{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/996 <br>KARAR NO: 2025/261<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 06/04/2021<br>NUMARASI: 2018/359 Esas 2021/272 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali <br>Davanın kısmen kabul, reddine ilişkin kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; müvekkili banka ile icra takibi borçlusu dava dışı ... Hizi Ltd. Şti. arasında 23.03.2017 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalı borçlular ... ve ...’ın asıl borçlu şirketin ortakları olduğunu ve sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, davalıların imzaladığı sözleşmeden doğan borcun ödenmemesi sebebiyle müvekkili tarafından Beşiktaş ... Noterliği’nin 13.11.2017 tarihli ihtarnamesinin davalıların bilinen adreslerine gönderildiğini, ancak tebliğ edilemediğini,bankaya bildirilmiş yeni bir adres bulunmadığından, mevcut adrese gönderilen tebligat ile ihtarnamenin tebliğ edilmiş sayılacağını, borcun ödenmemesi ve hesap kat ihtarnamesi ile ekindeki hesap özetine itiraz edilmemesi üzerine 21.11.2017 tarihinde İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile 258,973,80-TL üzerinden icra takibi başlatıldığını,davalıların takibe itiraz ettiklerini,  sözleşmedeki faiz oranlarının tarafların serbest iradeleri ile kararlaştırıldığını, bu nedenle talep edilen temerrüt faizinin sözleşmeye uygun olduğunu belirterek, davalıların itirazının iptali ile davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalılar davaya cevap vermemiş, yargılama sırasında davalı vekili davanın reddini savunmuştur.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; yargılama sırasında davalı ... vefat ettiğinden mirasçılarının davaya dahil edildiği, davacı banka ile icra takibi borçlusu dava dışı ... arasında 23.03.2017 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalı borçlular ... ve ...’ın sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, bu sözleşme kapsamında dava dışı şirkete kullandırılan krediden doğan borcun tahsili için davacı banka tarafından dava dışı şirket ve davalı borçlular aleyhine  İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyası icra takibi başlatıldığı, sözleşmede temerrüt faiz oranının açıkça belirtilmediği, davalı kefillere kat ihtarının tebliğ edilemediği, davalı kefillerin takip tarihinde temerrüde düştükleri,  kurumsal kredi hesabından en son 21.07.2017 tarihli taksitin ödendiği ve 21.07.2017 tarihi itibariyle 239.531,29-TL anapara borcu kaldığı, ayrıca 23.06.2017 tarihinde 780,65 TL faiz tahsilatı yapıldığı, kalan anapara borcuna, en son ödenen taksit tarihi olan 21.07.2017 tarihinden 21.11.2017 takip tarihine kadar %19,50 akdi faiz oranı üzerinden faiz hesaplandığı, takip tarihi itibariyle davacı bankanın 239.531,29-TL asıl alacak, 14.959,51-TL işlemiş faiz (23.06.2017 tarihindeki 780,65 TL faiz tahsilatının düşülmesi ile), 787,01-TL BSMV, 288,37-TL ihtar masrafı olmak üzere toplam 255.566,18-TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, takip talebinde ise davalı kefiller 258,973,80-TL borçtan sorumlu tutulmuş olmakla, 3.407,62-TL fazla talebin yerinde olmadığı, davacı banka ile ... arasında imzalanan kefalet protokolü  kapsamında Kredi Garanti Fonu tarafından kefaletin tazmini karşılığında davacı bankaya 07.12.2017 tarihinde 225.000-TL ödeme yapıldığı tespit edilmiş ise de davacı bankanın kefaletten dolayı kendisine ödenen/tazmin edilen tutarın icra takibi ve süreçlerinden sorumlu olduğu, sözleşmenin 33.2 maddesinde temerrüt faiz oranının tespitinde TCMB ne bildirilen azami faiz oranının esas alınacağı hususuna açıkça yer verilmediğinden, bankaca krediye fiilen uygulanan faizin %100 ilavesi ile yıllık %39 oranında temerrüt faizi talep edilebileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalı borçluların takibe itirazlarının 239.531,29-TL asıl alacak, 14.959,51-TL işlemiş faiz, 787,01-TL işlemiş faizin %5 BSMV'si, 288,37-TL ihtar masrafı olmak üzere toplam 255.566,18-TL alacak üzerinden iptaline,asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %39 oranında temerrüt faizi ve faizin %5 'i oranında BSMV uygulanmak suretiyle devamına, fazla istemin reddine, hükmolunan toplam alacağın %20'sine tekabül eden 51.113,24-TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı ... vekili; davalılardan ...'ın vefat etmesi üzerine davaya dahil edilen mirasçıların, İstanbul 18. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/98 esas 2020/142 karar sayılı kararı ile mirası reddettiklerini, bu sebeple mirasçı dahili davalılar ..., ..., ... ve ...'ın davada taraf sıfatı olmadığından, davanın husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, dahili davalılar mirası reddettiğinden bu davada taraf sıfatı bulunmadığını, sıfat yokluğunun ise davanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiğini, müvekkili ...'ın kefil olup müteveffa ... ve müvekkili ... tarafından kurulan şirketin, ticari faaliyetleri kapsamında borçlarını ödeyemez duruma geldiğini, ... vefat etmiş olup, eşi ve çocuklarının mirası reddettiğini, davacı tarafın borcun 225.000-TL'lik kısmını ...'den tahsil ettiğini, bu nedenle müvekkilinin sorumluluğunun tahsil edilemeyen 35.103,51-TL üzerinden devam etmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın mirası reddeden dahili davalılar bakımından husumet yokluğundan, davalı ... bakımından ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br> GEREKÇE: Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.  Somut olayda; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... firması arasında 23.03.2017 tarihli 3.000.000-TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşmede davalı ... ile ...'ın müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak yer aldığı, bankaca asıl borçluya kullandırılan kredilerin ödenmemesi üzerine kredi hesapları kat edilerek asıl borçlu ve davalı kefile 13.11.2017 tarihinde kat ihtarı keşide edildiği, kat ihtarının asıl borçlu ile davalı kefillere tebliğ edilemediği, davacı tarafından 21.11.2017 tarihinde asıl borçlu ile davalı kefiller aleyhine ilamsız takip başlatıldığı,  davalı kefillerin ödeme emrine itirazı üzerine işbu davanın açıldığı, yargılama sırasında davalı ...'ın 27.12.2019 tarihinde ölümü üzerine mirasçı olarak davalı eşi ... ile çocukları ..., ... ve ...'ın kaldığı, mirasçıların davaya dahil edildiği ve adlarına tebligat yapılarak yargılamaya devam edildiği, yargılama sonucunda ise yukarıda özetlenen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. Davalı vekilince istinaf dilekçesi ekinde sunulan İstanbul 18. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/98 esas 2020/142 karar sayılı 10.02.2020 tarihli kararına göre; davalı kefil ...'ın mirasının, mirasçı olan davalı ve dahili davalılar ..., ..., ... ve ... tarafından kayıtsız şartsız reddedildiğinin tespitine karar verildiği görülmektedir. Mirasın reddi TMK'nın 605 vd. maddelerinde düzenlenmiş olup, yasal ve atanmış mirasçıların mirası reddedebilecekleri belirtilmiştir. Mirasın reddi halinde, mirası reddedenler yönünden davaya devam edilemez.Bu halde mirası reddetmeyerek mirasçılığı devam edenlerin katılımı ile davaya devam edilir. Mirasçıların tamamının mirası reddetmeleri halinde ise TMK'nın 612 ve devamı maddeleri uyarınca mirasın tasfiyesi yoluna gidilerek, bir tasfiye memuru atanır ve ilgili memurun davaya dahil edilmesi suretiyle davaya devam edilir. Bu durumda somut olayda muris davalının en yakın mirasçılarının tümünün mirası reddettikleri ibraz edilen mahkeme kararı ile anlaşıldığına göre, mahkemece karar kesinleşmiş ise Sulh Hakimine durumun bildirilerek davalının mirasının iflas kurallarına göre tasfiyesini sağlamak konusunda ihbarda bulunularak, terekeye tasfiye memuru atanması sağlanmalı, atanmış ise tasfiye memurunun davaya katılımı sağlanarak yargılamaya devam edilmelidir. HMK'nın 114. maddesi gereğince taraf ve dava ehliyeti dava şartı niteliğinde olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmek zorundadır. Davalı  ... dışındaki mirasçılar kararı istinaf etmemiş iseler de, diğer mirasçı olan davalı ... ile birlikte mirasçı sıfatıyla  zorunlu takip ve dava  arkadaşı olduklarından, davalı tarafından yapılan istinaf başvurusunun diğer mirasçılara da teşmili gerektiğinden, kararın diğer  mirasçılar bakımından da kaldırılması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ileri sürülen diğer istinaf nedenleri incelenmeksizin kararın kaldırılarak, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,  istanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/359 Esas 2021/272 Karar sayılı 06/04/2021 tarihli kararının, HMK'nın 353(1)a-4 maddesi gereği KALDIRILMASINA; \"Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine\" Davalı ... tarafından yatırılan 4.365,30-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.20/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a3e1a914660a0ab5","SID":"044fa3b6f1b31374"}}