{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1995 <br>KARAR NO: 2025/168<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 07/06/2021<br>NUMARASI: 2020/301 E. - 2021/428  K.<br>DAVANIN KONUSU: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki istirdat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin İstanbul Yeşilköy'de bulunan ... isimli restaurantta garson olarak çalıştığını, davalı ...'nin ise icra dosyasında borçlu olarak görünen ... ve babası ... ile birlikte hareket ederek müvekkilini ve arkadaşlarını dolandıran kişilerden biri olduğunu, davalıların davacının çalıştığı restauranta müşteri olarak sık sık geldiklerini, aralarında muhabbet kurmaya başladıklarını, kısa bir süre sonra müvekkiline arsa işi yaptıklarını, ellerinde çok değerlenecek yatırımlık arsa olduğunu söylediklerini, müvekkiline diğer arkadaşlarının arsayı aldıklarını öne sürerek teklifte bulunduklarını ve aynı yerden kendilerine de satış yapabileceklerini söyleyerek davacıyı ofislerine götürdüklerini, müvekkili ve arkadaşları üzerinde baskı ve stres oluştararak kendilerine deniz manzaralı arsa vereceği vaadiyle kendilerinden değişik oranlarda senet aldıklarını, müvekkiline 13 adet 2.000,00-TL'lik ve 1.000,00 TL'lik senet imzalattıklarını, müvekkilinin aldığı arsanın ... ada, ... pafta olduğunu söylediklerini, müvekkili ve arkadaşlarının tapu ve belediyeye giderek arsa hakkında bilgi almak istediklerinde kendilerine vaadedilen yer ile gösterilen yerin tamamen alakasız olduğunu söylediklerini, kendilerine satılan arsaların değersiz olduğunu, üzerinden yüksek gerilim hattı geçen, yerleşim yerinden uzak bir yer olduğunu öğrendiklerini, bu durumu ... ve babası ...'e bildirdiklerinde önce kabul etmediklerini ancak sonrasında hata olduğunu beyan ederek başka yerden arsa verebileceklerini söylediklerini, müvekkilinin imzaladığı senetlerden 9 tanesini bankaya ödediğini geriye kalan 4 senedi ödemediklerini, ... ve babası ...'e ulaşmaya çalışan müvekkilinin iş yeri olarak görünen mahallin boş olduğunu gördüğünü, bu sırada İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... E.sayılı dosyasıyla müvekkiline ödeme emri geldiğini, müvekkilinin ... ve babası ...'e verdiği 3 adet 2.000,00-TL 'lik 1 adet 3.000,00-TL' lik senedin davalı ... tarafından icraya konduğunu, müvekkilinin kendisine tebliğ edilen ödeme emri ile ...'ye haricen ödeme yaptığını, sonrasında icra dosyasına müvekkilince 167,91-TL tahsil harcı yatırıldığını, davalılar hakkında İstanbul CBS'nın 2017/166888 soruşturma dosyası ile şikayet dilekçesi verildiğini, ödeme emrine konu senetler karşılığında teslim edilen bir mal olmadığını ve senetlerin kambiyo vasfı olmadığını, davalı ... müvekkilinden hile ile senetleri alan ... ve oğlu ... ile birlikte hareket ettiğinden meşru hamil olmadığını, senetlerin geçersiz olduğunu, istirdat talebinde bulundukları icra takibine konu senetlerin, müvekkilinin arsa satın almak amacıyla verdiği senetler olduğunu, dolayısıyla mezkur senetler sebebiyle herhangi bir borcunun bulunmadığını, kesinleşen icra takibi nedeniyle cebri icra tehdidi altında bulunan müvekkilinin herhangi bir borcu olmamasına rağmen icradosyasındaki borcu ödemek zorunda kaldığını iddia ederek, müvekkilinin İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan takibe konu senetlerden dolayı ve takipten dolayı 11.219,91 TL ve icra dosyasına yatırılan 167,91 TL tahsil harcının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile alacağın %20 sinden aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, savunmasında özetle;  taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözüm merciinin, Tüketici Mahkemeleri değil Ticaret Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle görevsizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin emlak işletmecisi olduğunu, ... ve oğlu ... arasında ticari ilişki olması sebebiyle ...'in lehtari olduğu senetlerin müvekkiline ciro edildiğini, senetlerin ödemesinin yapılmaması sebebiyle senet borçluları ... ve ... aleyhine icra takibi başlatıldığını, takip nedeniyle davacı tarafından haricen borcun ödenip dosyanın kapatıldığını, takibe konu senetlerin kambiyo senetleri olması nedeniyle herhangi bir borçludan alacağın talep edilebileceğini, bu nedenle davacının iddilarının mesnetsiz olduğunu, müvekkilinin diğer davalılar ile davacı arasındaki ticari ilişkiden bilgisi olmadığını, diğer davalılarla müvekkili arasında arsa alım satımına ilişkin ticari bir ilişki olmadığını,  müvekkili ile ticari faaliyet sürdüren kardeşi ... ve ..., söz konusu borçlu ... ve oğlu ... hakkında alacaklarından dolayı icra takipleri başlattıklarını, davacının müvekkilinin diğer davalılar ile birlikte hileli bir ciro işlemi ve muvvazaa iddiasının mesnetsiz olduğunu, davacının müvekkilinin arazi satmak bahanesi ile senet imzalattığı yönündeki mesnetsiz iddialarının taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin söz konusu senette ciranta olduğunu, lehtar olmadığını, kendi imzalattığı senette ciranta olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, söz konusu senetlerin tüketici senedi olmadığını, ticari ilişkiye dayalı düzenlenen senetler olduğunu, davaya konu senedin kambiyo vasfına haiz olduğunun açık olduğunu savunarak davanın reddini, davacının %20' den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.Davalı ... tarafından verilen 29/01/2020 tarihli beyan dilekçesinde; davacı ile aralarında düzenlenmiş senetleri diğer davalı olan ...ye emanet olarak bıraktıkları sırada ...'nin senetleri alarak davacı hakkında haksız takibe giriştiğini öğrendiğini, davacının ne kendine ne de diğer davalılara borcu olmadığını, ilgili senetlerin ... tarafından bilgisi olmadan babası ile alınmış ve ciro edildiğini, mahkemece ilgili senetlerde adı geçen davacının kendisine ve ...'ye borcu olmadığını savunarak gereğinin yapılmasını talep etmiştir. Davalı ...'e usulüne uygun tebligat yapılamadığı, davacının talebi üzerine ilanen tebligat yapılmasına karar verildiği, ancak davacı vekilinin sunduğu 13/11/2019 tarihli dilekçesi ile ilanen tebligat yapılması talebinden vazgeçildiği belirtilerek davalılardan ... hakkında dosyanın müracaata bırakılması talep edilmiştir.İstanbul 11. Tüketici Mahkemesinin 2017/888 Esas, 2020/73 Karar ve 04.02.2020 tarihli kararı ile; davalı ... yönünden dosyanın HMK 150.maddesi gereğince işlemden kaldırılmasına, diğer davalılar yönünden mahkemenin görevine ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmiştir. Karar istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir. Eldeki istinaf incelemesine konu karar, görevli mahkemece verilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...İstirdat davası takip alacaklısına yapılan ödeme nedeniyle takip alacaklısı aleyhine, ödeme yapan senet borçlusu tarafından açılabilir. Takip dosyası incelendiğinde, alacaklının davalı ... olduğu, davalı ...'in takip dosyasında davacı ile birlikte borçlu olarak yer aldığı anlaşıldığından, davalı ...'a karşı açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı ... yönünden yapılan değerlendirmede; bono bağımsız borç ikrarı içeren bir senet olup, senette bedel kaydının mevcut olması hâlinde ispat yükü kaydın aksini savunan tarafa aittir. Somut olayda ise aksini iddia eden davacı borçlu taraftır. Davacı iddiasını ispata yeterli delil sunmuş değildir. Davacı dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmamıştır. Bu açıklamalar ışığında davacının ispat külfetini yerine getirmemesi nedeniyle, ispat edilemeyen davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurma yoluna gidilmiştir. Davacının kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından, davacı aleyhine kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.Davalı ... yönünden, görevsizlik kararı öncesi dosyanın davalı ... yönünden Tüketici Mahkemesince işlemden kaldırıldığı, üç aylık sürede dosyanın yenilenmediği, ancak mahkememizce işbu davalı yönünden sehven karar verilmediği anlaşılmakla...\" gerekçesiyle davanın reddine, davalının kötü niyet tazminatının reddine, karar  verilmiştir. Asıl karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İlk Derece Mahkemesince 08.06.2021 tarihli ek karar ile; Davacı vekilince ... hakkındaki davanın takip edilmeyeceği belirtildiğinden HMK'nın 150. maddesi gereğince davalı ... yönünden dosyanın işlem kaldırılmasına karar verildiği, işlem kaldırma tarihinden itibaren üç ay içerisinde taraflarca davanın yenilenmediği gerekçesiyle, HMK'nın 150. maddesi uyarınca, davalı ... aleyhindeki davanın açılmamış sayılmasına, karar verilmiştir. HMK'nın 305/A maddesi uyarınca verilen ek karara karşı ayrıca istinaf kanun yoluna başvurulması mümkün olup, ek karara yönelik bir istinaf başvurusu bulunmadığından, istinaf incelemesi asıl karar kapsamında yapılmıştır. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davaya konu senetlerin müvekkilinden alınıp muvazaa ile devredildiğini, davalıların müvekkilini dolandırılıp mevcut bulunmayan bir arsanın satışı için senet düzenlediklerini, müvekkilinin daha sonra yapmış olduğu araştırma neticesinde davalı ...'i vadettiği arsanın aslının değerinin düşük olduğu, üzerinden yüksek gerilim hattının geçtiğini, öğrendiklerini bu sebeple müvekkilinin davalıya giderek senetleri geri vermesini talep ettiğini, ...'in müvekkilinin düzenlediği senetleri diğer davalıya devrettiğini söyleyerek kendisinin alacaklısı olduğu senetleri müvekkiline devrettiğini, müvekkilinin almış olduğu senetlerin bir kısmını tahsil etse de kalan kısmını tahsil edemediğini, müvekkilinin düzenlediği senetleri devralan ...'nin senetler için icra takibi başlattığını, kendisine ödeme emri giden müvekkilinin ise ...'ye haricen ödeme yaptığını, haricen yapılan ödemenin müvekkiline iadesi amacı ile iş bu davanın açılmış bulunduğunu, istirdat davası nedeni ile verilen ret kararının hukuka aykırı olduğunu, öncelikle senetler üzerinde tahrifat yapıldığını, ortada geçerli bir kambiyo senedi olmadığından bu sebeple davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, alındıktan sonra üzerinde tahrifat yapılarak takibe konulan senetlerin kambiyo vasfına haiz olmadığını, müvekkilinin senetleri düzenlerken karşılığında bir mal almayı düşünse de herhangi bir mal teslim almadığını, senetleri davalıya teslim ettikten sonra senetler üzerinde oynama yapıldığını, bu sebeple senetlerin geçersiz olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, davalılara karşı aynı taşınmaz hakkında müvekkilinin iş arkadaşları tarafından açılan menfi tespit davalarında davalıların senet üzerinde tahrifat yaptıkları gerekçesiyle dava konusu senetlerin iptaline karar verildiğini, davalı ...'in 28.01.2020 tarihli beyanında müvekkilinin ne kendisine ne de diğer davalılara borcu olmadığını ikrar ettiğini, bu hususun mahkemece tespit edilmesine rağmen davanın reddine karar verildiğini, senetler üzerinde bedelin malen ahzolunduğunu, dosyaya sunulan delillerin gerektiği gibi incelenmediğini, yemin deliline dayanılmadığı hususunda maddi hata yapıldığını, 21.12.2017 tarihli delil listesinin 5.maddesinde açıkça yemin delilinin sayıldığını, kaldı ki dava dilekçesinde de her türlü delilin yer aldığını, Yargıtay İçhatı Birleştirme Genel Kurulunun 2015/2 Esas, 2017/1 Karar ve 03.03.2017 tarihli ilamı ile her türlü hukuki delilin yemin delilini kapsayacağının kabul edildiğini, müvekkilinin yemin delilini açıkça belirtmesine dahi gerek olmadığını, davalı ...'e karşı aynı taşınmazın geçersiz satışı sonucunda İstanbul 7. Tüketici Mahkemesinde 2017/873 Esas, 2020/189 Karar sayılı dosyası ve 8. Tüketici Mahkemesinde 2017/841 Esas, 2019/844 Karar sayılı dosyaları ile menfi tespit davasının açıldığını, davalarının kabul edildiğini, söz konusu dosyalarda da davacıların müvekkili ile birlikte aynı iş yerinde garson olarak çalışan ... ve ... olduğunu, müvekkili ile aynı taşınmazın satışı ile geçersiz senet düzenlendiğini, söz konusu davaların kabulüne karar verildiğini, mahkeme tarafından borçlu olunmadığı tespit edilerek ödenen miktarın iadesine karar verildiği belirtilerek, kararın kaldırılmasını, senetlerin geçersiz olduğunun tespiti ile takipten dolayı ödenen bedelin tahsiline ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, İİK'nın 72. maddesi gereğince icra takibi sonucu ödenen bedelin istirdadı istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince,  yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davacı gerçek kişi tarafından davalılardan ... adına bonoların düzenlendiği, davalı ... tarafından bonolardan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davacı ve davalı ... hakkında icra takibi başlatıldığı konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacı tarafça  ödenen takip alacağının istirdat şartlarının oluşup oluşmadığı, mahkemece davacı delillerinin yeterince değerlendirilip değerlendirilmediği, davacı tarafın yemin deliline dayanmadığı gerekçesinin isabetli olup olmadığı ve kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı tarafça davalı ... adına 12.01.2016 keşide tarihli 20.12.2016 vade tarihli, malen ibareli 2.000,00 TL tutarında bono düzenlediği söz konusu bononun ... tarafından diğer davalı ...'ye ciro edildiği, aynı keşide tarihli 20.03.2017 ödeme tarihli 3.000,00 TL tutarlı,  20.02.2017 ödeme günlü 2.000,00 TL  tutarlı malen ibareli ,  20.01.2017 tarihi ödeme günlü 2.000,00 TL bedelli bono düzenlendiği, malen ibareli bonoların  ... tarafından ...'ye ciro edildiği, ciranta ... tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında toplam bono bedelleri ile bono komisyonları ve işlemiş faizleri olmak üzere 9.485,89 TL alacağın tahsili amacıyla 04.08.2017 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, davacı tarafça icra takibi neticesinde ödeme yaptığını ancak takibe konu edilen bonolardan dolayı borçlu olmadıklarını, bonoların arsa satışına ilişkin düzenlendiğini ne var ki söz konusu satışın gerçekleşmediğini, hileli şekilde bonoların imzalatılarak takibe konulduğunu, bu konuda Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulduğunu iddia ederek, icra dosya borcundan  dolayı gerçekleştirilen ödemenin davalılardan müteselsilen tahsiline ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiş olduğu anlaşılmıştır. Davacınında yer aldığı dava dışı müştekiler davalılar ve dava dışı şüpheliler hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunmuşlardır. 2017/166888 Soruşturma nolu dosyasında Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 30.11.2017 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Söz konusu kararda, müştekilerin Yeşilköy'de bulunan ... adlı restoran çalışanı olduğu, şüpheli ...'in aracılık etmesi ile müştekilerin Selimpaşa'da arsa aldığını ve karşılığında senet verdiklerini ancak yapılan araştırmalarda kendilerine gösterilen yer ile satın alınan yerin farklı olduğu kendilerine gösterilen yerin değersiz bir yer olduğunun anlaşıldığı, şüphelilere durum bildirildiğinde yanlışlık olduğu, Marmarereğli'sinden arsa vereceklerini ancak şüphelinin yeni tarihli senet istediğini, müştekilerin ve bu senetleri imzalayıp verdiğini, 2.arsanın devrinin yapılmaması üzerine şüpheliden senetlerin iadesinin istendiği ancak iade edilmediğini, yerine şüpheli tarafından senet imzalanarak müştekilere verildiğini bu bu senetlerinde bir kaçının ödendiğini, bir süre sonra senetler ödenmeyince şüphelinin iş yerine gidildiğinde boş olduğunun görüldüğünü, müştekiler tarafından keşide edilen ve şüpheli tarafından iade edilmeyen senetlerin icra takibine konu edildiğini, sonuç olarak kendilerine deniz manzaralı olarak satılan arsanın çok uzak bir yerde elektrik hattı geçen değersiz bir yer olması, müştekiler tarafından keşide edilen senetlerin iade edilmemesi nedeni ile müştekilerin dolandırıldığı ve şikayetçi oldukları anlaşılmış ise de hukuki mahiyette ihtilaf teşkil ettiği, dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için fiilin hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp onun veya başkasının zararına olarak kendisine veya başkasına bir yarar sağlaması gerektiğini, hilenin nitelikli bir yalan olması gerektiğini, basit bir yalanın hileli hareket olarak kabul edilemeyeceği, alım satım öncesinde arsayı görmenin herhangi bir şekilde kısıtlanmadığı, müştekinin satım sözleşmesinden kaynaklı talepleri ile ilgili olarak hukuk mahkemesine başvurulacağı belirtilmiştir. Taraflar delillerini dosyaya ibraz  etmiştir. Mahkemece, görevsizlik kararı sonrasında yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden hüküm tesis edilmiştir. İstanbul 11. Tüketici Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen 08.05.2018 tarihli duruşmada, davacı vekili tarafından zapta geçen beyanında; davalıların emlak işi yaptığını, müvekkilinin arsa alımı konusunda aracılık faaliyeti yapılması için müvekkiline aracı olduklarını, taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığını, sadece davaya konu kambiyo senetlerinin yapıldığını, müvekkilinin icra tehdidi altında senet bedellerini ödemiş olduğunu, ödenen bedellerin tahsilini talep etmiştir. Davalı icra takip alacaklısı ... vekili ise aynı celsede zapta geçen beyanında; müvekkilinin ... olarak emlak işi ile uğraştığını, kardeşi ... ile birlikte emlak işi yaptıklarını, davalılar ... ve ... ile iş ortaklığı ve şirket ilişkisinin bulunmadığını, söz konusu kişiler hakkında da icra takibi yaptıklarını ayrıca müvekkilinin yapmış olduğu ticari faaliyet nedeni ile davacı taraf ile karşılıklı herhangi bir aracılık faaliyeti olmadığını, kambiyo senetlerinde müvekkilinin ciranta olduğunu belirtmiştir. Dosya kapsamından ve tarafların iddia ve beyanlarından, davacı ile adına bono düzenlenen ... arasında taşınmaz alımına aracılık ile ilgili olarak sözlü şekilde anlaşmanın  gerçekleştirildiği, söz konusu taşınmazın davacı alıcının istediği nitelikleri taşımadığı gerekçesiyle sözleşmeden dönüldüğü,  buna istinaden bir kısım geri ödemeler için senetlerin verildiği, senetlerin bir kısmının ödendiği, şüphelilerin iş yerinin boş olduğunun görülmesi üzerine davacı ve dava dışı gerçek kişilerin şikayetçi oldukları ve ödenmeyen senetlerin ciro edilerek davalı ... tarafından icra takibine konu edilmesi ve takip sonucunda ödenmesi neticesinde iş bu istirdat davasının açılmış olduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu senedin kambiyo senedi vasfında olduğu ve ihdas nedeni olarak “malen” kaydını içerdiği uyuşmazlık konusu değildir. “Bedeli malen ahzolunmuştur” ibaresi bulunan bir bonoda malın teslim alındığı, borçlu tarafından ikrar edilmiş kabul edilir. Alacaklının malı teslim ettiğini kanıtlamak yükümlülüğü yoktur. Yazılı ikrarın aksini diğer bir deyişle malın teslim edilmediğini borçlu kanıtlamak yükümlülüğündedir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.04.2015 tarih, 2013/19-1622 E. ve 2015/1238 K. sayılı kararında da değinilmiştir. Somut olayda davacı, bonoların arsa satışı için düzenlendiği ve arsa satışının gerçekleşmemesi nedeniyle senetlerin bedelsiz kaldığı yönündeki iddialarını kanıtlayamadığı gibi senet bedelini tahsil eden davalı ...'nin bu hususu bilerek ve davacıya zarar vermek kastıyla hareket ettiğine dair somut bir kanıt da sunmamıştır. Davalılardan ..., bonoların davalı ... tarafından kendilerinden çalındığını ileri sürmüş ise de buna dair somut bir kanıt sunulmamıştır. İstirdat davasının, icra takibinde alacağı tahsil eden kişiye yöneltilmesi gerekmekte olup bu davalı aleyhindeki davanın husumet yönünden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır. Davacı, dava dilekçesinde, delillerini bildirmiş olmakla birlikte 21.12.2017 tarihli delil listesinde  5.bölümünde bilirkişi, yemin, keşif ve her türlü delil açıklamasına yer verilmiştir. HMK'nın 226. maddesinde, yemine konu olamayacak vakıalara yer verilmiştir. 226/1-c bendinde, yemin edecek kimsenin namus ve onuru etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar yemine konu olamayacak vakıalar arasında sayılmıştır. Somut olayda, her ne kadar ispat külfeti üzerinde bulunan davacı tarafça  delil listesinde yemin delili gösterilmiş ise de bedelsiz olduğu iddia edilen bir senedin takibe konu edilmesi ceza soruşturmasına neden olabileceğinden bu konuda yemin teklif edilmemesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.  Mahkemenin gerekçesinde davacı tarafın yemin deliline dayanmadığı ifadeleri dosya kapsamına uygun düşmemekle birlikte sonuca etkilideğildir.Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden, HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davadan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.06.02.2025<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"64b7ad60dd06e995","SID":"13c7b9371a0acb74"}}