{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2025/232 Esas  - 2025/173 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/232 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/173<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t    ...<br>ÜYE\t\t: ...\t   ...<br>KATİP\t\t: ... ...<br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ           <br>TARİHİ\t: 18/10/2024<br><br>NUMARASI\t:  2024/692 Esas (Ara Karar)<br>İHTİYATİ TEDBİR <br>TALEP EDEN DAVACI\t<br>VEKİLİ\t:<br>ALEYHİNE TEDBİR <br>TALEP EDİLEN <br>DAVALI\t<br><br>DAVA\t: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>DAVA TARİHİ\t: 17/10/2024<br>KARAR TARİHİ\t: 28/02/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 28/02/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki genel kurul kararının iptali ve özel denetçi atanması istemine ilişkin davanın yargılaması sırasında ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik olarak verilen ara karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tTALEP<br>\tİhtiyati tedbir talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının  ortağı olduğu davalı şirketin 14/09/2024 tarihli genel kurulunda alınan 3, 4, 5, 6, 8, 10 numaralı gündem konularına ilişkin kararların iptaline, davalı şirkete özel denetçi atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, dava dilekçesinde ayrıca davalı şirkete karar verilinceye kadar tedbiren yönetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. \t\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece 18/10/2024 tarihli ara karar ile ; davacı tarafından davalı şirkete yönetim kayyımı atanması tedbir talebinin yargılama gerektirdiği, bu aşamada organ boşluğu bulunmadığı anlaşılan bir şirkete kayyım atanmasının mümkün olmadığı yine dava sonucu ulaşılacak talebe verilecek tedbir kararı ile ulaşılmasının da hukuken uygun olmadığından , davacının tedbir talebinin bu aşamada reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbirin reddi ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanması zaruri iken yerel mahkemece taleplerinin reddedilmesi açıkça hukuka aykırı olduğunu, davacı ..., davalı ... adlı şirkette pay sahibi ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, davacının dedesi ...'ın 26/10/2023 tarihinde vefat ettiğini, geriye mirasçı olarak da davalı şirketin pay sahipleri ..., ..., ..., ..., ..., ... ve davacı ... kaldığını, işbu vesileyle davacının  davalı şirkette pay sahibi olduğunu, davacının, 400.000 adet paydan oluşan şirkette, 33.333 adet paya sahip olduğunu, davalı ... Adlı şirketin yönetim kurulu başkanı ... olduğunu, davacı ... ve diğer mirasçılar da şirket nezdinde pay sahibi ortak olduklarını, mevcut durumda ... ve diğer pay sahipleri davacı karşı ortak iradeyle hareket etmekte olup davacının pay sahibi olarak şirket hakkında bilgi almasını, şirket kararlarında söz sahibi olmasını engellediğini, ..., bilhassa mirastan ıskat edilen ... ve ...'a hukuka aykırı bir şekilde mirastan pay verilmesini sağladığını, bu sayede yönetim kurulunda güçlü konuma geçtiğini, bu sayede şirketi dilediği gibi zarara uğratmakta, şirketten dilediği şekilde mal kaçırabildiğini, davacının bu hususta bilgi dahi alamadığını, paydaş ... ve ...'ün genel kurul toplantılarında ve hazirun cetvelinde paydaş olarak gözükmesini ve yer almasını sağlayan hatalı olarak düzenlenen veraset belgesinin iptaline yönelik dava Eskişehir 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2024/356 E. sayılı dosyasında görülmekte olup aynı yönde Ankara 33. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2024/68 E. sayılı dosyası da birleştirilerek  Eskişehir 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2024/356 E. sayılı dosyasına gönderildiğini, şu anda mirasçılık belgesinin iptali davasının derdest olduğunu, halihazırda Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2024/118 E. Sayılı dosyasında paydaş ...'ün ıskatını etkisiz kılmak için açtığı vasiyetnamenin iptali davası ve yine Ankara 31. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2024/172 E. Sayılı dosyasında paydaş ...'un ıskatını etkisiz kılmak için açtığı vasiyetnamenin iptali davası derdest halde devam ettiğini, gerek mirasçılık belgesinin iptali gerekse vasiyetnamenin iptali yönündeki davaların derdest olup yargılamanın devam ettiğini, bu yargılamalar neticesinde şirketin paydaşlarında değişiklikler olacağını, hal böyle iken bu kişilerin paydaşlık sıfatından kaynaklanan yetkilerini kullanmalarının durdurulması veya askıya alınması gerektiğini, şirket adına verdikleri oyların, şirket açısından telafisi zor zararlar meydana getirdiğini, davalı şirket nezdinde yönetim kurulu başkanı olan ... hakkında, şirket yönetiminde usulsüzlük yaptığı gerekçesiyle birden fazla kez şikayette bulunulduğunu, bunun yanı sıra ...'ın miras bırakan ...'a yönelik olarak işlemiş olduğu suçlara ve şirkette pay sahibi olan diğer şahıslara karşı işlemiş olduğu suçlara ilişkin suç duyurusunda bulunulduğunu ve neticede soruşturma dosyaları açıldığını, bu dosyaların birçoğu miras bırakan ... tarafından ...'ın kendisini zehirlemeye ve öldürmeye çalıştığına, dolandırdığına, ...'ın eve geldiğinde sürekli olarak değerli eşyalarını aldığına, banka memurları tarafından ...'ın hesabını boşaltmak istemesine ilişkin suç duyurusunda bulunulması neticesinde açıldığını, ..., annesini, ...'ı ve ...'ü ikna ederek bu soruşturma dosyalarından sıyrılmaya çalıştığını, davalı şirketin yönetim kurulu başkanı ... tarafından, miras bırakan ... hayattayken ve kendisine \"demans\" hastalığı tanısı konulmuşken ...'a atanan vasi ile birlikte şirketlerden 90.000.000,00 TL'ye yakın para, şirket muhasebesine gönderdiği ve buna benzer farazi sebepler ileri sürülerek kaçırıldığını, bunu yanı sıra ...'ın ve ...'ün avukatlarına miras taksim sözleşmesinden ve taraflarınca çekilen ihtarnameden de anlaşıldığı üzere 20.000.000,00 TL parayı ödemeleri, bu parayı nereden elde ettikleri sorusunu gündeme getirdiklerini, davacı, bu ve bunun gibi çeşitli yöntemlerle şirket hesabından para çıkarıldığını düşündüğünü, davacı ve diğer pay sahipleri miras paylaşımı aşamasında oldukları için, davacının şirketlerde hangi mal varlıklarının olduğunu bilmesi gerektiğini, bu bakımdan davalı şirket yönetiminin istemiş oldukları bilgileri taraflarından sakladıkları, bu vesileyle de şirketin ekonomik olarak zarara sokulduğunun  apaçık ortada olduğunu, davalı şirket yönetimi davacı ile hem miras paylaşımı hem de farklı sebeplerle husumetli olduğunu, bu bağlamda davacının pay sahibi olduğu davalı şirketten mal kaçırılması,  davacının zarara uğratılması,  fayda sağlanması riski bulunduğunu, işbu durum apaçık ortada iken yerel mahkemece tedbiren yönetim kayyımı atanmasına ilişkin taleplerinin reddedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tTalep; ihtiyati tedbirin reddine ilişkin ara kararın kaldırılması ve ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. <br>\tHMK'nun 389/1. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.<br>\tİhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. <br>\tİhtiyati tedbir talep eden davacı vekili karşı taraf davalı şirkete yönetim kayyımı atanması yönünde ihtiyati tedbir talep etmiştir. Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçeyle ihtiyati tedbir talebinin reddine hükmedilmiştir.   <br>\tİlk derece mahkemesince işbu istinaf incelemesine konu ara karar tesis edildikten sonra 06/11/2024 tarih 2024/692 Esas 2024/655 Karar sayılı ilamıyla dosyanın  Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/689 Esas sayılı dosyasıyla birleştirilmesine karar verildiği görülmüştür.<br>\tUYAP sistemi üzerinden temin edilip dosya arasına alınan 01/10/2024 tarih, 1271 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi incelendiğinde;15/09/2024 tarih, 2024/4 sayılı Yönetim Kurulu kararı ile, dava dışı ...'ın 14/09/2027 tarihine kadar yöentim kurulu üyesi ve davalı şirketi  münferiden temsile yetkili kılındığı, ara karar tarihi itibariyle şirketin yönetim organın  mevcut olduğu   görülmüştür.<br>\tUYAP sistemi üzerinden temin edilip dosya arasına alınan 21/02/2025 tarih, 11277 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi incelendiğinde; 13/02/2025 tarih, 2025/3 sayılı Yönetim Kurulu kararı ile, dava dışı ... ile ...'un 13/02/2028 tarihine kadar yönetim kurulu başkan/yardımcısı ve davalı şirketi  müştereken ve müteselsilen temsile yetkili kılındığı  görülmüştür.<br>\tDavacı yanın ihtiyati tedbir talebi davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasına yöneliktir. Ticaret Kanunumuzda mahkemeye anonim ortaklık yönetim kurulu üyelerini (gerekçe ne olursa olsun) görevden alma ve yerlerine yenilerini atama yetkisi tanınmamıştır; bu yetki genel kurula aittir. Bu nedenle mahkemenin yönetim kurulu üyelerini yönetim ve temsil yetkilerinin ellerinden alması sonucunu doğuran yönetim kayyımı atanması kararını ancak bu yetkilerin hukuken veya fiilen kullanılamadığı hallere özgü olarak verilebilmesi gerekir. Kısaca mahkeme yönetim kurulu üyelerinin sahip oldukları ve kullandıkları yönetim ve temsil yetkilerini, çoğunluğun gücünü kötüye kullandığı, azınlığı ezdiği, ortaklar veya yönetim kurulu üyeleri arasında derin anlaşmazlıklar olduğu, şirketin sürekli zarar ettiği vb. gibi gerekçelerle ellerinden alarak bir temsil kayyımına veremez. <br>\tYönetim kayyımlığı, yönetim boşluğu giderilinceye kadar devam eden geçici bir koruma önlemidir. Yönetim kayyımının görevi tüzel kişinin yasal organın oluşması ya da organın çalışmasındaki fiili veya hukuki tıkanıklığın giderilmesi (engelin kalkması) ile sona erer. <br>\tŞu halde hakim, şirketin iyi yönetilmediği gerekçesiyle yönetim kayyımı atayamaz; diğer bir anlatımla, hakim şirket yönetiminde \"yerindelik\" denetimi yapamaz. MK'nın 427/4. maddesinin amacı şirketi daha iyi bir yönetime kavuşturmak değildir; bu olgu şirketin iç sorunudur. Şirket yönetiminin izlemek ve değerlendirmek yetkisi münhasıran genel kurula aittir. Yönetimi beğenmeyen ve yerinde bulmayan genel kurul, yönetim kurulu üyelerine görevden alabilir, tekrar seçmeyebilir; ibra etmeyebilir ve haklarında sorumluluk davası açılmasına karar verebilir. <br>\tYönetim kurulu üyelerinin şirketi özensiz yönettiği, hatta görev ve yetkilerini kötüye kullandıkları iddiaları da kayyım atanması yoluyla çözümlenemez. Ortaklar bu iddiaları genel kurula taşıyıp orada sorunlara çözüm arayabilirler. Bu konuda TTK'nun 37. maddedeki bilgi alma ve inceleme, 438. madedeki özel denetim isteme, 553 vd.'da ki yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açma, 445 ve 447 uyarınca genel kurul ve yönetim kurulu kararları aleyhine iptal ve butlan davaları açma ve (azlık olarak) 531. maddeye göre şirketin haklı sebeple feshini dava etme haklarından yararlanabilirler. Kısaca ortaklar bütün bu konulardaki ihlal iddialarını ve azınlığın çoğunluk tarafından ezildiği yakınmalarına TTK'nun tanıdığı bireysel ya da azlık hakları ile çözüm aramak zorundadırlar. Bu yolda gitmeyerek anılan gerekçelerle mahkemeden şirkete yönetim kayyımı atanmasını istemek mümkün değildir (Prof. Dr. Ersin Çamoğlu, Anonim Ortaklığa Yönetim Kayyımı Atanması, İstanbul Barosu Dergisi, Cilt 91, Sayı 5, Yıl 2017, sahife 17,24 ve 25).<br>\tTürk Medeni Kanunu'nun 403/2. maddesinde, kayyımın, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanacağı, 426. maddesinde vesayet makamının, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atayacağı, kayyım atamasının yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel olmayacağı, 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.  <br>\tSomut olayda ihtiyati tedbir talep eden davacı yan, davalı şirketin genel kurul kararının iptali ile şirkete özel denetçi atanması gerektiğini iddia ederek şirkete karar verilinceye kadar tedbiren yönetim kayyımı atanmasını talep etmiştir. <br>\tTürk Ticaret Kanunu'nda kayyım atanmasına ilişkin düzenleme mevcut olmadığından talebin Türk Medeni Kanunu'nda yer alan kayyıma ilişkin hükümlere göre değerlendirilmesi gerekecektir. Türk Medeni Kanunu'nun 403/2. maddesinde kayyımın, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atayacağı, 426. maddesinde vesayet makamının, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atayacağı, kayyım atamasının yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel olmayacağı, 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağına ilişkin düzenlemeler yapılmış olup mevcut düzenlemeler ile ilk derece mahkemesinin kayyım atanmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddi gerekçesi, davanın genel kurul kararının iptaline ilişkin olduğu da birlikte değerlendirildiğinde ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik ilk derece mahkemesi ara kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddi yönündeki ara kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-İhtiyati tedbir talep eden davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL  harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,\t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere dosya üzerinden oy birliği ile karar verildi.28/02/2025<br><br><br>Başkan- ...             Üye - ...                 Üye - ...                      Zabıt Katibi -...<br>...       ...      ...    ... <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d06f3c605cf80af4","SID":"4b64fbc584600bbe"}}