{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1379 <br>KARAR NO: 2025/126<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/09/2021<br>NUMARASI: 2020/44 Esas - 2021/673 Karar<br>DAVA: Menfi Tespit (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:30/01/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'ın davalı bankaya esasen borçlu olan \"... Turz. Tic. Ve San. Ltd. Şti.\" şirketinin temsilcisi ve hissedarı olan ... ile amca çocukları olup 09.10.2015 tarihinde ...'a ait kredi ihtiyacından ötürü davalıya 3 adet gayrimenkulü rehin gösterdiğini, bu gayrimenkullerin rehinine karşılık ise yine 09.10.2015 tarihli bir krediye kefalet vermiş olduğunu, müvekkilinin  kefalet vermiş olduğu kredinin 48 ay vadeli olup aylık taksitleri 31.586,26 TL olup toplamda 1.137.105,36 TL olduğunu,  müvekkili tarafından imzalanan kefalet sözleşmesinin üst limit miktarı da yine  1.137.105,36 TL olup bu hususta eş rızasının da alındığını, müvekkilinin  kefalete ilişkin aynı zamanda davalı lehine ipotek tesis ettirdiğini, davalı  tarafça kötüniyetli bir şekilde tahsilat yapılmaya çalışıldığını, esasen ödenmiş bir borcun tekrar tahsili niteliğinde bir tutum mevcut olduğunu,  davanın kabulüne ve ipoteklerin terkinine karar verilmesi gerektiğini,  müvekkilinin  kefalet vermiş olduğu kredi 48 ay vadeli olup aylık taksitlerinin 31.586,26 TL olup toplamda 1.137.105,36 TL olduğunu, müvekkili tarafından imzalanan kefalet sözleşmesinin üst limit miktarının da yine  1.137.105,36 TL olup bu hususta eş rızasının da   alındığını fakat davalı bankaca kefalet ve ipotek sözleşmesinin akdedildiği gün yaklaşık 100 sayfa olan belgelerin hiçbirinin müvekkiline verilmediğini, daha sonrasında müvekkili tarafından talep edilmesine rağmen de suretlerin ancak bir kaç sayfasının müvekkiline zoraki verildiğini,  davalının buradaki amacının , müvekkilinin hukuki menfaatlerini korumasını engellemek olup, Anayasa tarafından korunan dava ve savunma hakkının kısıtlanması anlamına geldiğini, nitekim \"Türkiye Bankalar Birliği’nin Bankalar ile Bireysel Müşterileri Arasında İmzalanacak Sözleşmelerin Şekil ve İçeriğinde Yer Alması Gereken Asgari Hususlar ile Sözleşmelerin Uygulanacağı İşlemlere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ\" hükümleri gereğince 5. Madde mucibince: \"Yapılan sözleşmeler emredici hükümlere aykırı olamaz. Kanunlar ve ilgili mevzuat uyarınca yazılı olarak akdedilmesi zorunlu bulunan sözleşmeler yazılı olarak ve ilgili mevzuatta öngörülen şekilde; tüketici kredisi sözleşmeleri ve kredi kartı sözleşmeleri ise Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca en az on iki punto ve koyu siyah harflerle yazılı olarak düzenlenir. Bireysel müşteriler ile akdedilen tüm sözleşmelerin taraflarca imzalanmış bir örneği müşteriye verilir ve verildiğine dair yazılı beyanı banka nezdinde saklanır.\" ifadelerine yer verilmiş olmakla, bankalar tarafından müşterilerden alınan kefalet yahut yazılı olması gereken her türlü evrağın bir örneğinin imzalayan tarafa verilmesi gerektiğini ve verildiğine ilişkin yazılı tutanağın da banka tarafından saklı tutulması gerektiğinin açıkça vurgulandığını, müvekkili tarafından imzalanmış evrakların bir örneğinin kendisine verilmediği gibi, örnek verildiğine ilişkin tutanak da tutulmadığını, aksinin davalı banka tarafından ispat edilmesi gerektiğini,  kredinin esas borçlusunun ... Tic. Ve San. Ltd. Şti. olup müvekkilinin kefalet verdiği ve ipotek tesis ettirdiği  kredinin esas borçlusu tarafından tamamen ödenmiş olduğunu, bu hususun muhatap bankaca da kabul edilmekte olup müvekkilinin ilgili krediden dolayı ibra edilmesi ve ipoteğin terkini yapılması gerekirken esas borçlunun başkaca kredi ve mevduat borçlarından kaynaklı alacaklarının tahsil edilebilmesi için müvekkilinin baskı altına alınmaya çalıştığını, davalı tarafça Kasım ayı içerisinde müvekkilinin tüm hesaplarının blokelendirildiğini, çeklerini dahi ödeyemez duruma getirilmiş olduğunu,  konunun özü için davalı bankanın Kocamustafapaşa şubesine giden müvekkilinin ... isimli müşterilerinin mevcut kredi borçlarından dolayı hesaplara bloke konulduğunu bildirdiklerini,  müvekkilinin ticari hayatı ve sıklıkla çek kullanmasından kaynaklı tehlikelere binaen çek hesabında bulunan blokelerin kaldırıldığını, fakat ödemelerin tamamının yapılmaması halinde tekrar bloke konulacağı ve ipoteklerin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatılacağı konusunda  uyarılmış olduğunu, esas borçluya tebliğ ettirilen müvekkilinin  muhatap olmasına rağmen tebliğ edilmemiş olduğunu,  25.10.2019 tarihli İstanbul ... Noterliği' nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile talep edilen borcun 116.063,60 TL'sinin taşıt kredisi, 2.291,04 TL Gayrinakdi Çek Borcu, 180.924,76 TL BCH Borcu ve 275.705,85 TL Taksitli Ticari Kredi borcu olmak üzere 574.985,25 TL olduğunu, bu borçtan müvekkilinin mesul olmamasına rağmen ödemesi yönünde ihtar edildiğinin görüldüğünü, müvekkilinin  davalı tarafından diğer kefil/borçlulara gönderilen 25.10.2019 tarihli İstanbul ... Noterliği' nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde bahsi geçen hiçbir borçtan sorumlu olmayıp, kefil olması hasebiyle sorumlu olduğu tek tutarın  1.137.105,36 TL'lik üst sınır ipoteği olduğunu, işbu tutarın da asıl borçlu tarafından ödendiğini ve dolayısıyla müvekkilinin kefil olduğu borcun sona erdiğini, artık borcun sona ermiş olmasına rağmen, asıl borçlunun kefil olunmayan diğer borçları için müvekkiline  ait taşınmazlarda ipoteğin fekkinin gerçekleşmemesinin hukuka uygun  olmadığını belirterek açıklanan nedenler ile  davalı  tarafça icra takibine geçileceğinden ve telafisi imkansız zararlar doğacağından dava sonuna kadar \"ilgili kredi kefalet ve ipotek sözleşmesine dayalı tüm icra takiplerinin\" İİK 72/2 gereği tedbiren durdurulmasına, bu tedbir kararının öncelikle teminatsız olarak verilmesine, mahkeme aksi kanaatte ise  makul bir teminat ile tedbir kararının verilmesine, davanın kabulü ile  davalıya karşı kefalete dayalı kredi borçlarının  olmadığının tespitine, kefalete dayalı olarak ipotek verilen İstanbul İli Fatih İlçesi ... Mah./Köyü ... Ada ... Parsel ... Kat  Bağ. Böl. 3- Bağ. Böl. 6 ve Bağ. Böl. 7 olan 3 adet gayrimenkulün kaydında bulunan ipoteklerin terkinine, müvekkilinin  baskı altına alan ve kredi notlarını etkileyerek ticari zarar ile illiyet bağına sebep olan davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini  talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Müvekkili banka ile  dava dışı ... San, Ltd. Şti. arasında Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi akdedilmiş olup, davacının bu sözleşmesiyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla ve 137.105,36 TL kefalet limitiyle imzalandığını,  müvekkili bankanın  kredi borçlusunun firma tarafından kredi sözleşmesine konu edimlerinin yerine getirilmemesi ve kredi borçlarının ödenmemesi üzerine ve borçtan şahsen sorumlu olanlara İstanbul ... Noterliği' nin 25.10.2019/... yevmiye sayılı ihtarnamesini keşide  ederek bir kısım kredilere ilişkin alacağını muaccel kıldığını,  davacının dava dışı firmanın kullanmış olduğu ve  kullanacağı krediler nedeniyle doğmuş ve doğacak borçlara  kefil olduğunu, müvekkili  banka ile dava dışı ... Tic. Ve San. Ltd. Şti. arasında imzalanan ve davacının müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imza attığı Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesinin 33. Sayfasında yer alan \"kefalet beyanı\" başlıklı bölüme bakıldığında \"... San, Ltd. Şti.'nin ... Bankası A.Ş.'den kullandığı kullanacağı kredilerden doğmuş ve doğacak borçlarına, mevcut ve gelecekteki diğer kefillerden bağımsız olarak aşağıdaki tutar ile sınırlı olmak üzere anıları borçlu ile beraber müteselsil kefil olduğumuzu kabul beyan ve taahhüt ederim\" şeklinde beyanı olduğu ve eşininin de aynı beyan doğrultusunda bu kefalete rıza beyanı verdiğinin görüldüğünü,  dolayısıyla davacının dava dilekçesinde iddia ettiği gibi bir kredi için kefalet vermiş olması ve söz konusu kredinin kapanmış olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını zira, davacının  kefalet beyanından da açıkça anlaşılacağı üzere dava dışı kredi borçlusunun kullanmış olduğunu ve kullanacağı krediler nedeniyle doğmuş ve doğacak borçlara 1.137.105,36 TL kefalet limitiyle kefil  olduğunu,  davacı tarafça kefil olunan ve ayni teminat verilen dava dışlı firma tarafından kredi borçlarının ödenmemesi sonrasında bu kredi borçlarından söz kanusu kefaletin herhangi bir krediye özgülenmemesi doğmuş ve doğacak borçlara kefil olunması nedeniyle sorumluluğunun devam ettiğini, davacı tarafça dava dışı firmanın doğmuş ve doğacak borçlarına karşı ayrıca ayni teminat olarak taşınmazlar üzerine Fatih Tapu Müdürlüğü'nün 09.10.2015 tarih, ... yevmiye numaralı 1. Dereceden 400.000,00-TL Fatih Tapu Müdürlüğü'nün 09.10.2015 tarih, ... yevmiye numaralı 1, Dereceden 450.000,00-TL., Fatih Tapu Müdürlüğü'nün 09.10.2015 tarih, ... yevmiye numaralı 1. Dereceden 550.000,00-TL, bedel olmak üzere toplamda 1.400.000-TL bedelli limit ipoteği tesis edildiğini, iş bu ipoteğin kefaletten bağımsız olup doğrudan asıl borçlu şirketin kredilerinin teminatını teşkil ettiğini, bu hususun ipotek resmi senet akit tablosunun 1. Maddesinde kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça yazdığını, ipotek resmi senedinin birinci maddesinde ipoteğin neyin teminatını oluşturduğu hususunun açık ve net olduğunu, ayrıca davacı  tarafından dava dilekçesinde tedbir talebinde bulunulduğunu, İİK'nun 72. Maddesi uyarınca tedbir talebinde bulunmuş olup, mevzu yasa maddesinde ; ”menfi tespit ve istirdat davaları\" başlığı altında yer alan hükmün 3. Fıkrasında \" icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile icra takibinin durdurulmasına karar verilemez.\" hükmünden de anlaşılacağı üzere davacı tarafın dava dilekçesinde talep etmiş olduğu tedbir kararının verilmesinin mümkün olmadığını belirterek açıklanan nedenler ile davacının iddia ve beyanları haksız ve hukuki dayanaktarı yoksun olduğunu,  davacının müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğu ve ipotek vermiş olduğu borcun sorumluluğundan kurtulma amacı  taşıdığını,  davanın reddine karar verilerek  vekalet ücretinin davacı üzerine  yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 23/09/2021Tarih ve  2020/44 Esas- 2021/673 Karar sayılı kararında; \".......Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan tüm deliller ile dosya kapsamı deliller ile uyumlu olması nedeniyle içeriğine itibar edilen Bankacı bilirkişi ... tarafından düzenlenen 02.09.2021 tarihli bilirkişi raporu birlikte incelenip değerlendirildiğinde,  dava dışı asıl borçlu ... Tic. Ve San. Ltd. Şti.  ile davalı banka arasında  toplam 11.570.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davacının 1.137.105,36 TL kefalet limiti dahilinde müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığı, davacı kefilin yalnızca 09.10.2015 tarihli genel kredi sözleşmesinde  kefalet imzası bulunduğu,  davacının kefaleti tahtında 09.10.2015 tarihinde ... no.lu 900.000,00 TL tutarında  36 ay vadeli taksitli ticari kedi kullandırıldığı, bahse konu kredinin 09.10.2018 tarihinde ödenip kapatıldığı, hesap kat ihtarına konu edilen  4 adet kredinin davacının kefalet imzası bulunmayan diğer sözleşmeler kapsamında kullandırıldığı, bu halde bahse konu kredi borçlarından davacı kefilin kefaleten/şahsen sorumlu tutulamayacağı kanısına varılmıştır. Ancak davacı  taşınmaz malikinin dava dışı kredi borçlusunun  davalı bankadan kullanacağı kredilerin teminatını teşkil etmek üzere 3 adet taşınmazını 1. derece  olmak üzere  toplam 1.400.000,00 TL bedelle ipotek verdiği anlaşılmıştır. İpotek akit tablosunun 1. maddesine göre, tesis edilen ipoteğin alacaklı bankanın bütün istemlerini karşılayacak şekilde taşınmazın teminat altına alacağı üst sınır taraflarca belirtilmiş olduğundan üst sınır ipoteği tesis edilmiş olduğu, davacının kefalet veren sıfatıyla  kredi borcundan sorumlu değil ise de, tesis edilen ipotekle salt davacı kefilin kefaleten borçlarının teminat altına alınmadığı,  tesis edilen ipoteklerle  dava dışı kredi lehtarı ... Gıda' nın doğmuş ve doğacak her türlü kredi borçlarının teminat altına alındığı, davacının kefaleten üstlendiği yükümlülük ile ipotekle üstlendiği sorumluluğun sonuçlarının birbirinden farklı olduğu, bu halde  davacının ipoteklerden dolayı borçtan sorumlu olduğu kanaatine varıldığı, bu anlamda  19.02.2021 tarihli  rapordaki davacının hem kefaleten ve hem de ipotekten dolayı borçtan sorumlu olduğuna ilişkin görüşe mahkememizce katılmamın mümkün görülmediği, neticeten davalı banka lehine tesis edilen ipoteğin limit ipoteği olduğu, dolayısıyla dava dışı kredi borçlusu ... Gıda firmasının doğmuş ve doğacak tüm borçlarının teminatını  teşkil ettiği için, davacının  hesap kat ihtarı kapsamında toplam 574.985,25 TL nakdi ve 26.170,00  TL (19 adet çek yaprağı)  gayrinakdi olmak üzere toplam 601.160,25  TL borçtan sorumlu olduğu kanaatine varılarak davacının davasının reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.Mahkememizin  30/04/2021 tarihli ara kararı ile  takip dosyasında icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmesinin  tedbiren durdurulmasına ilişkin ara karar uygulanmadığından  kötü niyet tazminatı hükmedilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Bu husus kısa karara yanılgılı değerlendirme ile  \"verilen tedbir kararı bulunmadığından\" şeklinde geçmiştir. Ancak mahkememizce  neticeten verilen red kararının hukuka uygun olduğu anlaşılmıştır. HUAK 18/A- (14). Fıkrası: \" Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır.\" hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No: ... sayılı dosyasından arabulucu ...'e  (TC:...) 1320 TL tarife bedeli üzerinden  ödeme yapıldığı tespit edilerek davanın reddine karar verildiği anlaşılmakla davacı aleyhine arabulucuk giderlerinin de yükletilmesi gerektiği anlaşılmıştır....\"gerekçesi ile, ''  Davacının davasının REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesince 23/09/2021 Tarih ve 2020/44 Esas - 2021/673 K sayılı ilamı ile, davanın reddine karar verilmiş olup iş bu kararın kendi içerisinde çelişkiler barındırdığını, gerekçe ile hükmün birbiri ile çeliştiğini, İş bu nedenle, anılan kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini,Şöyle ki;Söz konusu ipotekler karşılıksız olup fekki gerektiğini,Müvekkilinin yalnızca 09.10.2015 tarihli kredi sözleşmesine kefil olmuş ve bu kefaleti miktar yönünden de sınırlandırdığını, bahse konu 3 taşınmaz sadece  09.10.2015 tarihli 36 ay vadeli 900.000 TL (faizlerle birlikte 1.137.106 TL) için ipoteklendirildiğini,  İş bu kredi de zamanında ve eksiksiz bir şekilde ödendiğini, buna ilişkin bankadan alınmış onaylı belgelerin dosyada mevcut olduğunu, bu bilgiler ışığında somut olaydaki kredi miktarının ödenmesiyle kefilliğin sona erdiğini ve sadece 09.10.2015 tarihli  kredi sözleşmesi için teminat gösterilen taşınmazlarda tabiri caiz ise boşa çıktığını, taşınmazların üstündeki ipoteklerin kalkması gerekirken banka kötü niyetli olarak  sebepsiz zenginleştiğini, Söz konusu ipotekler sadece bir krediye karşılık teminat olarak gösterilmiş ve bu kredi borcu dava dışı asıl borçlu tarafından ödenerek sona erdiğini, boşa çıkan ipotekler bedelsiz yani karşılıksız kalmasına  rağmen müvekkilinin taşınmazları üzerindeki ipoteklerin kaldırılmadığını, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2015 / 6576 E.  2016 / 1399 K. Sayılı ilamında \"...davacıların kefil olarak yer aldıkları 80.000,00 TL limitli kredi sözleşmesi kapsamındaki kredi borcunun davalı bankaca tahsil edildiği, davacılardan ...'ın adına kayıtlı taşınmaz üzerinde banka lehine kurulan ipotek hakkının da banka istemiyle terkininin davacıların sorumlulukları bulunmadığını teyit ettiği gibi, ipoteğin fekkinden sonraki süreçte davacıların kefil olarak yer almadıkları ikinci kredi sözleşmesi kapsamında dava dışı şirketin davalı bankaya olan kredi borçlarından davacıların sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacıların davalıya borçlu olmadığı...\" hükmünden de anlaşılacağı üzere somut olayda şahsi kefaletin sona erdiğini, İpoteklerin fekki gerekirken taşınmazların üzerinde ipoteklerin devam etmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, Borçlar Kanunu'nun 77 ve ardından gelen maddelerindeki düzenlemelere göre, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan ve tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebileceğini, sebepsiz zenginleşme, bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, Borçlar Kanununun 77. maddesine göre: haklı bir sebep olmaksızın başkasının zararına mal elde eden kimsenin onu geri vermek zorunda olduğunu, O halde somut olaya yukarıdaki bilgiler ışığında bakıldığında bedelsiz kalan ipoteklerin davalı bankayı sebepsiz zenginleştirdiğini, bundan yarar sağlama gayretinde olan bankanın açıkça kötü niyetli olduğu kabul edilip ipoteklerin fekki gerektiğini, Müvekkilinin şahsi kefilliğinin hesap kat ihtarına konu edilen 4 adet kredi açısından geçerli olmadığına yönelik beyanları; Somut uyuşmazlığa konu \"müvekkilinin şahsi kefilliğinin sona ermesi gerektiğine dair iddia ve talepleri incelenmeden evvel müvekkilinin somut olaydaki konumunun belirlenmesinin önem arz ettiğini, Müvekkilinin hiçbir suretle ... San. Ltd. Şti. ile herhangi bir bağlantısı yahut ortaklığının olmadığını, ayrıca, müvekkili ve eşinin sadece 09.10.2015 tarihli kredi için imzası olduğunu, bu kefalette miktar yönünden sınırlandırıldığını, O halde müvekkilinin şahsi kefilliğinin devam etmediğine yönelik kanunen 3 (üç) tane açık hukuki ve kanuni ispat olduğunu,Şöyle ki; a- Müvekkilinin sadece 09.10.2015 tarihli kredi için kefalet sözleşmesinde kefillik imzası bulunmakta ve bu kefillik 1.137.105,36 TL ile sınırlandırıldığını, diğer bir değişle,  müvekkilinin imzası 09/10/2015 tarihli kefalet sözleşmesi dışında kalan hiç bir kredi sözleşmesinde bulunmadığını, somut olayda kefilliğin belli bir miktarla sınırlanması bile şahsi kefaletin diğer krediler için devam etmediği, Yargıtay'ın sapma göstermeden gelişen içtihatları gereği olduğunu, B- Bilindiği üzere kefillik sözleşmesinin geçerli olarak kabul edilebilmesinin öncelikli şartı TBK 584/1'de düzenlenen \"usulüne uygun alınmış eş rızasıdır.\" Nitekim,  6098 sayılı TBK. m. 584/I hükmüne göre: “Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır”. Demek suretiyle eşlerden birinin kefalet sözleşmesindeki kefilliğinin geçerli olabilmesi için diğer eşin yazılı rızasının bulunmasının şart olduğu hüküm altına alındığını, Diğer yandan, TBK m. 584/II’de ise “Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez.” amir hükmü getirilmiş olup, işbu amir hükmün mefhum-u muhalifinden kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonra sözleşmede yapılacak bazı değişiklikler bakımından da diğer eşin rızasının gerekliliğine işaret edildiğini, Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;  09/10/2015 tarihinden sonra kullandırılan ve kat ihtarına konu edilen 4 adet kredi için müvekkilinin imzasının bulunmaması nedeniyle müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığı gibi müvekkilinin eşinin usulüne uygun olarak alınan yazılı bir rızasının bulunmaması nedeniyle kefalet sözleşmesi geçersiz kabul edilmesi gerekirken yanılgılı bir değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Müvekkilinin eşinden alınmış olan yazılı rıza yalnızca 900.000 TL'ye (faizlerle birlikte 1.137.106 TL) dair olduğunu, müvekkilinin kefil olduğu kısım dışında yapılan limit arttırım işlemlerinde müvekkilinin imzası ve eşinin yazılı rızasının olmadığını, bilinmelidir ki müvekkilinin kefil olduğu miktar ve müvekkilinin eşinin yazılı olarak rıza gösterdiği miktar üzerine çok fazla limit arttırımında bulunulmuş ve ilgili krediyle kefilliğin niteliği değiştiğini, hatta bu kefilliğin sorumluluk alanına ticari kredi niteliğinde olmayan krediler de dahil edildiğini, davalı bankanın 1.137.106 TL kefilliğinin geçerlilik şartının sağlanması için hazırladığı yazılı rıza beyanında  dahi \"aşağıda belirtilen tutar ile sınırlı olmak üzere anılan borçlu ile beraber müteselsil kefil olmasına rızam olduğunu kabul ve beyan ederim\" durumu, usul ve esas yönünden gözler önüne açıkça sermektedir. İşbu huzurdaki dava ve yukarıda yazılan beyanları için emsal niteliğinde olan İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİNİN  15.01.2021 tarihli 2018/544 E. 2021/54 K. Sayılı ilamında  \"....Davacı ...'ın 30.10.2012 Tarihli limit artırımına ilişkin sözleşmede eş rızası olmadığından geçersiz ise de; 818 sayılı Kanun'un yürürlükte olduğu tarihte tanzim edilen genel kredi sözleşmesindeki kefaleti geçerlidir. \" kararı ile eş rızasının hem ilk  kefillik kısmında hem de limit arttırma gibi durumlarda aranması gerektiğine  açıklık getirdiğini, Tüm bu durumlar aşikarken davalı bankanın hala müvekkilinin kefaletinin devam ettiğini savunması ne kadar kötü niyetli olduğunun ispatı olduğunu, Gerekçeli kararının \"gerekçe\" ve \"hüküm\" kısmı birbiriyle çeliştiğini, Eldeki davada, dava dilekçesinin konu ve netice-i talep kısmından da açıkça anlaşılacağı üzere, iddia ve taleplerinin; 1- Müvekkil ...'ın söz konusu kat ihtarına konu edilen 4 Adet kredi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti, 2- Müvekkiline ait olan 3 Adet Taşınmaz üzerindeki mevcut ipoteklerin fekki'ne yönelik olduğunu, Diğer bir değişle, eldeki dava da 2 talebinin bulunmakta olup bu taleplerinden her ikisinin kabulü talep ve dava edildiğini, Ancak, Yerel Mahkemece verilen gerekçeli kararın \"Deliller ve Gerekçe\" başlığı altında yapılan açıklamalarında; \" Hesap Kat İhtarına Konu Edilen 4 adet Kredinin davacının Kefalet imzası bulunmayan diğer sözleşmeler kapsamında kullandırıldığı bu halde bahse konu kredi borçlarından davacı kefilin kefaleten / şahsen sorumlu tutulamayacağı kanaatine varılmıştır.\" demek suretiyle gerekçe kısmında müvekkili ...'IN söz konusu  kat ihtarına konu edilen 4 adet kredi nedeniyle borçlu olmadığı kanaatine varılmış ancak hüküm kısmında davanın bu yönüyle kabulüne karar verilmesi gerekirken tümden reddine karar verilerek hüküm ile gerekçe arasında açıkça çelişki yaratıldığını, Bilindiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının; Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğunu, 6100 sayılı HMK.nun 298/2. maddesine göre; “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Hüküm fıkrası ile gerekçe arasında çelişki olması 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre de aykırı olduğunu, Somut olaydaki teminat olarak gösterilen taşınmazlar yalnızca 09.10.2015 tarihli kredi için verilmesine rağmen ilgili banka dürüstlük kuralına aykırı olarak müvekkilini bu konuda bilgilendirmediği gibi iradesini sakatladığını, Müvekkil ...'ın 09.10.2015 tarihli krediye kefil olurken ilgili banka yetkilileri bu miktar için kefil olacaksan bize bu  kredi için teminat göster dediklerini, Müvekkilininde iyi niyetli olarak ödenmiş olan 09.10.2015 tarihli kredi için 3 adet taşınmazını ipotek ettirdiğini ancak, müvekkilinin iradesi bu yöndeyken basiretli tacir olan banka  Türk Medeni Kanunu'nun \"Başlangıç\" üst başlıklı \"Dürüst Davranma\" alt başlıklı 2. maddesinin; \"Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz,\" hükmüne açıkça muhalefette bulunduğunu, Müvekkilinin borca hem kefil olmuş hem de iş bu borca ipotek vermiş olup, ipotek senedine tapu müdürlüğünde imza atılması gerekirken, davalı bankanın hakimiyetinde imzalanmış olması ve ipotek senedine ayrıca kefalet şartının getirilmiş olması genel işlem şartlarını düzenleyen madde 21 ve gerekçesine açıkça aykırı olduğunu, işbu iddia etmiş olduğumuz husus, müvekkili tarafından imzalanan kefalet sözleşmesi ile ipotek senedinin aynı tarihli olması ile ortada olduğunu, Ayrıca müvekkilinden alınan ipotek senedinin ilgili Tapu Müdürlüğü nezdinde düzenlemesi gerekirken, matbu olan ve bankalar tarafından kefile veya asıl borçluya içeriği hakkında bilgi verilmeksizin doğrudan imzalatılan \"Ambar Stok No: 139\" adlı resmi senet davalı bankanın kendi hakimiyet alanında müvekkiline imzalatılmış ve müvekkiline içeriği hakkında hiçbir bilgi verilmemiş olup, bilgi verildiğine dair herhangi bir evrak da kendisine verilmediğini, Yargıtay 2015/11095 E. , 2016/1859 K. Sayılı ilamının karşı oyu yazısı: \"Dava, ipotek senedinde yer alan kefalet kaydına dayalı takibe yönelik menfi tespit davasıdır. Kural olarak banka kredilerinin teminatı için verilen ipotek senedi tapu sicil müdürlüğünde, kefalet sözleşmesi ise bankada düzenlenip imzalanır. Banka tarafından verilecek kredi için sınırlı bir teminat vermek isteyen kişiye tapu sicil müdürlüğünde düzenlenen ipotek senedi içine bir kefalet kaydı yerleştirerek imzalatılması halinde bu kefalet kaydı sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı bir genel işlem şartı olup 6098 sayılı TBK’nun 21/2.maddesi gereğince yazılmamış sayılır. Ayrıca banka tarafından düzenlettirilen ipotek senedinde kullandırılan krediye sadece ipotek ile sınırlı bir teminat vermek isteyen kişi aleyhine ipotek senedine ayrıca kefalet kaydı eklenmesi dürüstlük kuralına aykırı olarak onun aleyhine ve onun durumunu ağırlaştıracak nitelikte bir genel işlem şartıdır. Bu işlem 6098 sayılı TBK’nun 25.maddesi gereğince yasaklanmış olduğundan, mutlak butlanla batıldır. Davaya dayanak yapılan ipotek senedi TBK’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce düzenlenmiştir. Ancak 6101 sayılı TBK’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 2.ve 7.maddeleri gereğince TBK’nun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın görülmekte olan davalarda da uygulanır. Banka tarafından verilecek bir krediye hem ipotek vererek hem de kefil olarak teminat vermek isteyen kişiye ipotek senedi tapu sicil müdürlüğünde, kefalet sözleşmesi ise bankada imzalatılmalıdır. Nitekim ipotek vermeyen kişiler kefalet sözleşmesini bankada imzalamaktadırlar. Bir krediye sadece ipotek teminatı veren kişiye tapu sicil müdürlüğünde düzenlenen ipotek senedi içine bir cümle kefalet kaydı eklenerek onun banka kredisine kefil yapılmak istenmesi ipoteğin tesisi amacına aykırıdır. Böyle bir davranışın bir itibar ve güven müessesesi olan bankalar tarafından yapılmış olması hukuk düzenince kabul edilemez. Müvekkiline imzalatılan kredi sözleşmesi ile birlikte yapılan ipotek senedinin içi de matbu olup, ilgili aydınlatma yapılmamış olup, içeriğine dair açık rızası sorulmadan ipotek senetleri de bankada doldurulduğunu, dosya içinde her ne kadar aslı gibidir kaşeli ipotek senetleri bulunmaktaysa da bu senetlerde de bir imzanın olmadığının görüleceğini, İmzalatılan sözleşmenin bir örneğinin borçlu asile ve kefile de verilmesi gerektiğini, ancak yukarıda da değindiği üzere davalı tarafından müvekkiline sözleşmenin bir örneği verilmemiş, aksi durum davalı tarafça ispatlanamadığını, hem kefalet sözleşmesinin hem de ipotek sözleşmesinin sonradan dahi incelenebilmesinin açıkça önüne geçildiğini, dosyaya müvekkilinin imzasının olduğu ipotek senetlerinin sunulmaması da kafadaki soru işaretlerini çoğaltırken bankanın dürüstlük kuralına aykırı davrandığının ispatlarından birisi olduğunu, TBK m. 21 ve gerekçesinden de açıkça anlaşılacağı üzere, bankanın yapmış olduğu genel işlemlerin kanuna aykırı şekilde gerçekleştirildiğini, Banka hem şekil şartlarına uymamış hem sözleşme kapsamı ile ilgili bilgi vermemiş hem de sözleşmenin içeriğini öğrenme olanağını kısıtladığını, dolayısıyla bu genel işlemin yazılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, İpotek sözleşmesi her ne kadar ayrı bir sözleşme ise de kefalet sözleşmesi ile birlikte ve eki olarak imzalatıldığından ipoteğe ilişkin metnin içine örtülü olarak konulmuş olan bir kefalet yüklenimi genel işlem şartlarına aykırı olduğunu, bu sebeple  yazılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, bir başka anlatımla, ipotek metninde yer alan \"açılmış ve açılacak olan her türlü krediden\" ibaresi müvekkilinin asıl iradesini yansıtmadığı gibi, davalı tarafça da müvekkiline açıklanmamış ve açık muvaffakati alınmadığını, ilgili sözleşme metinleri ve iptotek senet metinleri bankalarca önceden ve matbu olarak hazırladığından, TBK 21. madde mucibinde davalı tarafça müvekkilinin aleyhine olan hususları da müvekkilinin açık muvaffakatinin alındığına dair bir belgeyi de ispat külfeti bulunan banka tarafından dosyaya sunulamadığını, İşbu  \"açılmış ve açılacak olan her türlü krediden\" beyanının yazılmamış sayılmasına karar verilmesi mevzuat ve içtihat gereği olduğunu, Müvekkilinin imzasının bulunmadığı ve söz konusu kat ihtarına konu edilen 4 adet kredi borcu için başlatılan icra takibinde icra emrinin iptal edildiğini, Davalı banka ipotekli taşınmazların paraya çevrilmesi yoluyla  ilamlı icra takibi başlatmak maksadıyla müvekkiline sözde borcun bulunduğu kat ihtarını çektiğini ancak, bu ihtarname usulüne uygun tebliğ edilmediğinden  icra emri İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/653 E. Sayılı dosyası kapsamında  iptal edildiğini, İleri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, GKS.den kaynaklı  İstanbul ... Noterliğinden gönderilen 25.10.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı kat ihtarı ile şahsi kefalete dayalı  talep edilen 116.063,60 TL. taşıt kredisi, 2.291,04 TL Gayrinakdi Çek Borcu, 180.924,76 TL BCH Borcu ve 275.705,85 TL Taksitli Ticari Kredi borcu olmak üzere  toplam: 574.985,25 TL  borçtan  borçlu olmadığının tespiti ve adına kayıtlı  3 adet taşınmaz üzerindeki ipoteklerin fekki istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda, davalı banka ile  dava dışı kredi lehtarı (asıl borçlu) ... San. Ltd. Şti. arasında  09/10/2015 tarihinde 1.137.105,36 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, İşbu sözleşmeyi davacı ...'ın 1.137.105,36 TL kefalet limiti tahtında müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduğu, ayrıca davalı banka ile  dava dışı kredi lehtarı (asıl borçlu) ... San. Ltd. Şti. arasında  13/06/2017 tarihinde 10.000.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, İşbu sözleşmeyi dava dışı ..'ın 10.000.000,00 TL kefalet limiti tahtında müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduğu,  13/06/2017 tarihli GKS. De davacı ...'ın kefaletinin olmadığı görülmüştür. Davacı ..., dava dışı kredi lehtarı/borçlusunun (... Firması) davalı bankadan kullanacağı kredilerin teminatını teşkil etmek üzere 3 adet taşınmazını 1. derece olmak üzere toplam 1.400.000,00 TL bedelle 09/10/2015 tarihinde ipotek vermiştir. İpotek akit tablosunun 1.maddesinde; “. ,.... SAN. TİC. LTD.ŞTİ. firmasının ve/veya tarafına/taraflarına açılmış ve/veya açılacak olan her türlü krediden;..... San. Tic. Ltd.Şti. firmasının — ve gerekse kendisinin/kendilerinin bankaya karşı DOĞMUŞ ve DOĞACAK TÜM BORÇLARINI karşılamak üzere ....... TL'na kadar olan anapara kısmı ile bu meblağa ilaveten ve ayrıca bu borçlarla ilgili olarak DOĞACAK faizler, icra takip, yargılama giderleri ve temerrüt faizleri ve gider vergisini (BSMV) ve her türlü komisyon ve masrafları da kapsamak üzere aşağıda yazılı taşınmazlarını güvence olarak bankaya aşağıda gösterilen derecelerde ve sıralarda — kaldırıldığı bankadan bildirilinceye kadar SÜRESİZ olarak ipotek etmeyi kabul ettiğini/ettiklerini....,” denildiği, bu durumda akit tablosunun 1. mad. göre, tesis edilen ipoteğin davalı bankanın DOĞMUŞ ve DOĞACAK bütün istemlerini karşılayacak süresiz şekilde taşınmazlar üzerine üst sınır ipoteği (Maksimal İpotek) tesis edilmiştir. İşbu ipotek kefaletten bağımsız olup, doğrudan dava dışı asıl borçlu şirketin kredilerinin teminatını teşkil etmekte olduğu  ipotek senedinin 1. Ve 6. Maddesinde kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça belirtilmiştir. Davalı banka tarafından muhataplar asıl borçlu ... San. Ltd. Şti., kefiller ..., ..., ... adına İstanbul ... Noterliğinden gönderilen 25.10.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı kat ihtarı ile; 116.063,60 TL. taşıt kredisi, 2.291,04 TL Gayrinakdi Çek Borcu, 180.924,76 TL BCH Borcu ve 275.705,85 TL Taksitli Ticari Kredi borcu olmak üzere  toplam: 574.985,25 TL  borcun ödenmesi talebiyle hesabın kat edildiği anlaşılmıştır.  Davalı alacaklı banka tarafından dava dışı asıl borçlu ... San. Ltd. Şti hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile toplam: 634.187,68 TL. Nakdi alacak + 36.540,00 TL. Gayrinakdi alacağın tahsili talebiyle ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece hükme esas alınan bankacı bilirkişi ... tarafından düzenlenen raporda; Davacının kefaleti tahtında 09.10.2016 tarihinde ... no.lu 900.000,00 TL. tutarında 36 ay vadeli taksitli ticari kedi kullandırıldığı, bahse konu kredinin 09.10.2018 tarihinde ödenip kapatılmış olduğu, bu kredinin 25.10.2019 tarihli hesap kat ihtarına konu edilmemiş olduğu, hesap kat ihtarına konu edilen 4 adet kredinin davacının kefalet imzası bulunmayan 13/06/2017 tarihli GKS. kapsamında kullandırıldığı, emsal Yargıtay içtihatları nazara alındığında, bahse konu kredi borçlarından davacı kefilin kefaleten/şahsen sorumlu tutulamayacağı kanısına varıldığı, davalı banka lehine tesis edilen ipoteğin LİMİT İPOTEĞİ olduğu, dolayısıyla dava dışı kredi lehtarı/borçlusu — ... GIDA ....Ltd.Şti. Firmasının DOĞMUŞ ve DOĞACAK tüm borçlarının teminatını/güvencesini teşkil ettiği için, davacının ipotek limitiyle sınırlı olarak borçtan aynen sorumlu olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı düzenlenmiş olup, yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların kanun yolu denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır. Kamu düzenine ilişkin bu husus kanun yolu denetimi esnasında re'sen dikkate alınmak durumundadır. Somut olayda davacı taraf dava dilekçesi ile; Davalı banka tarafından İstanbul ... Noterliğinden gönderilen 25.10.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı kat ihtarına konu   4 adet kredi borcundan kaynaklı borçlu olmadığının tespiti talebi ile adına kayıtlı  3 Adet taşınmaz üzerindeki ipoteklerin kaldırılmasını talep ettiği, eldeki dava da davacının 2 ayrı  talebinin bulunduğu, mahmemece verilen hükümde, davanın reddine karar verildiği halde hükmün gerekçesinde;'' Hesap kat ihtarına konu edilen 4 adet kredinin davacının Kefalet imzası bulunmayan diğer sözleşmeler kapsamında kullandırıldığı bu halde bahse konu kredi borçlarından davacı kefilin kefaleten / şahsen sorumlu tutulamayacağı kanaatine varılmıştır,\" demek suretiyle gerekçe kısmında davacı ...'ın söz konusu  kat ihtarına konu edilen 4 adet kredi nedeniyle borçlu olmadığı kanaatine varıldığı belirtildiği halde davacının bu talebi yönünden kurulan hükümde ise  davanın reddine  karar verildiği, böylece hüküm fıkrası ile gerekçeli karar arasında açık çelişki oluşturulduğu, mahkemece verilen kararın 6100 sayılı HMK.'nun 298/2 maddelerinde belirtilen zorunlu unsurları taşımadığı anlaşılmıştır. Kararların HMK'nun 297 ve 298/2 fıkralarına aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların kanun yolu denetiminin yapılmasını da olanaksız kıldığından davacı vekilinin  bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde; İpoteğin fek edilmesi talebine konu taşınmazlar, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından icra takibine konu edildiğini, davacı tarafın yakını ...'a satıldığını, ihaleler kesinleşmiş ve tapu tescilleri alıcı adına yapıldığını, ihale bedelleri de davalı Banka tarafından tahsil edildiğini, bu nedenle, ortada fek edilecek bir ipotek kalmadığından bu talebin konusuz kaldığı belirtilmiştir. Bu durumda mahkemece, davalı banka tarafından davacıya gönderilen kat ihtarına konu kredi borçlarından davacının GKS. Kaynaklı kefaletine istinaden borçlu olup olmadığının değerlendirilip bu talebi hakkında gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulması, ayrıca davacının 3 adet taşınmazlar üzerindeki ipoteklerin fekkine yönelik talebi hakkında da ipotek ait tablosuna göre tesis edilen ipotek münhasıran davacının kefalet — borcunu teminat altına aldığına/alındığına dair açık bir hüküm olmadığı, dava dışı kredi lehtarı/borçlusu ... GIDA firmasının DOĞMUŞ ve DOĞACAK her türlü kredi borçları teminat altına alındığı, dolayısıyla davacının kefaleten üstlendiği yükümlülük ile ipotekle üstlenilen sorumluluğun sonuçlarının birbirinden FARKLI olduğu gözetilerek her bir talebin ayrı ayrı değerlendirilip, ipoteğin fekki talebinin de konusuz kaldığına yönelik davalı vekilinin beyanı da araştırılıp sonucuna göre gerekçesi yazılmak suretiyle ayrı hüküm kurulması gerekmektedir.Sonuç itibariyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun  KABULÜ ile; İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/09/2021 Tarih ve 2020/44 Esas- 2021/673 Karar sayılı kararının HMK'nın  353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 30/01/2025 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ddd95766a4a37efe","SID":"818320e1f5a3c01d"}}