{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\tEsas-Karar No: 2025/42 Esas - 2025/93<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br><br>\tT.C.<br>\tANKARA<br>\t1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\tGEREKÇELİ  KARAR<br><br><br>ESAS NO\t: 2025/42 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/93<br><br>....<br>DAVA\t: İstirdat (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)<br>DAVA TARİHİ\t: 17/01/2025<br>KARAR TARİHİ\t: 07/02/2025<br>GR.KR.YZM.TARİHİ\t: 07/02/2025<br><br>Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TALEP   : müvekkili şirketin 30.06.2024 tarihli, dava dışı keşidecisi .... Esas sayılı dosyası üzerinden çek iptali davası açıldığını, ..... ilanın ise 29/05/2024 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığını, ancak söz konusu çeklere ilişkin ödeme yasağı kararı usule uygun olarak 3 kez Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmesine rağmen; müvekkilin rızasının hilafına söz konusu çekleri elinde bulunduran davalıların, 3 aylık ilan süresi içerisinde haksız ve hukuka aykırı olarak bildirimde bulunmadıklarını, davalılar tarafından, haksız ve kötü niyetli olarak çeklerin tahsili amacıyla ilgili bankaya ibrazının gerçekleştirildiğini, ancak ilgili banka tarafından ..... Esas sayılı dosyaya sunulan müzekkere cevabından tespit edilebildiği üzere davalılardan .... nolu çeki ele geçiren davalı.... 5/07/2024 tarihinde, .... nolu çeki ele geçiren davalı .... nolu çeki ele geçiren davalı....'nın 06/08/2024 tarihinde söz konusu çeki tahsil amacıyla bankaya ibraz ettiğinde \"söz konusu çekin iptaline dair tarafımızca iptal davası açıldığını ve mahkeme kararı ile ödeme yasağı konulmasına kararı verildiğini\" öğrendiğini, davalılardan.... tarafından da kötü niyetli olarak çekin tahsili amacıyla icra takibi başlatılarak ihtiyati haciz kararı alındığını, çeklerin ibraz edilmesi üzerine anılı dosya üzerinden davacı vekiline istirdat davası açarak dava açıldığına dair tevzi formunu ibraz etmek üzere iki haftalık kesin süre verilmesi kararının verildiğini, davalı tarafın davaya konu çekleri haksız ve kötü niyetli olarak elinde bulundurduğunu, çek istirdat davasının, iptal talebinin devamı niteliğinde olduğundan işbu yargılamanın çekin iptali için başvurulan asliye ticaret mahkemesinde bulunan dosya üzerinden yürütülmesi gerektiğini beyan ederek; işbu davanın .... nolu ve 1.000.000-TL. bedelli çekin davalı Volkan Atmaca'dan istirdatına, her üç çek yönünden müvekkilin haklı hamil olduğunun tespitine ve çeklerin müvekkile teslimine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br><br>Dava Menfi Tespit davasıdır. <br>TTK'nın 4. Maddesi hükmüne göre dava Mahkememizin görev ve yetki alanına girmektedir.<br>Bilindiği üzere; 19 Aralık 2018 tarih ve 30630 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren \"7155 sayılı Kanun'un 20. Maddesi'nde;  ''dava şartı olarak arabuluculuk''  Ticaret Kanunu'na eklenmiş olup (TTK'nın 5/A Md'si) , 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 4. Madde ve diğer kanunlarda da belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan tazminat ve alacak talepleri hakkında dava  açmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. 5 Nisan 2023 tarih ve 32154 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan  '7445 sayılı kanun'un 31 maddesinde itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları arabuluculuk kanun yoluna tabi tutulmuş, madde kapsamı bu şekilde değiştirilmiştir. Yasa koyucu bu düzenleme ile menfi tespit davaları yönünden arabulucuya başvurulmasını dava şartı olarak düzenlenmiş olup yasa metni yoruma yer vermeyecek şekilde açık olarak düzenlenmiş, uygulamadaki farklılıkların önüne geçilmiştir. <br>6235 sayılı Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesinde; ‘Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usuldan rededileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açılmadığından anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.’ denilmektedir. <br>Davada davacı çek istirdatı bulunmuş olup, davanın niteliği itibariyle davacının davalıya borçlu olup olmadığının tespiti ile çekin istirdatının gerekip gerekmediği hususlarında yargılama yapılması gerektiği ve bu hususlarda yargılama yapılmadan önce arabulucuya başvurunun zorunlu olduğu anlaşılmaktadır. Kanun istirdat davalarında da arabulucuya başvurmayı zorunlu kılmış istirdat davasının niteliği bakımından bir ayrıma da gitmemiştir. Bu itibarla eldeki davada arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul  edilmiştir. (Emsal .... K Karar sayılı kararı) <br>Mahkememiz 23/01/2025 tarihli tensip tutanağı 1. maddesinde davacı tarafa Arabuluculuk tutanağı sunmak üzere 1 haftalık kesin süre verildiği,  davacı vekilince sunulan 05/02/2025 tarihli dilekçe ile huzurdaki davanın çek istirdat davası olduğundan bu dava türü yönünden arabuluculuk başvurusu yapılmasının dava şartı olmadığını, mahkememizin 23/01/2025 tarih ve 1 numaralı ara kararından rücu edilerek müteakip işlemlere devam edilmesi yönünde beyan dilekçesi sunduğu, kanunun açık ifadesine göre arabuluculuk yoluna başvuru dava öncesi yerine getirilmesi zorunlu olan bir dava şartı olup, sonradan tamamlanması mümkün değildir. 6100 sayılı HMK'nun 114/2 delaletiyle TTK'nun 5/A, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 ve HMK'nun115/2. maddeleri gereğince arabuluculuğa yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle (Emsal .... Karar )   davanın usûlden reddine, Anılan gerekçe ile davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine ve ihtiyati tedbir talebinin HMK m. 390 gereğince reddine  karar vermek gerekmiş aşağıda gibi hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Nedenleri gerekçeli kararda açıklandığı üzere;<br>1-Davanın TTK'nun 5/A ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi gereğince HMK'nın 114/2 ve 115. maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,<br>2-Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,<br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-Davacı tarafça gider avansından artan kısım var ise talep halinde karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>Dair, tarafların yokluğunda, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.07/02/2025<br><br>....<br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ff35f5002c558b6b","SID":"1e79bbd63c1b2408"}}