{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2022/1486 Esas  - 2025/179 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1486 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/179<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t:ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t:18/05/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/470 Esas 2022/367 Karar<br>DAVACILAR \t<br>VEKİLİ\t<br>DAVALI \t<br><br>DAVA\t: Hayat Sigortasından Kaynaklı Tazminat<br>DAVA TARİHİ\t: 09/10/2020<br>KARAR TARİHİ\t: 28/02/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 28/02/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki tazminat istemine  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>DAVA<br>Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların babası ...'nun 10/02/2017 tarihinde ... Şubesinden 40.000,00 TL tutarında tarım kredisi kullandığını, ...'nun kullanılan kredi sebebiyle aynı zamanda ... A.Ş. tarafından düzenlenmiş 153-12790462 poliçe numaralı özel hayat sigortası ile sigortalandığını, ...'nun yakalandığı kanser hastalığı sebebiyle 13/06/2019 tarihinde vefat ettiğini, 10/02/2017 tarihinde kullandırılan kredinin yılda bir taksit olacak şekilde 3 taksit halinde ödenmesinin kararlaştırıldığını, her bir taksit tutarının 17.615,03 TL olduğunu ve düzenlenen sigorta poliçesi bedelinin ise toplamda 1.293,21 TL olduğunu, ayrıca poliçe bedeli için otomatik ödeme talimatı alındığını ve sigortanın ilk yıl ödemesi olan 431,07 TL'nin kredi ile birlikte peşin olarak tahsil edildiğini, üç taksit halinde ödenmesi planlanan kredinin ilk iki taksidinin ...'nun sağlığında kendisin tarafından, son taksidin ise vefatından sonra sigortaya ödeme başvurusu sürecinde banka baskısı ile mirasçıları tarafından ödendiğini ve borcun kapatıldığını, yapılan toplam ödemenin 52.845,09 TL olduğunu, vefattan sonra poliçe teminatının davacı mirasçılara ödenmesi talebi ile yapılan başvurunun, poliçe primlerinin vadesinde ödenmemesi ileri sürülerek reddedildiğini, prim ödememe nedeniyle poliçenin iptalinin usule aykırı olması nedeniyle  şimdilik 500 TL'nin kredi taksitlerinin ödenme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizleri ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep  ve dava etmiştir. <br>Davacılar  vekili 29/04/2022 tarihli  değer arttırım   dilekçesinde özetle;   dava değerini 8.807,51 TL  olarak arttırdığını beyan etmiştir.<br>CEVAP<br>Davalı ... A.Ş. vekili  cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket ile ... arasında 10/02/2017 başlangıç tarihli, 36 ay vadeli 153/12790462 poliçe nolu Tüketici Kredilerine Yönelik Azalan Teminatlı Hayat Sigortası sözleşmesi akdedildiğini, poliçede ... Bankasının poliçe menfaatdarı olarak tayin eden sigortalının 13/06/2019 tarihinde vefat ettiğini, davacılar murisinin davalı şirket ile akdetmiş olduğu poliçede ... Bankası A.Ş.'nin dönülemez lehdar ve dain-i mürtehin olduğunu, bu durumda poliçe teminatını talep hakkının da adı geçen Bankaya ait olduğunu, sigortalı varisi olan davacıların hayat sigortası poliçesinde lehtar tayin edilmediği için dava açma sıfatlarının da bulunmadığını, öncelikli bu hususun Mahkemece göz önünde bulundurulması gerektiğini, sigortalı/muris ile davalı şirket arasında akdedilen poliçe ile sigortalının ölümü halinde belirlenen şartlar çerçevesinde kredi borçlarının ödenmesinin teminat altına alındığını, bu sözleşme uyarınca sigortalının primleri yıllık 431,07 TL'lik taksitler halinde ödenmesinin kararlaştırıldığını, sigortalının yalnızca ilk yıl prim taksitlerini ödediğini, bunun üzerine 431,07 TL tutarlı vadesi gelen ikinci yıl priminin ödenmesi için sigortalının davalı şirkete bildirdiği ve Katılım Sertifikasında da yer alan adresine 28/03/2018 tarihinde iadeli taahhütlü mektup gönderildiğini, PTT üzerinden yapılan sorgulamada ihtarnamenin 06/04/2018 tarihinde tebliğ edildiğinin tespit edildiğini, davalı şirketin sigortalının bildirdiği adrese gönderdiği tebligatın sigortalıya ulaşmamasından dolayı bir sorumluluğu bulunmadığını, bu konuda sigortalı tarafından imzalanan Hayat Sigortası Genel Şartlarının C.10 maddesinde açık düzenleme bulunduğunu, söz konusu maddede sigortalının bildirdiği adrese yapılan tebligatların ulaşmamasından doğacak sonuçların sigortalıya ait olacağının hüküm altına alındığını, bu hüküm doğrultusunda sigortalı tarafından mevzuatta öngörülen 1 aylık süre içinde ödeme yapılmamış olması nedeniyle sigortalıya ait poliçenin TTK. 1502. maddesi uyarınca \"prim ödemesinden muaf sigorta (tenzil)\" hükümlerine tabi tutulduğunu,  müvekkili şirketin, TTK 1434/3. maddesi hükmü  ve Hayat Sigortası Genel Şartları C.1. maddesinin 5. fıkrasında yer alan tüm yükümlülüklerini yerine getirerek, hazırlanan mektubun iadeli taahhütlü olarak sigortalıya gönderildiğini, mevzuat hükümleri dahilinde 1 aylık bekleme süresini mütakip de TTK. 1502. maddesi gereği poliçenin prim ödenmesinden muaf sigortaya çevrildiğini, sigortalının vefatının, poliçe tenzil tarihinden sonra gerçekleşmiş olması nedeniyle poliçe dolayısıyla vefat teminatının, T.C. Başbakanlık Hazine Müşteşarlığı tarafından onaylı aktüeryal hesaplama tarifeleri uyarınca, aktüeryal matematik karşılık tutarı üzerinden indirilerek hesaplamanın yapılması gerektiğini, uyuşmazlık konusu poliçe bakımından aktüeryal esaslar doğrultusunda yapılmış indirimli vefat teminatı hesaplaması neticesinde, poliçe sebebiyle ödenecek herhangi bir tutar bulunmadığını, nitekim bu hususun davalı şirket tarafından 04/09/2019 tarihli 15 mb 26904 ve 15 mb 26905 nolu yazılarla poliçede dönülemez lehtar ve dain-i mürtehin tayin edilen ... Bankası A.Ş.'ye ve varislere bildirildiğini, dava dilekçesinde şimdilik 500,00 TL'nin kredi taksitlerinin ödenme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizleri ile birlikte tahsiline karar verilmesi talebinde bulunulduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için davanın kabulü halinde dahi faiz oranının yasal faiz ve faiz başlangıç tarihinin de dava tarihi olması gerektiğini belirterek müvekkili şirket aleyhine haksız olarak ikame edilen davanın öncelikle usule ilişkin itirazlar doğrultusunda, aksi halde esasa ilişkin itirazlara binaen reddine  karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... ... Bankası A.Ş. vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; davacıların, varis olarak sigorta poliçesinin lehtarı olmadığını, bu sebeple dava açma haklarının bulunmadığını,  murisin 13/0/6/2019 tarihinde vefatı üzerine davaya konu edilen 10/02/2017 başlangıç tarihli sigorta poliçesinin lehdarı ve dain-i mürtehinin davalı banka olduğunu, dolayısıyla poliçe teminatını talep hakkının davalı bankaya ait olduğunu, dava konusunun sigorta poliçesinden kaynaklandığını ve söz konusu sigorta poliçesinin taraflarının davacılar murisi ile diğer davalı ... A.Ş. olduğunu, davalı bankanın sigorta poliçesinde taraf sıfatı bulunmadığından huzurdaki davada davalı bankaya husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, bu sebeple davanın davalı banka yönünden husumet yönünden reddi gerektiğini, davacılar tarafından kredi taksitlerinin ödenmesinde herhangi bir ihtirazi kayıt koyulmadığını, bu ödemeler rızaen yapıldığı için davacılar tarafından iade talebinde bulunulamayacağını belirterek somut ve hukuki dayanağı bulunmayan davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece; ''Davacılar murisi ile davalı ... Bankası arasında imzalanan kredi sözleşmesi ve şartları noktasında ihtilaf bulunmamaktadır. İhtilaf vefat sonrası sigortacının sorumluluğu noktasında toplandığından davalı ... bankası yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>Davalı sigorta şirketi yönünden yapılan incelemede: uyuşmazlık sigortacının ikici taksit olan şubat 2018 tarihli taksitin ödenmemesi nedeniyle poliçeyi iptal etmekte haklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacılar murisi ile sigorta şirketi arasında imzalanan sözleşmede primlerin vadesiz mevduat hesabı ve kredili mevduat hesabından kesilmesine ilişkin yetki verilmişse de vadesiz mevduat hesabının sıfır bakiye olduğu, kredili mevduat hesabının da bulunmadığı bilirkişi raporu ile sabit olmuştur. Davacılar murisinin hayatta olduğu dönemde poliçede beyan ettiği adresine çıkarılan tebligat bu adreste üçüncü kişiye tebliğ edilmişse de tebligatın dava dışı murisin bildirdiği adrese yapılmış olması , adres değişikliğini bildirme yükümlülüğünün davalılar murisinde olması hususu göz önünde bulundurularak, prim ödemeye ilişkin tebligatın usule uygun olduğu kabul edilmiştir.<br>Hal böyle olunca: TTK 1434/3 ve Hayat Sigortaları Genel Şartları C.1. maddesi hükümleri uyarınca davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığının kabulü ile davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' şeklinde  davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,<br>Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliği Yenilme ve Bildirim başlıklı 12. maddesinde \" Kredi bağlantılı sigortalarda, kredi vadesi boyunca, yenileme sorumluluğu kredi kullanana, sigorta sözleşmesinin yenilenmesine ilişkin bildirim yapma sorumluluğu ise kredi kuruluşuna aittir\" şeklinde düzenlemenin mevcut olduğunu, bu kapsamında kredi kuruluşunca sigortalıya yazılı, sözlü veya mesaj yoluyla da olsa bildirim yapılması gerektiğini, müteveffa ... ya mesaj yoluyla veya aranamak suretiyle herhangi bir bildirim yapılmadığını, aksi yöne bir delilin davalılarca dosyaya sunulmadığını, bu noktada yazılı bildirimin önem arz ettiğini, yazılı muhtıra ise son derece alelade ve kötü niyetli şekilde herhangi bir dikkat ve özen gösterilmeden müteveffanın yıllar önce bildiği eksik adrese gönderildiğini,<br> Müteveffa ...'nun söz konusu adresten yıllar önce taşındığını, kendisi yakalandığı kanser hastalığı sebebiyle kemoterapi tedavisi için Ankara iline taşındığını ve orada hayatını sürdürdüğünü, dolayısıyla adres ile bir bağlantısı kalmadığını, hastalığı ve tedavi süreci sebebiyle müteveffanın güncel adresini bankaya bildirme imkanı olmadığını, nitekim kendisi bu adreste oturmadığından muhtıra tanımadığı ... isimli şahıs tarafından tebliğ alındığını, banka tarafından bu tebliğin  yeterli görüldüğünü,  bu noktada kredi kuruluşunun muhtıra yerine veya muhtıraya ilave olarak telefon veya mesaj yoluyla da  şahısla iletişime  geçme imkanı olduğunu, ancak bunun yapılmadığını,  öte yandan muhtıranın gönderildiği söz konusu adres eksik bir adres olduğunu, adreste kapı numarası dahi yazılmadığını, sadece köy adının yazılı olduğunu, bu halde köyde yaşayan herhangi bir şahsın bu tebligatı alabileceğini, nitekim öyle de olduğunu, bu noktada son derece açıktır ki banka görevlisi açık adres alma noktasında üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediğini, bu sebeple de muhtıranın  köy halkından herhangi biri tarafından teslim alındığını, <br>Yerel mahkemece davalı ... bankası yönünden dava husumetten red edilerek ayrıca vekalet ücretine hükmedildiğini, kararın  bu yönüyle de yerinde olmadığını, kredi işlemleri ve hayat sigortası banka tarafından yapıldığını, davacı krediye dair adres vesaire tüm bilgileri davalı bankada olduğunu, nitekim yönetmelikte açıkça, bildirim yapma sorumluluğu ise kredi kuruluşuna aittir denildiğini, bu noktada kredi kuruluşunun banka olduğunu, dolayısıyla bankanın sorumluluktan kurtulmasının mümkün olmadığını, Yargıtay emsal kararlarında bankanın sorumluluğunu açıkça vurguladığını, dolayısıyla her iki davalı bu noktada müştereken sorumlu olduğunu, bu durumda kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte davanın reddi halinde aleyhe tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, banka lehine ayrıca vekalet ücretine hükmedilmesinin  yerinde olmadığını bildirerek  ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>Dava; hayat sigorta poliçesine dayanan tazminat istemine ilişkindir.<br>6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;<br>Dosya kapsamında genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi incelendiğinde; müteveffa sigortalı ... ile davalı banka arasında 10/02/2017 tarihli, 45.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi tanzim edildiği ve müteveffaya aynı tarihte 9520-186602 numaralı,40.000,00 TL tutarlı taksitli ticari kredi kullandırıldığı, kredi taksitlerinin  10/02/2018 tarihinde 17.615,03 TL, 10/02/2019 tarihinde 17.615,03 TL ve 10/02/2020 tarihinde 17.615,03 TL olarak belirlendiği görülmüştür.<br>Dosya kapsamında yer alan davaya konu hayat sigorta poliçesi incelendiğinde; 9520-186602 numaralı ticari taksitli krediye bağlı tanzim edilen  153-12790462 numaralı hayat poliçesinde  davacılar murisi ...'nin sigortalı sıfatına haiz olduğu,  40.000 TL kredi tutarı üzerinden 3 yıl vadeli olarak Hayat Sigortası Poliçesi tanzim edildiği, ödenmesi gereken prim tutarının  1.293,21 TL olarak, yıllık olarak ödenecek prim tutarının da 431,07 TL olarak  belirlendiği, primlerin tahsil yöntemi olarak otomatik ödeme talimatının benimsendiği, prim ödeme tarih ve tutarlarının  Şubat 2017 tarihinde 431,07 TL, Şubat 2018 tarihinde 431,07 TL ve Şubat 2019 tarihinde  431,07 TL olarak belirlendiği görülmüştür.<br>Davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından muris ... adına tanzim olunan 28/03/2018 tarih, 7937 sayılı ve 153/12790462-7 konulu yazı ile, \"Sayın Sigortalımız, Hayat sigortanızın ödenmemiş primi aşağıda bilginize sunulmuştur. Bu prime dair ödemeniz varsa makbuz fotokopisini Şirketimize göndermeniz, yoksa bir ay içinde borcunuzu ödemeniz gerekmektedir. Prim borcunuz ödenmediği takdirde, Türk Ticaret Kanunu madde 1502 gereğince poliçenizin bir ay sonunda prim ödemeden muaf (tenzile tabi tutulmuş) olacağını üzülerek bildiririz. Bu durumda poliçenizin ölüm teminatı kalkacaktır. Prim borcunuzun ve bundan sonraki primlerinizin kredi kartından tahsil edilmesini isterseniz, ekteki talimatı doldurup Şirketimize posta veya faks yoluyla göndermeniz yeterli olacaktır. Böylece siz takip etmeden primleriniz zamanında ödenir. Ayrıca, prim ödemelerinizi ... ... Bankası şubelerine de kolaylıkla yapabilirsiniz. Prim borcunuz ve prim ödeme seçenekleri ile ilgili her türlü sorunuz için 444 55 00. Saygılarımızla...\" belirtildiği, ilgili yazının PTT vasıtasıyla  İadeli taahhütlü olarak sigortalının bildirmiş olduğu adresine tebliğe çıkartıldığı ve söz konusu bildirim yazısını içeren tebligat evrakının 06/04/2018 tarihinde ... isimli üçüncü kişiye tebliğ edildiği görülmüştür.<br>\tDavacılar murisinin 13/06/2019 tarihinde vefat etmesi üzerine geriye eşi dosyamız davacısı ... ile dosyamız diğer davacıları beş çocuğunun kaldığı dosya kaspamında yer alan Ankara 39.Noterliği'nin 10/07/2019 tarih, 14797 yevmiye numaralı  mirasçılık belgesi ile sabit olup, murisin terekesi iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi olduğu da dikkate alınarak davanın tüm mirasçıların iştiraki ile açıldığı ve bu bağlamda aktif dava ehliyetini sağlandığı görülmüştür.<br>\tDavalı sigorta şirketi tarafından davalı bankaya ve sigortalı ... kanuni varislerine  gönderilen 04/09/2019 tarih,  26904- 26905 sayılı yazı ile,  153-12790462 nolu poliçenin Şubat 2018 vadesine ait primi ödenmediği için, poliçenin otomatik olarak iptale alındığı, bu sebeple ilgili poliçede vefat teminatı bulunmadığı, söz konusu poliçe için tazminat ödemesi yapılmayacağı hususunun bildirildiği görülmüştür.<br>\tDavalı bankanın 03/03/2021 tarih, 9520/86 sayılı müzekkere cevabı incelendiğinde; davalı bankanın, müteveffa müşteri ...'nun ... A.Ş. tarafından düzenlenen 153/12790462 numaralı Hayat Sigortası Poliçesi'nde  “Dain ve Mürtehin” sıfatını taşımakta ise de, söz konusu poliçe ile teminat altına alınan 9520-186602 kredisinden kaynaklanan Bankamız alacağı kalmadığının ve bu kapsamda, varisler tarafından açılan davaya muvafakati  bulunduğunun Mahkemeye bildirildiği görülmüştür.<br>\tDosya kapsamında bankacı müfettiş ... ve Sigorta Mevzuatından Kaynaklı Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı ... tarafından tanzim olunan 04/08/2021 tarihli bilirkişi kök raporunda özetle;  dava dosyası kapsamında yapılan incelemelerde noksan olduğu tespit edilen, ancak kredinin kullandırıldığı şubenin davalı Bankanın ... Şubesi olması nedeniyle yerinde inceleme ile temin etme imkanı bulunamayan belgelerden: davalı banka ile davacılar murisi ... arasında akdedilmiş olması gereken kredi sözleşmesinin noksansız ve incelemeye elverişli bir nüshasının, kedinin açılış tarihi 10/2/2017 tarihinden müteveffanın vefat ettiği 13/06/2019 tarihine kadar ki süreci kapsayacak şekilde, ... adına açılmış (kredinin aktarıldığı ve kredi ödemelerinin takip edildiği) vadesiz mevduat hesabı ekstresi ile mevduat hesabına kredi tanımlaması yapılmış ise aynı döneme ait kredili mevduat hesabı ekstresinin, davalı bankanın ... Şubesinden temin edilerek dosyaya kazandırılması halinde, nihai görüş içerecek şekilde rapor tanzim edilebileceği görüşünü bildirdiği görülmüştür. <br>\tDosya kapsamında bankacı müfettiş ... ve Sigorta Mevzuatından Kaynaklı Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı ... tarafından tanzim olunan 16/02/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; davacılar murisi tarafından  10/02/2018 tarihinde ödemesi gereken prim borcunun ödenmemiş olup davalı sigorta şirketince davacılar murisinin sigorta poliçesi düzenlenmesi aşamasında beyan ettiği ... ... adresine 28/03/2018 tarihinde iadeli taahhütlü olarak bildirim yaptığı, bu bildirimin, Hayat Sigortaları Genel Şartları'nın C.1.maddesinde öngörüldüğü şekliyle \"sigorta ettirenin bildirmiş olduğu\" adrese; ancak davacılar murisi dışında ... isimli bir şahsa yapıldığı, tebligatı kabul eden ... isimli şahsın ise davacılar murisi adına tebligat kabul etme ehliyetine sahip olup olmadığı hususunun dosya kapsamı ile belirsiz olduğunun belirlendiğini, tebligatın usulsüz olup olmadığı, bu bağlamda, ... isimli şahsın davacılar murisi adına tebligat kabul etme ehliyetine sahip olup olmadığı hususlarında yapılacak hukuki takdire göre; tebligatın geçerli olduğuna kanaat getirilmesi halinde, gerek TTK 1434/3 gerekse Hayat Sigortaları Genel Şartları C.1.maddesi hükümlerine uygun olarak hareket edilmiş olması, ihtara rağmen davacılar murisinin prim borcunu ödememiş olması nedeniyle davalı sigorta şirketinin poliçeyi fesih hakkını kazanacağı dikkate alınarak, davalı sigorta şirketine sorumluluk atfedilemeyeceği, tebligatın geçersiz olduğuna karar verilmesi halinde ise, bildirim yükümlülüğünü usulüne uygun olarak yerine getirmemiş olması nedeniyle davalı sigorta şirketinin, prim ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemiş olması sebebiyle de davacılar murisinin sorumlulukları bulunduğu gözetilerek, ölüm tarihinde mevcut kredi risk tutarı 17.615,03 TL'den davacılar murisi ve davalı sigorta şirketinin eşit şekilde sorumlu tutulmasının uygun olacağı görüşünü bildirdiği görülmüştür.<br>\tTüm dosya kapsamı, istinaf nedenleri ve yasal mevzuat birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça murisleri ...’nun ... Bankası ...  Şubesi’nden taksitli ticari kredi  kullandığını, kredinin hayat sigorta poliçesi ile teminat altına alındığını, murisin ölümünden sonra talebe rağmen  ikinci yıl prim taksidinin ödenmemesi sebebiyle poliçenin geçersiz olduğu gerekçesiyle davalı sigorta şirketinin tazminat ödemekten kaçındığını, davacıların davalı bankanın baskısı ile davalı bankaya 52.845,09 TL ödeme yaparak kredi borcunu kapattığını bildirerek  sigorta şirketi tarafından ödenmesi gereken bedelin tespiti ile bu  bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen davalılardan   tahsiline  karar verilmesini  talep ettiği, <br>\tDavalı sigorta şirketinin, ... Bankası A.Ş.'nin lehdar ve dain-i mürtehin olduğunu, bu nedenle teminatları talep etme hakkının ... Bankasına ait olduğunu, sigortalı ile akdedilen poliçenin ikinci yıl prim ödemelerinin yapılmamış olması nedeniyle  poliçenin tenzil hükümlerine tabi tutulduğunu  beyanla davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı bankanın eldeki davada husumetinin bulunmadığını savunduğu, <br>\tMahkemece, davacıların murisi olan sigortalı ikinci yıl prim borcunu ödemediğinden dolayı, davalı sigorta şirketince yasanın aradığı şekle uygun olarak sigortalının son bildirdiği ikametgah adresine iadeli taahhütlü bildirim yapıldığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin C.10 maddesinde de adres değişikliğinin bildirilmemesinin sonuçlarından sigorta ettirenin sorumlu olacağı hükmü ile birlikte değerlendirilmesi suretiyle sigorta şirketi yönünden davanın esastan, davalı banka yönünden de husumetten reddine karar verildiği,<br>\tDavacıların istinaf itirazları dikkate alınarak belirlenmesi gereken dosyamız kapsamındaki uyuşmazlığın, ikinci yıl prim taksidinin ödenmediği gerekçesiyle ölüm teminatının kalkıp kalkmayacağı, somut olayda sigorta şirketinin dava konusu poliçeden kaynaklı borçlarının devam edip etmediği, dava tarihinden önce poliçenin teminat altına aldığı kredi borcunu davalı bankaya ödeyen mirasçıların, davalı bankaya eldeki davada husumet yöneltip yöneltemeyeceği ve vekalet ücretinin takdirinde hangi esasların göz önünde bulundurulacağının belirlenmesi noktasında toplandığı görülmüştür.<br>\t     Sigortacının ikinci yıl prim takdisinin ödenmesine yönelik ihtarın sigortalıya gönderildiği tarihte yürürlükteki  6102 sayılı TTK'nın 1434/3. maddesine göre; \"prim taksitlerinin vadesinde ödenmemesi halinde sigortacı sigorta ettirene noter aracılığı veya iadeli taahhütlü mektupla 10 günlük süre vererek borcunu yerine getirmesini aksi halde süre sonunda sözleşmenin feshedilmiş sayılacağını ihtar eder...\" yine Hayat Sigortası Genel Şartları C.1.5 maddesinde de \"Bir yıldan uzun süreli hayat sigortalarında sigorta ücretinin veya taksitlere bağlanmış olduğu takdirde herhangi bir taksitinin vadesinde ödenmemesi halinde sigortacı, sigorta ettirenin kendisine bildirmiş olduğu son ikametgah adresine taahhütlü mektupla veya noter kanalıyla ücret veya taksitin bir ay içinde ödenmesini, aksi takdirde sigortanın feshedilmiş olacağını ihtar eder...\" şeklinde düzenleme mevcuttur.<br>\tDava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 1502 ve (6767 sayılı Yasanın 1325). maddesinde ise \"En az bir yıldan beri yürürlükte bulunan ve bir yıllık primi ödemiş olan sigorta sözleşmelerinde, sigorta ettiren daha sonra prim ödeme borcunu yerine getirmezse, sigortacı bu sebeple sözleşmeyi fesh edemez ve prim  isteyemez. Bu halde sigorta, prim ödemeden muaf sigortaya dönüşür...\" hükmü yer almaktadır. <br>\tSomut olayda, sigorta poliçesi üç yıl süreli olup birinci yıl prim taksiti ödendiği hususunda ihtilaf olmamakla birlikte, ödeme yöntemine ilişkin dosya kapsamında bir belirleme bulunmamakla birlikte, dosya içerisinde bulunan, davaya konu poliçenin bilgi  formunun prim tahsil yöntemi kısmında ''otomatik ödeme talimatı'' kısmının işaretli olduğu, her ne kadar ilk derece mahkemesince davacılar murisi ile sigorta şirketi arasında imzalanan sözleşmede primlerin vadesiz mevduat hesabı ve kredili mevduat hesabından kesilmesine ilişkin yetki verildiği kabul edilmiş ise de , ... bu kabulün aksine ''kredili mevduat hesabından tahsilat'' yönteminde kutucuğun ''hayır'' olarak işaretlendiği, poliçenin ve ... bu bilgi formunun davacılar murisi tarafından imzalandığı, bankaca ilk prim taksidinin, tahsis edilen  krediden düşüldüğü, kredi veren kuruluş banka ile sigorta poliçesini yapan davalı şirketin aynı sermaye grubuna dahil şirketler olduğu düşünüldüğünde, banka tarafından bu yolla sigortalıya prim taksitlerinin ödenmesi konusunda güven telkin edildiği, bu şekilde kalan primlerin tahsili yoluna gidilmemesinin Medeni Kanununun 2. maddesinde tanımlanan dürüstlük kuralına aykırı olduğu, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 05/07/2021 tarih ve 2021/14808   E,  2021/4126 K sayılı ilamlarının da bu doğrultuda olduğu anlaşılmıştır.<br><br>\tBu bağlamda davacıların istinaf itirazları değerlendirildiğinde; davalı  sigorta şirketinin 2. yıl prim taksidi ödemesi için sigorta poliçesinde sigortalı adresi olarak \"... ... \" yazılan adrese gönderilen ihtarın dava dışı muris ile ilgisi olmayan ... isimli şahsa tebliğ edildiği, tebligatta muhatap ... ile ... arasında irtibat kurulmamakla birlikte, tebligatın neden ... yerine  ...'e yapıldığına ilişkin şerhin de verilmediği, bu bağlamda tebligatın usulüne uygun yapıldığının kabul edilemeyeceği ve Hayat Sigortası Genel Şartları C.1.5. maddesinde belirtildiği gibi primin ödenmesine yönelik ihtarın sigortalının son ikametgah adresine  yapılması gerekirken mevzuatın yüklediği şartlarda usulüne uygun biçimde ihtarda bulunmadığı halde, Mahkemece bu gerekçe ile davanın reddine  karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuş olup, davacıların bu yöndeki istinaf itirazının kabulüne karar vermek gerekmiştir.<br>\tYine davacı tarafça her ne kadar somut uyuşmazlıkta davalı bankanın husumeti bulunduğu ve aksi kabul de de, davalı banka aleyhine ayrı vekalet ücreti hükmedilmemesi gerektiği iddia edilmiş ise de; Yargıtayın yerleşmiş  içtihatlarına göre, her ne kadar kredinin henüz ödenmemesi halinde kredi veren banka ile birlikte sigorta şirketini de davalı göstermek suretiyle yaratılan muarazanın men’i ve menfi tespit şeklinde dava açılması mümkün ise de, somut uyuşmazlıkta davacılar tarafından kredi borcu ödendiğinden, artık ödenmesi gereken vefat tazminatının sigorta şirketinden istenilmesi ve riziko teminat dahilinde ise, tazminatın sigorta şirketince ödenmesi icap etmekte olduğu ve davalı bankanın eldeki davada pasif husumeti bulunmadığı dikkate alındığında , ilk derece mahkemesince davalı banka yönünden davanın husumetten reddine, kabule göre de , her iki davalı yönünden davanın farklı gerekçelerle red edildiği göz önünde bulundurulduğunda davalı banka lehine ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur.<br>\tTüm bu nedenlerle, Hayat Sigortası Genel Şartları C.1.5. maddesinde belirtildiği gibi primin ödenmesine yönelik ihtarın sigortalının son ikametgah adresine  yapılması gerekirken mevzuatın yüklediği şartlarda usulüne uygun biçimde ihtarda bulunmadığı, bankaca ilk prim taksidinin, tahsis edilen  krediden düşüldüğü, kredi veren kuruluş banka ile sigorta poliçesini yapan davalı şirketin aynı sermaye grubuna dahil şirketler olduğu düşünüldüğünde, banka tarafından bu yolla sigortalıya prim taksitlerinin ödenmesi konusunda güven telkin edildiği, bu şekilde kalan primlerin tahsili yoluna gidilmemesinin Medeni Kanununun 2. maddesinde tanımlanan dürüstlük kuralına aykırı olduğu ve yine  \tdava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 1502 ve (6767 sayılı Yasanın 1325). maddesinde ise \"En az bir yıldan beri yürürlükte bulunan ve bir yıllık primi ödemiş olan sigorta sözleşmelerinde, sigorta ettiren daha sonra prim ödeme borcunu yerine getirmezse, sigortacı bu sebeple sözleşmeyi fesh edemez ve prim  isteyemez. Bu halde sigorta, prim ödemeden muaf sigortaya dönüşür...\" hükmü dikkate alınarak, poliçe kapsamı belirlenerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken  reddine karar verilemesi usul ve yasaya aykırı bulunmakla , ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK'nun 26 maddesi uyarınca , davacının 29/04/2022 tarihli talep arttırım dilekçesi ile bağlı kalınarak 8.807,51 TL'nin, davalı sigorta şirketince ödeme yapılamayacağına ilişkin davacılara hitaben verilen cevabi yazının   04/09/2019 tarihli olduğu ve davalı şirketinin bu tarih itibariyle temerrüte düşeceği dikkate alındığında,   temerrüt tarihi olan 04/09/2019 tarihinden işleyecek  ticari faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsili ile davacılara  müştereken ve müteselsilen ödenmesine, davalı banka yönünden davacının davasının pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar vermek gerekmiş ve  ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tTüm bu nedenlerle  ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile,<br>\tAnkara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/05/2022 tarih ve 2020/470 Esas 2022/367 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1).b-2 maddesi uyarınca davalı sigorta şirketi yönünden KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davacıların davasının davalı ... Anonim Şirketi yönünden   KABULÜ ile, <br>\t8.807,51 TL'nin   temerrüt tarihi olan 04/09/2019 tarihinden işleyecek  avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsili ile davacılara ödenmesine,<br>\t3-Alınması gerekli 601,64 TL nispi karar ve ilam harcı, maktu harçtan az olamayacağından, alınması gerekli 615,40 TL harçtan  peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 561 TL harcın davalı sigorta şirketinden  tahsili ile Hazineye gelir kaydına, <br>\t4-Davacı tarafça yatırılan 54,40 TL başvuru harcı, 54,40 TL peşin harç olmak üzere toplam 108,80 TL harcın davalı  sigorta şirketinden alınarak davacılara  verilmesine,<br>\t5-Davacı tarafça yapılan 82,70 TL tebligat gideri, 1.600,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.682,70 TL yargılama giderinin davalı sigorta şirketinden alınarak davacılara  verilmesine,<br>\t6-Davacılar davada kendilerini vekille temsil ettirdiğinden, istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'nin 13/(2) maddesi uyarınca  takdir ve tayin olunan 8.807,51 TL vekalet ücretinin davalı  sigorta şirketinden  alınarak davacılara  verilmesine,<br>\t7-Davacı tarafça yatırılan gider avansından dosyada kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacı tarafa  iadesine,<br>\tB)1-Davacı taraftan istinaf karar harcı olarak alınan 80,70 TL harcın talep halinde davacı tarafa  iadesine, <br>\t2-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile dosyanın istinafa gönderim giderinin 58,00 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 278,70 TL'nin  davalı  sigorta şirketinden  alınarak davacılara  verilmesine,<br>\t3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.28/02/2025<br><br>Başkan-              Üye -                 Üye -                    Zabıt Katibi -<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1b9a50256edcbe26","SID":"c192652018f78248"}}