir muvafakatname olması gerekirken somut olayda bu unsurun gerçekleşmediğini, davalı şirket tarafından yapılan eklemelerde müvekkilinin parafının bulunmadığını, bu haliyle her iki eser işletme belgesinin de iptalinin gerektiğini, geçmişe dönük olarak davalı yapım şirketi tarafından yapılan işlemlerin hiçbir sonuç doğurmadığını, eser üzerinde doğan işletme, çoğaltma, yayma, temsil ve sair tüm hakların davalı yapımcı şirket tarafından kullanılmasının hukuksuz olduğunu, Fikir ve Sanat Eserlerinin Kayıt ve Tescili Hakkında Yönetmelik’in 13. maddesi uyarınca belgelerin iptalinin şart olduğunu, Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 2012/307E. 2013/483 K. sayılı kararı uyarınca davalı Bakanlığın davalı sıfatının bulunduğunu, zamanaşımı itirazının yerinde olmadığını ileri sürerek 10/07/2017 tarih ve 17/395 sayılı ve 12/06/2018 tarih ve 18/395 sayılı kayıt tescil belgelerinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı Kültür Bakanlığı vekili, müvekkilinin huzurdaki dava yönünden husumet ehliyetinin bulunmadığını, dava dilekçesinde müvekkiline yönelik herhangi bir kusur da atfedilmediğini, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 13. maddesinin 3. fıkrasında beyana müstenit olarak yapılan işlemlerde Bakanlığın sorumlu tutulamayacağının düzenlendiğini, davanın esasını, müvekkili Bakanlığa sunulan belgelerin sahteliğine ilişkin olduğunu, müvekkilinin herhangi bir menfaatinin bulunmadığını, sunulan belgelerde birbiriyle uyumlu olarak diyalog yazarı ve senaristin davacı olarak belirtildiğini, hak sahipliği konusunda tutarsızlık bulunmadığını, sadece senarist olarak muvafakatname alınsa dahi, diyalog yazarlığı ve senaristliğin iç içe geçen bir nitelik arz etmesi, birbirini tamamlar nitelikte olması, davacının senaryo yazarlığı için muvafakat verdiği bir filmde diyalog yazarlığı sıfatıyla muvafakat vermemesinin hayatın olağan akışına aykırı bir durum olduğunu, filmin çeşitli platformlarda yayınlanmasının üzerinden 4 yıl gibi bir süre geçtikten sonra muvafakati olmadığının iddia edilmesinin hakkın kullanımının kötüniyetli olduğu sonucunu doğurduğunu, sinema yapımlarında çok sayıda hak sahibi bulunduğundan ve bu hak sahiplerinin izinleri kapsamında filmlerin kayıt tescili işleminin gerçekleştirildiğinden senarist sıfatıyla verilen muvafakatin diyalog yazarı sıfatıyla verilecek muvafakati kapsayacağı ve diyalog yazarlığı sıfatıyla muvafakatin alınamamış olmasından kaynaklı usule dair bir eksikliğin kayıt-tescil belgesinin iptali sonucunu gerektirmeyeceğini, FSEK ile ilgili davaların haksız fiil de teşkil etmesi sebebiyle Borçlar Kanunu’nun 72. maddesi gereğince iki ve on yıllık zamanaşımı sürelerine tabi olduğunu, davaya konu belgelerde yapıldığı iddia edilen değişikliklerden davacının en geç 10/07/2017 ve 12/06/2018 tarihlerinde haberdar olduğunun kabulünün gerektiğini ve davacının davayı süresinde açmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı şirket vekili, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, davacının, iddia ettiği durumu İstanbul 1.FSHHM’nde derdest dava ile öğrendiği kabul edilse dahi 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, zorunlu kayıt-tescil prosedürünün hak ihdas etmek amacıyla yapılmadığını, sadece ispat kolaylığı taşıdığını, davacının iptalini istediği belgelerin davacının hakkının ihlâl edilmemesi amacını taşımakta olduğunu, davacının eserin senaryo ve diyalog yazarı olduğunu gösterir bir nitelik taşıdığını, kayıt-tescil belgelerinin iptalinin ancak ilgili belgenin iptalinde hukuki bir yararı bulunanlar tarafından istenebilmesinin gerektiğini, davacının dürüstlük kuralına aykırı davrandığını, İstanbul 1.FSHHM’nin 2018/157E. sayılı dosyada alınan bilirkişi raporlarında aleyhine hususlar tespit edilmesi üzerine iş bu davayı açtığını, anılan dosyada sahteliğini iddia ettiği sözleşmelere dayanarak hak iddia ederken iş bu dosyada bu belgelerin iptalini talep ettiğini, imzanın sahte olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacı ile senaryo ve diyalog yazarlığına istinaden bir telif bedeli üzerinde anlaşılarak kendisine bu kapsamda ödeme yapıldığını, davacının imzasından sonra müvekkilinin imza ve kaşe yapmasının sahteliği gösterir bir durum olmadığını, davacının isminin silindiği iddiasının asılsız olduğunu, filmcilik sektörünün gerektirdiği şekilde isminin yazıldığını, 18/395 sayılı kayıt tescil belgesinin davacının bilgisi dahilinde olduğunu ve davacıdan alındığını, davacının hukuki menfaatinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. <br>\tFeri müdahil vekili, müvekkili banka ile davalı şirket arasında akdedilen Beşiktaş 11. Noterliği 28994 yevmiye numaralı 13 Aralık 2019 tarihli Rehin Sözleşmesi ile 2017 yılı Dijital Yapım Evi'nin %100 hisse sahibi olduğu 10.07.2017 tarihli 17/395 kayıt tescil numaralı ve 12.06.2021 tarihli 18/395 kayıt tescil numaralı \"...\" filminin 30.000.000 TL rehin tutarlı sözleşmesi ile müvekkili bankaya rehinli olduğunu ve rehin alacaklısı olarak İstanbul 12. İcra Müdürlüğü 2021/26847E. sayılı dosyasında taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, \"...\" filmi üzerindeki rehinli takibinin kaydedilmesi için Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü'ne yazılan yazı üzerine Müdürlüğün E-86074291-641.03.03-2005772 sayılı yazısında \"...\" isimli filmin kayıt tescil belgelerinin iptali ve ihtiyati tedbir uygulanması talebi ile davacı ... tarafından işbu dosyada dava açıldığının bildirildiğini, bunun haricinde söz konusu davadan ancak Telif Hakları Genel Müdürlüğü yazısı ile banka haberdar olup daha önce taraflarına bildirimde bulunulmadığını, dava konusu filmin müvekkili banka lehine rehinli olduğundan dava sonucunda verilecek kararın müvekkili Banka’nın hak ve menfaatlerini etkileyecek nitelikte olduğunu ifade ederek, feri müdahale taleplerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının başka bir esere ilişkin olarak muvafakatname vermesi durumundan bahsedilemeyeceği, davalı Bakanlığa sunulan belgelerde ve iş bu davanın yaklaşık filmin yayınının üzerinden 4 yıl gibi bir süre geçtikten sonra açılması ve daha öncesinde filmin yayını noktasında bir itiraz yerine tazminat talep edilmesi, özellikle gerek işbu davada gerekse celbedilen İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdindeki dosyada davacı tarafından filmle ilgili tüm çalışmanın, senaryonun, teaserların yani özetle tüm çalışmanın kendisi tarafından yapıldığının iddia edilmesi, senaryonun tamamen kendisi tarafından yazıldığı iddiası, bu meyanda davalı şirket tarafından bu konuda herhangi bir itirazda da bulunulmadığı, sahte olarak düzenlendiği iddia edilen belge/belgeler neticesinde davalının davacıdan bir başkasını diyalog yazarı olarak göstermediği, bilakis davacının diyalog yazarı olarak gösterilmesi, bu işlemde davalının herhangi bir menfaatinin bulunmaması bir bütün olarak değerlendirildiğinde eser işletme belgesinin iptali talebinin dürüstlük kuralına uymayacağı ve kayıt tescil belgelerinin iptal şartlarının oluşmayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, yerel mahkemenin hiçbir gerekçe göstermeksizin 17.02.2022 tarihli celsede verilen (2) numaralı ara karardan rücu ettiğini, iş bu davanın, tahrif edilmiş ve sahte olarak düzenlenen muvafakatnameler ile tanzim edilen 2017/395 ve 2018/395 sayılı zorunlu kayıt tescil belgelerinin iptaline ilişkin olduğunu, 2017/395 sayılı zorunlu kayıt tescil belgesinin, müvekkili tarafından “senarist sıfatı” ile imzalanan muvafakatnameye “diyalog yazarı” ibaresi eklenmek suretiyle tahrif edildiğini, yapılan eklemenin el yazısı ile ve müvekkilinin bilgisi dışında eklendiğini, yapılan bu tahrifatın, yerel mahkeme tarafından değerlendirilmediğini, diğer yandan 2018/395 sayılı zorunlu kayıt tescil belgesinde ise yer alan imzanın müvekkiline ait bulunmadığını, imza incelemesi yapılabilmesi için belgenin aslına ihtiyaç olduğunu, davalının, diyalog yazarı eklemek suretiyle tahrif ettiği belgeyi yerel mahkemeye ibraz etmiş olmakla birlikte sahte olarak düzenlenen belgeyi mahkemeye kesin süre içinde ibraz etmediğini, davalı şirketin, sahte olarak düzenlenen muvafakatname aslını ibraz etmemesi bile tek başına Adli Tıp Kurumu incelemesi yapılmasını engelleme amacıyla olduğunun ispatı olduğunu, oluşturulan ara karar gereğince kesin süre içerisinde sahte muvafakatnamenin davalıya verilen kesin süre içinde sunulmamış olması nedeniyle sahtelik iddiamızın kabulü gerekmekteyken yerel mahkeme 30.06.2022 tarihli karar duruşmasında hiçbir gerekçe sunmaksızın ara karardan rücu ederek dosya esası hakkında haksız ve hukuka aykırı şekilde ret kararı verdiğini, mahkemenin tesis etmiş olduğu 17.02.2022 tarihli ara karar ile müvekkili lehine usuli kazanılmış hak doğduğunu, mahkemenin HMK m. 216 gereği, davalı tarafından düzenlenmiş sahte belgenin aslını isteyerek Adli Tıp Kurumuna imza incelemesine göndermesi gerektiğini, sahtecilik yapan davalı şirket lehine MK. m. 2’nin uygulanmasının hukuka ve kanuna açıkça aykırı olduğunu,  davalı yanın kesin süre niteliğindeki cevap süresini göz ardı ederek cevap dilekçesini sürenin bitiminden sonra mahkemeye sunduğunu, bilirkişi kök ve ek raporuna sunulan itirazların hiçbirinin değerlendirilmediğini, bilirkişi raporunun eksik ve yetersiz olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.   <br><br>GEREKÇE\t: Dava, esere ilişkin zorunlu eser işletme belgelerinin iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davaya konu “...” isimli fikri ürünün, tekrar gösterilebilme özelliğini haiz ardışık görüntüler dizisi olması, bağımsız bir senaryo ve estetik bakış açısı içermesi ve sair unsurları havi olması nedeniyle 5846 sayılı FSEK’in 5. maddesi bağlamında sinema eseri nev’inde olduğunun, davacının “...” isimli sinema filminin senarist ve diyalog yazarı olduğunun ve bu kapsamda eser sahipliği sıfatının bulunduğunun dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile belirlendiği, dosya kapsamındaki beyanlardan taraflar arasında “...” isimli sinema filmi için bir işbirliği bulunduğunun anlaşıldığı, davalı Bakanlık tarafından dosyaya delil olarak sunulan klasörlerde bulunan ödeme dekontlarından bu sözleşmede belirlenen ücretin davalı şirket tarafından davacıya ödendiğinin yine dosya kapsamında belirlendiği, taraflar arasında muvafakatname düzenlendiği hususunda da bir tereddütün bulunmadığı, davacı ve davalı arasında başkaca film projeleri bakımından herhangi bir ortaklık bulunduğuna ilişkin bir bilgi ve belgenin bulunmaması nedeniyle davacının başka bir esere ilişkin olarak muvafakatname vermesi durumundan da bahsedilemeyeceği, iş bu davanın, filmin yayınının üzerinden 4 yıl gibi bir süre geçtikten sonra açıldığı, daha öncesinde filmin yayını noktasında bir itiraz yerine tazminat talep edildiği, gerek iş bu davada gerekse celbedilen İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdindeki dosyada davacı tarafından filmle ilgili tüm çalışmanın kendisi tarafından yapıldığının iddia edildiği, davalının davacıdan bir başkasını diyalog yazarı olarak göstermediği, tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde eser işletme belgesinin iptali talebinin dürüstlük kuralına uymadığı ve kayıt tescil belgelerinin iptal şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 07/02/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/02/2025<br>\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"50dfa2fd1d672866","SID":"b8826f2d071c2177"}}