{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2023/33 <br>KARAR NO\t: 2025/120<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22.09.2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/617 Esas 2022/656 Karar<br><br><br>DAVACI\t<br>VEKİLİ\t<br>DAVALILAR\t<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 07.02.2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 21.02.2025<br><br>\tİlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalılar ..., ve ... vekili ile davalı ... AŞ vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili, 06.12.2018 tarihinde davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile  trafik lambası olmayan, yaya geçidi üzerinde karşıdan karşıya geçen davacı yayaya yolun tam ortasına çarpması sonucu davacının yaralandığını ve maluliyeti oluştuğunu, dava konusu kazaya ilişkin Eskişehir 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/265 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi ve ATK raporunda ... plakalı otomobil sürücüsünün asli kusurlu olduğu, davacının ise kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığının belirlendiğini belirterek, maddi tazminat alacağına ilişkin fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak şimdilik 500,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz ile  tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz ile davalılar araç sürücüsü ve araç sahibinden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 16.11.2020 tarihli dilekçe ile geçici iş göremezlik 80 TL, sürekli iş göremezlik 400 TL, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar için 10 TL, bakıcı gideri için 10 TL talep ettiklerini açıklamış, 25.04.2022 tarihli dilekçesi ile 400 TL olan sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 77.945,22 TL’ye, 10 TL olan bakıcı gideri talebini 15.080,21 TL'ye arttırmıştır.<br>\tDavalı ... AŞ vekili, yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu,   davacının ceza yargılaması sırasında şikayette bulunmadığını, davacının ifade tutanakları, uzlaşma bildirimlerinin dosya arasına getirtilmesini, davalı şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, manevi tazminat ve tedavi gideri taleplerinin teminat dışında olduğunu, kusura ilişkin Adli Tıp Kurumundan kusur ve maluliyet raporu alınmasını, geçici iş göremezlik zararından davalı şirketin herhangi bir sorumluluğu kalmadığını, davacının tedaviye ilişkin talebinin muhatabının SGK olduğunu, hesaplamaların aktüerya uzmanı bilirkişilerce yapılmasını, dava öncesi davalı şirkete herhangi bir müracaat bulunmadığından, yalnızca dava tarihinden itibaren faizden sorumlu olduklarını, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacıya yapılan ödemelerin araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalılar ... ve ... vekili, davalı ...'ın kazaya karışan ... plakalı aracın ruhsat sahibi olduğunu, meydana gelen kazada hiçbir kusuru bulunmadığını, davalı ...'ın olayda tam kusurlu olduğu tespitini kabul etmediklerini, kavşağa çıkış anında tehlike arz edecek bir hızda olmadığını, havanın alacakaranlık ve yağışlı olması birlikte değerlendiğinde davalının ...'ın herhangi bir kusuru bulunmadığını, tam dönüş noktasında ağacın bulunmasının davalının görüş açısını da etkilediğini, kaza yerinde yaya geçidinin bulunmadığını, üzerinde koyu renkli kıyafetler bulunmasının fark edilmesini zorlaştırmış olduğunu, kaza yerine ilişkin görüntülerin incelenmesini ve kaza yerinde keşif yapılmasını, maluliyetinin tespitine yönelik raporu kabul etmediklerini, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'ndan alınması gerektiğini, davacının iş göremezlik ödeneği alıp almadığı durumunun netleştirilmesi açısından SGK'dan bilgi sorulmasını,  talep edilen manevi tazminat miktarını ödeme güçleri bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın 06.12.2018 tarihinde davacıya çarpması sonucu kazanın meydana geldiği, Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığının 22.03.2021 tarihli raporunda davalı sürücü ...'ın %100 oranında, davacı yaya ...'nun kusursuz olduğunun bildirildiği, Osmangazi Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı'nın 27.12.2019 tarihli raporunda Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe göre davacının kalıcı özür oranının %6 olduğu, iyileşme süresinin 6 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği, aktüer bilirkişinin 11.03.2022 tarihli raporunda davacının sürekli iş göremezlik tazminatının 77.945,22 TL olduğu, bakıcı gideri alacağının 15.080,21 TL olarak hesaplandığı, davacının Çifteler İlçe nüfus müdürü olarak çalıştığı, geçici iş göremezlik döneminde maaşını kesintisiz tam aldığı bu nedenle geçici iş göremezlik zararının bulunmadığı, davacının sol elinde hassasiyet olduğu bunun davacının işini yapmasına, mesleğini icrasına, engel olmadığı dolayısıyla davacının ekonomik geleceğinin sarsılmasından, ve bundan kaynaklı bir kayıptan da söz edilemeyeceği gibi, öte yandan davacının  kaza nedeniyle çalışma gücünün azalması veya yitirilmesinin söz konusu olmadığı, keza, devlet memuru olan davacının bu nedenle işini kaybetmesi gibi bir durumun da söz konusu olmadığı, kaza sonucu yaralandığı ve maluliyete uğradığı,  manevi olarak zarar gördüğü  belirtilerek, 77.945,22 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalı ... yönünden dava tarihi olan 01.10.2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte, davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 06.12.2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, 15.080,21 TL bakıcı gideri tazminatının davalı ... yönünden dava tarihi olan 01.10.2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte, davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 06.12.2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, davacının geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddine, davacının ekonomik geleceğinin sarsılmasından doğan kayıplara ilişkin talebinin reddine, 20.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 06.12.2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş karara karşı davalılar ..., ve ... vekili ile davalı ... AŞ vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu yapılmıştır.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\t1-Davalı ... ve  ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı ... kazaya karışan ... plakalı aracın ruhsat sahibi olup, meydana gelen kazada hiçbir kusuru bulunmadığını, ...'ın ise kavşağa çıkış anında tehlike arz edecek bir hızda olmadığı; havanın alacakaranlık ve yağışlı olması durumları birlikte değerlendiğinde ...'ın herhangi bir kusuru bulunmadığını, tam dönüş noktasında ağacın bulunmasının davalının görüş açısını etkilediğini, kaza yerinde yaya geçidinin bulunmadığı,  davacının üzerinde koyu renkli kıyafetler bulunmasının da fark edilmesini zorlaştırdığını, Eskişehir 8. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/265 Esas sayılı dosyası kapsamında 06.09.2019 tarihinde gündüz saatlerinde ve havanın açık olduğu bir günde keşif yapıldığını, keşif ve 13.09.2019 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda hazırlanan Ankara Trafik İhtisas Dairesinin 14.10.2019 tarihli kusur raporunda davalının asli kusurlu olduğuna karar verildiğini, bilirkişi raporunun gerçeği yansıtmadığı ve trafik kazası tespit tutanağı ile çeliştiğini, bu çelişkinin giderilmesi, tarafların olaydaki kusur oranlarını hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirlenmesi amacıyla yeniden bir keşif yapılması ve akabinde bilirkişi raporu alınması talepleri bulunduğunu, 22.03.2021 tarihli Ankara Trafik İhtisas Dairesi kusur raporuna itirazlarının reddedildiğini, aynı olay üzerinden farklı tarihlerde Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporların aynı sonucu içerdiğini, dosyanın İstanbul Trafik İhtisas Dairesine veya Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Heyetine gönderilmesi gerektiğini, maluliyete ilişkin raporun Ali Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'ndan alınması gerektiğini, tespit edilen maluliyet oranının davalının işini etkiler nitelikte olmadığını, devlet memuru olması, raporlu olduğu süre zarfında maaşını eksiksiz alması, kabul anlamına gelmemekle birlikte 6 aylık geçici iş göremezlik halinin maddi bir zarara neden olmaması sebepleriyle sürekli iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinin yersiz ve mesnetsiz olduğunu, davacı tanıklarının beyanlarında da görüleceği üzere davalı bakıma muhtaç halde olmadığını, hastaneden çıktıktan sonra bile koltuk değneğiyle ile yürüyebildiği, günlük ihtiyaçlarını karşılayabildiğini, davalıların kazadan sonra davacı ile ilgilendiklerini, fahiş miktarda manevi tazminata hükmedildiğini, davalı ...'ın yeni emekli olduğunu, emekli maaşıyla geçinmeye çalıştığını, tanığının mahkemece dinlenmediğini,  davalıların kusuru bulunmadığını ileri sürmüştür.<br>\t2-Davalı ... AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davalı şirketin sorumluluğunun poliçe üzerinde yazılı teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, gerçek maddi zararın ve sigortalının kusur oranının tespiti gerektiğini, aktüerya bilirkişisinden alınan raporda eksikliklerin bulunduğu belirtilerek rapora itiraz edildiğini, TRH 2010 yaşam tablosu esas alınarak hesaplanmış olmasına rağmen, yaşam olasılıklarının hesaplamaya dahil edilmediğini, %1,8 teknik faiz kullanılması gerekirken %10 iskonto faizi kullanıldığını, 01.06.2015 sonrası poliçelerde bakıcı giderinin davalı şirketin sorumluluğunda olmadığından bakıcı gideri hesaplaması yapılması ve mahkemece yapılan bu hesaplama doğrultusunda karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, sağlık giderleri içerisinde yer alan geçici bakıcı gideri ve tedavi giderinin SGK’nın sorumluluğunda olduğunu ileri sürmüştür. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\t6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;<br>Dava, trafik kazasından kaynaklı yaralanma nedeniyle geçici, sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle maddi tazminat ile manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>Davacı vekili, 06.12.2018 tarihinde davalıların işleteni, sürücüsü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu ... plakalı aracın davacı yayaya çarparak davacının yaralanmasına ve malul kalmasına neden olduğunu belirterek davalıdan geçici, sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle maddi tazminatın tüm davalılardan, manevi tazminatın ise davalı sürücü ve işletenden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece maddi ve manevi tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. <br>Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.<br>Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.<br>Somut olayda, mahkeme tensip tutanağı 9 numaralı ara kararı ile dava dilekçesinde delil olarak gösterilen Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesine, Eskişehir Şehir Hastanesine müzekkere yazılarak; 06.12.2021 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle davacının iş göremezlik raporları, hasta dosyası, teşhis ve tedavi evrakları ile tedavi giderleri pusulaları ile makbuzların ve 14.10.2019, 25.06.2019, 27.12.2019 tarihli Adli Tıp Anabilim Dalı raporlarının mahkemeye gönderilmesinin talep edildiği, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı başkanlığı’nın 09.11.2020 tarihli cevabi yazısı ekinde davacı hakkında düzenlenmiş 27.12.2020 ve 25.06.2019 tarihli raporlar bulunduğu belirtilerek mahkemeye gönderildiği, Tepebaşı İlçe Emniyet Müdürlüğü yazısına istinaden düzenlendiği anlaşılan 27.12.2019 tarihli iki adli tıp uzmanı tarafından düzenlenen raporda davacının yaralanmasının duyu ve organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması niteliğinde olduğunun tespiti yapıldığı, ilgili makama hitaplı olarak Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 25.06.2019 tarihli raporun ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, davacının sol tibia plato kırığı ve fibula üst uç kırığı arızası ile ilgili olarak kas ve iskelet sistemi bölümü, alt ekstremiteye ait sorunlarda özürlülük oranları, tanıya dayalı değerlendirmeler, Tablo 3.33b diz ve tibia kırıkları ile diz artroplastisine bağlı özürlülük, tibia plato kırığı deplase için kişinin özürlülük oranının %6 olarak belirtildiği, tibia difiaz kırığı arızasının iyileşme süresinin 6 aya kadar uzayabileceğinin belirlendiği, bu süre içinde gündelik ihtiyaçlarını tek başına karşılayamayacağından bu süre içerisinde bakıcıya muhtaç olduğunun bildirildiği, raporların tebliğe çıkarılmadığı, taraflara itiraz ve savunma hakkı tanınmadığı,  davalı sürücü ve işleten vekili tarafından hesap raporuna itirazla birlikte hesaplamaya esas alınan maluliyet raporuna da itiraz edildiği, mahkemece bu rapor esas alınarak yapılan hesaplamaya göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükme esas alınan rapor dava tarihinden önce alınmış olup davacıya ait  tüm tedavi evrakları getirilmeden düzenlendiğinden ve davalı tarafça da itiraz edildiğinden  hükme esas alınması doğru görülmemiştir.<br>Mahkemece davacının kaza sonrası gördüğü tedavilere ilişkin ilgili hastanelerden tüm tedavi evrakları getirilerek davacı muayene edilerek ve  son durumu da değerlendirilerek kaza nedeniyle maluliyeti bulunup bulunmadığı, kaza ile maluliyeti arasındaki illiyet bağı, kazaya bağlı maluliyet oluşmuş ise oranı ve iyileşme sürelerinin Yargıtay uygulamalarına göre kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre tespiti için adli tıp kurumu veya üniversitelerin adli tıp anabilim dalı bölümlerinden rapor alınması ve sonucuna göre gerektiğinde aktüer bilirkişiden rapor alınması, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmadığından, davalılar yönünden oluşan usulü kazanılmış haklar da gözetilerek ilk karara esas alınan rapor tarihi verilerine göre hesaplama yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.<br>Açıklanan nedenlerle, davalılar ..., ve ... vekili ile davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre davalı vekillerinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM \t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>\t1-Davalılar ..., ... vekilinin ve davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>\tYeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>\t2-Davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, <br>\t3-İstinaf yoluna başvuran davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,<br>\t4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br>\t5-Eskişehir 5. İcra Müdürlüğünün 2022/8685 esasına yatırılan 250.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 07.02.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan ...<br> <br><br>Üye ...<br> <br><br>Üye ...<br> <br><br>Katip ...<br> <br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d6a0443ce4df15bc","SID":"d00f90d19cd1ef85"}}