{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2025/210 <br>KARAR NO\t: 2025/184<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...  ...<br>ÜYE \t\t: ...\t     ...<br>KATİP \t\t: ...\t     ...<br><br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18/07/2024<br>NUMARASI\t\t: 2024/297 E.  -  2024/358 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLLERİ<br>\t  <br>DAVALI\t<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Tanınmış Markanın                                                                                 Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/07/2024 tarih ve 2024/297 Esas - 2024/358 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, davacı ... davalı Şirket arasında görülen Bakırköy FSHHM’nin 2010/179 E. sayılı dosyasına  sunulan belgelerden davalı şirketin 07.12.2010 tarihli ve 2010-6-281515 sayılı başvurusuna istinaden rastgele bir ... markasının 556 sayılı KHK’nın 7/1-i maddesi çerçevesinde tanınmış marka olarak tespit edildiğinin öğrenildiğini, bu tespite yaptıkları itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiğini, bu karara karşı yaptıkları itirazlarının da dava konusu YİDK kararı ile reddedildiğini, oysa davalı Şirketin hangi \"...\" ibareli markasının tanınmış marka olarak tespit edildiğinin belli olmadığını, müvekkilinin davalı Şirketin tanınmış olduğu tespit edilen markasından daha önce tescil edilen “...” markalarının bulunduğunu, davalı Şirketin markasının tanınmışlık kriterlerini de sağlamadığını, ileri sürerek, 2017-M-2444 sayılı YİDK kararının iptaline, davalı Şirket adına tescilli ... markasının tanınmış marka olduğu yolundaki kararının iptali ve tanınmış markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı şirket vekili, mutlak bir hak tanınmayan ve 3. kişilerin haklarını da etkilemeyen tanınmışlık sicil kayıtlarının 3. kişilerin itirazlarına  açık olmadığını, ilgili hukuki işlemde davacı yanın taraf sıfatının olmadığını, müvekkilinin ... markasının tanınmış marka olarak kabul edildiği ve korunduğu pek çok karar bulunduğunu, müvekkilinin \"...\" ibareli markasının 40 yılı aşkın süredir gerçekleştirdiği yoğun kullanım neticesinde tanınmış hale geldiğini savunarak,  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br><br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalı Kurumun, tanınmış marka sicili oluşturarak, tanınmış markaları bu sicile kayıt yetkisinin bulunmadığı,. zira, ...'na bu yönde yetki ve görev veren bir mevzuat hükmü bulunmadığı, Yargıtayın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere,  tanınmışlık sabit bir olgu olmayıp, her somut olayda münferiden ispatlanması gereken bir vakıa olduğu, nu nedenle, iş bu davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığının kabulü gerektiği,  Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05.02.2020 gün, 2019/2980 Esas-2020/991 Karar sayılı ilamında da aynı sonuçlara ulaşıldığı, hukuki yarar ise dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmesi gerektiği gerçekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğuna dayalı dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkilinin huzurdaki davanın açılmasında hukuki menfaatinin bulunduğunu, tanınmışlığa ilişkin verilen kararın, müvekkili markasına uluslararası alanda ciddi zarar verdiğini, davalı Kurumun tanınmış marka sicili oluşturma yetkisinin bulunmadığını, davalının markasının tanınmış marka kriterlerini haiz olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br><br>GEREKÇE: Dava, tanınmışlık kararına itirazın reddine dair YİDK kararı ile davalının markasının tanınmışlığına ilişkin kararın iptali ve hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05/02/2020 tarih ve 2019/2980 Esas - 2020/991 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, her ne kadar ... tarafından, kendisine başvuru halinde başvuru konusu markanın tanınmışlık niteliğini haiz olup olmadığı konusunda inceleme yapılarak, bu nitelikte gördükleri markalar için sicil oluşturulmuş ise de; anılan Kurumun kanunen böyle bir sicil oluşturma yetkisi bulunmadığı gibi tanınmışlık özelliği sabit bir olgu olmadığından, herhangi bir davada dayanılan markanın tanınmış olduğunun ileri sürülmesi halinde, her bir somut olayda o markanın tanınmış olup olmadığının ve tanınmışlığını sürdürüp sürdürmediğinin münferiden ispatlanmasının gerektiği, somut uyuşmazlık bakımından davalı Şirketin markasının davalı Kurum tarafından tanınmış marka olarak kabul edilmesine dair kararının ve tescilinin hukuki  bir sonucu olmadığı, bu bağlamda davacının davalı Kurumun tanınmışlık kararına itirazının reddine dair YİDK kararı ile tanınmışlık kararının iptali ve tanınmış markanın hükümsüzlüğü istemiyle eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 187,80-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 31/01/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/02/2025        <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"963b11e6ee9c1afd","SID":"39a3a9a90ad3ce8f"}}